mod

Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("sözlük yazarlarından denemeler") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bisey yap

0 adet entiri secili.

    ... diger entiriler (33) ...
  • 5
    +5
    -0

    kâfir

    hani nazım efendi demiş ya, ne de güzel söylemiş:

    “insan öleceğini bile bile nasıl yaşar?
    ya çıldırır, ya öleceğini unutur.”

    bana sorsanız mükemmel bir tespit lakin yanlış bir tanımlama. insan öleceğini unutmaz, unutsa da bunu canlı tutamaz.
    unutmak anlık bir duygu, çıldırmamaya yetmez.
    insan, hayatının her döneminde öleceğini bilir. bildiğin bir şeyi unuttum diyemezsin.

    bu biraz şey gibi; hani çok aşık olduğun bir kadın vardır hayatında, bir gün gelir sana hiç acımadan terk edip gider seni.
    yıkılırsın. nefes alamayacak duruma gelirsin.
    bir daha onsuz olmaz dersin. aşık olmamaya yemin edersin.
    ama gün gelir yine hayatına devam edersin.
    mecbursundur bir yerde, hayat devam eder ve ayak uydurursun.

    soranlara, o kadını unuttum dersin ya hani? hah işte ölümü unutmak da tam böyle bir şeydir. unutmazsın ama unuttum dersin. aslında yaptığın, hatırladığın şeyin üstünü örtmektir.
    yola kaldığın yerden devam etmek için hatırladıklarının üstünü örtmek, gerçeği gizlemektir.

    ufak bir dokunuş yaparsak: ya hu insan öleceğini bile bile nasıl yaşar? ya çıldırır, ya da öleceği gerçeğinin üstünü örter.

    arapçada bir terim vardır: kafir.
    kökeni k-f-r’den gelir. etimolojik olarak kabaca; gizlemek, saklamak, örtmek anlamındadır.
    etki alanı öyle geniş bir kelimedir ki asla basitçe müslüman olmayan anlamına sıkıştırılmamalıdır.

    çünkü bir dinin mensubu olmayan non- teist insanların fazlaca belirginleşen bir özelliğini açığa çıkartıyor bu kelime.

    “niçin?”

    dinler olmadan bu sorunun tatmin edici bir karşılığını bulamazsınız. zaten dinlerin bizatihi birincil amacı insandaki “niçin” sorusuna bir cevap vermek üzerinedir.

    eğer bir dinin olmadığını kanıksarsanız bu soru sizin zihninizi kemirmeye ve farklı çabalara yönelmeye zorlar.
    ana rahmine düşerken asla size bunun için bir soru sorulmadı ya da siz hatırlamıyorsunuz. bu dünyaya gelirken haberdar edilmediniz.
    peki bütün bu kainat neden var, neden ana rahmindeki 285 milyon spermden bir tanesi olarak siz, bu dünyaya geldiniz?

    evrenin bu en güzel gösterisi, bu bütün tantana neden var? niçin var olduk?

    bu soru temelde her insanı zorlar. niçin dünyada olduğumuzu bilmemek insanı çıldırtmaya yeter de artar bile.
    sonra kainat düzeni için “nasıl” sorusunun cevabını sistematik bir şekilde arayan bilime felsefi bir misyon yükler-hata yapar- niçin var olduğunuzu bu yolla anlamaya çalışırsınız.

    ya da tamamen zanna uyar, son derece subjektif bir takım saptamalar ile varlığın içerisinde gün gibi ortada olan anlama, öznel misyonlar yüklersiniz.

    ama aslında yeterli bir düşünme ve anlama yöntemi izlediğiniz zaman kendinizi kandırdığınızı fark etmeniz işten bile değil.
    en iyi nihilist bir varlık tanımlaması yapar tüm bu tantanayı basit bir yanılsama varsayar, içinizdeki o aşkın, durdurulamaz hissiyata gözlerinizi kaparsınız.

    nereden mi biliyorum? bunların hepsini denedim. niçin bu dünyada olduğumu anlamak için elimden geldiğince her yolu denedim.

    eğer şu anda yaşadığımız çağ hakkında bir tanımlama yapacak olsaydım kesinlikle şu olurdu: “çağımızın vebası sekülerizmdir.”

    dünyanın daha yaşanılası bir yer olması adına yapılan katkılar için etkisi olmuştur bu kavramın elbet ama bütünsel baktığım zaman bu olgu üzerine yapabileceğim en iyi benzetme kanser olurdu.

    ayrıca bu hastalık herkes için geçerli. müslümanların da en büyük çelişkisi burada yatıyor maalesef.
    “allah yokmuş gibi yaşamak.”
    ama bu yazının konusu değil.

    zihin/düşünce yapınızı bilmiyorum ama benim zihnimin bana vadettikleri çok fazla. sonsuzluk kavramının kodlarının bizatihi insan zihninde olduğundan şüphem yok.
    dolayısıyla bu aşkın zihin yapısı adına olabilecek en büyük konu niçin var olduğumdur.
    niçin? ne için? amaç ne? bunca tantana gübre olmak için mi?

    ve insan olan herkesin bu soru ile baş başa kalması gerektiğini düşünüyorum.
    bundan daha büyük bir konu yok!
    bundan daha büyük bir ağırlık yok!

    işte bu sekülerizm bunu örten yegane faktör. çağımızın vebası.
    insan olmanın kıymetli zenginliğine karşı en büyük soruyla ilgilenmezsin böylece.

    kendini ucuz dünya varlığına sıkıştırırsın.
    komik ikili ilişkilere dertlenir, ayşegül’ü yatağına almanın hayalini kurarsın her an.
    dünyanın en pahalı zevklerini yaşar, en lüks yemeklerle yaşamına kalite(!) katarsın.
    2+1 evinde televizyonunu izler, 3+1 evi alabilmek için hayatın boyunca çalışmak istersin.
    sikindirik bir ön kabul ile biraz daha iyi bir ev için başkalarını daha çok zengin eder, modern köleler olmayı kendine reva görürsün.
    en iyi arabalara binmek senin için keyfin doruklarıdır bir yerde.
    iş hayatında yükselmek için birilerinin üstüne basmaktan çekinmez, sikimsonik plazalarda iyi bir pozisyon kapmak için ruhunu satarsın.
    kapitalizmi her fırsatta kötüler ama onu ilah edinmekten bir an olsun geri durmazsın.
    en büyük sorunun cevabını bulamamak seni rahatsız etmez.
    çünkü sen onu gizlemeyi, üstünü örtmeyi sekülerizm ile başarmışsındır.
    senin artık daha büyük dertlerin vardır. neredeyse her gün kavga ettiğin, artık senden nefret eden ama çok güzel ve iyi bir pozisyonda olan karın ile en iyi otellerde poz verip insanlara bir şeyleri ispatlamak gibi…

    başkası için yaşamak yaşama sebebin olmuştur farkında değilsin.

    en büyük sorunun cevabını bulamamış olmanın ağırlığı seni meşgul etmez. zihninin bu bölümünün üstünü son derece profesyonel bir şekilde örtmüş ve gizlemişsindir bir kere.

    zamanın neredeyse tamamını en iyi üniversiteleri kazanmak için, en paralı meslekleri kazanmak için harcarsın.
    kendin için hep bir sonrakine hedef koyar daima daha fazlası için bir şeyleri es geçersin.
    maddeci bir dünya algın olur makineleşirsin.

    işte kafir olmanın bir yönü de bu şekilde vuku bulur. fıtratının en büyük sonucu ne için var olduk sorusunun üstünü örtersin.
    felsefe yapmak, varlığı sorgulamak, niçin diye sorabilmek ve bu uğurda emek harcamak insanın fıtratında olan zorunlu bir sonuçtur.

    bu gerçeği gizlemekten daha doğal bir kafirlik düşünemiyorum.

    dünyanın en refah ülkelerinde intihar oranı oldukça yüksek olur ya hani?
    ya da çok zengin insanlar ya da onların çocukları bir gün hiç bir sebep yokken intihar eder ya hani?
    her türlü zevki sefayı yaşamış seküler insanın, varlığı madde ile kısıtlayan insanın “nirvanası” olan insanlar…
    hani hayatının bir yerine gelince; önünde yakalayıp yemek isteyeceği hiçbir havuç kalmamış insanlar en sonunda intiharı seçer ya?

    işte bu yazdıklarımı yaşasalardı en iyi onlar anlardı!

    hayatın amacını sorgulamadan, önüne asla ulaşamayacağı havuç koyulmuş bir at misali bütün amacın önünde ki havucu yeme odaklı olur.
    nereden geldiğini, nereye gideceğini sorgulamadan havuca odaklanırsın.
    sana iyi bir şeymiş gibi sunulan sekülerizm tam olarak bunu sağlar.

    “bütün amacın o havuçtur, gerisini boş ver, havuca odaklan!”

    bir din sana mutlak cevabı veremeye bilir belki. ama en azından mutlak gerçeğin konusu adına bir yola sokar seni.

    “havucu değil gerçeği hak ettiğini fark ettirir.”

    mutlak gerçek nedir sana söyleyemem belki; ama hak ettiğin şeyin, gerçeği bulmak adına yolda olmak olduğunu söyleyebilirim.

    insan bu kadar sekülerleşecek kadar ucuz ve hayvani değil.

    yine döndük nazım’a.

    “ya hu insan niçin var olduğunu bilmeden nasıl yaşar? ya çıldırır ya da üstünü örter!”

    1 herkes arkasına saklanarak suçu yıkacağı bir kavram arayışında. sana göre ise sekülerizm, ona göre milliyetçilik, buna göre teizm... uzar gider böyle. kavramlar birbirlerini etkilediği için bütünüyle bir tarafa yıkmak totalde yanlış diye düşünüyorum. belki de insanları sekülerizme iten, bazı kavramların kanser etkisi göstermesidir. - gazipasa 28 Aralık 2016 16:14
    tabii topyekün bir tarafa yıkmak değil derdim. ama bu niçin varız sorusunu insanların es geçmesini sağlayan en büyük unsur bu dünyacı yaşam tarzıdır. en önemli gündemi demode hale getiren bir sosyal dayatma aslında bir yerde. - devriksekiz 28 Aralık 2016 19:27
    2 insan doğasının teoriyi değil pratiği daha çok seviyor oluşu kaynaklıdır. anı yaşama derdinde insanlar. belki de yaptığı her şeyi kısa vadede yapacağı ibadet ve tövbelerle ekarte edebileceğine inandırılması sekülerizme geçişlerinde etkilidir. uygun bir vakitte entryle ilgili birkaç soru sormak isterim. - gazipasa 28 Aralık 2016 21:43
    1 haklıymışsın :d - psikopat psikiyatri 29 Aralık 2016 09:47
    1 söz bunu okuyacağım ama simdi bi isim var :)))) - psikopat psikiyatri 29 Aralık 2016 09:48
    önceden entrylerin hepsini göremiyoruz diye uzun uzun entryleri bilgisayara kaydediyordum. 25-30 tane oldu heralde. :) - devriksekiz 29 Aralık 2016 10:01
  • ... diger entiriler (33) ...