Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 22
    +22
    -0

    -unuttun mu abi onu ?
    +unutmuştum.
    -ee ne oldu ki?aradan o kadar zaman geçti hâlâ unutamadın mı abi ?
    +geçen herkesin kullanmakta olduğu bir kaldırım köşesinde denk geldik birbirimize.hafif gülümsedik.kafa selamı ile selam verdik,yanımdan yavaş yavaş yürüdü ve gitti.
    -için acıdı galiba abi ?
    +nasıl acımasın kardeşim?benim bir elimde akşam içmek için aldığım bi 35'lik rakı,diğer elimde meze poşeti vardı.onun bir elini oğlu,diğer elini kocası tutuyordu..

    bu hangi kitap üstat mutlaka okumam gerek. - kivi kabuğu 26 Ağustos 2017 20:33
    i̇lk acım değilsin . erkan akagündüz olması lazım yanlış hatırlamıyorsam - shizopunch 27 Ağustos 2017 09:15
    eyvallah - kivi kabuğu 27 Ağustos 2017 09:57
  • 0
    +0
    -0

    zerreden büyük bir gizem yoktur. gizli olanın patlaması gözle görünmeyenin korunması içimde gerçekleşir. bir taş, taş olmadan önce her zaman taş olmuştur ama bir ağaç, ağaç olmadan önce tohumdur; insan, insan olmadan önce bir moruladır.

  • 1
    +1
    -0

    "bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu makbule mecbur olmak acı bir şey."

    ayrıca şu entry'den alıntıladım. (bkz: #480862)

  • 6
    +6
    -0

    bunun böyle olmaması lazımdı diyordum. demek ki beni bir türlü sevemiyordu. hakkı vardı. beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti.

  • 1 hayır beyoğlu'nun en güzel abisinde kapakta falan da var ama belki istanbul hatırasında da vardır - benselimknk 02 Kasım 2016 13:49
  • 3
    +3
    -0

    "...yalnızlıktan kudurmuş bir çocuğun arabaların kaportasını anahtarla çizmesi gibi ruhumun kemirilişi de hep sinsiceydi. buna rağmen ansızın berraklaştığı oluyor bulanık günlerin hâlâ soğuk biralar oluyor güzel kızlar oluyor. yağmurdan sonra saçlarını havluyla kurulaman gibi olmuyor tabii o kalibrede sevda görmedim. öptüm ama içime çekmedim..."

    Tamamı

  • 7
    +7
    -0

    "yanımda yürüyordun, bir düşünsene, yanımdaydın"
    (bkz: milenaya mektuplar)
    "başından beri sürekli devam eden, belki de sonsuza kadar sürecek herhangi bir masalda, herhangi bir adam/kadın uğruna benim senin için verdiğimden daha büyük ve daha ümitsiz bir mücadele verilmiş olduğuna inanmıyorum"

  • 1
    +1
    -0

    insancıklar var her gün yürürken yanımızdan geçen sadece kendilerini düşünen. nefret ediyorum böyle insanlardan bir kedinin sırtını okşamayıp, bir köpeğin başını sevmemiş gibi kötüler insancıklar. işe koştururken sadece işe yetişip akşam eve gelmeyi düşünen insancıklar. yayaların üzerine süren şoförler, metrobüse binmek için birbirine harp ilan eden insanlar. o yerin altına inip metroya binmek için can atıyorum. yürüdüğüm her saniye gördüklerim nefesimi kesiyor. yaşlı teyzenin hayatının son demini yaşarken gülmesini istiyorum mesela elinde selpak ile bütün gün insancıkları görmesin. her sabah otobüs durağının yanına tezgah açan amcanın torunlarıyla eğlenmesini istiyorum.

    metroya geldim. metronun en sevdiğim yanı bineceğim durakta yerin metrelerce altta olması. yerin dibine iniyoruz hep beraber battığımız günahlar gibi en dibine. tutamaçlara tutunup giderken insanları izliyorum kulağımda cem karaca çalıyor. çantasıyla bedenini korumaya çalışanlar kadınlar görüyorum. toplumsal kültürü gelişmemiş ülkemin fortçularına karşı kendini koruyan kadınlar. kadınlar diyorum cennetin dünyada ki tasviri gibiler. her birinin eli doğuştan emek kokar. yüreği hafif ve incedir kadınların. işe geç kalacak korkusuyla patronundan azar işitecek endişesini okuyorum bir çok insanın yüzünde, kimininse umursamaz tavırları. her birinin üzerinde ki sorumluluk yaşam gayesi. hayatımızı bile mesai üzerine kurmuşuz farkında değiliz. sabah 9 akşam 6 sorumluluk.

  • 3
    +3
    -0

    kendimdeki değişimi seyrediyorum. aşık olmanın bir mucizeye inanmaya benzediğini düşünmeye başladım. aşk da beklentiler ve inançlarla ilgili. insan kendisi için hala kurtuluş ümidi olduğuna ve günün birinde özel birinin bunu mümkün kılacağına inanıyor. bir mucize özlemi değil mi bu? bu dünyadan fazla bir şey beklememen gerektiğini bilsen de içindeki bir şey diretiyor... umut etmeyi sürdürüyor... sevdiğin kişinin seni seveceğini umut etmeyi.
    elif şafak /araf

  • 5
    +5
    -0

    uykular ancak çekilen acıların bitmesiyle gerçekleşebilir. o duru,derin uykudur ki uyanmak insanın canını acıtır. bu uyku ölüm de olsa,kim uyanıp da yaşamın tüm acı ve yüklerine; bugünün kederleriyle yarının tasalarına,özellikle dünün acıtan anılarına yeniden dalmayı ister?

  • 4
    +4
    -0

    fakat allah kahretsin insan anlatmak istiyor albayım. öyle delicesine bir özleme kapılıyor. bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. peki benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? yok. peki albayım ben de susarım o zaman, gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? sorarım size: nasıl? kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan, bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor.

  • 4
    +4
    -0

    adam ağlar mı hiç? ağlar amına koyayım. en güzel adamlar ağlar hem de. adam bir ağlar, görebilen şanslı bir kaç insan der ki “adam ne ağladı be. bravo!”. bravo kısmı biraz abartı, kabul. yine de adam öyle bir ağlar ki, ceketini eskite eskite, sigarasının süngeri tuzlu suyla ıslana ıslana, sakalları gözyaşıyla yıkana yıkana ağlar. kadın ağlarsa “üzülme, geçer.” derler, adam ağlarsa yanındakiler de ağlar. yani ağlamak itinayla bizim işimiz.

    kitap adı ne yazarı kimdir ? sırsa tamam söyleme tabi... :)) - the person in the north 02 Kasım 2016 17:12
  • 1
    +9
    -8

    mine urgan'ın bir dinozorun gezileri kitabından sevdiğim kesitlerden biri;

    "insanların düş gücü eksildiği, kafaları uyuştuğu için, öyle bir hale geldiler ki, "rahat" uğruna, yaşamın değişik yanlarından, renkliliğinden, rastlantılarından, yani yaşamı yaşamaya değer yapan her şeyden vazgeçmeye hazırlar artık."

  • 1
    +2
    -1

    târihe baktığımızda türkler kadar kendi içerisinde savaşan, yâni iç savaş yaşayan kaç millet vardır, acâba? türklerin kendi içerisinde döktükleri bu kanla, kaç türk'ün cânı yanmıştır, kanı dökülmüştür? acâba dünyâyı titretebilecek kaç türk başbuğu ya da yiğidi, henüz çin duvarına, irân yaylasına ya da anadolu'ya varamadan uçmağa varmıştır?
    (bkz: kutlu altay kocaova - bozkırın savaşçısı)

  • 3
    +3
    -0

    ilk entrimizi buraya girelim.

    "yatağa uzandı, ülkesini ve çocukları düşündü. bu ülkede çocuklara yer yok. başka ülkelerde varmış, her tarafı yeşil ülkelerde."

    oğuz atay

  • 4
    +4
    -0

    çok yükseğe çıkamam; bende yükseklik korkusu var.kimseyi yarı yolda bırakamam; bende alçaklık korkusu var.hayatta silgim hep kalemimden önce bitti,çünkü kendi doğrularımı yazacağım yerde, tuttum başkalarının yanlışlarını sildim.beklenen hep geç geliyor; geldiği zaman da insan başka yerlerde oluyor. kimseye göstermem üzüntümü.gündüz gülerim,geceleri yalnız ağlarım.

  • 2
    +2
    -0

    julia birden "sana ihanet ettim" deyivermişti
    "sana ihanet ettim" demişti winstonda

    -1984 george orwell

  • 2
    +2
    -0

    onu gördüm ve yaz geldi.
    sanki kapı çalınıp çocukluk arkadaşınız yıllar sonra tekrar çıkagelmiş gibi… unuttuğunuz bir anıyı bulmak gibi…
    çok eskide kalmış, yıllar sonra yeniden duyduğunuz anda geçmiş bir zamanı size taşıyan bir şarkı gibi…
    dağ yollarında kaybolduktan sonra birdenbire, bir dönemeçte denizle karşılaşmak gibi…
    yaz… bitmesini hiç istemediğim eşsiz anlar ve hiçbir şeyin, hiç kimsenin sonsuza dek benimle kalmayacağını anladığım ayrılıklar mevsimi…

    yaz-kürşat başar

  • 1
    +1
    -0

    ve zaman asla doymayan kadar açgözlüdür
    ümitsizlik özfarkındalık adına ödenen bir bedeldir.
    aşık insan gözlerini çıkarmalı,  gerçeklerden feragat etmelidir.
    üçü de nietzsche ağladığında'dandır