Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 0
    +0
    -0

    "kar taneleri birbirine benzemez. sözcüklerde benzemez. ama bir cümle başka bir cümleyi hatırlatır her zaman. koşan atlar düşen atları hatırlatır. yağmur yağar, durur, tekrar başlar. yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir oğlum."
    emrah serbes- hikayem paramparça

  • 3
    +3
    -0

    gel demem işe yaramıyor, biliyorum. en çok da gel denenler gelmez zaten. böyledir bu dünyanın kuralı. bir yaktımı insanı bir ateş, sesini çıkardıkça daha da yakası gelir. sessizce bekliyorum. bir cümlenin işi değil seni getirmek. belki duaların işi, dua edip duruyorum. okuyorum, yazıyorum.
    ...
    bilmiyorum bir gün gelecek misin ama sanki gelecekmişsin gibi bekliyorum.

  • 2
    +2
    -0

    ve huzursuzluk.
    aramıza sıkışmış halde.
    "sen benim en iyi arkadaşımsın, ed." dedi sonunda.
    "biliyorum."
    bir erkeği bu sözlerle öldürebilirsiniz.
    silaha gerek yok.
    mermiye gerek yok.
    sadece bu sözler ve bu sözleri söyleyecek bir kız yeterli.

  • 4
    +4
    -0

    'renklerle sevişirsin, gökkuşağı doğar. geceyle sevişirsin, yıldızlar doğar. rüzgarla sevişirsin, fırtına doğar. ölümle sevişirsin, yaşam doğar. anladın mı? sen kutsalsın kadınım. sen istersen tüm evren çocuğun olur.' - öfa

  • 4
    +4
    -0

    "bilgi ne garip bir şeydi. şişede hapsedilmiş bir cin gibi yıllarca duruyor, senin gelip kapağını açacagın günü bekliyordu."

    zülfü livaneli/ serenad

  • 4
    +4
    -0

    "benim çocukluğumun belli başlı imtiyazı hürriyetti. (...)
    ben bu kadar kendi zıddı ile beraber gelen ve zıtlarının altında kaybolan nesne görmedim. kısa ömrümde yedi sekiz defa memleketimize geldiğini işittim. evet, bir kere bile kimse bana gittiğini söylemediği halde, yedi sekiz defa geldi; ve o geldi diye biz sevincimizden, davul zurna, sokaklara fırladık.
    nereden gelir? nasıl birdenbire gider? veren mi tekrar elimizden alır? yoksa biz mi birdenbire bıkar, "buyurunuz efendim, bendeniz artık hevesimi aldım. sizin olsun, belki bir işinize yarar!" diye hediye mi ederiz?(...)
    nihayet, şu kanaata vardım ki, ona hiç kimsenin ihtiyacı yoktur.
    saatleri ayarlama enstitüsü

  • 2
    +2
    -0

    bakın ben bile ağlıyorum albayım. imkansızlık duvarının, önünde ağlıyorum. bu duvar beni çıldırtıyor. başımı, bu duvara vurup parçalamak istiyorum. başım ağrıyor albayım. bilge beni istemiyor diye onu bir daha göremeyecek miyim? böyle şey olur mu? biraz önce birlikteydim onunla. nereye gitmiş olabilir hemen? onu sokaklarda bulamayacak mıyım ? aslında kötü bir oyun oynamıştım, kötü bir niyetim yoktu. sizinle de oyunları düzeltmiyor muyduk birlikte? bilge de anlamıştır canım. birazdan gelir herhalde değil mi ? yoksa eve dönüp beklesem mi? ben de kötü davrandım albayım. böyle oyun da olur muydu? utanıyorum kendimden albayım. üstelik utanmadan bu kalabalık caddenin köşesinde duruyorum. belki de herkes öğrenmiştir. herkes birbirine anlatıyor. beni görünce de belli etmeden gülümseyecekler. ben dünyayı kirletiyorum albayım. hiç olmazsa kimseye belli etmeden bekleyebilsem burada. kendimi gizleyebilsem. yakamı kaldırayım da beni tanımasınlar. acaba ölürsem çok üzülür mü albayım? o zaman koşup bana gelir mi dersiniz? siz çok ağlarsınız, biliyorum albayım. fakat sizi hiç ağlarken görmedim, biliyor musunuz? ben öldükten sonra sizi ağlarken görmeyi çok isterdim doğrusu. sadece bir kere mütercim arif'i okurken gözlerinizin dolduğunu görmüştüm. biraz ölseydim, biraz da sizin bana ağlamanızı seyretseydim. beni bekleyen yalnızlığı ve karanlığı istemiyorum. neden herkes benden kaçıyor albayım? yaşamasını bilmiyorum da ondan mı? siz şimdi ağladığıma bakmayın, aslında böyle hissediyorum.

  • 2
    +2
    -0

    bazılarının ''bizim yemen'de ne işimiz var?''diye sık sık homurdandıklarını duyuyoruz.bu beyinsizler''ingilizlerin aden'de ne işi var?''sorusunu kendilerine neden sormuyorlar?
    yemen ah yemen-mehmet niyazi
    (bkz: yemen)

  • 3
    +3
    -0

    "o sırça fanus ki, içinde ölü bir kelebek gibi tıkanıp kalmış biri için dünyanın kendisi kötü bir düştür. "
    sırça fanus/slyvia plath

  • 4
    +4
    -0

    "şöyle dedi:'çok korkuyorum.' neden, diye sordum.'öyle mutluyum ki,doktor resul.böylesine büyük, müthiş bir mutluluk, insanı korkutuyor.' yine nedenini sordum , şöyle dedi:'senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.' hemen onu susturdum: 'hişşt , hadi ama. saçmalama.' "

  • 6
    +6
    -0

    "bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince, insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım."

  • 3
    +3
    -0

    “sevinçliyim, geceleri bana uğramayan uykunun yolunu öğrendim artık. uykusuzluğa karşı koymak budalalık. yeryüzünde en suçsuz nesne uyku, oysa en suçlu varlık insan!"

  • 5
    +5
    -0

    yeniden bir şey hissederiz diye kaçtığımız insanlar, yeniden üzülürüz diye başlayamadığımız ilişkiler, yeniden kırılırız diye kuramadığımız dostluklar var.
    ama bazen bir şey ne kadar yoksa, o şey o kadar güzel.