Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 2
    +2
    -0

    basınçlı kutular gibi sıkıştırılmış hayatlar arasında geçiyor ömrüm. yüzüme buhranlar damlıyor gökyüzünün gözlerinden. amorti avuntular vuruyor biletlerime oynadığım her şans oyunundan. kırılan bütün umutlarımıı bir esrar nefesinden çıkan gri buğunun sırtına yükleyip gönderiyorum tanrıya, yenisini iade etsin diye. izlediğim her gösteride tavşanlar sıkışıp kalıyor sihirbazın şapkasında. donmuş kiraz dallarına ayrı bir motif işliyor kan, katanalarla doğrarken çocuklukluğumu. birçok insanla aynı ı rahimden düşmedik fakat aynı yerlerden düştük, aynı acılarla seviştik, aynı yalnızlıklarla yuvarlanıyoruz tepetaklak. toplu yangın terapilerine katılıyorum, kanıyorum, kanıyorum, kanıyorum... partisini kursam, iktidarı sallayabilecek kapasitede acı sahibiyim. alkol alıyorum, sigara içiyorum, dibe vurmuş şekilde yaşıyorum. köşebaşlarında takılan serserilerden tek farkım, yalnızlığımı şiirlerle bastırmak, biraz daha süslü kelimelerle ifade edebilmek. aslında arabesk yaşam sürüyorum. belki sürülüyorum çorak bir tarlada, acımasızca! tanımadığım hüzünler ‘saban’lar koşmuşlar ardımıa, götümden ter akıta akıta koşuyorum. sabırdan dem vuruyorum her dem, en demli hüzünlerde ayık gezemeyecek kadar insanım. güzel kızları pembe kaka yapıyor diye düşlüyorum. kibar olmayı, centilmen olmayı sıfır beden kelime kalıplarına indirgeyebilecek insanlar en büyük düşmanımdır. savaşta ölen çocuklara starbucks’larda oturup şiirler yazabilecek kadar duygulu, mastürbasyon sonrasında pişmanlık duyup ‘keşke’ diyebilecek kadar naif insanları testereyle doğramak isteyecek kadar naifim.

    aslında suçum yok, insan olmayı yine insanlardan öğrendim. küçükken
    cebime harçlık diye riya doldurdular, ‘yemezsen arkandan ağlar’ diye yalan
    tehditlerle bastırdılar midemi. kan öğrendim atalarımızdan, birileri tevazu
    diye bağırırken, öfke kokuyordu nefesi, ardında birikmiş ceset tepeleri...
    iki arada bir derede kaldım hep, kapalıçarşı esnafları gibi her koluma yapışan
    bir tarafa çekiştirdi, sündüm, saldım kendimi. ruh yalanları boşaltıp,
    doldurmaya başladığında gerçekleri, kimse dokunmadı. bu sefer de ortada
    kaldım bomboş, kimileri itekledi anarşist diye, kimileri ‘din’ tüccarlığı yapıp,
    peygamberlik tasladı, aforoz etti. umutsuz görünen, dibe vurmuş ve
    bataklıkta yaşıyorum en dipte! umutlarımı en mahrem yerlerimde hatta
    götüme soktum, orada saklıyorum. belki bir gün bataklık kuruyabilir? -
    has****** diyorum bu son söylediğim yalana da, hahahaahaas******.
    umudunuz varsa, uzak durun benden. gözlerimi kör ediyor.
    batuhan dedde - morfinsiz çekilen düş sancıları

  • 2
    +2
    -0

    mısra 11: kelime ve yalnızlık. .
    "önce kelime vardı, " diye başlıyor yohanna'ya göre ıncil. kelimeden önce de yalnızlık vardı. ve kelimeden sonra da varolmaya devam etti yalnızlık.. kelimenin bittiği yerde başladı; kelime söylenemeden önce başladı. kelimeler yalnızlığı unutturdu ve yalnızlık kelimeyle birlikte yaşadı insanın icinde. kelimeler yalnızlığı anlattı ve yalnızlığın icinde eriyip kayboldu. yalnız kelimeler acıyı dindirdi ve kelimler insanın aklına geldikçe yalnızlık büyüdü dayanılmaz oldu. (bkz: tutunamayanlar )

  • 2
    +2
    -0

    yaşamak istiyorlardı en çokta buna kızıyordum. oğuz atay- tehlikeli oyunlar

  • 2
    +2
    -0

    ne olurdu? birbirimize birkaç sene sonra tesadüf etmiş olsaydik! o zaman hayatımız belki bambaşka bir şekil alırdı.

  • 2
    +2
    -0

    dışarda...
    biz içerde susuyoruz,
    bir fişek yatağında kurşun nasıl susarsa.
    haykırsın sıkıysa sükutumuzdan hızlı
    gökkubbenin altında öyle bir sada varsa!!!

    dışarda,
    karanlıklarda
    çatırdıyor deni böğründen vurulmuş bir orman gibi...

    biz içerde susuyoruz,
    susuyor zindan
    kanı içine akan
    yaralı bir hayvan gibi...

    nazım hikmet/sükut (sayfa 175)

  • 8
    +8
    -0

    "üzülme baba" dedim. "alt tarafı bir ev, alt tarafı beton parçası ya. çalışır ederiz, yine alırız. bende çalışırım bundan sonra, söz , alırız bir ev daha." "ona üzülmüyorum ki ben." dedi babam. "her ay evin taksidini ödedik de ne oldu. bak, uçup gitti elimizden balon gibi. keşke seni ağlatmasaydık çocukken. keşke sana o akülü arabayı alsaydık."

  • 11
    +11
    -0

    kırdınız beni ulan!
    öyle saç tellerimden, tırnaklarımdan değil,
    yüreğimden kırdınız.
    ciğerimden, kaburgalarımdan, şah damarımdan kırdınız.
    öyle bir evin camını kırar gibi değil,
    bir adamın kemiklerini kırar gibi kırdınız.
    çocukluğumdan,
    kadınlığımdan,
    inancımdan kırdınız.
    tutunduğum dalları, dayandığım duvarları,
    güvendiğim dağları kırdınız.

    kuştum ben,
    kanadımdan değil,
    gökyüzümden kırdınız!

  • 1 çünkü gelen cevaplar tatmin etmez - dusunurkenkaybolanfelsefeci 08 Ocak 2017 16:01
  • 8
    +8
    -0

    insan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. bekleyip durur insan. hiçbir şey olmaz. insan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. hiçbir şey olmaz. insan yalnız kalır. yalnız. yalnız. (bkz: steafen zweig) (bkz: satranç)

  • 4
    +4
    -0

    inanışlar,işin doğasına hizmet eden kutlu oyunlar olarak kaldığında anlam taşırlar,kör inançlara ve tapınılan doğrulara dönüştüklerinde değil.

    +++ :) - yuceleon 08 Ocak 2017 18:28
  • 1
    +1
    -0

    "kendisine aşık olan erkek tarafından her kararı sanki kılık değiştirmiş bir tanrıymışçasına, korkuyla tahmin edilmeye çalışılan kadın, ona aşık olmayan birinin nazarında, üzerinde durmaya bile değmeyecek, karşısındakinin her istediğini yapmaya dünden razı bir kadındır." (bkz: albertine kayıp )

  • 0
    +0
    -0

    orada geleceğin hiçbir önemi yoktu. geçmişse yalnızca tek bir ders içeriyordu:sevgi, insana zarar veren bir hatadır; işbirlikçisi, yani umutsa tehlikeli bir yanılsama. dolayısıyla, bu iki zehirli çiçek meryem'in zihnindeki o kuru, kavruk arazide ne zaman sürgün vermeye yeltense, meryem onları koparıp attı. çekip koparmış, toprağa tutunmalarına kalmadan kökünden sökmüştü.
    -bin muhteşem güneş-

  • 6
    +7
    -1

    " ağzının, güzel dudaklarının kenarında bir gülümseme yaratmak için, ne uzun yollardan geçiyorsun. kendinden veriyorsun ve durmadan eksiliyorsun... "

    oğuz atay - tehlikeli oyunlar

  • gerçek kitap budur işte - kivi kabuğu 26 Ağustos 2017 20:38
  • 0
    +0
    -0

    yeni dostluklar kuracak yürek kalmadı artık bizde.işimiz çok üstelik; yorgunuz.

  • 4
    +4
    -0

    bunu kendimize yapan biziz. bunu kendimize yapan biziz. bunu kendimize yapan biziz. diğer bir deyişle (ki bu lafımı sakın unutma!): insaoğlu aslında korktuğu yaratığın ta kendisidir.
    -kafes.

    1 ben çok sevmiştim, bence ilgi çekici bir konusu var. filmi çekilecek diye duymuştum onu izle olmadı :) - bilemedimsimdi 27 Ocak 2017 21:00
    1 rica ederim - bilemedimsimdi 27 Ocak 2017 21:22
  • 12
    +12
    -0

    "yetişkinlere paylaşmayı öğretme.
    fakirler ağaç altında 50 gram zeytin yerken, zenginler para, para, para diye birbirlerini yesinler."

    dedemin bakkalı