Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 2
    +2
    -0

    "beni tanımış olduğuna sevineceksin. hep dostum olarak kalacaksın. gülmek isteyeceksin benimle birlikte. koşup pencereyi açacaksın. gökyüzüne gülerek baktığını gören dostların şaşacaklar. onlara diyeceksin ki, " evet, ne olmuş yıldızlara bakarken gulerim ben! " seni deli sanacaklar başına çorap öreceğim bir güzel!"
    yine güldü.
    " sanki sana yıldızlar yerine gülmeyi bilen bir sürü çan vermişim gibi."
    yine güldü, sonra ciddileşti.
    "bu gece.. gelme."
    "seni bırakmam." dedim.
    "acı çektiğini sanacaklar. ölüyormuşum gibi gelecek. bu işler böyle. görme, daha iyi. zaten değmez."

  • 1 ruh adam? - simyaci 28 Nisan 2017 10:21
    1 ruh adam.. şerefin intihar mektubu - detuav 28 Nisan 2017 14:44
    muhteşem kitap... - simyaci 28 Nisan 2017 14:51
  • 0
    +0
    -0

    hiç bırakmıyacağım diyordu. hani şimdi nerde. bıraktı değil mi...

  • 1
    +1
    -0

    ''seni seviyorum... deli gibi değil gayet aklı başında olarak seviyorum.''

  • 1
    +1
    -0

    birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka birşey değilmiş..

  • 0
    +0
    -0

    ''sadece herkesin okuduğu kitapları okursan, sadece herkesin düşündüğünü düşünürsün.''

  • 1
    +1
    -0

    "...asılmak üzere olan bir adamı düşün mesela. onu asarsın ve her şey biter. ama onu, asılması için yapılan bütün hazırlıklara şahit olmaya zorlarsan ve tam darağacının önüne getirildiğinde infazının ertelendiğini söylersen adamın hayatının geri kalanını ona zehir etmiş olursun."
    (bkz: babaya mektup)

  • 2
    +2
    -0

    "eh, neticede olgunluk dediğin, hayatı daha fazla acıyla kabullenebilme yetisi değil midir ? " kan ve gül / alper canıgüz.

  • 1
    +1
    -0

    "elinden bir şey gelmemenin acısını iniş takımları olmayan melekler bilir. bir arabanın farlarına kilitlenip kalmış sincaplar bilir. suyun dibine ağır ağır çöken taşlar bilir. matkapla göğsünün ortasına açılmış bir pencere düşün. perdeyi aralayıp kendi yarandan bakıyorsun dünyaya. eskisi gibi acımıyor ve de asıl bu acıtıyor."

  • 2
    +2
    -0

    göğe çıkıp yıldızların ışıltısına ulaşmak yerine, şimdi üzerinde uyuduğumuz toprağın içine girmeyi hayal etmemiz doğru muydu?
    orhan pamuk- kırmızı saçlı kadın

  • 2
    +2
    -0

    kalpten kalbe yol vardır.
    bu yol dardır, oradan çok ince duygular geçer. susarsınız, susarım, anlaşırız. zekamız kelimeleri sevdiği kadar kalbimiz bunlardan nefret eder. kalbimizin dili sükuttur. çünkü hiçbir duyguya isim verilemez. kendilerine birer ad taktığımız duygular, şuurumuzda kabuk bağlamış, aklileşmiş ve kalple rabıtasını kesmiş kalp unsurlarıdır. kelime kalpazanlığı yapmadan konuşmak sırrını kalp bilir.

    -bir akşamdı

  • 2
    +2
    -0

    siz hiç, kırıldığınız yerden tamir olup defalarca aynı yerden kırıldınız mı? paramparçayken, tuzla buz olmuşken tekrardan parçalanmak için birleştiniz mi? bile bile, yürüdünüz mü acıya? hiç, 'sonunda acı olduğunu bile bile neden seviyorum ki seni?' dediniz mi? dediyseniz, sizde kırık bir kızsınız demektir. ve kırık bir kızı etkilemek, hiç ama hiç zor değildir, en iyisini siz bilirsiniz. (bkz: öfa)

  • 2
    +2
    -0

    "yüce tanrım! ya ona azıcık merhamet ver, ya bana çokça dayanma gücü. ya bendeki sevginin birazını ona ver; ya ondaki vurdumduymazlığın birazını bana. tanrım! ya onu bana ver ya beni ona.."

    -efsane

  • 3
    +3
    -0

    "hayat dediğimiz hengame, iki insan arasındaki mesafeden ibaret.
    birbirimizin ruhuna degebilmek için çırpındıkça çırpınıyor, bitap düşüyoruz sonunda.
    o mesafe bir türlü kapanmıyor, kapanamıyor.
    kah içine kapanarak yakınlığı arıyor insan.
    kah içini dökerek.
    kah alıp başını giderek.
    ne içine dönmek sorunları çözüyor hayatta ne de gitmek. çünkü insan gittiği yere kalbini de götürüyor.
    her adım ömürden düşen bir gün çünkü.
    her adım bir ayrılık.
    kalbin istediği bir damla yakınlıkken, her ayrılık biraz daha mesafe."

  • 4
    +4
    -0

    maria puder son birkaç dakika zarfında biraz sükunetini kaybetmişe benziyordu. bunu tespit edince memnun oldum: onun hiç sarsılmadan gittiğini görmek, beni herhalde pek üzecekti. mütemadiyen elimi tutup bırakıyor: “ne manasız şey?.. ne diye gidiyorsun sanki?” diye söyleniyordu. “asıl sen gidiyorsun, ben daha buradayım!” dedim. bu sözümü fark etmemiş göründü. kolumdan tuttu. “raif… şimdi ben gidiyorum!” dedi. “evet… biliyorum!” trenin hareket saati gelmişti. bir memur vagon kapısını örtüyordu. maria puder merdiven basamağına atladı, sonra bana eğilerek, yavaş bir sesle, fakat tane tane: “şimdi ben gidiyorum. fakat ne zaman çağırırsan gelirim… ” dedi.
    evvela ne demek istediğini anlamadım. o da bir an durdu ve ilave etti:
    “nereye çağırırsan gelirim!”
    bu sefer anlamıştım. ellerine sarılmak, öpmek için atıldım. maria içeri girmiş, tren sessiz sedasız hareket etmişti. bir müddet onun bulunduğu pencerenin yanında koştum, sonra yavaşladım, elimi sallayarak:
    “çağıracağım… muhakkak çağıracağım!” diye bağırdım. (bkz: kürk mantolu madonna)

  • 2
    +2
    -0

    bir gün bir kitap okurken şu satırlar dikkatimi çekti. yazar o kadar net anlatmış ki karakteri, direk kendimi buldum satırlarda. beni hayatta bu kadar net anlatan bir yazı yoktur herhalde.

    "uzun zamandır kendimi iyi hissetmiyorum. açık konuşalım mı? kendimi bile hissetmiyorum ben. ruhum çekilmiş gibiydi, taşıdığım boş bir bedendi aslında,ordan oraya birileri itiyor, birileri çekiyor,bana yön veriyordu.

    tıpkı hayatım gibi .

    dışarıdan sert görünebilirdim. kapılarımı herkese sımsıkı kapattığım, defalarca üzerlerine kilit vurduğum doğruydu, hiç inkar etmemiştim zaten. kendimi kendime saklamıştım,kendimi kitaplarıma saklamıştım , kendimi beni benden daha iyi anlayan şarkılarıma saklamıştım. tanımadığım birine gülümsemeyi saçma buluyordum,birilerini elimde olmadan kırmışsam neredeyse umursamıyordum bile,insanlardan bana neydi ki? benim hakkımda istediklerini düşünebilirlerdi,kimseye kendimi kanıtlamak yada onlara kendimi sevdirmek zorunda değildim. kimseye ihtiyacım yoktu. ihtiyacım olan kişileri ben uzun zaman önce kaybetmiştim zaten. devamı önemli miydi?

    değildi.

    o halde çizdiğim manzaraya geriye doğru bir adım atıp tekrar bakıyordum şimdi. sert ,umursamaz biri. gülümsemeyi sevmiyor,gülümsemeyi bilmiyor. insanlar gram umrunda değil. bu kişi bencil. bu kişi ukala. bu kimseyle konuşmaya tenezzül etmiyor. ne kadar da itici. bu kişinin kimseye ihtiyacı yok , o halde bu kişi zayıf değil. kendi ayakları üzerinde durabilir, hadi ona yüklenelim. alabildiğine sayıp sövelim, ne kadarını kaldırabilir,deneyelim. ne güzel!"

  • 35
    +37
    -2

    sevgili bilge,
    bana bir mektup yazmış olsaydın, bende sana cevap vermiş olsaydım. ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı.

    1 tehlikeli oyunlar - indiroeli 20 Mayıs 2017 22:58
  • 0
    +0
    -0

    " her ilerleme, ani değişimlerin gerçekleşebilmesi koşuluna bağlıdır. " körleşme/ elias canetti