Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 1
    +1
    -0

    eski̇ avluda

    bir çiçek açtığında
    bir eski avluda
    diyor ki;
    çalıda sarı bir çiğdemim ben
    ve senin çok eski cümlen.

    sen otursan, gitmemiş ki! olsan
    ben sana bir eski endülüs avlusu
    i̇stersen serin bir portofino getirsem
    ya da yedigöllerin yedisini birden.

    bir çiçek açtığında
    bir eski avluda
    diyor ki;

    her şey çok eksik ve neredeyse yok gibiyken
    buldum buluşturdum kendime geldim
    tek eksik sensin! i̇ncecik, çilli bir dille
    sen de gelsen.

    ben sana kırmızı kiremitli bir çatı
    begonviller ve bir mavi kapı
    ve illa amansız bir avlu getirsem.

    dünya soğur, akşam serinlerken,
    benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
    kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
    ve işte en geniş cümlem:

    i̇çimi açtım sana.
    i̇çini açmak için.

    birhan keskin

  • 6
    +6
    -0

    göğe bakma durağı
     
    ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
    şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
    bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
    durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
    şu aranıp duran korkak ellerimi tut
    bu evleri atla bu evleri de bunları da
    göğe bakalım
     
    falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
    inecek var deriz otobüs durur ineriz
    bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
    herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
    hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
    herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
    herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
    nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
    beni bırak göğe bakalım
     
    senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
    tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
    bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
    sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
    seni aldım bu sunturlu yere getirdim
    sayısız penceren vardı bir bir kapattım
    bana dönesin diye bir bir kapattım
    şimdi otobüs gelir biner gideriz
    dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
    bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
    seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
    durma kendini hatırlat
    durma göğe bakalım
     
    turgut uyar

  • 0
    +0
    -0

    YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK

    Aşksız ve paramparçaydı yaşam
    bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
    aşk ile sevmek bir güzelliği
    ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
    işte yüzünde badem çiçekleri
    saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
    sen misin seni sevdiğim o kavga,
    sen o kavganın güzelliği misin yoksa...
    Bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bin kez budadılar körpe dallarımızı
    bin kez kırdılar.
    yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
    bin kez korkuya boğdular zamanı
    bin kez ölümlediler
    yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
    suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
    ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
    yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
    törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
    türküler söylerdik hep aynı telden
    aynı sesten, aynı yürekten
    dağlara biz verirdik morluğunu,
    henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...
    Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
    ne tan atışı doğumların sevincine
    ey bir elinde mezarcılar yaratan,
    bir elinde ebeler koşturan doğa
    bu seslenişimiz yalnızca sana
    yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    Saraylar saltanatlar çöker
    kan susar birgün
    zulüm biter.
    menekşeler de açılır üstümüzde
    leylaklar da güler.
    bugünlerden geriye,
    bir yarına gidenler kalır
    bir de yarınlar için direnenler...
    Şiirler doğacak kıvamda yine
    duygular yeniden yağacak kıvamda.
    ve yürek,
    imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
    ey her şey bitti diyenler
    korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
    ne kırlarda direnen çiçekler
    ne kentlerde devleşen öfkeler
    henüz elveda demediler.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    yaşar kemal'in cenazesinden kayıt.

  • 0
    +0
    -0

    hasretinden prangalar eskittim

    seni, anlatabilmek seni.
    i̇yi çocuklara, kahramanlara.
    seni anlatabilmek seni,
    namussuza, halden bilmeze,
    kahpe yalana.

    ard-arda kaç zemheri,
    kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
    dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
    bir ben uyumadım,
    kaç leylim bahar,
    hasretinden prangalar eskittim.
    saçlarına kan gülleri takayım,
    bir o yana
    bir bu yana...

    seni bağırabilsem seni,
    dipsiz kuyulara,
    akan yıldıza,
    bir kibrit çöpüne varana,
    okyanusun en ıssız dalgasına
    düşmüş bir kibrit çöpüne.

    yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
    yitirmiş öpücükleri,
    payı yok, apansız inen akşamdan,
    bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
    seni anlatabilsem seni...
    yokluğun, cehennemin öbür adıdır
    üşüyorum, kapama gözlerini...

    (bkz: ahmed arif)

  • 0
    +0
    -0

    öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
    ellerimde koparmaya çaıştığım zincirlerden kalma yara izleri
    yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
    gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.
    yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.

    öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
    belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.
    hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi,
    hiç biri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.
    hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.
    hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.
    hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.

    öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
    sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.
    ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
    dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince.
    yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.
    unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım,
    sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki
    yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.
    öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın...

  • 1
    +1
    -0

    "..bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
    sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
    sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? 
    başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana 
    kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana 
    -ıhlamurlar çiçek açtığı zaman..."

    1 bu şiirin hikâyesi şeklinde bildiğim bi mesele var, sahiden öyle mi bilmiyorum ama oldukça etkilemişti - belkismibusra 01 Şubat 2018 22:32
    1 rivayet o ki, şiirin adandığı genç o vakitlerde çözümü olmayan bir hastalıktaymış. sevdiğini üzmemek adına gitmesi gerekmiş. birlikte büyüttükleri ıhlamurun o sene kurumaya başladığını fark etmiş, yani o ıhlamurun hiç çiçek açmayacağını biliyormuş aslında. velhasıl, kavuşması hiç olmayacak bir bekleyiş bırakma olmuş bu şiir. -diye anlatmıştı kıymet verdiğim biri- işin aslı bu değil muhtemelen fakat itiraf dilekçesinde de karakoç bahsedilen kavuşmanın hiç olmadığını kendisi de dizlerinde bahsetmiş gibi - belkismibusra 01 Şubat 2018 22:44
    kim bilir :’) - belkismibusra 01 Şubat 2018 22:47
  • 1
    +1
    -0

    ustam!
    aklım firarda.
    gözbebeklerimde müebbet hüzün,
    dilimde ay kesiği bir yara,
    düşüm kırık dökük,
    umudumun boynu bükük,
    bir öksüzün omuzlarında sükut.
    yüreğim sana emanet sıkı tut.
    tut ki; kancık pusulara düşmesin.
    bir hain kurşunu gelip deşmesin...

    ustam!
    ne zaman o senin bildiğin zaman,
    ne sevda gördüğün masallardaki.
    eskiden,
    halı tezgahında dokunurdu aşklar,
    nakış nakış, körpe kız ellerinde.
    mendillere yazılırdı isimler,
    yüreklere kazılırdı gizlice.
    sevdalılar asil ve de yürekli
    sevdalar, kavgalar iki kişilik.
    oysa şimdi;
    çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
    meşru sevdalardan,
    gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,
    günahkar gecelerden... 

    beni herkes sevdaya asi sanır,
    oysa aşk, beni nerde görse tanır,
    hasret tanır,
    zulüm tanır,
    ölüm tanır,
    yüzüm yüzümden utanır....

    yorgunum ustam;
    ne katıksız somun isterim senden,
    ne bir tas su,
    ne taş yastıkta bir gece uykusu.
    var gücünle asıl sükunetime,
    çığlığım kopsun, 
    uzat ellerini güneşe dokun,
    uyandır uykusundan,
    tut yüreğimden ustam tut,
    tut beni, sür güne.

  • 6
    +6
    -0

    “...
    hazır ellerin bırakmayı öğrenmişken
    diyorum, o şiirin yakasını da bıraksan artık.
    hem hazır sen de dahil her şey yanlış gidiyorken
    internetten indiririz sarılmalarımızı.
    unutmayı bilhassa yeni çiftlere öğretiriz. -evet, yeni çiftlere-
    daha profesyonelce yaparız mış’larımızı.
    böylelikle yanıltmaz bu ısmarlanmış gündem bizi.
    bu dekadans, bu kopmuş kıyamet ve kurtuba. diyorum gözlerin gövdem için tank üretmese artık.
    hazır sovyetlerin de yeniden kurulması gündemdeyken
    mumları ve tankları boşver.
    o gün gelince suyu çeşmesinden içeriz.
    sıkılınca da
    modern ayrılıklardan sipariş ederiz kendimize.
    mesela senden bir iftira yaparız, benden inanmak.
    böyle çok daha güzel perişan oluyoruz, biliyorsun.
    diyorum, ne diyeceğimi unutsam artık.
    ...”

  • 0
    +0
    -0

    ne hasta bekler sabahı,
    ne taze ölüyü mezar.
    ne de şeytan, bir günahı,
    seni beklediğim kadar.

    t: necip fazıl'ın beklenen isimli şiirinin ilk dizesi.

  • 0
    +0
    -0

    'bir an kayboldun gibi. yaşadım kıyameti
    yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti
    yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
    bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma
    (...)
    a.e.b

  • 0
    +0
    -0

    be hey dürzü
    i̇şgaldeki hali sakın unutma
    atatürk'e dil uzatma sebepsiz
    sen anandan gene çıkardın amma
    baban kimdi bilemezdin şerefsiz!

  • 0
    +0
    -0

    atilla i̇lhan❤
    ay ışığına batmış
    karabiber ağaçları
    gümüş tozu
    gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
    yaseminler unutulmuş
    tedirgin gülümser
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    çünkü ayrılık da sevdaya dahil
    çünkü ayrılanlar hala sevgili
    hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
    her an ötekisiyle birlikte
    herşey onunla ilgili
    telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
    gittikçe genişleyen
    yakılmış ot kokusu
    yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
    yansımalar tutmuş bütün sahili
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
    çünkü ayrılık da sevdaya dahil
    çünkü ayrılanlar hala sevgili

  • 3
    +3
    -0

    i̇çinden doğru sevdim seni
    bakışlarından doğru sevdim de
    ağzındaki ıslaklığın buğusundan
    sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
    beni sevdiğin gibi sevdim seni
    ...

  • 4
    +4
    -0

    bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
    bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
    gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
    ve ne kadar az konuşur olduk günboyu
    birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
    tam da susuşların birbirine eklendiği yerde

  • 7
    +7
    -0

    seni herkesten farklı tutan bir şey var
    ellerinde bir giz var
    ellerinde nar çiçeğinin kokuları
    ruhunda yeşiller
    her gülüşün oksijen tarlası
    her gülüşün seni teneffüs etmem için kafi
    ekiyorum, biçiyorum, hasat ediyorum
    yine tükenmiyorsun bereketli gökyüzüm

  • 3
    +3
    -0

    ey i̇nsan!
    gülmeyeceksin kimseyi ondan çok bilgim var diye,
    zaman var bu dünyada bir ilaç değildir her derde.
    ama güzel bir derstir öğrenmek isteyene,
    dikkat et sonra kalmayasın ortada cahil diye.

  • 2
    +2
    -0

    bir söyleyebilsem,
    içimden geçenleri?
    bir susmadan durabilsem,
    tıpkı senin gibi,
    yalanlarımı sıralayabilsem,
    yalanlarının ardından,
    sana ihanet edebilsem,
    senin ihanetinden sonra.
    kahretsin ki, bana,?
    ne yapsam olmuyor,
    senden nefret etsem de,
    sana aşık olmayı,
    öyle çok seviyorum ki.

  • 5
    +5
    -0

    böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
    en uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye

    laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
    birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
    ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
    sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
    bütün kara parçalarında
    afrika dahil

    aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
    yatakta yatmayı bildiğin kadar
    sayın tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
    boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
    ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
    her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
    bütün kara parçaları için
    afrika dahil

    senin bir havan var beni asıl saran o
    onunla daha bir değere biniyor soluk almak
    sabahları acıktığı için haklı
    gününü kazanıp kurtardı diye güzel
    birçok çiçek adları gibi güzel
    en tanınmış kırmızılarla açan
    bütün kara parçalarında
    afrika dahil

    birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
    boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
    değerlendiremez
    bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
    iki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
    böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
    zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
    diziyorlar
    bütün kara parçalarında
    afrika dahil

    burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
    kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
    padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
    aklıma kadeh tutuşların geliyor
    çiçek pasajında akşamüstleri
    asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
    bütün kara parçalarında
    afrika hariç değil

    (bkz: üvercinka)
    (bkz: cemal süreya)

  • 1
    +1
    -0

    ölüyorum tanrım
    bu da oldu işte

    her ölüm erken ölümdür
    biliyorum tanrım

    ama ayrıca aldığın şu hayat
    fena değildir

    üstü kalsın...

  • 3
    +3
    -0

    bugün yıkığım biliyor musun?
    ezginim, çaresizim, umutsuzum
    sancılıyım bırakma beni, insanlar kötü
    bırakma beni korkuyorum.

    bir deli otlar büyüyor içimde
    sancılıyım, yorgunum, kederliyim
    bu halini sevdim gitme kal
    çamurlar çirkefler içindeyim

    bir dayak yemiş adamım şimdi
    bezginim, kararsızım, yılgınım
    al götür beni o kayıp gecelere
    yeter ikimize yalnızlığım

  • 4
    +4
    -0

    gitme o güzel geceye tatlılıkla
    i̇htiyarlık yanmalı ve saçmalamalı gün kapandığında;
    öfkelen, öfkelen ışığın ölmesinin karşısında.

    akıllı adamlar, bilmelerine rağmen karanlık uygundur sonlarında,
    sözleri şimşek çaktırmamış olduğu için onlar
    gitmezler o güzel geceye tatlılıkla.

    i̇yi insanlar, son defa ellerini sallarlar, bağırarak ne kadar parlak
    dans edebileceğini güçsüz eylemlerinin yeşil bir koyda,
    öfkelenirler, öfkelenirler ışığın ölmesinin karşısında.

    vahşi insanlar güneşi uçarken yakalamış olan,
    ve öğrenen, çok geç, yas tuttuklarını ona yolunda,
    gitmezler o güzel geceye tatlılıkla.

    ağır hastalar, ölüme yakın, körleştiren görme gücüyle gören
    kör gözlerin gök taşları gibi alevlendiğini ve şen olmasını,
    öfkelenirler, öfkelenirler ışığın ölmesinin karşısında.

  • 3
    +4
    -1

    lâl, gül, döl

    've damarlarımda akan toprak
    bir sırrı vaktinden önce saklayıvermişim
    cümle coğrafya ve dahi dağları sıkıntı basmış.
    ben artık sürekli hançerlenirim
    i̇ki tiren öpüştü mü kondüktör yanar?
    ah sen bana bakma tiyatrolarımı taşra tertibler
    benim anlattıklarımla biraz heterodoks kaçabilir sevgilim
    yani hükmetsene aksine ki, bir bin yıl sırtımızda
    paklanmayacak
    ve allah'ın i̇sa isminde bir sevgilisi yok!
    evet bugünlerde biraz siyaset ehli çocuklar olduk
    mesela bundan böyle senin adın petrus olsun sevgilim
    ki bir ağaca teşekkür etmek için davranıyorum da bazen
    oluk oluk pantolonlar devriliyor kanatlarıma
    ve şimdi ben sevgilim
    sana beyaz renginde çoraplar temizliyorum
    ağlayarak.
    ve lal ve gül ve döl, 've damarlarımda akan toprak
    ve sonra eczama saplanan o tersinden lunapark
    o kült, o hırkalar
    ah nasıl da lezzetli asalar birikiyor kirpiklerimde
    ve koopeatifler boyu gül koklayan beynelmilel varakalar!

    gidişini başka türlü açıklıyamıyorum.

    (bkz: ah muhsin ünlü )

  • 2
    +2
    -0

    ben senin nefesini hissetmezsem boynumda
    sesin şarkılar fısıldamazsa kulağıma
    ve gözlerin gökyüzünü sermezse ayaklarımın altına
    ben o zaman öldüm demektir

    kalbimi bırakırsan avuçlarından
    saçlarının dalgalarına kapılmazsa ellerim
    boynundaki sıcaklığı tadamazsa dudaklarım
    i̇şte ben o zaman öldüm demektir

    eğer gün gelirde gidersen
    unutma
    sol yanım hep senindir