Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 2
    +2
    -0

    '' yüreğim çaresizce, delik bir kova gibi boşalıyor. ''
    fernando pessoa - huzursuzluğun kitabı

  • 0
    +0
    -0

    insanlar inanır, diye düşündü gölge.insanlarin yaptığı budur. inanirlar. sonra da inançların sorumluluğunu alamazlar. birşeyler yaratırlar be yarattıklarına güvenmezler. insanlar karanlığı doldurur; hayaletlerle, tanrılarla, elektronlarla, hikâyelerle. insanlar hayal eder ve insanlar inanır, kibir şeyleri dolduran da o inançtır. kaya gibi sağlam o inanç...

    amerikan tanrıları- neil gaiman

  • 1
    +1
    -0

    "doğal gaz faturasının üstündeki maliye bakanlığı logosunu sana benzettiğimde delirdiğimi anladım.ve biraz içim rahatladı.artık kimse bir şey yapamazdı bana. kimse üzemez, kimse zarar veremezdi. kanunun ve tanrının bana verdiği yeni yetkiye dayanarak bağıra bağıra sevebilirdim artık seni. çünkü deliler ve çocuklar her ne halt ederlerse etsinler bir şekilde bağışlanırlardı ve ben artık çocukluk trenini çoktan kaçırdım diye hayıflanmayacaktım.
    ben kurtulmuştum,
    'gerisini onlar düşünsün...' "

  • 0
    +0
    -0

    gençlik yıllarını nasıl geçirdin? en mutlu anlarını nereye gömdün? gerçekten yaşadın mı sen? bak, dünyada her şey nasıl gittikçe soğuyor ,görüyor musun? ve biliyorum ki, daha birçok yıllar böyle gelip geçecek ve arkasından da korkunç yalnızlık bir yılan gibi yavaş yavaş sürünerek gelecek. arkasından sendeleyen yaşlılık da iki koltuk değneği arasında, topallaya topallaya çıkacak karşıma ve hepsinin arkasından da kimsesizlik, perişanlık ve ümitsizlik... hayal dünyası sönecek, rüyalar solacak ve sonbahar yaprakları gibi sararıp tek tek düşüp çürüyecek...
    dostoyevski-beyaz geceler

  • 4
    +4
    -0

    -... bana kalırsa tek bir tür insan var. i̇nsanların hepsi insan.
    +... yalnızca tek bir tür insan varsa, o zaman neden hiç geçinemiyorlar? hepsi birbirine benziyorsa, niçin özel bir çaba harcayarak birbirlerini aşağılıyorlar?

  • 0
    +0
    -0

    denizin ortasında ayağına kramp girmesi gibi,
    asansör halatlarının kopması gibi,
    beklenmedik anda gelen acı telefonlar gibi,
    beni sokağın ortasında bırakman gibi,
    aniden gelişen her şeyi sikeyim.

  • 1
    +1
    -0

    "tarih bir diyalogdur"
       zaman ve zamanın biz fani insanlar için içerdiği gecmis-bugün-gelecek mefhumları gerçekten de bir diyalog mudur?   bir diyaloğu içermekte midir?  bu zaman dilimleri kendi aralarında bir diyaloğa sahipler mi?  yoksa hölderlin'in bu veciz sözleri sadece bir arzu, bir istek midir?
            mehmed uzun- zincirlenmiş zamanlar zincirlenmiş sözcükler

  • 1
    +1
    -0

    kim demiş ön söz okunmaz diye. devenin hörgücünü beşe ayırdılar ve deveyi iğnenin deliğinden geçirdiler.

  • 3
    +4
    -1

    "çocukluk çayın dem kısmıdır sevgili tsubasa, büyümekse sıcak suyudur. dem'e ne kadar su katarsan kat, çayın tadına dem hakim olur. 80 lik bir ihtiyar bile olsan, çocukluk daha ağır basar ruhta. bu böyledir."

  • 3
    +3
    -0

    uzun uzun yüzüme baktı. bir çay içelim mi diye sordu. geri çevirmedim teklifini. beraber bir çay daha içtik ve kalktı gitti. asırlık çınarlar ile istanbul'un o güzel boğaz manzarası arasında sıkıştım kaldım. sevip de sevilmeyen her adam gibi, sevip de sevilmeyen her adam kadar sıkıştım. hem kendime, hem onun kalbine.

  • 3
    +3
    -0

    şimdi en çok fark edilen şey sessizlik. dört yanı sessizlik kaplamış. sessizlik, bir tül gibi her şeyin üstünü örtmüş.

  • 32
    +33
    -1

    - apartman girişindeki lambayı sen mi kırdın bülent?
    + hangisini?
    - otomatik yanan, sensörlü lamba.
    + hayır.
    - komşu görmüş, yalan söyleme. süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.
    önüme baktım.
    "neden kırdın?"
    cevap yok
    "hasta mısın evladım? söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle."
    "kırdımsa kırdım, ne olacak! çok mu değerliymiş?"
    "lamba senden değerli mi evladım, lambanın amına koyayım, lamba kim? yöneticiye de dedim. lambanızı sikeyim, kaç paraysa veririz. sen değerlisin benim için."
    "beni görünce yanmıyordu baba."
    "nasıl ya?"
    "görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni."
    "e beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor."
    "hadi ya! sahiden mi?"
    "evet. ucuzundan takmışlar.bizimle bir alakası yok!"
    babama sarıldım, yıllar sonra.

    erken kaybedenler

    2 içimi sebepsiz bi hüzün kapladı şimdi - delinin_defteriii 07 Eylül 2017 15:00
    4 lambanın anasını sikeyim. ben bu kitabı nasıl okumamışım. hemen almam lazım - drakolaa 07 Eylül 2017 17:32
    1 emrah serbes ❤️ tüm kitapları güzeldir adamın - minnoskedi 07 Eylül 2017 21:03
  • 2
    +2
    -0

    “aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir, dördüncüyü atar alevlerin içine. birini yaralar,öldürür ötekini. aynı anda çıkıp sönen bir şimşeğe benzer. geceleyin saklar safakta zapt edilecek kaleyi, çünkü; dayanacak güç yoktur karşısında”
    - zülfü livaneli - kardeşimin hikayesi

  • 0
    +0
    -0

    bazen yalnız kalmak sizi anlamayan bir kalabalıkta olmaktan daha anlamlıdır. zira karşınıza geçen ve ısrarla sizi anlamayan bir kamyon insanın, kamyon kadar değerli olmadığı zamanlar vardır ve bundan daha itici bir şey yoktur. anlaşılamadığınızda terk etme isteğinizin gerçek sebebi de budur aslında.

  • 0
    +0
    -0

    "demek hayat böyle iki adım ilerisi görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?"

    (bkz: içimizdeki şeytan)

  • 4
    +4
    -0

    babam otuz yıl çalıştı. i̇şe girdiği zaman fabrika iki yapıdan ibaretti. bugün fabrika yedi binalık bir fabrika oldu. fabrikalar böyle çoğalır, ilerlerler... i̇nsanlar da çalışarak çabalayarak sonuçta bir hiç olarak geberip gider.

  • 1
    +1
    -0

    yaptıklarının gizli kalmasını isteyenler bunda başarılı olacaktır. kimse onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. bir gün öldükleri zaman arkalarında küçük bir iz, bir anı, bir gözyaşı, bir eser bırakmadan yok olacaklardır. gazetedeki ölüm ilanı bile yedinci sayfada bir kenarda kalacak, kimsenin gözüne çarpmayacaktır. hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarları olmayacaktır.
    -oğuz atay, tutunamayanlar

  • 2
    +2
    -0

    şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim” dedi: “gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.

  • 0
    +0
    -0

    "hayat tahayyül edebildiğimiz kadardır. bütün dünyası tarlasından ibaret olan köylünün gözünde, o tarla bir imparatorluktur. caesar'ın gözünde ise azımsadığı imparatorluğu topu topu bir tarla kadardır. fakir insanın bir imparatorluğu var, güçlü olanın ise altı üstü bir tarlası. aslına bakılacak olursa, sahip olduğumuz tek şey izlenimlerdir; dolayısıyla, hayatımızın gerçekliğini izlenimlerin üzerine oturtmalıyız, algıladıkları şeylerin değil."
    fernando pessoa