Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 1
    +1
    -0

    "kendine karşı oynamak kendi gölgenin üstünden atlamak gibi bir çelişkidir."

  • 3
    +3
    -0

    "her şey insanının elindedir. fakat insan korkaklığı yüzünden, bile bile her şeyi kaybeder."
    --
    "çünkü öyle zamanlar olur ki, insanın muhakkak bir yere gitmesi icap eder."

    (bkz: suç ve ceza )

  • 1
    +1
    -0

    "dibe vurduğunu sanıp bir dip daha keşfedebiliyordu insan." - sıradan delilik öyküleri

  • 2
    +2
    -0

    bilmiyordum.o,midyelerinin içinde inciler değil de yangınlar taşıyan bir deniz gibiydi;cennete sızan kötülük,cehenneme düşen iyilik gibiydi.araf gibiydi.

  • 3
    +3
    -0

    "şimdi kendi köşeme çekildim, boş bir teselliyle avunuyorum: zeki insanlar hiçbir şey beceremezler, becerenler yalnızca aptallardır."
    - yeraltından notlar/ fyodor dostoyevski

  • 0
    +1
    -1

    "vakit varken tomurcukları topla. zaman hala uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölüyor olabilir..."
    carpediem

  • 1
    +1
    -0

    onun ayağının altındaki toprağı, başının üstündeki havayı, dokunduğu her şeyi, söylediği her kelimeyi seviyorum...her bakışını, her hareketini, onu tümüyle seviyorum.işte bu kadar.
    emily bronte-uğultulu tepeler

  • 0
    +0
    -0

    "kullanılmadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?"
    sabahattin ali - içinizdeki şeytan

  • 1
    +1
    -0

    "her zaman uçurumdan atlamalısın, kanatların sonradan çıkar." yazma sanatında zen/

  • 0
    +0
    -0

    anıtkabir yapılırken rasattepe'de mezarları bulunan friglerde, özgürlüğünü kazanmış kölelerin başlarına taktıkları beyaz kukuletalar görülür. 1958 yılında, belçikalı çizer pierre culliford tarafından yaratılan ve mantar evlerden oluşan bir köyde yaşayan şirinler adlı çizgi romanın kahramanları da frig kültürünün beyaz kukuletalarını başlarına takarlar. şirinler'in serüvenlerinde onlara onlara düşman olan, hayatta servetten başka bir şey düşünmeyen soğuk, acımasız ve boş bir adam vardır; gargamel.

    anadolu'yu sömürüden kurtaran mustafa kemal atatürk'ün "manevi mirasım" dediği bilim ve sanatın yolundan yürüyen beyaz kukuletalılar ile devrimlerini yok etmeye çalışan uzun boylu gargamel arasındaki serüven, cumhuriyet tarihinde de devam etmektedir.

    - sunay akın

  • 0
    +0
    -0

    "diş ağrısı çok fena şey enişte, dedi.
    fakat yeri belli olan ağrılardan korkmamalı. derinlerden gelen bazı ağrılar var ki..."

  • 0
    +0
    -0

    bence, şeytan diye bir şey gerçekte yoksa, insanoğlu uydurmuşsa onu; kendine bakarak, kendisini örnek alarak uydurmuştur. fyodor mihayloviç dostoyevski- karamazov kardeşler

  • 0
    +0
    -0

    bazen durmak gerekiyor. kendinle başbaşa kalmak... kendi hatırını sorabilmek, kendine "aldırma" diyebilmek, kendi sırtını sıvazlayabilmek gerekiyor. bazen sadece sessizliği dinlemek, yenilenmek için yetiyor.
    şermin çarkacı-ev yapımı sihirli değnek

  • 8
    +8
    -0

    valla kitaptan falan değilde az önce şöyle bir şey okudum ''hanımefendi güzel olduğunuz kadar vay anasını avradınısınız da.''

  • 4
    +4
    -0

    "korkuyu beklerken" "tehlikeli oyunlar"a bile "tutunamayan", gene de o "oyunlarla yaşayan", geleceği elinden alınmış beyaz mantolu bir adam: dipten sarsılmış, kırgın, hatta umutsuz biri: günü geldiğinde yazdıklarının anlamına bile yetisemeyen oğuz atay. biri gülüyorsa bu önsöze, öteki yalnızca bakıyordur. i̇kisi de inanmıyordur şüphesiz. i̇kisi de soruyordur, sonra
    "ben burdayım sevgili okurum sen nerdesin??"
    oğuz atay/ tutunamayanlar

  • 0
    +0
    -0

    "diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? haklısın. belki de çok az... o zaman şöyle demeliyim: seni az tanıyorum... az...

    sen de fark ettin mi? az dediğin, küçücük bir kelime. sadece a ve z. sadece iki harf. ama aralarında koca bir alfabe var. o alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. biri başlangıç, diğeri son. ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. yan yana gelip de birlikte okunmak için. aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. senin ve benim gibi..."

    hakan günday-az

  • 0
    +0
    -0

    "ben senin bilinç altı karanliklarına ittigin ve gerçekleşmesinden korktuğum kirli arzuların; ben senin bilinç altı ormanlarının tarzanı! yemeye geldim seni. benden kurtulamazsın. ben senin vicdan azabınım!"
    "bagırma, anladık. benim vicdan azabım bu kadar kıllı olamaz. ruhbilimci tarzan lütfen giyin."
    oğuz atay / tutunamayanlar
    " en çok güldügüm kısım ah turgut özben ah" :-)

  • 0
    +0
    -0

    -kelime oyunu yapıyorsun selim.
    -benim bütün işim oyundu, bunu biliyorsun turgut. "hayatım ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu.

    oğuz atay/ tutunamayanlar