Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 3
    +3
    -0

    uzun uzun yüzüme baktı. bir çay içelim mi diye sordu. geri çevirmedim teklifini. beraber bir çay daha içtik ve kalktı gitti. asırlık çınarlar ile istanbul'un o güzel boğaz manzarası arasında sıkıştım kaldım. sevip de sevilmeyen her adam gibi, sevip de sevilmeyen her adam kadar sıkıştım. hem kendime, hem onun kalbine.

  • 32
    +33
    -1

    - apartman girişindeki lambayı sen mi kırdın bülent?
    + hangisini?
    - otomatik yanan, sensörlü lamba.
    + hayır.
    - komşu görmüş, yalan söyleme. süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.
    önüme baktım.
    "neden kırdın?"
    cevap yok
    "hasta mısın evladım? söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle."
    "kırdımsa kırdım, ne olacak! çok mu değerliymiş?"
    "lamba senden değerli mi evladım, lambanın amına koyayım, lamba kim? yöneticiye de dedim. lambanızı sikeyim, kaç paraysa veririz. sen değerlisin benim için."
    "beni görünce yanmıyordu baba."
    "nasıl ya?"
    "görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni."
    "e beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor."
    "hadi ya! sahiden mi?"
    "evet. ucuzundan takmışlar.bizimle bir alakası yok!"
    babama sarıldım, yıllar sonra.

    erken kaybedenler

    2 içimi sebepsiz bi hüzün kapladı şimdi - delinin_defteriii 07 Eylül 2017 15:00
    4 lambanın anasını sikeyim. ben bu kitabı nasıl okumamışım. hemen almam lazım - drakolaa 07 Eylül 2017 17:32
    1 emrah serbes ❤️ tüm kitapları güzeldir adamın - minnoskedi 07 Eylül 2017 21:03
  • 2
    +2
    -0

    “aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir, dördüncüyü atar alevlerin içine. birini yaralar,öldürür ötekini. aynı anda çıkıp sönen bir şimşeğe benzer. geceleyin saklar safakta zapt edilecek kaleyi, çünkü; dayanacak güç yoktur karşısında”
    - zülfü livaneli - kardeşimin hikayesi

  • 0
    +0
    -0

    bazen yalnız kalmak sizi anlamayan bir kalabalıkta olmaktan daha anlamlıdır. zira karşınıza geçen ve ısrarla sizi anlamayan bir kamyon insanın, kamyon kadar değerli olmadığı zamanlar vardır ve bundan daha itici bir şey yoktur. anlaşılamadığınızda terk etme isteğinizin gerçek sebebi de budur aslında.

  • 0
    +0
    -0

    "demek hayat böyle iki adım ilerisi görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?"

    (bkz: içimizdeki şeytan)

  • 4
    +4
    -0

    babam otuz yıl çalıştı. i̇şe girdiği zaman fabrika iki yapıdan ibaretti. bugün fabrika yedi binalık bir fabrika oldu. fabrikalar böyle çoğalır, ilerlerler... i̇nsanlar da çalışarak çabalayarak sonuçta bir hiç olarak geberip gider.

  • 1
    +1
    -0

    yaptıklarının gizli kalmasını isteyenler bunda başarılı olacaktır. kimse onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. bir gün öldükleri zaman arkalarında küçük bir iz, bir anı, bir gözyaşı, bir eser bırakmadan yok olacaklardır. gazetedeki ölüm ilanı bile yedinci sayfada bir kenarda kalacak, kimsenin gözüne çarpmayacaktır. hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarları olmayacaktır.
    -oğuz atay, tutunamayanlar

  • 2
    +2
    -0

    şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim” dedi: “gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.

  • 0
    +0
    -0

    "hayat tahayyül edebildiğimiz kadardır. bütün dünyası tarlasından ibaret olan köylünün gözünde, o tarla bir imparatorluktur. caesar'ın gözünde ise azımsadığı imparatorluğu topu topu bir tarla kadardır. fakir insanın bir imparatorluğu var, güçlü olanın ise altı üstü bir tarlası. aslına bakılacak olursa, sahip olduğumuz tek şey izlenimlerdir; dolayısıyla, hayatımızın gerçekliğini izlenimlerin üzerine oturtmalıyız, algıladıkları şeylerin değil."
    fernando pessoa

  • 1
    +1
    -0

    beni seviyor mu? bilmiyorum. o da bilmiyor belki. sevmiyor mu? bilmiyorum. o biliyordur belki. eğer beni sevmezse ne yaparım bilmiyorum. beni severse ne yaparım? onu da bilmiyorum. sevmiyorsa eğer beni, sevmesi için ne yapmam gerekir onu hiç bilmiyorum. beni sıktığını düşünüyormuş zaman zaman, öyle söylüyor. o kadar saçma ki bu, o lafı her duyduğumda kendimi domates kasası gibi hissediyorum. ağlıyorum öyle konuşmaların sonrasında. hadi ağlamak demeyelim de gözlerim doluyor diyelim. hiçbir yere sığamıyorum. ben onu çok seviyorum. o bana inanmıyor. bir gün inanacak biliyorum ama ne zaman bilmiyorum. daha fazlası gelmiyor elimden. bekliyorum...
    ali lidar.

  • 3
    +3
    -0

    benim onu sevmemin nasıl bir mucize olduğunu bilmiyor. belki de sıradan ve vasıfsız bir şey gibi görüyor bunu. o da haklı. neredeyse tanıyan herkes sevmiş onu. farklı boyutlarda elbet. ama bir şekilde sevmiş. zaten onu birazcık tanıyan birinin kayıtsız kalması, sıradan biri gibi davranması mümkün değil. fakat ben ne yapabilirim? anlatamıyorum. anlatamamamın sıkıntısı içimdeki telaşı kat be kat artırıyor... seni en çok ben seviyorum desem, en başka ben seviyorum ve en başta, herkesten çok, en çok, en... ne en? i̇çimden geçenleri bilse koşup boynuma sarılır. oysa sadece anlatabildiğim kadarını biliyor. anlatabildiğim kadarını... anlatabildiğim kadarıyla ne yapılabilir? birer çay içilebilir belki..
    ali lidar

  • 3
    +3
    -0

    "tutarlılık, durgun zihinlerin oyun alanıdır."

    (hayvanlardan tanrılara: sapiens, yuval noah harari)

    ~dengesizliğim bu yüzden belki de...

  • 2
    +2
    -0

    --- spoiler ---
    +babam beni dövdüğü için herkes beni dövüyor.
    ama sorun değil, onu öldüreceğim!
    - ne babanı mı öldüreceksin?
    +onu içimde öldüreceğim, birini sevmeyi bıraktığında içinde ölmeye başlar.

    --- spoiler ---

    1 zezé :) çok aşığım. - nisyan 25 Eylül 2017 21:59
  • 2
    +2
    -0

    hayatta en önemli şey nedir? açlık çekilen bir ülkede birine bu soruyu sorarsak cevap "yemek" olacak; donmakta olan birine aynı soruyu sorarsak cevabı "sıcak" olacaktır. kendini yalnız ve çaresiz hisseden birine soracak olursak cevap mutlaka "diğer insanlarla beraber olmak" olacaktır.

    ama bütün bu ihtiyaçlar giderildikten sonra bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha var mıdır hala? filozoflar buna "evet" diye cevap verirler. onlara göre insan sadece ekmekle yaşayamaz. tabii ki bütün insanlar yemek yemelidir. ayrıca sevilmeye ve ilgi görmeye ihtiyaçları vardır. ama bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha vardır: kim olduğumuzu ve neden yaşadığımızı bilmek.

    mükemmel - apti 25 Şubat 2019 03:23
  • 1
    +1
    -0

    zira aşk iktidarı sever. bu sebeptendir ki başkalarına ölümüne aşık olabiliriz, ama bize ölümüne aşık olanları içten içe küçümser, öteleriz.

  • 3
    +3
    -0

    ''ben, en acıklı anlarda bile güldürücü sözler bulabilen bir insanım. kendime acımam yoktur.''

  • 5
    +5
    -0

    halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması. i̇çimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu. i̇çimizde şeytan yok... i̇çimizde aciz var..tembellik var. iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...
    (bkz: sabahattin ali içimizdeki şeytan)

  • 1
    +1
    -0

    insanin zihni neyle meşgulse rüyasında onu görür.hele içiniz rahat olmadı mı gerçeğe ne kadar da uyar rüyalarımız.
    suç ve ceza

  • 3
    +3
    -0

    "... günlük yaşantımız, mantıksal pozitivistlerin düşündüğünün aksine, soyut önerilerin pek az önem taşıdığı bir hayattır." şerif mardin /ideoloji