bugüngündem
bugün
/
  1. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    artıladığım için utandığım entryler var :d
  2. 0
    +
    -entiri.verilen_downvote
    sanırım dün stalk yaparken sözlükten birinin instagram hesabını buldum
  3. 0
    +
    -entiri.verilen_downvote
    seviyorum/sevmiyorum diye insan ayırmadım asla. kimin ihtiyacı varsa halletmek için elimden geleni yaptım. en azından yapmaya çalıştım. herkesle sohbet etmeye çalıştım çünkü insanların gözlerinin içindeki parıltı beni hayata bağlıyordu. sevdim, söyledim. mutlu olduğumu belli etmekten kaçmadım. sadece mutsuzluğumu gizledim herkesten ama tükendim. yaptığım her şeyi yapmaya devam ediyorum, edicem de. lakin bu huzursuzluk, bu mutsuzluk beni tüketiyor içten içe ve ben çaresiz hissediyorum.
  4. 5
    +
    -entiri.verilen_downvote
    eski erkek arkadaşımın az önce facebook şifresini değiştirmemesi üzerine facebook'una girdiğimde bulgar bir karı tarafından dolandırıldığını gördüm fdhsjkdlhdjklsdş ingilizcenin i'sini bilmeyen adam kadına şakımış resmen gülsem mi ağlasam mı bilemedim :d
  5. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    artık beni sevmiyor
  6. 8
    +
    -entiri.verilen_downvote
    son yıllarda zekamın fazlaca gerilediğini farkettim. i̇ki kelimeyi bir araya getirip yazamıyorum tabiri caizse. bu duruma gelmemdeki başlıca etken neydi bilmiyorum ama bu halde kalmamı sağlayan etkenleri az çok biliyorum. bir spor sitesine günde 30 defa girip yeni haber gelmişmi diye bakmak, sözlükte veya twitter'da sürekli zaman tünelini yenilemek ve oluşacak gereksiz yeni gönderilere odaklanmak bile zamanımın ne kadar boş aktığını hissettiriyor bana. oynadığım video oyunlarını saymıyorum bile. hep sigara içenleri eleştirirdim ve derdim; "ulan insan neden kendisine zarar verdiğini bile bile içer ki şu sigarayı?" şimdi bağımlılık ne demekmiş daha iyi anlıyorum. belki sigara içmiyorum ve her gün bu yüzden cebimden de 10-15 tl çıkmıyor ama özellikle bu video oyunları yüzünden kaybettiğim zamanın haddi, hesabı yok. sigaraya verdiğin parayı yerine koyabilirsin ama bomboş geçirdiğin zamanı asla yerine koyamazsın. i̇yi tamam da, ulan ben öyle yattığım gibi uyuyan birisi de değilim ki? her gece yatağın içinde ortalama 1 saat telefona bakıyorum. uykum bu cihazın başında geliyor. evet, telefonla sosyal medyada gezinirken ya da subway surfers oynarken uykumun geldiği günleri çok iyi bilirim. ama tarih okurken, ne bileyim lenin belgeseli izlerken de uykumun geldiği oldu. yani bu telefonu kapatmadan da zamanı boşa harcamanın üstesinden gelebilirim sanırım. sadece biraz kendimi kontrol edebilmem gerekiyor. sözün özü olmamam gereken yerde, olmamam gereken haldeyim dostlar. şimdi gidip, günlerdir kafamı tırmalayan stanislavski'yi araştıracağım. belki öğrendiklerimin çoğu yanlış bilgi olacak ama bunun bi önemi yok. şayet yanlışlar da devamı getirildiğinde elbet doğruya ulaştırır insanı. tek gereken, istenilene ulaşmada kararlı, inatçı, ısrarcı olmak. belki bir bilgi, belki de bir insan için.
  7. 14
    +
    -entiri.verilen_downvote
    mahallede oyun oynayan çocukları görünce çok seviniyorum. hatta bazen işimi gücümü bırakıp çocuklarla futbol oynuyorum bu yaşta :d puanlı şut çekiyorum kazanana çiğ köfte ısmarlıcam diyorum sonra diğerlerinin gözü kalmasın diye hepsine ısmarlıyorum. bu durum çok hoşuma gidiyo çocuklar yeter ki sokakta oynasın :d
  8. 5
    +
    -entiri.verilen_downvote
    sigara içerken babama yakalandım. şu an inanılmaz acı çekiyorum. yanımda arkadaşım vardı diye bir şey demedi ama "eve gelince göstericem ben sana" bakışı yetti bile. "sanki kötü yola düştüm" diye bir savunma hazırladım kendime. inşallah sürekli laf sokmak yerine ağzımı burnumu kırar ve bu mesele kapanır.
  9. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    moralim bozukken derse veriyorum kendimi. bir hafta önce hayatımın en büyük kazığını yedim sınavlarım yüksek gelmeye başladı. (bkz: azıma sıçabilirsiniz)
  10. 0
    +
    -entiri.verilen_downvote
    eskisi gibi olamayacağımızı biliyorum ama onsuz da olmuyor eksik işte yani bilmiyorum çabalamayı bırakmayı düşünüyorum sonra cabalasaydim belki olurdu diye pişman olmamak için çabalıyorum ama bu beni çok yoruyor ve bitiriyor . bitik hissediyorum
  11. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    ölünün arkasından ağlamak azap verir ona diyorlar. o gittiği yerde mutlu olsun diye ağlamıyorum, mutlu ol orada ne olur mutlu ol! ben acımı dışa yansıtmamayı öğrendim. mutlu ol ki bu kabuk bi boka yarasın. çok mutlu ol
  12. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    müslüman olmayasaydım çoktan intihar etmiştim
  13. 7
    +
    -entiri.verilen_downvote
    sözlükten hiç bir kıza yürümüyorum. bi sıkıntısı olan veyahut sadece konuşmak isteyen cinsiyet fark etmeksizin tüm yazarlar mesaj atabilir. gerçekten kızlara yürümüyorum bu algıyı aşın artık.
  14. 9
    +
    -entiri.verilen_downvote
    bugün metrobüste gözlüklü bir kızı ara ara izledim sözlük. zira karşıdaki boğaz manzarasından güzeldi. (zincirlikuyudan uzunçayır’a yolculuk yaparken karşılaştım) şimdi tam şu anda bi açıklama yapma gereği hissediyorum öyle trene bakar gibi değil arada elimdeki penguen cilte bakarken arada kıza baktım.( hani telefona bakarken arada sağa sola bakarsın ya öyle aslında. ) tam köprünün üstünde iken gözlüğünü çıkarıp bir kaç özçekim yaptı. (ki saat 4 gibi hafif güneşin batmasıyla güzel bi ışık yakalamıştı şimdi..) açıkcası gözlüğünü çıkarmasına hiç gerek yoktu. gözlüğü ile daha güzeldi hatta. sarı siyah saçları ile güzeldi yani. en çok içimde kalan nokta ise o kıza bunu söyleyememek oldu. i̇çimden geçmedi değil. ama sonradan yanlış anlaşılırsam nolcak napcam dedim. o kıza iltifat edememenin verdiği huzursuzluk aslında o kadar önemli değil ama şu yanlış anlaşılma korkusu iyi değil sözlük.. hiç iyi değil hatta.. kimbilir belki bazılarınız şunu okurken bile yanlış anlayacak beni ya ne diyeyim. umarım olmaz.
  15. 8
    +
    -entiri.verilen_downvote
    ilkokul dönemlerinde yamulmuyorsam 23 nisanda tango yapmıştım. ben ipek ile dans etmek isterken hoca beni semiha ile eşleştirmişti. tek hatırladığım kızın eli aşırı terlerdi, periyodik olarak elimi kızın üstüne silerdim. ve görüntüleri halen evde bir yerlerde. bulursam direk imha etmeyi düşünüyorum.
  16. 6
    +
    -entiri.verilen_downvote
    ya gideyim köyde sıradan ve mütevazi bir hayat yaşayayım, ya da yalılarda, köşklerde falan zevk sefa süreyim. bu ikisinin arasındaki tırt ve sikko hayat ruhumu daraltıyor. ne kendine yeten bir insanın huzuruna, ne de para problemi olmayan bi insanın rahatına sahibiz. bir adet apartman dairesi ve arabaya sahip olunca bu problemlerimizin biteceğine inandırılmış olmak çok acı. dairenin ve arabanın fiyatı yükseldikçe, içinde yaşadığımız kafesin boyutu biraz daha büyüyor, kendinizi özgür sanıyoruz. fakat bu durum, ödülünü yakalamak için koşarken son gücüyle çarkı çeviren bi fare olduğumuz gerçeğini de değiştirmiyor. ağzımıza çalınacak bir parmak balın tadına bakmak isterken, bütün bir ömür boyunca üstümüzden geçenin haddi hesabı yok. peki o zaman, bizim yerimize köşklerde ve saraylarda yaşayanlara neden, "gel buraya hemşerim, senin olayın ne" diyemiyoruz. çünkü hepimiz minik ve sevimli minnoş fareleriz. hadi bugün biraz daha hızlı çalışalım ve çarkımızı çevirip ödülümüzü kapalım. nasıl olsa doğuştan şanslı değiliz, geberene kadar bu hayatı ve arada kalmışlığı yaşamak zorundayız. o değil de entry saraylarda zevk ve sefa sürme isteğiyle başlayıp, adeta sovyetler birliğini yeniden kuracak coşkuyla bitti. siz bana bakmayın oğlum, sıkıcı bir haftanın asabiyet yaptım.* gaza gelip işinizden gücünüzden olmayın.* hadi bakalım herkes işinin başına :(
  17. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    çok pis aşık oldum olm daha önce bir kıza yürümedim kız da benden hoşlanıyor ne yapmam gerektiği hakkında en ufak bir fikrim yok...
  18. 8
    +
    -entiri.verilen_downvote
    i̇lkokuldan bağımı koparmadığım tek bir arkadaşım var, birkaçıyla da sosyal medya üzerinden takipleşiyorduk, ısrarım üzerine arkadaşımla beraber yazdık en yakın olduğumuza daha sonrasında üç kişilik bir wp grubu oluşturuldu. bugün görüşüp veya gördüğümüz eski sıra arkadaşlarımızın kulaklarını çınlatalım dedik ve herkes bir şeyler anlatmaya başladı. hilal'in marmara'da hukuk okuduğunu, ikizinin polis olduğunu, kaan'ın üti'li, burak'ın lisede uyuşturucu kullandığını, asya'nın erkeklerden dolayı isminin çıktığını öğrendim. merak ettiğim bir isim vardı da yanlış anlarlar mı bilmiyordum ama sormaya çekindim "ya alp napıyor, nerde okuyor?" diye soramadım. üç yıl platonik olarak takıldığım çocuktan bahsetsem sanki her şeyi anlayacaklardı ve bundan hâlâ korkuyor idim. sonra arkadaş alp var ya diye mesaj attı ben sanıyorum ki alp hayalini gerçekleştirdi pilotaj okuyor diyecek, kalbim hızlandı böyle yazmasını bekliyorum. lise ve üniversite zamanında da binlerce kez aramaya ismini yazmama rağmen ona dair hiçbir şey yoktu internette bu sebepten ötürü çok merak ediyorum, çıldırıyorum.sonra bir mesaj geldi "babası annesini aldatmış, kadın kendini içkiye vermiş ve kanserden ölmüş" diye. gözlerim doldu birden, içimden olamaz hayır, o kadın ölemez diye geçiyorum aynı zamanda çocuğun geçirdiği sıkıntılarını düşünüyorum, kendime gelemiyorum. tek kelime mesaj yazamadım. hala daha inanmak istemiyorum. keşke hiç öğrenmeseydim diyorum hep aklımda mutlu olarak kalsalardı.çok mutlu bir ailesi vardı, çok mutluydu. çok imrenirdim ailesine, annesi çok iyiydi. sevdiğim birini kaybetmenin, platonik de olsa bir zamanlar aynı sırayı paylaştığım insanın o acıları çektiğini bilmek kahrediyor beni. ölmek istedim bugün, o imrendiğim hayatın da bir yalan olduğunu öğrendim.benim artık bir şeylere ümit edecek halim kalmadı. yarınlar için umudumu tükettim. kimseye anlatamıyorum bu olanları buraya bırakıyorum. çok yoruldum sözlük, kaldıramıyorum.
  19. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    uzunca bir süre sonra ilk kez entry giriyorum. bu uzunca bir süre zarfında çok şey yaşadım. güzel insanlar kaybettim, büyük başarılara imza attım, çok iyi insanlarla tanıştım, yaptığım bir şeyden ilk defa pişmanlık duydum ve galiba büyüdüğümü bir kez daha hissettim. 19 yaşındayım ve gelmeden önce nişanlandım. hayatımda “aile mutluluğu” kendi mutluluğumdan hep önce geldi. mutlu değilim. nişanlım olan insan birkaç hafta sonra yaşadığım ülkeye gelecek ve ben bunu istemiyorum. tanıdığım kimsenin bana ben istemedikçe ulaşamayacağı yerlere kaçıp gidesim var. hayır diyemiyorum. kaybettiğim insanı sadece son bir kez daha görebilecek olduğumu bilmeden yanına gitmek yerine bana zamanında dershaneden sadece bir ders erken çıkmama izin vermeyen hocama da, pişman olacağımı bile bile yapmak istemediğim şeyi bana bunu yapmaya zorlayanlara da, nişandan önce aileme de “hayır yapmayın” diyemedim. ama siz lütfen demeye çalışın. insan ne olacağını önceden bilemeyince “keşke” diyebiliyor. keşke demekten ziyade bence hayırı tercih edin. son olarak itiraf etmeliyim ki, ölmeyi ilk kez bu kadar çok istedim. ilk kez ölümle kurtuluşu bekledim.
  20. 0
    +
    -entiri.verilen_downvote
    3 farklı kıza eğer 30 yaşında kimseyle evlenmezsek birlikte evlenelim diye söz verdim. hepsinin sevgilisi var ve benim hala sevgilim yok. 3 farklı kişi kimseyi bulamazsa benimle evlenmek istiyo fakat kimse benimle sevgili olmak istemiyo. ne anlamalıyım burdan ?
  21. 0
    +
    -entiri.verilen_downvote
    canım okey oynamak istiyor ama oynayabileceğim kimse yok. neyse, cuma cuma günaha girmeyelim bari..
  22. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    küçükken maddi durumumuz o kadar iyi değildi. eve gidiş yolu da bakkalın önünden geçerdi. anne bakkaldan bana şunu alır mısın diyemezdim biliyordum çünkü veresiye defteri sınırını doldurmuştu. ben de bazı zamanlar annemle bakkalın önünden geçerken annemin sevdiği abur cuburları söyleyerek annemin canının çekmesini sağlamaya çalışırdım alır da beraber yeriz diye. bu çekingenliğimi ve bazı şeyleri söylerken utanmayı özledim. seni̇ sevi̇yorum anne.
  23. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    ekmeğin değeri artarken, emeğin de değerinin arttığı bir dünya düşünmeyi, hatta bu hayali geliştirip kusurlardan arındırılmış bir dünya hayal edip onu güzelleştirmeyi seviyorum. ama bunların asla olmayacağını bilmek de canımı yakıyor.
  24. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    geçen sene geziyle kar tepeye gitmiştik neyse biz tabi donuyoruz orda baktık bi yerde ateş yanıyor neyse gittik arkadaşlarla ısınıyoruz meğer kafenin önüymüş adam geldi ne alırsınız dedi bizde abi ısınıyoruz sadece dedik bir şey içmeniz gerekiyor dedi ne bilelim çayın8tl olduğunu çay alalım dedim 7kişiyiz çayları içtik 8tl dedi abi dedik biz ne içtik. karton bardakta bide yani bu okuldaki bardaklardan. çayın dibini bırakmıştık fiyatından sonra 2 saat ateşin orda durduk müşterilere de çay 8tl gelmeyin dedik.dd abi hala bilmiyor.dd aq gavatı 8tl çay mı olur sinirlendim hatırlayınca
  25. 5
    +
    -entiri.verilen_downvote
    yurtta kalınca suyu hep şişeden içtiğim için eve gelince bardaktan su içemiyorum. bardaktan su içmeyi unutuyorum sadece bana mı oluyor bu?
/