Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 3
    +3
    -0

    birini seviyorsun ama o seni sevmiyor. sen onda kalbini bırakıyorsun ama onun umrunda değil . boş kalple dolaşıp duruyorsun avare gibi ve eninde sonunda kalbine geri dönüyorsun.

  • 1
    +1
    -0

    oysa sen hayatı üst üste konmuş ortalama duygulara dönüştürüyorsun. ortalama aşklara, ortalama öfkelere ve ortalama duyarlılılara sahip olmak sana yetiyor. ailen ve öğretmenlerin sana hep ortalamanın insanı olmayı öğütledi. göze çarpmamanı, dikbaşlılık etmemeni öğütlediler. ortalık karışınca oradan uzaklaşmanı, otoriteyi kullananlara sorgusuz bir itaatle susmanı beklediler.

    1 hangi kitap acaba - uykucuks 10 Şubat 2018 17:49
    yazar tarık tufan da hangi kitap oldugunu hatirliyamadim.not olmıştım ordan paylaştım - nasil yani 10 Şubat 2018 18:39
    tamam ozaman🖒 - uykucuks 10 Şubat 2018 19:17
  • 1
    +1
    -0

    washington'daki macar temsilcisi hükümetinin amerika birleşik devletleri'ne savaş ilanını beyan etmiş. fakat beyanının muhatabı olan amerikalı yetkili avrupa meselelerine ilişkin fazla bilgi sahibi olmadığından macar temsilciye birkaç soru yöneltmiş.
    -macaristan bir cumhuriyet mi?
    -hayır bir krallık
    -demek bir kralınız var?
    -hayır hükümetin başı bir amiral
    -öyleyse bir donanmanız var?
    -hayır, denize kıyımız yok
    -peki herhangi bir toprak talebiniz var mı?
    -evet
    -talebiniz amerika ya karşı mı?
    -hayır
    -i̇ngiltere ye karşı mı?
    -hayır
    -rusya ya karşı mı?
    -hayır
    -peki bu talebiniz hangi ülkeye karşı?
    -romanya ya
    -öyleyse romanya ya savaş ilan edecek misiniz?
    - hayır bayım romanya bizim müttefikimiz.

    hangi kitap - turuncubisikletlihanfendi 10 Şubat 2018 18:11
    savaş günlükleri 1939-1943 - dubleiskender 11 Şubat 2018 00:53
  • 3
    +3
    -0

    ‪“seni seviyorum.. deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.. seni istiyorum.. içimde müthiş bir arzu var.. bir iyi olsam!.. ne zaman iyi olacağım acaba?”‬

  • 1
    +1
    -0

    jaufré: ve uzanır mıyım senin yanına?
    clémence: ve uzanırsın benim yanıma.
    jaufré: ve yaslar mısın başını omzuma?
    clémence: başım omzunda.

    (bkz: amin maalouf)

  • 1
    +1
    -0

    eğer ölürsem mezar taşıma dert ve kederler hazinesi yazsinlar (dewreş ile adûle )

  • 1
    +1
    -0

    çocuklar biriktirilir dokuz ay on gün,
    ömür boyu harcanmak için.

  • 26
    +26
    -0

    "bir daha kimsenin seni benim kadar sevmeyecek olmasından daha kötü bir şey var. artık ben de seni sevmiyorum."

    not: eski sevgilim olsa göndermeli tivit atardım ama yok o yüzden buraya yazdım, güzel söz çünkü.

  • 32
    +33
    -1

    "en uzun, en çaresiz geceni düşün. sabah olmadı mı?"

    reşat nuri güntekin - çalıkușu

    21 olmadı. - la grande aquile 13 Şubat 2018 00:39
    1 olmuyor - tabularassa 13 Şubat 2018 22:37
  • +1 - cilgintencere 13 Şubat 2018 17:07
  • 2
    +2
    -0

    hani padişahın biri keyifsiz düşmüş de, hem gamsız, hem fıkara öylesine birinin gömleğini giyerse şifa bulur demişler. aramışlar, taramışlar, hem fıkara, hem dertsiz adam bulamamışlar. bulunur mu? ama ümitlenmiş, aramışlar. bir gün adamın birine bir köylük yerde rastlamışlar. herif hem türkü söyler, hem çapa çapalarmış, doncak.
    - sen kimsin? demişler.
    - na! demiş, şu ağaç altında uyku kestiren herifin uşağıyım.
    - nerede yatarsın?
    - samanlıkta.
    - ne yer, ne içersin?
    - bey ne verirse.
    - ne verir?
    - kuru ekmekle soğan…
    - hiç dertlenir misin?
    - o da neye?
    - yani ya, kederlenir misin?
    - bilmem öyle şey, demiş, ben cahilim.
    - hah, demişler, aradığımız adam!
    - aman biz de seni arıyorduk. versene şu gömleğini bize, sana bir kese altın verelim.
    - gömleğim yok ki…

    sait faik abasıyanık

  • 1
    +1
    -0

    'kendine alıştırdığın, emek harcadığın şeyden sonsuza dek sorumlu olursun.'
    - küçük prens -

  • 2
    +2
    -0

    ne acıdır ki allah, yehova, tanrı -ona ne ad verdiğiniz önemli değil- günümüzde yaşamıyordu, çünkü yaşıyor olsaydı bizler hala cennette olurduk. o ise ön kararlar, son kararlar, yargıtay, danıştay, içtihat, müdafaa, temyiz, tashih, karar derken, gırtlağına kadar hukukla boğuşuyor olurdu adem ile havva’yı cennetten kovuşunu haklı göstermek için. ne de olsa yasalarda yazılı olmayan keyfi bir kuralı çiğnemişti onlar: i̇yi ile kötüyü ayırt eden bilgi ağacı’nın meyvesini yemeyeceksin.

    peki bu meyvenin tadılmasını istemiyordu da neden söz konusu ağacı cennetin duvarları dışında bırakacağına tam ortasına dikmişti? mari, bir avukat olarak o çifti savunacak olsa hiç kuşkusuz tanrı’yı idari ihmalle suçlardı; çünkü ağacı yanlış yere diktiği yetmiyormuş gibi, çevresine uyarı levhaları ve bariyerler koymamış, en basit güvenlik önlemleri bile almamış, böylece herkesi tehlikeyle karşı karşıya bırakmıştı.

    mari tanrı’yı suça teşvikle de suçlayabilirdi, çünkü ağacın nerede olduğunu adem ile havva’ya o göstermişti. bu konuda bir şey söylememiş olsaydı, bu dünyada insanlar kuşaklar boyu mutluluk içinde yaşayacaklar, yasak meyveye el uzatmak kimsenin aklına gelmeyecekti, benzer ağaçlarla dolu bir ormanda bulunduğunda kimse onun özel değerini bilmeyecekti.

    oysa tanrı çok farklı bir yol izlemiş, keyfi bir kural koymuş, sonra insanoğlunu bu kuralı çiğnemeye ikna edecek bir yol bulmuştu, sırf ceza kavramını icat edebilmek için. adem ile havva’nın kusursuz bir yaşamdan sıkılacaklarını çok iyi biliyordu, er geç onun sabrını denemeye kalkacaklardı. resmen tuzak kurmuştu, belki kendisi de, yani her şeye kadir tanrı, her şeyin kusursuzca sürüp gitmesinden sıkılmıştı. eğer havva yasak meyveyi tatmasaydı, son birkaç milyar yıl boyunca ilginç hiçbir olay meydana gelmeyecekti.

    veronika ölmek i̇stiyor- paulo coelho

  • 0
    +0
    -0

    kurbağa sevgilim, diego'm. sana çirkin diyen annemden hep nefret ettim. bana dünyanın en büyük acısını sen. gün be gün öldüm seni sevmeye başladığım ilk andan itibaren.

  • 13
    +13
    -0

    "...hepimizin yaradanı vardı. farklı isimler, farklı yüzler ve farklı dualar kullanıyorduk ama tanrı insanoğlunun evrensel değişmeziydi. tanrı hepimizin paylaştığı semboldü..."
    dan brown - kayıp sembol

  • 1
    +1
    -0

    en temel özgürlük, insanın kendisi olarak yaşamında var olabilmesi ve kendi bütünlüğünü yaşayabilmesidir; dürüst insan özgürdür.

    gerçek özgürlük, doğan cüceloğlu

  • 3
    +3
    -0

    çocuğunu okula göndermemenin cezası sadece para ödemekken, askerlik hizmetini yerine getirmemenin karşılığı hapisti. ne demek i̇stendiğini anlayabiliyorduk. kulaklarımız duyuyordu. kanun satırlarına gizlenmiş o muhteşem mesajı almıştık. buna, kanun yoluyla teşvik deniyordu. eğitimini tamamlamamak büyütülecek bir şey değildi. ama askere gelmemek korkunçtu! cehalet öldürmezdi ama asker kaçaklığı sürün dururdu. bunu kanunlar söylüyordu. okulu siktir et ama askerliğini mutlaka yap, diyorlardı. benim açımdan cahil kalmanda sorun yok, yeter ki asker ol. çünkü kusura bakma ama, cehaletin umurumda bile değil! peki, demiştik biz de. sen nasıl istersen!… devletin gösterdiği yoldan gitmek büyük keyifti! belki dışımız değil, ama içimiz çok rahattı.

    hakan günday-ziyan

  • 4
    +4
    -0

    i̇ki kere iki dördün mükemmel olduğuna tamamıyla katılıyorum ama amaç yalnızca övmekse iki kere ikinin beş etmesi de bazen çok güzeldir*

  • 1
    +1
    -0

    “kitap bir limandı benim için. kitaplarda yaşadım. ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.”

    cemil meriç / bu ülke

  • 0
    +0
    -0

    bazen kötüler, nadiren de iyiler kazanır. çoğu zaman herkes kaybeder.

    -murat menteş

  • 4
    +4
    -0

    “sevmek tehlikelidir.”
    “biliyorum bunu. daha önce birini sevdim. sevmek, uyuşturucu almak gibidir. başlangıçta kendini iyi hissedersin, bütünüyle verirsin. ertesi gün, daha fazla istersin. henüz zehirlenmemiş, o duygudan hoşlanmışsındır ve onun üzerindeki egemenliğini sürdürebileceğini sanırsın. sevdiğin kişiyi iki dakika düşünür, sonraki üç saat boyunca unutursun.
    ama, yavaş yavaş onun varlığına alışır, ona bütünüyle bağımlı hale gelirsin. böylece onu üç saat düşünür, iki dakika unutmaya başlarsın. yakınında değilse, bağımlıların uyuşturucu bulamadıkları zaman hissettikleri şeyi hissedersin. uyuşturucu bağımlılarının, gerek duydukları şeyi bulamadıkları zaman hırsızlık yaptıkları, kendilerini aşağıladıkları gibi, aşk için her şeyi yapmaya sen de hazırsındır.”
    (bkz: piedra ırmağı’nın kıyısında oturdum ağladım)

    1 tanıdık geliyor sanki - delii 15 Mart 2018 19:20
    3 bu çok doğru. - la grande aquile 15 Mart 2018 19:20
    2 işte bende böyleyim sevince fazlasıyla bağlanıp aptallasiyorum - delii 15 Mart 2018 19:22