Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 1
    +1
    -0

    “şimdi o gözlerde,
    vakitsiz yağan yağmurlar var,
    hasat mevsimi bitmiş bahçelere
    sağnak sağnak yağacaklar,
    belki gönlünde gökkuşağı açacak
    ama, altından çocuklar geçmeyecekler.
    su yerine zehir akacak ırmaklarından,
    hiç kimse içmeyecek…

  • 4
    +4
    -0

    seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
    dünyanın en güzel sesinden
    en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey.
    fakat artık ümit yetmiyor bana,

    ben artık şarkı dinlemek değil,
    şarkı söylemek istiyorum.

  • 5
    +5
    -0

    sesinde ne var biliyor musun?
    söyleyemediğin sözcükler var..
    küçücük şeyler belki..
    ama günün bu saatinde
    anıt gibi dururlar.
    "cemal süreya"

  • 4
    +4
    -0

    sevgilim,
    yetimim benim,
    aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken

    kapılar kapalı, dünya buzlu cam
    uyuşmuş gözlerimin önünde
    hayat akıp gidiyor hiç kımıldamadan

    ikimizin yerine dinliyorum
    sevdiğin şarkıları
    siyah tişörtünü giyiyorum yatarken
    gömleklerini, kazaklarını, kokunu
    senin rüyalarını görüyorum ölür gibi uyurken
    gün boyu elimde kahve fincanı

    kapıyı açmıyorum
    telefonlara çıkmıyorum
    başını bekliyorum geleceği olmayan hatıraların

    sevgilim,
    yetimim benim,
    nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata
    öldüğünden haberi yok fotoğraflarının.

    -murathan mungan

  • 2
    +2
    -0

    ikametimi defaatle matemim olarak gördüm
    bir takım sesleri susturmak içindi
    kalabalıklara karışmaktaki çabam
    varoluş sancımın açtığı pencerede
    iyileşmek de bir hastalıktı
    atlamak istedim.
    yıldızlara, suya , sokaklara, bileğimdeki sıcaklığa
    yani akan ne varsa
    durmadan soruyorum;
    beni durmaksızın sürükleyen bu kalbime
    nasıl karşı koyabilirim?
    çünkü yataklar var ardımda
    her sabah mezara girer gibi çıktığım
    çünkü savaşlar var ardımda
    gün aydınlanırken ortaya çıkan görüntüye maruz kalıp
    yine akan bir şeylere karşı koyamadığım
    acıdır ki
    inceldiği yerden de kopmuyor artık hiçbir şey
    jonglörü oldum hayatımın
    ev sahibi değilmişim gibi hiçbir ânın
    içimde bıraksam düşecekmiş gibi bir maneviyat
    düşsem kurtulacakmışım gibi bir düşünce
    galiba
    düşünmekten kurtulmam için
    yine kalabalıklara karışmam gerekiyor bu gece
    bir ağaç diktim
    önüne eğilip tanrı gökyüzüne çivi çaktı dedim.
    belki bir gün kendimi asarım.

    - kadir zorlu -

  • 8
    +8
    -0

    onu sevebileceğin en yücesiyle sevdin.
    titreme daha fazla kalbim.

    bağışla artık kendini onu da
    bırak gitsin.
    bırak gitsin.

    o senin ezel gününden kaderin
    sen onu nasılsa bin kere daha
    seveceksin.

    -birhan keskin

  • 3
    +3
    -0

    eski evler gibiyiz seninle biz
    i̇şi bitmiş, içi geçmiş!
    yine de
    önümüzden geçen herkes en az bir kere
    kafasını çevirip saygıyla bakıyor
    demem o ki seninle biz
    eski bir hatırayken bile güzeliz…

    ali lidar

  • 2
    +2
    -0

    biz ne tren yolculukları yaptık
    uzak istasyonlara senle
    ne de simit attık martılara
    kız kulesinden
    gece yarıları bölüp bölüp uykularımızı
    terli ve tuzlu bedenlerimizle
    sevişmedik sabahın erine dek
    arkamdan döktüğün bir tas suyu
    toplayamazsan da geriye
    yol bitti yolculuklar bitmedi
    hoşçakal demeliyim bu aşka

    mustafa suphi̇

  • 2
    +2
    -0

    güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan,
    ve güzel gecelerim masallarla dopdolu.
    her şey, her şey güzeldi, gözyaşı, dünya, zaman,
    böğürtlen topladığım ıssız, tozlu köy yolu,
    güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan.

    ufacık korumuzda dolaşırdım korkuyla,
    ve allahı arardım serçe yuvalarında,
    bulamayınca dua yollardım akan suyla,
    göğü bulutlar saran bahar havalarında,
    dolaşırdım ufacık korumuzda korkuyla.

    seyrederdim göklerde her gün büyüyen ayı.
    ve kale duvarından yıkık mezarlıkları,
    bana korkunç bir devi hatırlatan kayayı.
    ve annemin taktığı mavi nazarlıkları,
    seyrederdim göklerde her gün büyüyen ayı.

    odanın ortasında yanan petrol lâmbası,
    ve bazan şimşeklerle aydınlanan geceler.
    bacamızın üstünde duran leylek yuvası,
    ne güzeldi ne güzel masallar, bilmeceler.
    odanın ortasında yanan petrol lâmbası.

    neşelerim geride kaldı eski günlerde,
    güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan,
    o doğduğum diyarda, o kuru ıssız yerde,
    petrol değil masaldı lâmbalarında yanan
    neşelerim geride kaldı eski günlerde

  • 2
    +2
    -0

    siz ne zaman sevdiyseniz çaresizlik vardı
    bir karanlıktı basan içinizi aşkla beraber
    sevince her yeriniz bir humma ateşiyle yanardı
    sonra gözlerinizde yaş, alnınızda ter

    onu severdiniz bilirim ama gidemezdiniz ki
    sizin gibi niceleri sevip gidemediler
    i̇şte ümitsiz aşkınızın şahidi
    dişlediğiniz yastıklar, kırdığınız kadehler

    ve sizi o keder güzelleştirdi o keder
    o isyan etmeler tanrı'ya, o içinizdeki kırıklık
    o sabahlara dek ağladığınız geceler

    bütün kadınlığınızla aşkın üstündesiniz artık
    o içinizdeki fırtınalar da gelir geçer
    siz de bir gün dersiniz - sevmek yalanmış meğer.

    ümit yaşar oğuzcan

  • 2
    +2
    -0

    bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
    hep böyle mi bu?
    bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
    kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
    aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
    paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
    oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
    niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
    niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
    niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
    "öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.

    nilgün marmara

  • 1
    +1
    -0

    kalabalığın içinde görürüm onu arada bir 
    yanımdan geçer, 
    gülümser de geçerken, düşünürüm:
    -nasıl gülebiliyor ki, derim. 
    arkasından benim de dudağım kıvrılıverir, 
    gülümserim acıyla alay eder gibi.
    düşünürüm o zaman:
    -ya o da derim, ya o da benim gibi gülüyorsa?

    (bkz: gustavo adolfo becquer)

    bilge karasu çevirisiyle

  • 2
    +2
    -0

    sevdiğim insanın, en sevdiği şiiri sizlerle paylaşmak istedim.

    yerçeki̇mli̇ karanfi̇l
    biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
    oysaki seninle güzel olmak var
    örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
    bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
    midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
    sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
    sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
    o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
    derken karanfil elden ele.
    görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
    sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
    bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
    birleşiyoruz sessizce.

    edip cansever

  • 1
    +1
    -0

    kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
    kaç kilo çekerdi yalnızlık
    kaç kere ezildim altında
    yaz yağmurlarının

    belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
    her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
    hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

    kim sevmezdi çiçekleri filan
    ”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

    bunu palyaço söyledi,
    palyaço söyledi ben yazdım
    yazdım, yazmasam ağlayacaktım

    herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
    sırf bu yüzden mi ağladım
    alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

    biraz birazdım her şeyden
    dün biraz sinirlenmiştim mesela
    yarın bir kadını seveceğim biraz
    biraz biraz kör oldum bügünlerde

    ama rakı kadehlerini boşaltmayın
    eksilmesin hiçbir şey
    hiçbir şeyden dahi olsa
    kalsın biraz

    umursamıyorum yılgınlığımı filan
    çünkü sessizce yaşanmalı her şey
    bir devrim sesszce olmalı mesela
    ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun

    bir palyaço neden yalan söylesin ki
    ben palyaço olsaydım söylemezdim
    marangoz olsaydım da söylemezdim
    ben insan olsaydım yalan söylemezdim!

    hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
    kaç kilo çeker ki bir palyaço
    hem neden yüzüme vuruyorsunuz
    bir çirkin ördek yavrusu olduğumu

    gocunmam ki ben, ben gocunmam
    bir palyaço ne kara gocunmazsa
    o kadar, o kadar gocunmam işte

    rakı doldurun! eksilmesin

    bitmedi, yazacağım daha
    yazmazsam ağlayacağım çünkü
    alçakça olacak biraz

    hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
    her sokakta biraz daha eksilirdik
    bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
    bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
    ”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
    sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
    sokaklar daha bir puslu
    palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
    ve ben daha bir alçak olurdum
    ağlardım biraz

    hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
    hatta kuyruğuma basma diyorum
    acıyor, tırmalarım,-
    diyorum

    kahrol, kahrol!
    diyorum

    geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
    korktum birden, kusacak gibi oldum
    ”olur öyle” dedi palyaço,
    ”herkes alçaktır biraz”
    ”otur ulan!” dedim, bağırdım ona
    ben bazen bağırırım biraz

    ”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
    ben bazen eksilirim biraz
    aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
    bunu sonradan öğrendim

    ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
    herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
    bunu da sonradan öğrendim

    örneğin;

    geçen gün bir kadınla seviştim
    biraz değil çok seviştim

    ya işte öyle palyaço
    diyorum ki,
    bunu da yeni öğrendim
    sevişmek de eksilmekmiş biraz

    kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
    ”ben sevmezdim” dedim, “yalan”
    dedi
    bunu palyaço söyledi
    palyaço söyledi, ben yazdım
    yazmasam, alçak olacaktım
    hem ben roman da yazdım biraz

    bazen diyorum ki, palyaço,
    sen olmasan ben ne yaparım
    alçakça eksilirim belki biraz
    her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
    hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
    ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

    biraz biraz anlıyorum ki,
    yüzler eller, o terli vücutlar filan
    her şey plastikmiş biraz

    haydi sirtaki yapalım palyaço
    rakı doldur, yine eksildik biraz

  • -1
    +0
    -1

    be hey dürzü

    ne ararsın tanrı ile aramda
    sen kimsin ki orucumu sorarsın
    hakikaten gözün yoksa haramda
    başı açığa niye türban sorarsın

    rakı şarap içiyorsam sanane
    yoksa sana zararım içerim
    ikimizde gelsek kıldan köprüye
    ben dürüstsem sarhoşkende geçerim

    esir iken mümkünmü ibadet
    yatıp kalkıp atatürke dua et
    senin gibi dürzülerin yüzünden
    dininden de soğuyacak bu millet

    işgaldeki hali sakın unutma
    atatürke dil uzatma sebebsiz
    sen anandan yine çıkardın amma
    baban kimdi bilemezdin şerefsiz

    neyzen tevfik

  • 7
    +7
    -0

    iki kalp arasında en kısa yol:
    birbirine uzanmış ve zaman zaman
    ancak parmak uçlarıyla değebilen
    iki kol.

    merdivenlerin oraya koşuyorum,
    beklemek gövde gösterisi zamanın;
    çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
    bir şeyin provası yapılıyor sanki.

    kuşlar toplanmış göçüyorlar
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

    cemal süreya

  • 3
    +3
    -0

    hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların 
    bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan 
    koşar gibi yürüyüşün 
    karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

    hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların 
    uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın 
    karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

    adımla nasıl berabersem öylece beraberiz 
    seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye 
    gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat 
    koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz 
    ve sonra her zaman her ölümlüye 
    aynı şartlar altında kısmet olmıyan 
    gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

    hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların 
    sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

  • 0
    +0
    -0

    yüreğimdeki aklımda
    hep aklımda, hep aklımda.
    akıl kesildi yüreğim,
    yürek kesildi aklım da.

  • 1
    +1
    -0

    sen benim eski kız arkadaşımsın,
    bense seviye tespit sınavında çıkan şaşırtmacalı anlatım bozukluğu sorusuyum, anlatım bozukluğunun giderildiği tek cümlede eski sıfatı fazlalık,

    sen benim eski kız arkadaşımsın,
    bense yetmişlerde çekilmiş arabesk sanatçısı fimleriyim, bütün duvarlara resmini çizmişim, ne zaman kamera senin yüzüne doğsa içli bi türkü söylerim çiğ köfte yoğururken üstümde boğazlı kazak,

    sen benim eski kız arkadaşımsın,
    bense özdemir asaf şiiri, sana gitme demeyeceğim ... gene de sen bilirsin. yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, i̇ncinirsin.

  • 2
    +2
    -0

    çöplerin içinde rüya aradım
    düştümse eğer sana bakarken düştüm
    çünkü aşktan gayrısı kıramazdı

  • 2
    +2
    -0

    yedi adam biri bir gün
    bir bela gördü
    gereğini belledi
    yalvarsa evleri harap kadınlar
    ve ağlayan birkaç çocuk
    kamalar salınsa karnına
    ayrılmaz belalı yanından

  • 2
    +2
    -0

    ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
    eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
    ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…