• asosyal itiraf

    6
    +6
    -0

    sana karşı hissettiğim duygularımdan tam emin olduğum sıralarda birçok şiir yazdım. bunları sana gönderemediğimden hepsini denize bıraktım. sana yazılanı sen göremedikten sonra, kendimi en özgür hissettiğim yere bıraktım.

  • evlilik teklifi

    5
    +5
    -0

    bu gece abimin, sevgilisine yaptığı ve kabul gördüğü teklif.

    aha

    arkada bu müzik eşliğinde, yaşadıklarımı düşünmeme neden oldu bu olay. gözü üstünde kaşı var diye nice kızı beğenmeye beğenmeye, kimseye adım atmadan gençlik yıllarımı flörtten öteye götürmeden geçirdim hâlâ da geçiriyorum. sadece 1 tane kızın etkisi olmuş hayatıma, o da lise 1'deyken ki platoniğimdi amk. ileride, eğer yaşarsam ve çocuğum ya da torunum olursa ki sanmıyorum, hiç aşk anısı anlatmayan hâlâ fifa'da spursle milleti delirten, batakta koz çakan odun bir baba veya dede olacağım bu gidişle aq. ne yapalım bizim de kaderimiz böyleymiş. o ilk olayda çıtayı o kadar yüksek tutmayacaktım, şimdi inemiyorum aşağısına.

    evliliğe hep karşıydım hâlâ da karşıyım niye böyle duygusallaştım ki ben. aman aman pu pu eşşedüen la aman aman hayır hayır asla asla pu pu.

    tatlıyı ne zaman yiyoruz? - solocunuz 21 Ekim 2018 00:11
    kısmetse yaza - sakire cay yok 21 Ekim 2018 00:13
    hiç beklemediğin bir anda hiç beklemediğin kişiye karşı bir hisler oluşur ınsallah sonra buraya kendi yaptığın evlilik teklifini anlatırsın - minikmine 21 Ekim 2018 02:43
  • asosyal itiraf

    5
    +5
    -0

    ortaokuldan sonra okuyan aklımı sikeyim. girecektim sanayiye çırak olarak. usta olacaktım bir işte. askere gidip gelip, sonra dükkan açacaktım bir tane.

    okuyacağız diye derdimiz neydi ki? şu yaşımda arpa boyu kadar yol ilerleyemedim.

  • sözlük yazarlarının ihtiyacı olan şeyler

    4
    +4
    -0

    sanırım ortak ilgi alanlarımız olan biri. mesela ben bir şeyden bahsederken karşımdakinin kayıtsız tavırları beni soğutuyor. bir de mevcut çevremle pek kesişen bir zevkimiz olduğumu söylemek zor.
    sıcak bir muhabbet.

  • sesindeki haziran

    3
    +3
    -0

    t : bir karaçalı parçası.
    rapten tiksinene, rapi sevdirir bu şarkı. geçişler, sözler her şeyiyle muhteşem.

    "bıraksaydın da son sözümü söyleseydim,
    arar bulurdun gerçekten özleseydin."

  • sesindeki haziran

  • bilinçötemden yansımalar

    4
    +4
    -0

    akşam olsa da eve gitsek dilekleri gerçekleşince, yenileri eklenir noktadan sonrasına. tüm gün insanların seyrine girdikçe, ne çok unutuluyorum. kimisinin gülümsediği, kimisinin görmezden geldiği. kalabalık bir caddede yolumu bulmaya çalışırken buluyorum kendimi. bulduğum hoşuma gitmiyor. kornasının dibine kadar basıp yol isteyen taksi şöförü, ısrarını küfürleriyle pekiştirirken, bir sigara daha izmaritini yakıyor küllükte. çok mu içiyorum? nasıl akşam olur başka türlü diye soruyor kanlı gözleriyle benden başka her yere bakan, yanımda ayakta duran adam. nasıl olurunu bilmiyorum. mümkün olduğunca akrep ve yelkovanından uzak tutuyorum bakışlarımı. görmezden gelince zamanı daha çabuk geçer sanıyorum. insanların beni görmezden gelmesi gibi. geldikleri yer neresi?

    nereye gidiyor tüm bu insanlar akşam olunca? sabah nereden gelip buluyorlar beni? bu hayatlar, ben yanlarında yokken nasıl devam ediyor? altı bin yıllık yazılı tarihi var dünyanın. hepsini okumak istiyorum. ne yapmışlar, neden yapmışlar... ya öncesi? kimsenin aklına gelmemiş mi oturup kayıt altına almak yaşadıklarını.karanlık çağlar dedikleri, ateşin bulunmadığı zamanlar mı? altı ayı gece yaşanan ülkeler, neden bu kadar şansız? hangi lanet bu, acısını çıkarmışlar mı, altı ayı gündüz yaşarken... hava kararmadan içmeyen insanlar, altı ay nasıl uyumuşlar?

    öyle yakınımdasın ki, bazen göremiyorum seni...flu görüntüler arasında geçip gidiyorsun. gün boyu aklımdasın ama oturup iki satır yazmıyorum sana. içerliyorsun belki, belki düşünmediğimi sanıyorsun haklı olarak. kızıyorsun.içine düştüğüm ne? bilmiyorum. tek bildiğim savrulurken kırılmasın diye bir yerlerim gazete kağıtlarına sarmak. akşam üzeri yeni bir eve taşınma telaşı. ne çok taşıdım kendimi, bir bedenden diğerine. ne çok hırpalandı içimde bir oraya bir buraya sallanırken, herkesten sakladıklarım. bittiğini kabul edebilmeli insan. yeniden başlayabilirsin ama yenilenmiyor ruhun. biten hayatında sana dair her ne varsa o taşınma esnasında kırılıp dökülüyor mutlaka. daha önce yapamam dediklerin, korkuların, özlemlerin, hırsların, hepsi anlamını yitirmiş, sıradanlaştırma enstitüsünde terbiye edilmişler sanki.en uzaktakilerimin bile bana bu kadar yaklaşıp,içini içime dökmesine izin verirken, seni göremiyor olmamın tıbbi açıklamasını merak ediyorum. hangi numaralı gözlüğü kullansam düzelir bu rahatsızlığım...

    bağdaş kurup kaldırım taşı üzerinde sigara içen sarı saçlı kadının,koyu renkli güneş gözlüğünün ardından bakarken neleri gördüğünü merak ediyorum. en çok da benim ona baktığımı görmüş müdür? mırıldandığım türkünün sözlerini duymuş mudur? yağmur yağacak, şakaklarımdaki basıncın artmasından biliyorum. bildiklerimden yoruluyorum. yorulduğum yerden geliyor insanlar üzerime. bir çay daha içelim mi diye soruyor, daha çayını yarılamamış adam, karşımda oturan. içelim diyorum. sohbet koyulaşıyor, çay açık geliyor bu defa, belli dibi gelmiş demliğin. bir dibi var mı bu hayatın? diye soruyorum. sorarken farkında bile olmadan. anlamıyor karşımda oturan adam. nasıl yani sorusu bakışıyla bakıyor gözlerimin içine. savrulup duruyoruz ya bir aşağı bir yukarı, çarpıyoruz, çarpılıyoruz inandığımız tanrı tarafından. sinirlenince kendine hakim olamıyor. sopası da yok, bir kulunu kullanıyor çarpmak için. hem de öyle bir çarpıyor ki, farkına vardığımızda çok geç oluyor. bazen anlamıyoruz bile, küll-i irade diyerek açıklıyor alimler bu durumu. bizim cürmümuz ne ki, isyana soyunuyoruz. çıplaklığımızdan utanıp tevbeye yelteniyoruz, son pişmanlık neye yarar diyor şarkıda, yaramıyormuş. ağzımız burnumuz olmasa da, ruhumuz yamulunca anlıyoruz. işte diyorum, bunun bir dibi var mı? ne zaman istediğimiz hayatı yaşayacağız, yaşadığımız başkasının hayaliyken üstelik... nankörlüğün lüzumu yok diyor, karşımda oturan nihayet bitirdi çayını. bir çay daha içer misin diyorum. yeter-li diyor. nezaketi elinden bırakmadan, sigarasını da tutuyor. hayran hayran bakıyorum. tek elinde iki marifet. diğer eli hala boş, neler yapabilir bir düşünsene diyorum kendime, ikisini birden kullanınca.

    kant'ın kainat profili hakkında ne düşünüyorsun diye soracak oluyor. kalkalım diyorum. bir çay daha içemem artık. ben en yakınımdakini görememe sorunum üzerinde düşünürken, evrenin diğer ucuna götürme beni. anlamıyormuşcasına gülüyor. ellerime bakıyorum. akşam olsa da eve gitsek dileğimin gerçekleşmesine hala altı saat kırkiki dakika küsür saniye var. aklıma gelince moralim bozuluyor. bu saatte nereden tamirci bulacağız. beni onarabilecekler listesini düşünüyorum. bir süre daha bozuk kalacağımı anlayınca daha çok bozuluyorum. yine kalabalıklar arasında yalnız kaldığımı farkediyorum. bu farkındalıklar yoruyor beni. ayılmanın en kötü yanı ne biliyor musun diye soruyorum, karşımdan kalkmış artık yanımda yürüyen adama. ben alkolü bıraktım diyor, susuyorum. tam da zamanını bulmuşssun alkolü bırakmak için, benim bu soruyu sormamı mı bekledin? sormuyorum. deşmeyelim yaranı diyorum, senin derdin benden büyük. ayık kafayla bu hayatı yaşıyorsun, hayran kaldım sabrına...

    nereye gidiyor tüm bu insanlar, yanlarından geçenleri görmeden, kimseyle çarpışmadan nasıl yürüyorlar kalabalıklar içinde? sanki bir tek bana çarpacaklar eğer durmazsam, ben görünmez miyim? beni görmeleri ve kabul etmeleri için ille de benimle çarpışmaları mı gerekecek? sonra pardonlar havada uçuşacak, sonra? üzerilerine bir şey dökülmediği sürece otuz saniye içinde imha edileceğim akıllarında.bu çarpışmada fiziki olarak etkilenmediğiniz sürece, çarptığınız kendini hemen imha edecek cümlesindeki gizli nesnenin bahsettiği imhaya konu olan 'şey' olmak hoşuma gitmiyor. belki de bu yüzden, hep ben durup bekliyorum çarpışmamak için.onlar geçip giden 'şey'ler oluyorlar benim için ve bundan hiç rahatsızlık duymadan...

    altı bin yıllık yazılı tarihi düşünüyorum. okuyamayacaklarım aklımda kalıyor. ya öncesi? güzel olan öncesi değil mi? öyle güzelmiş ki oturup yazmak yerine yaşamayı tercih etmişler...

  • üçlü denince akla gelen şeyler

  • kafiyesi bozuk şiirler

    4
    +4
    -0

    sesindeki eylül
    çaresizliğimin türkçesini bulamıyorum
    ne desem,
    ne demesemle aynı kalıyor
    susuyorum
    suskunluğun kasım soğuğu
    soluğum boğazımı acıtıyor
    sesindeki eylülü ararken
    ne söylesem
    söylemesem mi'ye kurban ediliyor.
    susuyorum.
    tanrının bu durumlar için göndereceği bir şey yok muydu?
    yokmuş.
    sen susunca anlıyorum.
    sıkılganlık tohumlarının filizlenip açılması için en uygun ortam buymuş!
    iki kişinin sessizliğiyle,
    'öyle işte'lerle geçiştirilen zaman dilimleri...

    sesindeki eylül
    çok koşmuşum da yetişmek için,
    yetişmişim hatta
    görmüş hatta otobüsün sürücüsü
    durmadan gitmiş gibi
    bırakıp beni otobüs durağında
    geç kalmışım yaşamam gerekenlere
    istemediklerime maruz bırakılmışım gibi
    şimdi kim ısıtacak ellerimi
    ceplerim de olmasa...

    sesindeki aralık
    ne uzun
    geceleri
    koynunda uyuduklarım aklımı kemiriyor
    sensiz geçenlerin telafisi olur mu?
    sabahlara kadar sevişsek...
    mesela her şeyi defalarca tekrar etsek
    defalarca öpsem omuzlarından
    defalarca uyandırsam seni sabahlarında
    defalarca gitsek demir kiliseye
    defalarca sen yine utansan
    her fotoğrafını çektiğimde
    güzel çıkmamışım desen
    ben daha güzelini görmemişken üstelik
    tamam desem
    yeniden çekelim
    bu güneşte ne tembel
    girmiş bulutların koynuna
    ayrılmak bilmiyor
    ışığını esirgiyor yüzünden...
    saatlerce yürüsek
    acıksak sonra
    midye dolma daha çok var
    eve dönsek sonra
    öpsem boynundan
    arayı kapatsak işte
    yaşayamadıklarımızla...

    sesindeki şubat
    sussan olmuyor
    konuşsan
    öyle üşüyorum ki...

  • asosyal sözlük

    4
    +5
    -1

    tenhalaşınca iştahımı kabartıyor. hazır ahali de yokken şöyle bir sol kanadından formatına kadar yumulasım var. keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

    1 bu baya baya sözlüğe yürüyor.. sayın modlar lütfen göreve.. yoksa sözlüğün namusu elden gidecek ... - tosbağa 21 Ekim 2018 08:39
    :-) - tosbağa 21 Ekim 2018 08:40