Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 26
    +26
    -0

    "bir daha kimsenin seni benim kadar sevmeyecek olmasından daha kötü bir şey var. artık ben de seni sevmiyorum."

    not: eski sevgilim olsa göndermeli tivit atardım ama yok o yüzden buraya yazdım, güzel söz çünkü.

  • 32
    +33
    -1

    "en uzun, en çaresiz geceni düşün. sabah olmadı mı?"

    reşat nuri güntekin - çalıkușu

    21 olmadı. - la grande aquile 13 Şubat 2018 00:39
    1 olmuyor - tabularassa 13 Şubat 2018 22:37
  • +1 - cilgintencere 13 Şubat 2018 17:07
  • 2
    +2
    -0

    hani padişahın biri keyifsiz düşmüş de, hem gamsız, hem fıkara öylesine birinin gömleğini giyerse şifa bulur demişler. aramışlar, taramışlar, hem fıkara, hem dertsiz adam bulamamışlar. bulunur mu? ama ümitlenmiş, aramışlar. bir gün adamın birine bir köylük yerde rastlamışlar. herif hem türkü söyler, hem çapa çapalarmış, doncak.
    - sen kimsin? demişler.
    - na! demiş, şu ağaç altında uyku kestiren herifin uşağıyım.
    - nerede yatarsın?
    - samanlıkta.
    - ne yer, ne içersin?
    - bey ne verirse.
    - ne verir?
    - kuru ekmekle soğan…
    - hiç dertlenir misin?
    - o da neye?
    - yani ya, kederlenir misin?
    - bilmem öyle şey, demiş, ben cahilim.
    - hah, demişler, aradığımız adam!
    - aman biz de seni arıyorduk. versene şu gömleğini bize, sana bir kese altın verelim.
    - gömleğim yok ki…

    sait faik abasıyanık

  • 1
    +1
    -0

    'kendine alıştırdığın, emek harcadığın şeyden sonsuza dek sorumlu olursun.'
    - küçük prens -

  • 2
    +2
    -0

    ne acıdır ki allah, yehova, tanrı -ona ne ad verdiğiniz önemli değil- günümüzde yaşamıyordu, çünkü yaşıyor olsaydı bizler hala cennette olurduk. o ise ön kararlar, son kararlar, yargıtay, danıştay, içtihat, müdafaa, temyiz, tashih, karar derken, gırtlağına kadar hukukla boğuşuyor olurdu adem ile havva’yı cennetten kovuşunu haklı göstermek için. ne de olsa yasalarda yazılı olmayan keyfi bir kuralı çiğnemişti onlar: i̇yi ile kötüyü ayırt eden bilgi ağacı’nın meyvesini yemeyeceksin.

    peki bu meyvenin tadılmasını istemiyordu da neden söz konusu ağacı cennetin duvarları dışında bırakacağına tam ortasına dikmişti? mari, bir avukat olarak o çifti savunacak olsa hiç kuşkusuz tanrı’yı idari ihmalle suçlardı; çünkü ağacı yanlış yere diktiği yetmiyormuş gibi, çevresine uyarı levhaları ve bariyerler koymamış, en basit güvenlik önlemleri bile almamış, böylece herkesi tehlikeyle karşı karşıya bırakmıştı.

    mari tanrı’yı suça teşvikle de suçlayabilirdi, çünkü ağacın nerede olduğunu adem ile havva’ya o göstermişti. bu konuda bir şey söylememiş olsaydı, bu dünyada insanlar kuşaklar boyu mutluluk içinde yaşayacaklar, yasak meyveye el uzatmak kimsenin aklına gelmeyecekti, benzer ağaçlarla dolu bir ormanda bulunduğunda kimse onun özel değerini bilmeyecekti.

    oysa tanrı çok farklı bir yol izlemiş, keyfi bir kural koymuş, sonra insanoğlunu bu kuralı çiğnemeye ikna edecek bir yol bulmuştu, sırf ceza kavramını icat edebilmek için. adem ile havva’nın kusursuz bir yaşamdan sıkılacaklarını çok iyi biliyordu, er geç onun sabrını denemeye kalkacaklardı. resmen tuzak kurmuştu, belki kendisi de, yani her şeye kadir tanrı, her şeyin kusursuzca sürüp gitmesinden sıkılmıştı. eğer havva yasak meyveyi tatmasaydı, son birkaç milyar yıl boyunca ilginç hiçbir olay meydana gelmeyecekti.

    veronika ölmek i̇stiyor- paulo coelho

  • 0
    +0
    -0

    kurbağa sevgilim, diego'm. sana çirkin diyen annemden hep nefret ettim. bana dünyanın en büyük acısını sen. gün be gün öldüm seni sevmeye başladığım ilk andan itibaren.

  • 13
    +13
    -0

    "...hepimizin yaradanı vardı. farklı isimler, farklı yüzler ve farklı dualar kullanıyorduk ama tanrı insanoğlunun evrensel değişmeziydi. tanrı hepimizin paylaştığı semboldü..."
    dan brown - kayıp sembol

  • 1
    +1
    -0

    en temel özgürlük, insanın kendisi olarak yaşamında var olabilmesi ve kendi bütünlüğünü yaşayabilmesidir; dürüst insan özgürdür.

    gerçek özgürlük, doğan cüceloğlu

  • 3
    +3
    -0

    çocuğunu okula göndermemenin cezası sadece para ödemekken, askerlik hizmetini yerine getirmemenin karşılığı hapisti. ne demek i̇stendiğini anlayabiliyorduk. kulaklarımız duyuyordu. kanun satırlarına gizlenmiş o muhteşem mesajı almıştık. buna, kanun yoluyla teşvik deniyordu. eğitimini tamamlamamak büyütülecek bir şey değildi. ama askere gelmemek korkunçtu! cehalet öldürmezdi ama asker kaçaklığı sürün dururdu. bunu kanunlar söylüyordu. okulu siktir et ama askerliğini mutlaka yap, diyorlardı. benim açımdan cahil kalmanda sorun yok, yeter ki asker ol. çünkü kusura bakma ama, cehaletin umurumda bile değil! peki, demiştik biz de. sen nasıl istersen!… devletin gösterdiği yoldan gitmek büyük keyifti! belki dışımız değil, ama içimiz çok rahattı.

    hakan günday-ziyan

  • 4
    +4
    -0

    i̇ki kere iki dördün mükemmel olduğuna tamamıyla katılıyorum ama amaç yalnızca övmekse iki kere ikinin beş etmesi de bazen çok güzeldir*

  • 1
    +1
    -0

    “kitap bir limandı benim için. kitaplarda yaşadım. ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.”

    cemil meriç / bu ülke

  • 0
    +0
    -0

    bazen kötüler, nadiren de iyiler kazanır. çoğu zaman herkes kaybeder.

    -murat menteş

  • 4
    +4
    -0

    “sevmek tehlikelidir.”
    “biliyorum bunu. daha önce birini sevdim. sevmek, uyuşturucu almak gibidir. başlangıçta kendini iyi hissedersin, bütünüyle verirsin. ertesi gün, daha fazla istersin. henüz zehirlenmemiş, o duygudan hoşlanmışsındır ve onun üzerindeki egemenliğini sürdürebileceğini sanırsın. sevdiğin kişiyi iki dakika düşünür, sonraki üç saat boyunca unutursun.
    ama, yavaş yavaş onun varlığına alışır, ona bütünüyle bağımlı hale gelirsin. böylece onu üç saat düşünür, iki dakika unutmaya başlarsın. yakınında değilse, bağımlıların uyuşturucu bulamadıkları zaman hissettikleri şeyi hissedersin. uyuşturucu bağımlılarının, gerek duydukları şeyi bulamadıkları zaman hırsızlık yaptıkları, kendilerini aşağıladıkları gibi, aşk için her şeyi yapmaya sen de hazırsındır.”
    (bkz: piedra ırmağı’nın kıyısında oturdum ağladım)

    1 tanıdık geliyor sanki - delii 15 Mart 2018 19:20
    3 bu çok doğru. - la grande aquile 15 Mart 2018 19:20
    2 işte bende böyleyim sevince fazlasıyla bağlanıp aptallasiyorum - delii 15 Mart 2018 19:22
  • 1
    +1
    -0

    "senin gerçeğinin hakikat olduğunu iddia etmen kadar büyük bir bencillik var mı? işte büyü bu... hakikatle ilişiğini kesmen... iradeni kullanmak yerine, bildiğine göre davranman."

    ***

    "gerçek gördüğümüz şey değil sanırım."dedim. "gördüğünü gerçek sanması insanın en büyük hatası" diye devam etti. "gördüğünün bir hayal olduğunu düşünmeden kabul ediyor insan. neyin gerçek neyin hayal olduğunu bilememek zordur. böyle durumlarda insan kendini delirmiş hisseder. oysa delirmek dediği şey gerçeği görmeye başlamaktır."

    erhan altunay/ masalcı

  • 5
    +5
    -0

    "... bir erkeğin erkekliği, annesinin anneliğini göstermekteydi. "

    aeden

  • 2
    +2
    -0

    "kış başlangıcında, ara sıra ince ince yağmurlar yağarken, her yer ıssız ve biraz hüzünlüyken, koylarda bizimkinden başka hiçbir tekne yokken denize açılmaktan ayrıca hoşlanırım."

    (bkz: bir dinozorun gezileri)

  • 1
    +1
    -0

    ben vedaları sevmem albayım. hiç gitmesin insanlar. hele gelmemek üzere giderlerse çok üzülürüm albayım dayanamam.
    gelmemek üzere gidenler hep çok sevdiklerim olur genelde.
    bir de bir hikaye bırakırlar ki geride noksanlığın daniskası içinde. ölse, öldü dersin ama ölmez onlar ölmesinler de. ölürlerse bir kere daha üzülürüm. çünkü koklayamazlar bir daha çiçek yazık onlara..
    (bkz: oğuz atay) (bkz: tehlikeli oyunlar)

  • 3
    +3
    -0

    "bir zamanlar sömürgeler vardı ve buralarda sömürgeciler kendi dillerini bütün okullarda egemen kılmak için çırpınırlardı. milliyetçiler de buna karşı direniş gösterirlerdi. oysa şimdi bunun tam tersi yaşanıyor sanki. üçüncü dünya ülkesi kafası ile geri kalmış uluslar kendi dillerini, kendi ülkelerinde ikinci planda görmeye bayılıyorlar. bunu sağlamak için de büyük bir çaba içindeler.

    bu konuda inanılmaz bir eğilimimiz var bizim. acunda hangi dilin üstünlüğü söz konusu ise ona meyletmişiz zamana göre. gezdiğimiz coğrafyalarda da hem bütün kültürlerden, hem de bütün dillerden etkilenmişiz. bir dönem farsça olmuş tutkumuz. güzelim türkçemizi öteleyip farsçayı resmi dil etmiş, okullarımızda, medreselerimizde, devlet yönetiminde kullanmışız. sonra arapça bela olmuş türkçenin başına. üstelik farsçanın etkisi de sürmüş. ortaya karmakarışık bir dil çıkmış.

    sonra...

    okumuş kesim frasızcaya meyletmiş. hadi, bütün okularda fransızca ağırlığı. bilmeyene, öğrenmeyene bir tuhaf bakar olmuşlar. birinci dünya savaşı ile almanca kendini göstermiş. bir zaman da onun hayranlığına saldırmışız.

    sonra da ingilizce...

    bugün neredeyse bir tutku durumuna yükselmiş ingilizce öğrenme isteği. olmazsa olmaz kabülünde. kentlerin caddelerinde, sokaklarında levhalarda ingilizce egemenliği. adeta bir sömürge ülkesi gibi.

    türkçeyi egemen kılma çabası, birilerinin, bugün de birilerinin illa da karmaşık dili kullanımda tutma çabası.

    zavallı türkçem!
    zavallı güzel dilim!

    sana biz kötülük ediyoruz, biz. başkaları değil. diline sahip olamayan ulusların düştüğü durumları göre göre yapıyoruz bunu. acımasızca harcıyoruz seni. oysa türk birliğinin temeli dil. ulusun varlığının gerekçesi ve güvencesi."

    elbette yabancı bir dil bilmek iyidir, üstünlüktür ancak bunu bir amaç, bir kültür olarak kabul etmek yanlıştır.

  • 8
    +8
    -0

    "özlem, şimdi özleyenin, özlenenin kendisini özlemesini

    isteyen duygudur.

    özleyenin özlenen; özlenenin özleyen olmasını isteyen duygu:

    şimdi, burada, birlikte diyen duygu." (s.41)

    (bkz: oruç auroba - uzak)

    5 biri de demiyor ki oruç ne diyon oğlum sen? :d - devriksekiz 07 Mayıs 2018 16:33
    1 ya fkdldnddk ne demişse güzel demiş ama kabul edelim - lszyn 07 Mayıs 2018 18:55