Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 0
    +0
    -0

    buraya umutlu günler koydum...
    şimdilik uzak gibi görünüyor ama kim bilir,
    birazdan uzanıp dokunursun?

  • 1
    +1
    -0

    bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. hep böyle mi bu?
    bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum,
    kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer.'.. kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
    aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! paniğini kukla yapmış
    hasta bir çocuğum ben. oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
    niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimselerizin vermez yollarıma kuş konmasına?
    "öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.

    nilgün marmara

  • 1
    +1
    -0

    öncesinde bilmeme rağmen (bkz: dağ 2) filminden sonra kafamda dönüp duran şiir.

    kahramanların ölümü

    gerilir zorlu bir yay
    oku fırlatmak için;
    gece gökte doğar ay
    yükselip batmak için.
    mecnun inler, kanını
    leyla’ya katmak için.
    cilve yapar sevgili
    gönül kanatmak için.
    şair neden gam çeker?
    şiir yaratmak için.
    dağda niçin bağırılır?
    feleğe çatmak için.
    açılır tatlı güller
    arılar tatmak için.
    tanrı kızlar yaratmış
    erlere satmak için.
    insan büyür beşikte
    mezarda yatmak için.
    ve
    kahramanlar can verir
    yurdu yaşatmak için...

  • 3
    +3
    -0

    .....
    aşkım da değişebilir gerçeklerim de
    pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
    yangelmişim dizboyu sulara
    hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
    hiçbirinizle döğüşemem
    siz ne derseniz deyiniz
    benim bir gizli bildiğim var
    sizin alınız al inandım
    sizin morunuz mor inandım
    ben tam dünyaya göre
    ben tam kendime göre
    ama sizin adınız ne
    benim dengemi bozmayınız
    turgut uyar / tel cambazının tel üstündeki durumunu anlatır şiirdir

  • 2
    +2
    -0

    biliyorum sana giden yollar kapalı
    üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

    ne kadar yakından ve arada uçurum;
    insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

    uyandım uyandım, hep seni düşündüm
    yalnız seni, yalnız senin gözlerini

    sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım
    ben artık adam olmam bu derde düşeli

    şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
    yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

    anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
    ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

    kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
    hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

    tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
    nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

    çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
    bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

    rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
    bu böyle pek de kolay değil gerçi…

    alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
    bunun verdiği mutluluk da az değil ki

    çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
    sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

    inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
    son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

    bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
    yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

  • 0
    +0
    -0

    baka kalırım giden geminin ardından;
    atamam kendimi denize, dünya güzel;
    serde erkeklik var, ağlayamam.
    orhan veli kanik - bu şiiri çok severim

  • 1
    +1
    -0

    ...
    burada gece oluyor
    burada nasılsa hep gece oluyor
    dilini yağmura uzattığın
    sabahların olsun
    orada

    kemal varol (ot dergisi) - marji 17 Ocak 2017 10:43
  • 1
    +1
    -0

    ey sokaklarında yıllarca avare dolaştığım
    içinde ilk aşkımı yaşadığım küçük şehir
    umutsuz akşamlarımda sesini duyduğum lir
    sihrinde ilk acıyı tattığım
    ey sarhoş akşamlarımın biricik tesellisi
    ilk şiirlerimdeki biricik dert ortağım fener
    soğuk kış geceleri ısındığım kalorifer
    gitgide uzaklaşan tren sesi
    ey en masum arzularımı gizleyen oda
    yıldızlarla dost eden küçük pencere
    her akşam gönlümün dilediği yere
    götüren sihirli araba
    ey en içli en yanık türkülerimi duymayan
    rüzgârı saçlarımı dağıtan sokak
    ve ey saçı ak gönlü ak
    anneciğim pencerede ağlayan
    ah biliyorum güç gelecek sizlere
    ama artık gitmek geliyor içimden
    bir sabah masmavi bir bulutun peşinden
    dönüşü olmayan yerlere

  • 0
    +0
    -0

    hangi çiçek diğerini sarı açtı diye ayıplar?
    hangi kuş farklı ötünce diğerine yasak koyar?
    dersinden, dilinden ötürü öldürülüyor insanlar.
    ah insanlar!
    her şeyi bulup kendini bulamayanlar...

    charles bukowski

  • 3
    +3
    -0

    ama inanıyorum be bir gün, bir gün yüzyüze geldiğimizde.
    bende gülümseyeceğim sana.
    seni içimde nasıl yaşattığımı.
    seni içimde nasıl büyüttüğümü.
    o gülümsemeye sığdıracağım.
    ve sanki hiçbir şey olmamış gibi.
    ufak bir hareketle.
    günlerimin boşa geçmesini sağlayan adama selam diyeceğim.
    bir gün yapacağım,bir gün yapacağım.
    o zamana kadar kendine iyi bak.
    ben yapamıyorum bari sen yap.
    alıntı

  • 1
    +1
    -0

    bazen diyorum ki, palyaço,
    sen olmasan ben ne yaparım
    alçakça eksilirim belki biraz
    her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
    hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
    ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

    biraz biraz anlıyorum ki,
    yüzler eller, o terli vücutlar filan
    her şey plastikmiş biraz

    haydi sirtaki yapalım palyaço
    rakı doldur, yine eksildik biraz

  • 0
    +0
    -0

    sana bir şiirler olmuş sevgilim, yüzün gözün söz içinde
    hangi imla kitabına baksam, "ben"den ayrı yazılıyorsun.
    ~özdemir asaf

  • 3
    +3
    -0

    "bende tarçın sende ıhlamur kokusu
    yürürüz başkentin sokaklarında

    bir nehir şu tutuk konuşan cumartesi
    üstünde iki yonga: çarşamba, bir de cuma

    ayrılık lafları etme sevgilim
    önümüz temmuz önümüz ağustos nasıl olsa

    kolkola yürüyoruz tek tük öpüşüyoruz
    sonra ayrılıyoruz korkuyoruz da

    kimi zaman neden kalabalığın içinde duruyoruz da
    kimi zaman bir köşe arıyoruz en sapa

    işimiz mi yok, şu akay'a sapalım istersen
    istersen garson girelim ilkyazın gazinosuna

    börekçi! diye bağır istersen şurda
    kısmet çıkar -sanırım- emek'te oturan kıza

    abiler! abiler! diye bir şey satayım ben
    mendilim kalmamış kağıt peçete yok mu çantanda?

    üç peseta gibi bir paraya dondurma yemiştim
    madrid'te yemiştim, ve çatılardan kanguru akıyordu
    londra'da

    seversin mi beni, doğru söyle ama? - sigara?
    ne eflatun etin var, yanarca mı yanarca

    inan selimiye'nin minareleri gibisin
    her seferinde başka yoldan çıkılır nirvanaya"
    cemal süreya

  • 0
    +0
    -0

    dünya soğur, akşam serinlerken
    benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
    kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim
    ve işte geniş cümlem:
    .
    .
    içimi açtım sana
    içini açmak için.

  • 0
    +0
    -0

    ‘’aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi
    ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında
    durmadan soluyormuş gibi’’

  • 0
    +0
    -0

    aman kendini asmıs yüz kiloluk bir zenci
    ustelik gece inmis,ses gelmiyor kümesten
    ben olsam utanırım bu ne biçim ögrenci
    hem dersini bilmiyo hem de şişman herkesten.

    iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
    bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
    sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
    çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.

    ülkü tamer

  • 0
    +0
    -0

    hayatımda ezberlediğim ilk şiir; ilk aşkıma okumak için ezberlemistim lisede. şiir hala aklımda, ama o artık yok.

    edip cansever'den.

    rengini dünyaya ilk kez sunan
    adsız bir çiçek gibi parliyorsa gözlerin
    sevgilim
    bana sen bir şairsin dediğin zaman
    yalniz senin için yazıyorum bu şiiri
    ama istersen bir şiir gibi okuma
    çünkü her yil. çünkü her yil..
    yeniden yazazacağim bu siiri
    soguklar baslayinca havalanip
    millerce yol katettikten sonra
    güneyi tadan bir kuşun sevinciyle
    ve yazmis olacagim bir de..
    her donemde her çağda.
    sevdanin kendine özgü diliyle...
    seni seviyorum.

    not: hala seviyorum.

  • 0
    +3
    -3

    bize fiziği yanlış öğrettiler…
    insan sesi uçak sesini bastıramaz dediler…
    onlar şükrü saraçoğlu’nu görmediler…

    bize hayat bilgisini yanlış öğrettiler.
    yerli malı, yurdum malı kullan dediler.
    onlar van hooijdonk’u görmediler…

    bize matematiği yanlış öğrettiler
    kale direklerinin açısı 90 derecedir dediler
    pierre’in frikiklerinde 95 olduğunu görmediler…

    bize muziği yanlış öğrettiler
    en zor olanı çok sesli korodur dediler
    onlar 55,000 fenerliyi aynı anda görmediler…

    bize türküleri yanlış öğrettiler.
    lorke lorke lorke dediler.
    onlar nobre’yi görmediler…

    bize edebiyatı yanlış öğrettiler.
    en güzel eserler aruzla yazılır dediler.
    onlar fenerbahçe şiirlerini dinlemediler…

    bize coğrafyayı yanlış öğrettiler.
    brezilya, kahvesiyle meşhur dediler.
    onlar alex’i hic görmediler…

    bize efsane aşkları yanlış öğrettiler.
    kerem’le aslı, ferhat’la şirin dediler.
    onlar fenerbahçe aşkını hiç bilmediler…

    bize bir tek şeyi doğru öğrettiler..
    “en büyük fenerbahçe, başka büyük yok” dediler

    aşığım? - hukumdarcocugu 20 Ocak 2017 22:36
  • 3
    +3
    -0

    artık; ey millet-i merhume, sabah oldu uyan !
    sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu çan?
    ne kürtlük, ne de türklük kalacak, aç gözünü !
    dinle peygamber-i zişan'ın ilahi sözünü.

    veriniz başbaşa; zira sonu hüsran-ı mübin, ne hükûmet kalıyor ortada, billahi ne din !
    "medeniyet !" size çoktan beridir diş biliyor; evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.

    ne bu şuride siyaset, ne bu fasid dava?
    görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz...
    size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!
    bunu benden duydunuz, ben ki evet, arnavud'um...

    başka birşey diyemem ... işte, perişan yurdum !..."

    mehmet akif ersoy