Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 2
    +2
    -0

    sevgi, insana zarar veren bir hatadır; işbirlikçisi, yani umutsa tehlikeli bir yanılsama.
    bin muhteşem güneş

  • 0
    +0
    -0

    geriye kalan şey sabırsızlık, tedirginlik ve heyecan duygularından bir kombinle beklemekti. bekledim. beklemek insanın içini kavurur. ve ne ironileri, insan hep bekler. doğmayı bekler, büyümeyi bekler, iş sahibi olmayı bekler, sevgiliyi bekler, bebeği bekler, ölümü bekler. hayat beklemektir aslında. yaşamayı beklemekle azrail'i beklemek arasında geçen süreye "yaşadı" derler. o süre tamamlandığında da vadesi doldu... sanki insan ödenmesi gereken bir banka borcuymuşçasına... belki de öyledir, ölüme borcu olan bir tanrının, aylık kredi taksitleriyizdir.

    mezar taşı gibi düşüyor yağmur - batuhan dedde

  • 0
    +0
    -0

    söz vermiştim kendi kendime :yazı bile yazmayacaktım.yazı yazmak da, hırstan başka neydi? burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim


    son kuşlar

  • 0
    +0
    -0

    "özlemek duvarları en yüksek,kaçılması en yüksek hapisaneydi."

    barış bıçakçı - bir süre yere paralel gittikten sonra

  • 0
    +0
    -0

    tuhaftır ama, küçük hırsızları asıp yok ederler, içeri tıkarlar. ama büyükleri o kadar ilerlemiştir ki ülkeyi ve sarayları yönetirler.

  • 2
    +2
    -0

    "ben yüzlerini unutmaya başladım," dedi sohrab
    "bu çok mu kötü?"
    "hayır. zaman bunu hep yapar."
    -uçurtma avcısı-

  • 4
    +6
    -2

    daha önce paylaşıldı mı bilmiyorum ama.... hakan günday - az

    diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? haklısın. belki de çok az...

    o zaman şöyle demeliyim: seni az tanıyorum... az...

    sen de fark ettin mi? az dediğin, küçücük bir kelime. sadece a ve z.
    sadece iki harf. ama aralarında koca bir alfabe var.

    o alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.

    biri başlangıç, diğeri son. ama sanki birbirleri için yaratılmışlar.

    yan yana gelip de birlikte okunmak için. aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler.

    senin ve benim gibi...

  • 4
    +4
    -0

    ''palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? i̇çinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam,sen de anlamazsın. ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?"

    (bkz: milena'ya mektuplar )

  • 0
    +0
    -0

    dunyanın hiçbiyerinde böyle rezalet gorulmedi...az gelişmiş aşklar ülkesi olarak dünya milletleri arasında ön sıraları işgal ediyoruz.
    birleşmiş milletler istatisliklerine göre ancak nijerya ve gana bizden daha az gelişmiş,aşık olma oranı yüz binde kırk iki.aşkta geriyizde başka şeylerde ilerimiyiz sanki,yalnız trafik kazalarında birinciyiz buyrun bakalım bin de dört.iki gururumuza dokunuyo..
    emniyet genel müdürlüğünün hesapladığına göre 126 bin 800 bakıpta iç geçirme,44 bin otobüs yada dolmuşta hafif temas,4bin200 peşinden gidipte vaz geçme,850 eve kadar izleme ve 15bin700 uzaktan aşık olma olarak 92 bin 814 ümitsiz aşk olayı kaydedilmiş
    ...
    \tutunamayanlar

  • 1
    +1
    -0

    bu sözlerimi harcanmış yılların manifestosu olarak kabul edebilirsin. çünkü tecrübe ıstıraptır güzelim ve zannettiğinden daha fazla ıstırap çektim.

  • -1
    +0
    -1

    amaaan hepinizin sevgilisi olsun, sakin ha yalniz kalmayin.geri zekalilar.hepinizden nefret ediyorum.

  • 0
    +0
    -0

    i̇nsanların içinde tek başına yaşamak kadar kötü birşey yoktur.
    'bilinmeyen bir kadının mektubu, stefan zweig (sayfa 29 - koridor yayınları)

  • 7
    +7
    -0

    karanlıkları devirmek ve aydınlık bir çağın kapılarını açmak için en mükemmel silâh: kalem. sözle, yazıyla kazanılmayacak savaş yok... kalem sahiplerine düşen ilk vazife: telaş etmemek, öfkelenmemek, kin kışkırtıcısı olmamak. halkı okumaya, düşünmeye, sevmeye alıştırmak. bir kılıcın kazandığı zaferi, başka bir kılıç yok edebilir. kalemle yapılan fetihler, tarihe mal olur, tarihe, yani ebediyete.

    cemil meriç - bu ülke

  • 4
    +4
    -0

    yürü git içime!
    i̇çimden seni sevmek gelmiyor değil,
    i̇çimden onu sevmek gitmiyor.

  • 1
    +1
    -0

    bacak boyumun yetmediği bir bisikletle bisiklete binmeyi öğreniyordum. bir öğretenim yoktu, karar vermiş kalkışmıştım, o kadar.. boyumdan büyük heyulayı sürükleyerek dışarı çıkartır, bahçe duvarına yaslar, ayağımın altına yerleştirdiğim yüksekçe bir taş yardımıyla atlardım bisikletin tepesine. pedallara bastığımda, duyduğum tek kuralı uygular, önüme değil ileriye bakardım. sokağın sonundaki bayıra dek giderdim böylece. ama sokağın sonunda, her seferinde düşerek inerdim durdurmayı bilemediğim o kocaman tekerlerin üstünden. kaş, kafa, diz filan yarardım. kaşım, kafam, dizim filan acırdı, ve bunların hiçbiri acı değildi.

  • 0
    +0
    -0

    anlat hadi. ben aptalım, ben aşığım.., gelen ve terk eden olmak nasıl bir haz… yazdıklarıma ilk kez soru işareti koymak istiyorum. kocaman soru işaretleri çizmek istiyorum.
    umay umay-orospu kırmızı

  • 2
    +2
    -0

    sevginin niçini olmaz ki efendim. düşünsem belki makul bir sebep bulabilirim. fakat bu hakiki sebep olmaz. çünkü biz önce severiz, sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. bu da hodbinliğimizden doğar efendim.

  • 1
    +1
    -0

    "gerçek aşkını kaybetmek, sağ elini kaybetmek gibi bir şey. tam olarak böyle bir his. her şey daha fazla çaba gerektiriyor. o yokken her şey daha farklı hissettiriyor."

  • 1
    +1
    -0

    "hani koca bir yalan var ya; "eğer sen birini seviyorsan, o da seni seviyordur" diye. öyle değildir işte o. karşımızdaki sevmeyebilir bizi. bu gayet doğal bir refleks. peki bu anlayışı çöpe mi atacağız şimdi? asla. karşımızdaki sevmiyorsa bile, karşımızdakinin duyguları kimin ellerinde şekil buluyorsa, hangi zâtın kudretinde ise o bizi seviyordur... zaten sevmesi "kulum sev" diyedir. seveceğimizi bilir allah, bu yüzden sevdirir. sevdirmesi bizi sevdiğine en büyük delildir. sevdirmek sevenin yapabileceği bir olgu çünkü. bizi sevindirerek sevildiğimizi ilam eder allah."
    (bkz: leyla buradan taşındı)