Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 2
    +2
    -0

    “bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.”

    (bkz: kürk mantolu madonna)

  • 8
    +8
    -0

    “başka bir gezegene, oradaki kayaların yapısını incelemek için araç gönderebilecek kapasiteye sahip bu şizofrenik insanlık, milyonlarca insanın açlıktan ölmesini umursamayabiliyor. mars’a gitmek, yanı başındaki komşuya gitmekten daha kolay görünüyor.”

    körlük j.s

  • 1
    +1
    -0

    temmuz 23’ün yanına yalnız iki kelime yazılmıştı: “onu seviyorum.” buna da inanmadı. “yalan! beni sevseydin o günün 23 temmuz olduğunu bilmezdin.”

    hangi kitap acaba? - undine 15 Ocak 2019 18:11
    yusuf atılgan/ aylak adam - aygecedenuzakta 15 Ocak 2019 18:31
    hatırladım. teşekkür ederim. - undine 15 Ocak 2019 18:58
    önemli değil. - aygecedenuzakta 15 Ocak 2019 21:44
  • 1
    +1
    -0

    biliyordum, benden nefret ediyordu, çünkü bana ihtiyacı vardı ve ben de ondan nefret ediyordum, çünkü.. çünkü rica etmesini bilmiyordu.

  • 1
    +1
    -0

    yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim. kederli olduğum da söylenemez zaten buna sebepte yok çünkü. ne taze bir ölüye sahibim, ne felaket geçirenlerim var. dedim ya oturuyorum öylece. i̇yi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok. ağırlıksız duran bedenimi küçümsiyeceklerdi. sonra da birbirlerine dürterek, ya da ilerdeki arkadaşlarına göz işareti vererek beni gösterecekler, ?kalbini yok etmişin haline bakın, hınzır pek de pratik, belli etmiyor hiç? diyeceklerdi. ama iyi ki yoklar. yüzümü saklamayı düşünmeden durabiliyorum

  • 5
    +6
    -1

    “sustu. konuşmak gereksizdi. bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. biliyordu; anlamazlardı.”

  • 3
    +3
    -0

    okumaktan başka yapacak işim, gidecek yerim yoktu.çünkü çevremde saygıya layık , beni kendine çekebilecek bir meşguliyet bulamıyordum.

    -yeraltından notlar

  • 0
    +0
    -0

    kusurların anası tembellik
    f. dostoyevski: yeraltından notlar

  • 0
    +0
    -0

    "ne alakası var?" dedi müzeyyen, "kızıldereliler ile hikayendeki çıt'ın? her neyse o çıt?" ses tonlamalarına takılırdım. sesler her şeyi söylerdi. takıntımı atladım. "çıt, çıt işte," dedim, "yani elbise çıt çıt'ı değil. her şey iyi giderken konunun bir yerde boka sarması, kopması yani."
    (bkz: fakat müzeyyen bu derin bir tutku)

  • 0
    +0
    -0

    “ağlamaya başladım. gözlerimden kumlar aktı. mideme sert bir darbe yemiştim sanki. kusmaya başladım. ağzımdan kumlar boşaldı. ellerime baktım. parmak uçlarımdan başlayarak bileklerime kadar kum olup eridi ellerim. önce ayakkabım kumla doldu, ardından dizlerime kadar kum içinde kaldım. bacaklarım, kollarım, yüzüm, saçlarımın uçlarına kadar kum olup eridim. kendi çölünde kaybolan bir mecnun değil, kendisi çöl olan bir mecnun oldum. şimdi leyla bir rüzgâr esintisi. bense çölde bir kum tanesiyim.”

    (bkz: leyla ile mecnun)

  • 2
    +2
    -0

    "kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. kimse için en değilim. daha değilim. bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım.”

  • 0
    +0
    -0

    çoğunlukla, sıkıca yapıştığımız noktadan, varolmayı sürdürmek için bütün gücümüzle bir anda başka bir noktaya kopmamız gerektiğinin farkına varamıyoruz.

  • 1
    +1
    -0

    çünkü ülkemizin insanları daha yaşamanın acemisidir. onlara insan gibi yaşaması öğretilmemiştir henüz. nasıl yaşamak gerektiği de sezdirmeden öğretilebilir onlara. hayatın yaşamaya değer olduğu öğretilebilir. güzel sanatların da edebiyatın da "büyük ve güzel şeylerin" de var olduğunu öğrenmeli insanlarımız.
    - bir bilim adamının romanı s.55