Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 4
    +4
    -0

    sen esirliğim ve hürriyetimsin,
    çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin,
    sen memleketimsin.

    sen ela gözlerinde yeşil hareler,
    sen büyük, güzel ve muzaffer
    ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin.

  • 1
    +1
    -0

    öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
    ellerimde koparmaya çaıştığım zincirlerden kalma yara izleri
    yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
    gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.
    yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.

  • 2
    +2
    -0

    yaşamaya dair
    .......

    yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
    yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
    hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
    ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
    yaşamak yanı ağır bastığından.

    n. hikmet

  • 0
    +0
    -0

    hüzün ki en çok yakışandır bize
    belki de en çok anladığımız
    biz ki sessiz ve yağız
    bir yazın yumağını çözerek
    ve ölümü bir kepenek gibi örtüp üstümüze
    ovayı köpürte köpürte akan küheylan
    ve günleri hoyrat bir mahmuz
    ya da atlastan bir çarkıfelek
    gibi döndüre döndüre
    bir mapustan bir mapusa yollandığımız
    biz, ey sürgünlerin nazım'ı derken
    tutkulu, sevecen ve yalnız
    gerek acının teleğinden ve gerek
    lacivert gergefinde gecelerin
    şiiri bir kuş gibi örerek
    halkımız, gülün sesini savurup
    bir türkünün kekiğinden tüterken
    der ki, böyle yazılır sevdamız
    hüzün ki en çok yakışandır bize
    belki de en çok anladığımız...

  • 1
    +1
    -0

    çok saçma değil mi yok olan bir şeyin beni böylesine var etmesi?
    kendim bile inanamıyorum hissettiklerime.
    varken bile bu kadar değildin,
    gidince mi diyorum acaba arar oldum seni?
    gideli yüzyıllar olmuşçasına arıyor gözlerim,
    halbuki dündü gittiğin.
    sorular soruyorum, sayıklıyorum senin hayalinle...
    nefes alabiliyor olmam gerçekten de senin sayende mi?
    yoksa ben mi istiyorum hâlâ yaşamayı?
    vaz mı geçiyorum kendimden?
    bu kadar mı hızlı unutur bir insan gülmeyi?
    kendi sorularımı yanıtsız bırakır oluyorum geceleri,
    yeni sorular sormaktan yorgun düşüyorum...
    görüyorlar halimi,
    "üzülme zamanla geçer" diyorlar da,
    zaman ilacı mıdır ki cidden her şeyin?
    kabuk tutturabilir mi bunca zamandır kapanmayan yaralarıma?
    zaman dermanın olacaktır diyorlar da sormuyorlar ki ben unutmak istiyor muyum.
    bilmiyorlar ya da anlayamıyorlar beni,
    sen derdim değilsin ki çareler edineyim.
    dert dediğin isteyerek çekilmez,
    halbuki ben senin yokluğunla varım,
    ondan sımsıkı tutuyorum, bırakamıyorum,
    çünkü senden arda bir tek o kaldı...
    onu da kaybedemem ben...
    zamanmış...
    bilmezler ki zaman dedikleri göreceli,
    senle bir asırım bir saniye, sensiz bir saniyem bir asır geliyor bana.
    soruların tam ortasına çekiyorsun beni,
    ayırt edemiyorum hayal mi gerçek mi...
    hem varsın, hem yoksun,
    göremiyorum ama hissediyorum...
    saçamalık mıdır bu diyorum kendime,
    yine cevapsız bırakıyorum kendimi,
    belki de bu yüzden korkuyor insanlar benden...
    nefes alıyorum ama nasıl yaşıyorum?
    ben umutsuz bir çölde yolcu bekleyen hancı misali,
    asırlar deviriyorum sensiz.
    sonra bir bakıyorum,
    sen gideli ancak bir saat olmuş,
    o da belki...
    ihanetlerim hep kendime oluyor o yüzden,
    beklemekten sıkılıyorum,
    sensizlik öldürüveriyor bazen,
    ben sensizken ben olamıyor, kırıyorum herkesi ve her şeyi,
    katili oluyorum kendimin,
    sana da ihanet ediyorumdur belki de böyle zamanlarda...
    seni kendime çeken benden uzaklaşıyorum...
    işte bu yüzden de 'nefesim', senden önce gidemediğim için özür dilerim...
    sensizken de yaşadığım için senden çok özür dilerim...

    -kahraman tazeoğlu

  • 0
    +0
    -0

    1. söylemez küsmüş bana cânâne söyle'n söylesün

    n'eyledüm ol yâr-ı 'âlî-şâne söyle'n söylesün

    2. nâz ile güftâre gelmezse helâk eyler beni

    ol cefâ vü cevri bî-pâyâne söyle'n söylesün

    3. derd-i 'aşkı gayrıdan sorma'n ne bilsün çekmeyen

    anı yine 'âşık-ı nâlâne söyle'n söylesün

    4. hâr zahmından neler çekdügümi gül-zârda

    bâğ-bân bülbül-i giryâne söyle'n söylesün

    5. bâkîye di'n durmasun güftâra tâkat var iken

    vaktidür ol husrev-i devrâne söyle'n söylesün

    günümüz türkçesi
    1. nazlı yâr benimle küsmüş... söyleyin de konuşsun; o şanlı şöhretli sevgiliye ben ne ettim, söylesin!

    2. nazlanarak, konuşmaya başlamazsa beni helâk edecek. o, ezası ve cefası bitip tükenmek bilmeyen sevgiliye deyin de konuşsun!

    3. aşk derdini gönül ehli olmayanlara sormayın; çekmeyen ne bilir? ... onu yine ağlayıp inleyen aşığa sorun da o söylesin.

    4. bahçevana söyleyin de; benim, gül bahçesinde dikenlerin açtığı yaralardan neler çektiğimi sulu göz bülbüle anlatsın.

    5. bâkîye söyleyin de; söz söylemeğe henüz takati varken, tam zamanıdır, o, devrin güçlü padişahı için şiirler yazsın.