Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("hayata dair iç burkan detaylar") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 3 kesinlikle yanlış bilgidir çarpıtma haberlerde araştırırsan suriye'de zaten üniversite kazanmış işe yarar bireyler alınıyor üniversiteye. hazır 12 yıl okuyup üniversite kazanmış adam niye alınmasın. sonuçta türklerin kontenjanından çalmıyor kimse - chikatilo 21 Aralık 2015 00:40
  • 15
    +15
    -0

    benim bu başlıkta ekşide okuduğum ve bu başlığın adı geçince aklıma direk gelen, beynime mıh gibi kazınmış bir tane var ki akla her geldiğinde insana niye bu memleket için uğraştığını hatırlatır. yazılan entry:

    ege tıp fakültesinin önündeki direklerden birinde rastlanan yazıdır: böbreğimi satıyorum, telefon numaram ...

  • 13
    +14
    -1

    aynaya baktığınız zaman kazağın boyun kısmından atletinizin gözükmesi....

  • 3
    +3
    -0

    zamanın sürekli geçiyor olması.
    bir daha asla çocuk olamamanın gerçekliği.
    insanların geçmişe özlem duyarak, geleceğe plan kurarak bugünü yaşayamaması.
    bazı insanlarla ancak öteki dünyada konuşabilecek olmak.

  • 33
    +33
    -0

    geçen anne annemlere gittim. her hafta gider, bi' bakarım ne yapıyorlar diye. dayım gelir akşam sekiz-dokuz gibi. geçen yine geldi. ama ilk önce biraz dayımdan bahsedeyim. sanayide tornacı olarak çalışır ama aşırı zekidir. sadece... şans bir türlü yüzüne gülmedi. hava harp okulu'na gitti ama namaz kılarken yakalandığı için atıldı. evlendi, çocukları oldu, boşandı, şimdi yalnız. çocukları ve eski eşi şehir dışında yaşıyor. böyle biri işte, artık neredeyse her gün sanayiye gider, çalışır gelir. akşam on'a kaldığı bile olur. neyse dayım eve geldi. dedi ki: "para kazanmak çok zor. bugün ben 50 tl için dört saat çalıştım, dört saat, dört, dört." vurguladı dördü. yarım saat geçti ben kalkmak üzereyim, eve gideceğim. dayım çıkardı 50 tl verdi. hayatımda ilk defa bir paraya para olarak bakmadım. o para aslında dayımın sanayide dört saat döktüğü terdi, emeğiydi. içim bir burkuldu, bir garip oldum. "dayı," dedim "sen al bunu bende var" "olum saçmalama, al şunu." dedi.
    "dört saat çalışmışsın, sende kalsın." dedim.
    "ben onun için demedim olum sende kalsın." dedi.
    yahu ben de biliyorum onu demek istemediğini ama o parayı isteksizce de olsa aldım. harcayamadım zaten. duruyor kenarda...

  • 2
    +2
    -0

    mutluluğun da üzüntünün de, fakirliğin de zenginliğin de, aşkın da nefretin de... kısacası her gördüğümüz güneşli günün ya da her yaşadığımız karanlık günün bir sonu olduğu...

  • 21
    +21
    -0

    bugün sokakta dolaştıktan sonra eve dönüyordum.sonra nedense bir banka oturup çocuk parkını izleme isteği oluştu içimde.oturdum ve gelen geçen çocuğu ve onların yüzünde ki o mutluluğu o saflığı izlemeye başladım.o neşe içinde çıkardıkları kahkahaları hissettim içimde.uzun süredir zombi gibi yaşayan bana bir terapi gibi gelmişti.ta ki parka giren ama hiç bir oyun aletlerine binemeyen o tekerlekli sandalye üzerinde ki çocuğu görene kadar.gözünü içi parlıyordu oysa ki.sanki ben hepsine binmek istiyorum dercesine bakıyordu ailesine.kaydırağın yanından geçerken sımsıkıca tutuyordu kaydırağı.tutuyordu ama kayamıyordu lan işte.bunları yapamadıkça sanki içindeki inatçı keçi daha da inat ediyordu.daha fazla umutla bakmaya başlıyordu oyun aletlerine.sonra o çocuğun önüne küçük bir çocuk durdu uzattı elini ve diğer elinde ki dinazor oyuncağını verdi.çok mutlu oldu tekerlekli sandalyede ki çocuk..sarıldı oyuncağı veren çocuğa.tekerlekli sandalyede ki çocuğun ailesi de sarıldı öptü küçük çocuğu.bu olay bir şey öğretti bana.her zaman ve her zaman umutsuzluğu yıkan bir şey varmış hayatta.bu ya ''tekerlekli sandalyede ki çocuğun bitmek bilmeyen oyun oynama isteğiydi'' ya da ''küçücük bir çocuğun kendisinden yaşça büyük olan birine masumca verdiği oyuncak''.

  • 3
    +4
    -1

    bir 35'lik,bir kavun,bir de beyaz peynir isteyince garsonun "beklediğiniz kişi gelince mi açayım servisi?" demesi.

  • 38
    +38
    -0

    az önce yaşadığım.
    sarhoş babanın, kusmuğunu temizlerken bile gözünde kocaman olan babanın, "özür dilerim kızım" diyip ağlaması. şuramda bir şey koptu ki anlatamam.

  • 5
    +5
    -0

    gidenin geri gelmemesi , hani deli gibi ihtiyacınız olan insanın artık toprağın altında olması.
    bugün mezarlığa gittim konuştum, konuştum ne bir ses ne bir seda...
    hiçbir çözüm yok , elden gelen yok. işte hayata dair bu burkulmanın tarifi yok.

  • 3
    +3
    -0

    ilkokuldayken en yakın arkadaşım işitme engelliydi pek konuşamıyordu ve özel bir cihaz sayesinde insanları duyabiliyordu 23 nisan da gösteri yapacağız heyecanlıyız falan bu gelmedi okula bende merak edip evine gittim işitme cihazı bozulmuştu ve hiçbirimizi hiçbir şekilde duyamıyordu yüzünü kapatıp kaç saat ağlamıştı gözümün önünde o gün ne yapsam güldürememiştim onu. mutluluğu en çok hakeden bir çocuğun daha en güzel günü ziyan olmuştu,hevesi kursağında kalmıştı . üzgünüm hayat bazen hiç olmadık bir zamanda çok kötü yerlerden vuruyor.

  • en azından görüyo kardeş :( - yuhumgelio 02 Mart 2017 22:30
    onun ben gözlerini s.... dur gece gece söveyim biraz daha - nova52 03 Mart 2017 21:54
    kskdjskfjsmns - yuhumgelio 03 Mart 2017 22:00
  • 4
    +4
    -0

    ezik ve fakir olarak geçmiş bir çocukluğu ve onun bıraktığı acıları , ilerde ne kadar zengin dahi olsan mutlu ayağına da yatsan paklayamamaktır.

  • 4
    +4
    -0

    söylemek isteyip de bir türlü söyleyemediğim şeyler hep içimi burkmuştur. daha da kötüsü beni paramparça eder. bir hatam varsa kara kara düşünmek istemem ama açıklama yapmaktan da çok korkarım. çok bunalıyorum. kenarda hayvan gibi paragraf var. göndermedikten sonra neye yarar. oku oku ağla. en kötüsü hayalkırıklığına alışmak. ama nereye kadar dayanırım, sabrederim bilmiyorum. boşa kürek çekiyormuş her seferinde de boşa kürek çekmişim gibi bir hissiyat var üzerimde. belki de cidden hep boşa kürek çekiyorum. ilerlediğimi sanıyorum ama belki de yol ayaklarımın altından kayıp gidiyor, ben aynı yerde adım atıyorum. ilerlemediğin sürece adım atmanın üzmesi bir yana canını yakıyor. ne yaparsan yap aynı yerde takılmak öfkelendiriyor beni.

    en acısıda anlatamamak birine anlatmayı cok isteyip ne kadar anlatsanda biseylerin eksik oldugunu hissetmek butun bunlardan sonrada kabuguna cekilip salak ve duygusuz olarak nitelendirilmek - fcayzing 31 Ekim 2016 09:14
  • 0
    +0
    -0

    artık hayal kırıklığı sınırımın eşiğine geldim. ne batıyorum ne gidiyorum. yanlışlıkla demir atmışım, çıkaramıyorum.

  • 5
    +5
    -0

    uykusuzluk problemimden dolayı 3 gün sıfır uykuyla durmuştum.
    neyse bu olayı annem rahmetli dedeme söylemiş.
    rahmetli, annemden bedenimi öğrenip bana takım elbise alıp gelmişti.
    başucuma oturup bir saat fıkra anlatmıştı bana.
    uyumuş numarası yapmıştım ve sevincinden ağlamıştı rahmetli.