Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("kitaplardan alıntılar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 71
    +71
    -0

    nedense hep aklıma ilk olarak;

    "senin için bin tane olsa yakalarım" gelir.

    uçurtma avcısı – khaled hosseini

    ayrıca : kitap okurken altı çizilen kitabın içinde en güzel olduğuna inanılan cümleler/paragraflardır.

    34 "yeniden iyi biri olmak mümkün." - katerina 22 Haziran 2016 20:44
    11 bir kitabın içinde ne kadar alti çizili cümle varsa o kitap o kadar senindir, sen'dir. - lszyn 08 Ocak 2017 16:06
    9 "çocuklar boyama kitabı değildir. onları en sevdiğin renklere boyayamazsın." - baloncuuk 05 Nisan 2017 01:16
  • 42
    +43
    -1

    bir kadının bize herşeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu makbule mecbur olmak acı bir şey.

    kürk mantolu madonna

    kitabı ilk okuduğumda bu paragrafta takılmış, en az yirmi kez tekrar okumuştum.

    1 tam şuanda elimde olan kitap - gizlinumaraya 06 Mart 2017 20:59
  • 8
    +8
    -0

    " bir yazarın hayatı normal insanlardan daha iyi bilmesini beklersiniz. hayatı yazan, bilir, dersiniz, değil mi? insanları yazan, bilir. dersiniz.

    kadar çizebilen bir adam, dersiniz, kendi kaderini herkesten iyi çizer.

    dersiniz ki, sevgiyi atlatan bir adam korunmayı bilir. ama yazarım demekle de yazar olunmuyordur, belki hatta yazarsın demekle bile.

    ya da bir yazarlar bir boksör ya da bir politikacı arasında bir fark yoktur ve hepsi hafif bir ruhsal eğilimi çok çalışmayla birleştirlmiş adamlardır sadece ve işleri zarar vermek ve zarar görmek üzerine kuruludur.

    bilmiyorum. "

    hamdi koç a ait satırlar... yazmayı alışkanlık haline getirdiğim ilk zamanlar okumuştum bunları. aşka dair hayal kırıklıklarını da tam da bu yazıyı okuduğum zaman yaşamıştım. bir buçuk yıldır, hala, canım sıkıldıkça okurum bu satırları.

    neden, bilmiyorum. belki de hayatıma müdahale edememenin verdiği zorluğa makbulü kabul etmek tekrar tekrar bu satırları okumama neden oluyor.

    neyse, öyle bir şeyler sanırım.

  • 55
    +55
    -0

    nen var zeze?”
    ”hiç. şarkı söylüyordum.”
    ”şarkı mı söylüyordun?”
    ”evet.”
    ”öyleyse ben sağır olmalıyım.”
    (insanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? bir şey demedim. bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim..)
    -şeker portakalı

  • 16
    +16
    -0

    ...
    bu mektubun eline geçip geçmeyeceğini bile bilmiyorum. ama yazmaktan başka çaresi olmayan bütün yaşama kusurluları gibi ben de yazdıkça yazıyorum. kadınları güçlü olan bu sülalenin erkeklerinden geriye bir avuç yazı kalır. balkan gönüllüsü ismail'in günlüğü bizde hala okunur. ben de onlardan biriyim. öyle olmadığımı zannetmiştim oysa. kendimi senin yanında güçlü hissetmiştim. denenmemiş gücün kaç kırat çektiğini kim bilebilir? çocukmuşum. öğrendim.
    ...

    mücella/ nazan bekiroğlu

  • 15
    +16
    -1

    "tanrının formülü"
    kitapta ölmek üzere olan bir karakterin sık sık varlığı sorgulamasıyla karşılaşıyoruz. bu pasaj da onlardan birisiydi.

    --- spoiler ---
    "bazen hayat bana değersiz, önemsiz geliyor. öleceğim ve insanlık beni hatırlamayacak; insanlık ölecek ve evren onu hatırlamayacak. bizler zamanda kaybolup giden kıymetsiz toz zerreleriyiz," dedi ve omuz silkti. "ama kimi zaman da hepimizin bir görevle doğduğuna, bir role sahip olduğuna ve hepimizin büyük bir planın parçası olduğuna inanıyorum. bizim ki küçük, hatta komik derecede önemsiz bir rol olabilir. hayatımızın boşa geçtiğini düşünebiliriz ama kim bilir belki de zerre büyüklüğündeki şeylerin bile kozmik pastada zannettiğimizden çok daha büyük bir payı olabilir." nefes nefese kaldı, yorulmuştu. "belki de kırılgan kanatlı küçük kelebek evrenin başka bir yerinde fırtına yaratacak güce sahiptir."
    --- spoiler ---

  • 38
    +43
    -5

    sevgili bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.
    insanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde
    bırakmasaydım. kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine
    düşmeseydim. bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım.
    oğuz atay/ tehlikeli oyunlar

    5 mal mısınız bunun neyini eksilediniz - includingeveryhting 23 Haziran 2016 13:44
    3 bi şey derdim ama demek istemiyorum oğuz atay a saygımdan, onu tartışma konusu yapmicam. - the person in the north 23 Haziran 2016 14:01
    2 bunu yazmak üzereydim kiiii.. senin yazdığını gördüm - birgünherşey 10 Nisan 2017 00:42
  • 10
    +11
    -1

    "harcayabildiğimiz kadar çok para harcıyor ve insanlardan alabildiğimiz kadar az şey alıyorduk. her zaman az ya da çok mutsuzduk ve akranlarımızın çoğu da aynı durumdaydı. aramızda, her zaman çok eğlendiğimize dair bir kurmaca vardı ve bir de hiçbir zaman eğlenmediğimiz gerçeğinin iskeleti. bildiğim kadarıyla bu, yaşıtlarımız arasında yaygın bir durumdu.''
    (bkz: great expectations)

  • 13
    +13
    -0

    "ne ölüm ne de hayat! hiçbiri kovalamıyor beni rüyalarımda. hiçbirinin eli bana değmiyor. çünkü ellerim ceplerimde hiç olmadıkları kadar. varlığıma nedensizlikten delirdim ben. hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan. hepsini giydim. hiçbiri olmadı. hepsi dar geldi. inansaydım herhangi birine, uğruna gerekirse dünyayı kan gölüne çevirirdim. okyanuslar kırmızı olurdu. pıhtılaşmış kanlardan siyah dağlar yükselirdi. ama inanamadım. bir türlü inanamadım. bütün hayat bir illüzyon..."

    hakan günday - kinyas ve kayra

    kinyas ve kayra kitabına başlamıştım lakin betimlemelere fazla yer verdiğinden bırakmıştım nasıl kitap - ironmanironisi 26 Şubat 2017 14:41
    harika bir kitappp - thesungoesdown 15 Haziran 2017 00:01
  • 6
    +6
    -0

    ...
    bir yarış pistindeki kulvara dizilmiş kısa mesafe koşucularını düşünün. tabanca ateşlendiği anda çıkış takozlarından fırladıkları izlenimine kapılırsınız. ama aslında iki eylem eşzamanlı değildir: yarışçıları yavaş çekimde izlerseniz, tabanca atışıyla hareketin başlangıcı arasında az sayılmayacak bir aralık olduğunu fark edersiniz: saniyenin onda ikisi kadar. (hatta bundan önce çıkış yapanlar yarıştan diskalifiye edilirler.) atletler, bu aralığı mümkün olduğunca kısaltmak için antrenman yapsalar da, biyolojileri onlara birtakım temel sınırlar dayatmaktadır: beynin sesi kaydetmesi ve önce motor kortekse, oradan da omurilik aracılığıyla kaslara sinyal göndermesi gerekir. saniyenin binde birinin kazanmak ya da kaybetmek anlamına gelebildiği bir sporda, bu tepki şaşırtıcı ölçüde yavaş gibidir.

    peki, yarışı başlatmak için sözgelimi tabanca yerine bir flaş ışığından yararlansak, bu gecikmeyi kısaltmak mümkün olabilir mi? ışık sesten hızlı yol aldığına göre, bu değişiklik yarışçıların çıkışını hızlandıramaz mı?

    bu düşünceyi sınamak için birkaç kısa mesafe koşucusu bir araya geldik. yaptığımız denemede, ışığa daha yavaş tepki vermiştik. dış dünyada ışığın hızını hesaba kattığımızda, bu sonuç ilk bakışta sergilerimize ters düşüyor. ancak olanları anlamak için asıl dikkate almamız gereken şey, içerideki bilgi işleme hızı olmalıdır. görsel veriler, işitsel verilerle kıyaslandığında daha karmaşık işleme sürecine tabidirler. bu nedenle, flaş ışığıyla ilgili bilgileri taşıyan sinyallerin görme sisteminde ilerlemesi, patlama sesini taşıyan sinyallerin işitme sisteminde ilerlemesinden daha uzun zaman alır. biz de ışığa 190 milisaniyede, sese ise yalnızca 160 milisaniyede tepki vermiştik. koşuculara çıkış işareti verirken tabanca kullanılmasının nedeni de budur.

    ancak bu noktada işler biraz tuhaflaşıyor. az önce, beynin sesleri görüntülerden daha hızlı işlediğini söyledik. ama ellerinizi gözünüzün önünde çırptığınızda neler olduğuna dikkat edin. bunu hemen deneyebilirsiniz.

    her şey ne kadar da eşzamanlı görünüyor değil mi? peki ses ışıktan daha hızlı işleniyorsa bu nasıl olabilir? işin aslı şu ki, gerçeklik algınız, aslında ustalıkla yapılan düzenleme hilelerinin bir sonucudur: beyin, sinyallerin varış zamanları arasındaki farkı gizler. nasıl mı? size gerçeklik olarak sunduğu şey, özünde gerçekliğin geciktirilmiş bir versiyonudur. beyniniz, olan bitenle ilgili bir hikayeye karar vermeden önce, duyulardan gelen bütün bilgileri bir araya toplar.

    zamanlamayla ilgili bu zorluklar işitme ve görmeyle sınırlı değildir. duyusal bilgiler, duyunun türüne bağlı olarak farklı sürelerde işlenir. yetmezmiş gibi, tek bir duyu için de zamansal farklılıklar söz konusu olabilir. sözgelimi, ayak baş parmağınızdan gelen sinyallerin beyne ulaşması, burundan gelen sinyallerle kıyaslandığında daha uzun sürer. ama bu farkları algılamazsınız. önce sinyalleri bir araya topladığınızdan, her şey size eşzamanlı görünür.

    bütün bunlardan çıkan tuhaf sonuç, aslında geçmişte yaşadığınızdır. siz an'ı yaşadığınızı hissedene kadar, o an çoktan uçup gitmiştir. duyulardan gelen bilginin eş zamanlı hale getirilmesi için ödediğiniz bedel, bilinçli farkındalığın fiziksel dünyanın gerisinden gelmesidir. bu, bir olayın gerçekleşmesi ile onu deneyimlemeniz arasındaki aşılmaz boşluğu temsil eder.
    ....
    beyin - senin hikayen / david eagleman

  • 2 :') - hoppalavedecuppala 23 Haziran 2016 16:08
  • 7
    +7
    -0

    yüreğim parçalanıyor içinde bulunduğun tehlikeleri sözlerinden daha iyi anlatıyor bana gözlerin

  • 5
    +5
    -0

    insan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. en temel şeyi gözler göremez.

    2 minnak pren :) - hermione 31 Ağustos 2016 04:06
    :) - partimegod 31 Ağustos 2016 17:50
  • 7
    +7
    -0

    keşke kaçabilsem. bildiğim, bana ait olan, sevdiğim şeylerden kaçabilsem. keşke gidebilsem burası olmayan herhangi bir yere. bu yüzleri, bu alışkanlıkları, bu günleri görmek istemiyorum artık. başka biri olmalı, hücrelerime sinmiş bu rol yapma saplantısının yorgunluğunu atmalıyım. uyku huzurla değil, hayatla çöksün üstüme. deniz kenarında bir kulübe, hatta dağların sarp eteklerinde bir mağara yeter bana. ne yazık ki istemekle olmuyor.

    (huzursuzluğun kitabı, fernando pessoa)

  • 5
    +5
    -0

    benden önce her şey sonsuzdu; sonsuza dek süreceğim bende...içeri girenler, dışarıda bırakın her umudu...

  • 8
    +8
    -0

    "yaşayarak intihar etmeyi seçenlere yardım edilemez. bir stil meselesi. ya ağzına soktuğun bir 38'lik ya da ölene kadar kendini oksijenle zehirlemek. seçersin ölümünü. çocuk oyuncağı kalır kendini asmalar, over dose'lar, altmış sekiz yıllık intiharın yanında."

    hakan günday, kinyas ve kayra

  • 28
    +29
    -1

    "yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci sahneye fırlayıp romeo'nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır. sonunda geminin batacağı bilindiği halde titanic defalarca izlenmiştir. bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamazsın. çünkü romeo ölmeli, titanic batmalı, ama aşk her şeye rağmen yaşanmalı."

    (bkz: olasılıksız)
    (bkz: adam fawer)

  • 28
    +28
    -0

    kitap 412 sayfa, ben koca kitapta tek yerin altını çizdim az önce.
    "kaybetmeye alıştıkça daha çok özgürleşiyor insan."

    3 (bkz: avarel) .d .d - rakunettin 02 Ağustos 2016 22:51
    hahahah .d .d ya olm sen de yen şu adamı baskette be, sinan engin'e çevirdin la beni (''bi maçı da kazan be bilic!'') - rakunettin 03 Ağustos 2016 09:36
    hangi kitap - ironmanironisi 26 Şubat 2017 14:42
  • 2
    +2
    -0

    boğulmakla, bu insanların ölene kadar saygı duyacağı ve adınızı sayıklayıp duracağı bir efsane olursunuz.size can verdiklerini düşünürler.ömürleri boyunca yaptıkları en iyi iş ve ölüm döşeğindeyken varlıklarının ispatı olarak andıkları tek kişi siz olabilirsiniz.
    bu yüzden saldırgan kurbanı dibe vurmuş zavallıyı oynayın.profesyonel hatanın ta kendisi olun.eğer onlara kendilerini tanrı gibi hissettirebilirseniz , insanlar deveye hendek bile atlatırlar.
    tıkanma - chuck palahniuk