Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 0
    +0
    -0

    sevmenin verdiği o garip bağımlılık hissiyle her gece fotoğrafları ellerimde, öyle safça bir sevgiyle bakıyorum. zamanla olmayacağını anlıyorum ve hakikat tüm hızıyla yüzüme çarpıyor. derin bir hüzün kaplıyor içimi. bilmediğim bir kokuyu özlemenin, tutmadığım bir elin avuç içlerini öpmenin, gelmeyecek birinin yolunu gözlemenin ne demek olduğunu öğreniyorum yavaş yavaş. tekrar tekrar yüzüme çarpıyor hakikat.

    (bkz: küfür sokakta)

  • 0
    +0
    -0

    "yokluğun, düşenin dibine kırk yıl sonra ulaşabildiği,içinde kan ve yanıklar bulunan cehennem vadisi veyl gibiydi"

  • 2
    +2
    -0

    "tekrar ediyorum: erkekler! dirliği, düzenliği, hürriyeti boşuna kendi aranızda arıyorsunuz, tanrı'nın bu nimetlerine ancak kadın garkedecek sizi."(enfantin)
    saint-simon i̇lk sosyolog ilk sosyalist /cemil meriç

    1 çünkü iyi bir sosyolog olmayı istemek :) - poncik_panda 12 Kasım 2017 00:38
    1 o o kadar kolay değil de en azından olma yolunda olabilirim diye umuyorum :) - poncik_panda 12 Kasım 2017 00:44
  • 2
    +2
    -0

    "...evlilikte kadına en fazla keyif veren şeyin ne olduğunu biliyor musun?"
    "seks."
    "hayır, yemek yapmak. yemek yiyen erkeğini seyretmek. bu bir kadının zafer anıdır, çünkü bütün gününü akşam yemeğini düşünerek geçirmiştir..."
    paulo coelho/ zâhir

  • 0
    +0
    -0

    "ne mümkün ah! ne mümkün unutmak ne mümkün aşkı akılla yenmek... "
    oblomov - i̇van gonçarov

  • 2
    +2
    -0

    soyut akla musallat olan bir yorgunluk var ki, en korkuncu o. fiziksel yorgunluk gibi insana ağırlık yapmaz, duyguların öğrettiklerinin verdiği yorgunluk gibi kafa karıştırmaz. sahip olduğumuz dünya bilincinin üzerimize çöken ağırlığıdır o, kendi ruhumuzla soluk alamaz oluşumuz.

    huzursuzluğun kitabı, fernando pessoa (sayfa 74)

  • 1
    +1
    -0

    böylesine bağlanmış insanlar için büyük ayrılık, tıpkı bir deprem gibi ansızın gelir: bir anda genç ruh yıkılır, serbest kalır, irkilir- ne olduğunu kendisi de anlamaz. bir telaş, bir baskı ona hükmeder, bir emir gibi yönetir onu: her ne pahasına olursa olsun, nereye olursa olsun başını alıp gitmek üzere bir istenç ve arzu uyanır içinde: keşfedilmemiş bir dünyaya duyulan şiddetli, tehlikeli bir merak alevlenerek dört bir yana doğru alazlanır.

    nietzsche' den hayat dersleri- john armstrong

  • 4
    +4
    -0

    "demek ölüm bu, diye düşünüyorum. sabahları uyandığıma sevinemiyorum. gecenin sıkıntısı, öğleye kadar sürdüğü için, sabahın verdiği diriliği yaşayamıyorum. öğleden sonra da akşamın hüznü çöküyor."

    tutunamayanlar

  • 2
    +2
    -0

    çevresine bakındı. yoktu. oturma odasını da aradı. orada da yoktu. bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken, bir sigara küllüğü yoktu. kadınlar da böyleydi. dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu.

    yusuf atılgan- aylak adam

  • 3
    +3
    -0

    "varoluşun karmaşıklıkları ortasında şimdiye değin yol göstericilerimiz olan rahatlatıcı formüllerimizi kaybedince, ...
    yeni bir tutamak bulana ya da yüzmeyi öğrenene kadar olgular okuyanusunda boğuluyor gibi oluruz."

  • 0
    +0
    -0

    'şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi: gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: "seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda"
    tutunamayanlar

  • 0
    +0
    -0

    çünkü insan bir derdi olduğu zaman sanki dermanını, çaresini bulacak gibi kime rastlarsa hepsine derdini söylemek ister.söyleyecak adam bulamadığı takdirde de kendi kendine yahut taşlara duvarlara söylemeye mecbur olur

  • 0
    +0
    -0

    ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek.

  • 2
    +2
    -0

    sıkılıyorum. boğulacak gibi, ölecek gibi sıkılıyorum​. memleket şimdi bomboş.
    -çalıkuşu
    bu gecenin alıntısı da bu olsun

  • 4
    +4
    -0

    haberi yok.
    en son bir romanın sayfasında rastladım ona
    orada bile gidiyordu.

  • 6
    +6
    -0

    “daha çok anlat” dedim.
    “hoşuna gidiyor mu?”
    “çok. elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
    “bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
    “gider gibi yaparız.”
    (bkz: şeker portakalı )

    2 zezé <3 - sekizkanat 29 Kasım 2017 12:35
  • 0
    +1
    -1

    "mutlu etmekten önce, mutsuz etmemeyi hedeflemeli insan."
    canan tan - i̇z

  • 1
    +1
    -0

    "genç türkçüler için büyük bir vazife de çalışkan olmaktır. hangi öğrenim basamağında bulunursa bulunsun, genç türkçü sınıfının ön safındakiler arasında yer almaya mecburdur. tembelli̇k i̇le türkçülük, asla bi̇r araya gelemez" türkçülük üzerine makaleler - nejdet sançar

  • 2
    +2
    -0

    özleme bir diyeceğim yok. o kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. o nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. o tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

    insanlığımız özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel.

    özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem. bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

    verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir. beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir.

    seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!

    (bkz: sahibini arayan mektuplar)

  • 1
    +1
    -0

    "modern iktidar; çocuğu okulla, hastayı hastaneyle, deliyi tımarhaneyle, askeri orduyla, suçluyu hapishaneyle kuşatarak bireyselleştirmiş; kayıt altına almış, sayısal hale getirmiş, böylece egemen olmuştur. her kişi bir yerde kayıtlı hale gelince, herkes denetim altında olacak, gözetim altında tutulacaktır.
    modern iktidar büyük gözaltıdır."

  • 48
    +48
    -0

    ı + xı = x

    bir artı on bir eşittir on mu? hemen, "yanlış," dedi.
    "peki bunun doğru olmasının bir yolu var mı sence?"
    ambra başını iki yana salladı. " hayır, denklemin kesinlikle yanlış."
    profesör nazikçe genç kadını elinden tutup kendi bulunduğu tarafa çekti. ambra işaretlere onun durduğu noktadan bakıyordu.
    denklem baş aşağı olmuştu.

    x = ıx + ı

    ambra şaşkınlık içinde başını kaldırdı.
    langdon gülümsüyordu. "on eşittir, dokuz artı bir. bazen başka birinin gerçeğini anlamak için tek yapman gereken bakış açını değiştirmektir."

    dan brown-başlangıç

  • 2
    +2
    -0

    (bkz: tehlikeli oyunlar) ı okurken bi paragrafı çok beğenmiştim ama nedense altını çizmeyi unutmuşum bütün gece kitabı kurcaladım ama bulamadım..
    işte bir kere bile olsa yanıldınız sayın (bkz: oğuz(cum) atay)..
    evet kitaplar bizim değil ama bazı kitapların bazı sözleri vardır ki altı çizilmediği zaman kaybolup giderler, sadece insan zihninde bir hayal olarak kalır..
    "acaba ben bunu okumuş muydum ya da aslında o kitabı okurken o paragrafın devamında bunlarda yazılmalıydı" diye aklımdan mı geçirmiştim..
    her zaman haklı olamazsınız ışte..

  • 1
    +1
    -0

    “keşke kaçabilsem. bildiğim, bana ait olan, sevdiğim şeylerden kaçabilsem. keşke gidebilsem burası olmayan herhangi bir yere. bu yüzleri, bu alışkanlıkları, bu günleri görmek istemiyorum artık. başka biri olmalı, hücrelerime sinmiş bu rol yapma saplantısının yorgunluğunu atmalıyım. uyku huzurla değil, hayatla çöksün üstüme. deniz kenarında bir kulübe, hatta dağların sarp eteklerinde bir mağara yeter bana. ne yazık ki istemekle olmuyor.”

    huzursuzluğun kitabı, fernando pessoa