Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 1
    +1
    -0

    caddelerin ağrıdığı zamanlar sen yürüdüğün zaman,
    kalabalığın acıyan akışında senin geçecek geçecek adımların
    burada öpecek öpecek çocuk vitrinlerin, telaşlı camlardan yansımak
    bitecek bitecek bir şehri yürümek
    bitecek bir şehirde ölmek
    bitecek bir şehir seni yiye yiye, sana doyarak.
    neden eğildik diyorsun
    yaştık.
    boynumu neden eğdim diyorsun;
    ağlarken boynundan aktı o yaşlar
    ıslanmaktan dedim.
    ıslanmaktan bu hale getirildin
    insanlarla konuşmak:
    inanmasan da ayet dinlemenin sana verdiği huzur gibi senin için.
    hayaller, olacak olacak
    bu devredeki direnç senin sesin.
    yıkıksın, telaşlı ve korkma
    minibüslerden trafik akışında araba markalarını ezberleyen bir garibanın mahçup yanısın sen.
    göğüslerde gezip sayılmayan bir acı.
    doktorların çok arayıp bulamadığı röntgenleri çıldırtan bir acı.
    neden var ve bir o kadar yoksun
    senin yaşayıp yaşayıp olacak olacak umutların
    neden kırık aynadan bakmak yüzüne
    neden kırık aynadan bakarak bölmek manzarayı
    iki katına neden çıkardın göğüs ve omuz
    iki katına neden çıktı birden çekilen
    sigaralar
    otlar
    bahar.
    bekllleme.
    sen neden hayatı her fotoğraflamak istediğinde
    çocukların oynadığı mahallelere koşuyorsun
    bunu bana çiçeksi bir dille açıkla
    hayatın her yanında karşılaşığın zalimliği al ağzına
    ve zalimlerden olarak açıkla
    bana bunu sinema salonları gibi açıkla.
    ölüm türleri
    cinayet sebepleri gibi açıkla
    katillerden korkularını al dilinin altına
    ve katillerden olarak açıkla
    neden her eve dönüşünde böyle mahalleler bulamadan
    fotoğraflayamadığın bir çocuğu asıyorsun duvara
    neden öldürüyorsun kederli bir anne gibi kendini makina bahçelerinde
    neden bahçeye yağmur dikmiyorsun
    bahçeye yağmur dikebilen makineler icat etmiyorsun neden
    böylece çiçekler kurumamak için yağmur beklemezler?
    çocukları öldürmeyen silahlar yapılır belki diyorsun öyle mi
    insanı vicdanına göre yargılayıp ona göre göğüsten içeri geçip
    kalbi duvar yumruklar gibi parçalayabilen akıllı mermiler?
    yağmurda hız azaltmayan birbiriyle uyumlu kelebek mermiler
    tene yaklaştıkça tırtıllaşan mermiler?
    ve böyle mermi girdiğinde tırtıklaşan tenler?
    kumral esmer ayırmayan
    katil masum tanımayan?
    git
    git fotoğraflara şimdi
    öldürülmüş çocuklardan biri de sensin
    farkında değilsin ve olsun
    ve inatla olsun
    ben seni fotoğraflıyorum hayatım; görmüyorsun.
    hadi git fotoğraflara, koş
    bilincim açık uyuyacağım mezarımda.
    mezarımda bir yağmur gibi
    üstümdeki çiçeklere merhaba, aşağıdayım demek için.
    gezdikçe bir şehri, insanları izledikçe
    hüzünlenmeyeceğim.
    sana söz veriyorum.
    caddeler ağrıdıkça zıplayacağım kaldırımda.
    öpecek öpecek titremek
    gözlerinden düşüp saçlarına gitmek isteyen bir gözyaşı damlası
    boynunda çıldırmayacak artık
    yağmurlar kıskanılmayacak
    makinalar ölüm müjdeleyemeyecek
    iş kazaları cinayet sayılacak söz veriyorum
    kırılan ayna yine de tam gösterecek manzarayı
    sana söz
    gülümsemenin çıktığı hiçbir fotoğraf delirmeyecek artık.
    sana söz mağlup olmayacağız
    sevgiyi dilenircesine
    mağlup öpmeyeceğiz kimseyi
    umutlan
    koş çocuklara
    hadi git.
    hadi git.
    yüzüme bakma artık
    lütfen siktir git.
    gökhan inesi

  • 0
    +0
    -0

    neyzen tevfik- mecnun
    yürü bre ehli deve endamını göreyim
    sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim
    mecnun gibi top muyum bir am için öleyim?
    leyla'yı da sikeyim mecnun'u da sikeyim.
    bana yar olmayan karının izzetini itibarini sikeyim...
    yansın karıların alayı, su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim.
    düşmüşüz bir orospunun belasına,
    koymadık diye taaa amının ortasına, kader böyle yazmış hatırasına...
    ben böyle hatıranın hikayesini sikeyim!

    kerem dağları deler bir amcık uğruna, aslı gitsin de ona buna vurdura...
    bir karı için değer mi hiç bütün bunlara, her taraf amcık dolu mala iyi vurana.
    fuzuli am peşine düştün gurbete, am serindir am derindir şifa verir millete,
    ye kebabı iç şarabı vur karpuz göte, bu gidişle yarrağımı gidersin cennete.

  • 0
    +0
    -0

    bana bir şeyler yaz,
    bir mektup, bir şiir, bir cümle...
    biraz kurtar beni!
    biraz beklet,
    biraz ertele bu engel tanımayan nefretimi.
    tükendiğim yerden, doğur beni...

    çok hastayım.

  • 3
    +3
    -0

    ustam…
    aklım firarda
    gözbebeklerimde müebbet hüzün
    dilimde ay kesiği bir yara
    düşüm kırık dökük
    umudumun boynu bükük
    bir öksüzün omuzlarında sükut
    yüreğim sana emanet ustam sıkı tut
    tut ki; kancık pusulara düşmesin
    bir hain kurşunu gelip deşmesin
    ustam…
    ustam ne zaman o senin bildiğin zaman
    ne sevda gördüğün masallardaki
    eskiden halı tezgahında dokunurdu aşklar
    nakış nakış körpe kız ellerinde şarkı sözleri
    mendillere yazılırdı isimler yüreklere kazılırdı gizlice
    sevdalılar asil ve de yürekli
    sevdalar kavgalar iki kişilik
    oysa şimdi;
    oysa şimdi çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde
    meşru sevdalardan gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara
    o günahkar gecelerden
    ustam…
    ustam beni herkes sevdaya asi sanır
    oysa aşk beni nerde görse tanır
    hasret tanır zulüm tanır ölüm tanır
    yüzüm yüzümden utanır ustam
    yüzüm yüzümden utanır
    yorgunum ustam yorgunum
    ne katıksız somun isterim senden
    ne bir tas su
    ne taş yastıkta bir gece uykusu
    var gücünle asıl şimdi sükunetime
    çığlığım kopsun
    uzat ellerini güneşe dokun
    uyandır uykusundan
    tut yüreğimden ustam tut
    tut beni sür güne
    güne sür ustam sür güne ustam
    aklım firarda
    gözbebeklerimde müebbet hüzün
    dilimde ay kesiği bir yara
    düşüm kırık dökük
    umudumun boynu bükük
    bir öksüzün omuzlarında sükut
    yüreğim sana emanet ustam sıkı tut
    tut ki; kancık pusulara düşmesin
    bir hain kurşunu gelip deşmesin
    eskiden halı tezgahında dokunurdu aşklar
    nakış nakış körpe kız ellerinde
    mendillere yazılırdı isimler yüreklere kazılırdı gizlice
    oysa şimdi çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde
    meşru sevdalardan gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara
    o günahkar gecelerden
    ustam…
    ustam beni herkes sevdaya asi sanır
    oysa aşk beni nerde görse tanır
    hasret tanır zulüm tanır ölüm tanır
    yüzüm yüzümden utanır ustam
    yüzüm yüzümden utanır
    bedirhan gökçe ama tuncel kurtiz den dinlemeden olmaz

  • 1
    +1
    -0

    sonra
    bu düzenli yaşamalar olmasa diyorum
    bu sabah kahvaltıları demli çaylar
    kızarmış ekmek dilimleri
    sonra giyinmek bir şey umarak aynalardan
    sonra düşmek yollara son otobüse yetişmek
    sonra çalışmak akşama kadar
    sigara dumanları beylik konuşmalar
    dört yanın taştan heykellerle dolu
    kime seslenirsen sağır
    ne yana bakarsan bir beyaz duvar
    sonra kulaklarında bu şehrin uğultusu
    alabildiğine bir bezginlik yüreğinde
    sonra o geçmek bilmeyen saatler
    sonra akşam
    sonra paydos
    sonra yalnızlık
    sonra keder
    bir gece başımızı alıp gitsek diyorum
    bir deniz kenarı mı olur
    bir dağ başı mı olur
    kaçsak bu kalabalıktan
    bir yer bulsak kendimize
    düzenli yaşamalardan uzakta
    bir yanımızda şehrin ışıkları
    bir yanımızda kucak dolusu yıldızlar
    orada hiç yemesek hiç uyumasa
    hiç düşünmesek yarını
    sonra unutsak sıkıntısını günlerin
    gecenin karanlığını
    sonra bıraksak kendimizi sevgiye erdemliğe mutluluğa
    her nefes alışta duysak yaşadığımızı
    sonra kaybolsak bu özgürlükte
    bu hazda
    bu derin aydınlıkta
    sonra sabah
    sonra paydos
    sonra kurtuluş
    sonra ölüm
    (bkz: ümit yaşar oğuzcan)

  • 1
    +1
    -0

    aşksız ve paramparçaydı yaşam
    bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    aşk demişti yaşamın bütün ustaları
    aşk ile sevmek bir güzelliği
    ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
    işte yüzünde badem çiçekleri
    saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
    sen misin seni sevdiğim o kavga,
    sen o kavganın güzelliği misin yoksa...
    bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bin kez budadılar körpe dallarımızı
    bin kez kırdılar.
    yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
    bin kez korkuya boğdular zamanı
    bin kez ölümlediler
    yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
    suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
    ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
    yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
    törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
    türküler söylerdik hep aynı telden
    aynı sesten, aynı yürekten
    dağlara biz verirdik morluğunu,
    henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...
    ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
    ne tan atışı doğumların sevincine
    ey bir elinde mezarcılar yaratan,
    bir elinde ebeler koşturan doğa
    bu seslenişimiz yalnızca sana
    yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    saraylar saltanatlar çöker
    kan susar birgün
    zulüm biter.
    menekşelerde açılır üstümüzde
    leylaklarda güler.
    bugünlerden geriye,
    bir yarına gidenler kalır
    bir de yarınlar için direnenler...
    şiirler doğacak kıvamda yine
    duygular yeniden yağacak kıvamda.
    ve yürek,
    imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
    ey herşey bitti diyenler
    korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
    ne kırlarda direnen çiçekler
    ne kentlerde devleşen öfkeler
    henüz elveda demediler.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    adnan yücel

  • 0
    +0
    -0

    bir gün bir yerde şiiri gördüğümde
    hayatı da birlikte
    yalan söyleyemem
    ya param yoksa diye düşünürüm
    yani para satınalma gücü
    ürkerim
    örneğin yaşlı ağaçlar yaşlı deniz
    yaşlı çınar yaşlı ben yaşlı çevre
    bir uyum ya da başkaldırma

    sonunda kalkar gideriz

  • 0
    +0
    -0

    uykuların kaçar geceleri bir türlü sabah olmayı bilmez.
    dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
    deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
    ne çarşaf halden anlar ne yastık.
    girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.

    onun unutamadığın hayali
    sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
    kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
    sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
    şerefin faziletin iyiliğin güzelliğin.
    gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için
    vurursun başını soğuk taş duvarlara.
    büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
    duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın.
    sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
    niçin yaratıldığını bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
    uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
    boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
    dolar gözlerin için burkulur.
    sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
    sevilen gözlerin erişilmezliğini.
    o hiç beklenmeyen saat geldi mi?
    düşer saçların önüne ama bembeyaz.
    uzanır gökyüzüne ellerin ama çaresiz ama yorgun ama bitkin.
    bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
    sonra dizilir birbiri ardına gerçekler acı.
    sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    bir gün anlarsın hayal kurmayı; beklemeyi ümit etmeyi.
    bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
    bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
    lanet edersin yaşadığına. maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
    o zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden.
    seni sevdiğimi işte o gün anlarsın

  • 0
    +0
    -0

    yıkılmış yuvama kaldırıyorum kadehimi
    kin , öfke dolu hayatıma
    yalnızlığına ikimizin
    ve sana kaldırıyorum.
    yalanına bana ihanet eden dudaklarımın
    gözlerindeki ölü soğukluğuna
    hayatın bu kadar acımasız , kaba oluşuna
    ve kurtarmamasına bizi tanrının

  • 0
    +0
    -0

    aşk

    şimdi sen kalkıp gidiyorsun. git
    gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
    oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
    oysa allah bilir bugün iyi uyanmıştık
    sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
    bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
    bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
    yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
    sanki hiç olmamıştı

    oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
    şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
    istanbullar
    şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
    dünyaların
    öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
    ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
    bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
    çünkü iki kişiydik

    oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
    bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
    seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
    iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
    yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
    memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
    sonrası iyilik güzellik.

    cemal süreya

  • 0
    +1
    -1

    insanı her okuduğunda neşelendirir, umut verir, enerji verir, yaşama isteği verir ve aslında en çok ihtiyacı olanı verir bu günlerde: inanç verir birhan keskin. buyrun efendim:

    “sana buraya bazı şeyler koyuyorum.
    yol boyunca aklında olsun.
    lazım olursa açar okursun.
    olmazsa da olsun,
    bir zararı yok burada dursun.

    şuraya bir cümle koydum.
    bırak, acımızı birileri duysun.
    hem zaten şiir niye var?
    dünyanın acısını başkaları da duysun!

    acı mıhlanıp bir kalpte durmasın.
    ortada dursun.

    olur ya biri eline alır okşar,
    biri alnından öper.
    az unutursun.

    buraya tabiatı koydum.
    ağaçları, suyu, ovayı, dağı.
    onlar bizim kardeşimiz,
    çok canın sıkılırsa
    arada onlarla konuşursun.

    buraya, küçük mutlu güneşler koydum.
    günlerimiz karanlık
    ve çok soğuyor bazı akşamlar,
    ısınırsın.

    buraya, bir inanç bir inat koydum.
    tut ki unuttun, tekrar bak,
    o inat neyse sen osun.

    buraya yolun yokuşunu koydum.
    bildiğim için yokuşu.
    zorlanırsa nefesin, unutma,
    ciğer kendini en çabuk onaran organ,
    valla bak, aklında bulunsun.

    buraya umutlu günler koydum.
    şimdilik uzak gibi görünüyor,
    ama kim bilir,
    birazdan uzanıp dokunursun.

    buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak;
    sen şahane bir okursun.
    mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun.
    n’olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!

    burada bir tutam sabır var.
    kendiminkinden kopardım bir parça,
    (bende çok boldur)
    lazım oldukça ya sabır ya sabır,
    dokunursun.

    burada güzel çaylar var.
    bu aralar senin için çok önemli.
    bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar.
    demlersin, maksat midene dostluk olsun.

    şuraya youtube’dan müzikler,
    bach dinle filan, koydum.
    ama müzik konusunda sen benden daha iyisin,
    koklayıp buluyorsun.

    buraya bir silkintiotu koydum.
    kırk dert bir arada canına yandığım,
    kırkına birden deva olsun…”
    “sana buraya bazı şeyler koyuyorum.
    yol boyunca aklında olsun.
    lazım olursa açar okursun.
    olmazsa da olsun,
    bir zararı yok burada dursun.

    şuraya bir cümle koydum.
    bırak, acımızı birileri duysun.
    hem zaten şiir niye var?
    dünyanın acısını başkaları da duysun!

    acı mıhlanıp bir kalpte durmasın.
    ortada dursun.

    olur ya biri eline alır okşar,
    biri alnından öper.
    az unutursun.

    buraya tabiatı koydum.
    ağaçları, suyu, ovayı, dağı.
    onlar bizim kardeşimiz,
    çok canın sıkılırsa
    arada onlarla konuşursun.

    buraya, küçük mutlu güneşler koydum.
    günlerimiz karanlık
    ve çok soğuyor bazı akşamlar,
    ısınırsın.

    buraya, bir inanç bir inat koydum.
    tut ki unuttun, tekrar bak,
    o inat neyse sen osun.

    buraya yolun yokuşunu koydum.
    bildiğim için yokuşu.
    zorlanırsa nefesin, unutma,
    ciğer kendini en çabuk onaran organ,
    valla bak, aklında bulunsun.

    buraya umutlu günler koydum.
    şimdilik uzak gibi görünüyor,
    ama kim bilir,
    birazdan uzanıp dokunursun.

    buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak;
    sen şahane bir okursun.
    mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun.
    n’olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!

    burada bir tutam sabır var.
    kendiminkinden kopardım bir parça,
    (bende çok boldur)
    lazım oldukça ya sabır ya sabır,
    dokunursun.

    burada güzel çaylar var.
    bu aralar senin için çok önemli.
    bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar.
    demlersin, maksat midene dostluk olsun.

    şuraya youtube’dan müzikler,
    bach dinle filan, koydum.
    ama müzik konusunda sen benden daha iyisin,
    koklayıp buluyorsun.

    buraya bir silkintiotu koydum.
    kırk dert bir arada canına yandığım,
    kırkına birden deva olsun…”

  • 2
    +2
    -0

    yaslan göğsüme sevdiğim
    benim gönlüm gök gibidir, açık deniz gibidir
    pas tutmaz, benim içim yeryüzü gibidir
    toprak gibidir
    sen ki bulut gibisin
    ay gibisin güneş gibi bazen
    (bkz: erdem bayazıt)

  • 2
    +2
    -0

    dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
    birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
    birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

  • 2
    +2
    -0

    ‘seni çok özledim’ demek istiyorum
    cümlede en çok da çok kelimesi az kalıyor
    sende beni çok özle istiyorum
    bu kez de çok kelimesi çok olur sanıyorum
    anlatınca çok oluyorum
    susunca da çok ölüyorum

  • 3
    +3
    -0

    uzaktan seviyorum seni!
    kokunu alamadan,
    boynuna sarılamadan.
    yüzüne dokunamadan.
    sadece seviyorum!
    öyle uzaktan seviyorum seni!
    elini tutmadan.
    yüreğine dokunmadan.
    gözlerinde dalıp dalıp gitmeden.
    şu üç günlük sevdalara inat,
    serserice değil adam gibi seviyorum.
    öyle uzaktan seviyorum seni,
    yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden.
    en çılgın kahkahalarına ortak olmadan.
    en sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan.
    öyle uzaktan seviyorum seni!
    kırmadan,
    dökmeden,
    parçalamadan,
    üzmeden,
    ağlatmadan uzaktan seviyorum.
    öyle uzaktan seviyorum seni;
    sana söylemek istediğim her kelimeyi,
    dilimde parçalayarak seviyorum.
    damla damla dökülürken kelimelerim,
    masum beyaz bir kağıtta seviyorum.

  • 2
    +2
    -0

    abdurrahim karakoç-unutursun mihribanım

    "unutmak kolay mı?" deme,
    unutursun mihribanım
    oğlun, kızın olsun hele
    unutursun mihriban'ım

    zaman erir kelep kelep
    meyve dalında kalmaz hep
    unutturur bir çok sebep,
    unutursun mihriban'ım

    yıllar sinene yaslanır
    hatıraların paslanır
    bu deli gönlün uslanır
    unutursun mihriban'ım

    süt emerdin gündüz gece
    unuttun ya, büyüyünce
    ha işte tıpkı öylece
    unutursun mihriban'ım

    gün geçer, azalır sevgi
    değişir herşeyin rengi
    bugün değil, yarın belki
    unutursun mihriban'ım

    düzen böyle bu gemide
    eskiler yiter yenide
    beni değil, sen seni de
    unutursun mihriban'ım

  • 1
    +1
    -0

    belki de hissiyati böyledir
    yangın yeri gibisin, yandın yanacaksın
    ama ne ateş var ne duman...
    ey ahali! bu aşk beni benden aldı.
    bu aşk denen illet nasıl birşeymiş ki
    böyle yanıyorum.
    nasıl bir dertmiş ki beni böylesine benden alıyor
    ah koskoca peyami safalar, ahmet haşimler anlatamamışken aşkı; bana ne hacet kelimelerin dansı.
    ey yaradan! sende vardır illa ki bu derdin devası ya da ilacı;
    yok ise verdiğim gibi al şu ahı...

  • 1
    +1
    -0

    ...
    sana gelince...
    ne ben sezarım,
    ne de sen brütüssün...
    ne ben sana kızarım
    ne de zatın zahmet edip bana küssün..
    artık seninle biz,
    düşman bile değiliz..
    nazım hikmet....

  • 1
    +1
    -0

    eskisi kadar özlemiyorum seni,
    ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..
    adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
    yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
    biraz yorgunum..
    biraz kırgın..
    biraz da kirletti sensizlik beni !
    nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
    “iyiyimler” yamaladım dilime.
    tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
    hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni..
    gel diye beklemiyorum artık,
    hatta istemiyorum gelmeni..
    nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
    arasıra geliyorsun aklıma, banane diyorum
    benim derdim yeter bana banane !
    alıştım mı yokluğuna ?
    vaz mı geçiyorum, varlığından ?
    tedirginim aslında,
    ya başkasını seversem ?
    inan o zaman seni hayatım boyunca affetmem.. "

    (bkz: duygularımı si*ken özdemir asaf şiiri)

  • 2
    +2
    -0

    karşımdasin işte
    bana bakmasan da, ordasin, görüyorum seni
    ah benim sevdasından bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim..
    kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüregim..
    tıkandığım o an; elimi nereye koyacagımi sasirdigim o an işte..
    aklımdan o kadar çok şey geçti ki, takip edemedim..
    ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
    ellerim buz gibi, ben harda kaldım..
    bir senfoni vardı kulagimda çalınan
    bitti artık hepsi..
    köşeme çekildim,
    hani hep kaldığım köşeme..
    bakış açım belli oldu yine..
    geride kalan ardından bakar gidenlerin..
    bir meltem olacak ruzgarim dahi kalmadı benim..
    dağlara çarptım her esişimde
    yollara küfrettim, her gidişinde..
    demiştim sana hatırlarsan;
    önemli olan zamana bırakmak değil, zamanla birakmamaktir.
    şimdi bana geçen o zamanın, unutulmaz sancısı kalır.
    gittiğim eğer bensem, söyle bana, kimden gittim?
    sende yoktum zaten ben..
    ben yine bende bittim.

  • 1
    +1
    -0

    gel beri yar gel beri
    götüne kodumun berberi
    çabuk tıraş et beni
    yoksa sikerim seni

    al elline taragi
    sok götüne yarrağı
    yarrak ufak gelirse
    al sana at yarrağı

    berber anan güzel mi
    ben istesem verir mi
    eger anan vermezse
    ben de sikerem seni.

  • 2
    +2
    -0

    seni düşünmek güzel şey
    ümitli şey
    dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey.
    fakat artık ümit yetmiyor bana,
    ben artık şarkı dinlemek değil
    şarkı söylemek istiyorum...

  • 1
    +1
    -0

    gözlerin gözlerime değince
    felâketim olurdu ağlardım
    beni sevmiyordun bilirdim
    bir sevdiğin vardı duyardım
    çöp gibi bir oğlan ipince
    hayırsızın biriydi fikrimce
    ne vakit karşımda görsem
    öldüreceğimden korkardım
    felâketim olurdu ağlardım

    ne vakit maçka'dan geçsem
    limanda hep gemiler olurdu
    ağaçlar kuş gibi gülerdi
    bir rüzgâr aklımı alırdı
    sessizce bir cıgara yakardın
    parmaklarımın ucunu yakardın
    kirpiklerini eğerdin bakardın
    üşürdüm içim ürperirdi
    felâketim olurdu ağlardım
    atilla ilhan...