Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 1
    +1
    -0

    çekilmez bir adam oldum yine
    uykusuz, aksi, lanet
    bir bakıyorsun ki ana avrat söver gibi
    azgın bir hayvan döver gibi
    o gün çalışıyorum
    sonra birde bakıyorsun ki
    ağzımda sönük bir cigara gibi tembel bir türkü
    sabahtan akşama kadar sırt üstü yatıyorum ertesi gün
    ve beni çileden çıkarıyor büsbütün
    kendime karşı duyduğum nefret ve merhamet
    çekilmez bir adam oldum yine
    uykusuz, aksi, lanet
    yine her seferki gibi haksızım
    sebep yok olması da imkansız
    bu yaptığım iş ayıp rezalet
    fakat elimde değil
    seni kıskanıyorum.
    -nazım hikmet

  • 1
    +1
    -0

    'yağmur yağinca durmaz' duasi
    bismilahirrahmanirrahim
    yağmur yağınca her şey
    iyiye gidiyor sevgilim
    çamuru çıkıyor dünyanın
    rahatlıyoruz
    eve yalın yalın dönüyoruz da
    kimsesiz yoktur yine de
    yalnızlığı fazla
    abartıyoruz

    kar düşer
    sümbülleri tükenir toprağın
    bize cemre düşsün
    bize cemre düşsün de su olup ağlayalım
    sen sabah ağlarsan ben de sabah ağlarım
    habeşli bir ses vuruyor alınlarıma
    yıkan da ikindiyi kılalım

    sevgilim seninle ben
    şu aynı topraktan yan yana büyüyebiliriz
    sen kuş olup uçarsın
    ben kuş olamasam ki
    konduğun yer olurum gelip bana konarsın
    gecikme
    sakın geçirme ateşimi
    erken konsan yanarsın

    senin kalbin sana
    benim kalbim sanadır
    ama yağmur herkesindir sevgilim
    yağmur şu şah damardan içeri
    allah'ın kuluna mesafesidir
    âmin

  • 3
    +3
    -0

    "unuturum" diye uyudum.
    yine seninle uyandım.
    belli ki uyurken de sevmişim seni...

    cemal süreya

  • 2
    +2
    -0

    nasıl da dışardan bakıyorum kendime
    nasıl da yabancı
    nasıl da tedirgin
    sanki girmediğim mücadeleleri bile kaybettim.

    ali lidar

  • 0
    +0
    -0

    biz talebeyken şeydik.
    i̇yi arkadaştık şeylen.
    biliyorsunuz şeylen şey olunmaz.
    ben bir şeyi bitirince babam
    şey dedi şey partisine girdim.
    zaten şeyle evlenmiştim.
    şey şeye gidelim dedi gittik.
    şeysiz de olmuyor döndük.
    i̇ki şeyim oldu büyüdüler.
    doktor sende bir şey var diyor şimdi,
    tabi bende bir şey var: sayamadığın kadar.
    çünkü ben bir şeyim,
    her şey de bir şeydir ama
    ben başka bir şeyim.
    ben şeyim..

  • 0
    +0
    -0

    azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
    kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.

    lal-u şarap içirem ve ıslatıp geçirem,
    parmağina yüzüğü, hatem-i zer drahşan.

    eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır,
    lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.

    diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
    bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan.

    salınarak giderken arkandan ben sokayım,
    ard etegin beline, olmasın çamur aman.

    kulaklarından tutam, dibine kadar sokam,
    sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan.

    öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarda hiç,
    düşmanın bağrına, hançerimi nagehan.

    eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim,
    yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.

    herkese vermektesin, bir de bana versene,
    avuç avuç altını, olsun kulun saduman.

    sen her zaman gelesin, ben vehbiye veresin,
    esselamun aleyküm ve aleykümesselam.

    sümbülzade vehbi efendi

    su kasidesini yazsaydın amk - raskolsikov is back 20 Aralık 2017 01:26
  • 1
    +1
    -0

    aşkın ateşidir sinemi yakan
    lütfuna erer mi cevreni çeken?
    kolların boynuma dolanmış iken
    seni öpmelere kıyamadım ben

  • 1
    +1
    -0

    mevsimler geçiyor içimden sen geçmiyorsun
    tükenmiyor sayfalar, hiçbir şey silmiyorum
    bir tek ezberim var bir tek, gayrısız hükümsüz
    seni seviyorum ve hiçbir şey bilmiyorum…

    için ürperse oradayım bunu bilmiyorsun
    sürekli artan bir şeyim, hiç eksilmiyorum
    açık seçik cümleyim, tartışmasız yorumsuz
    seni seviyorum ve hiçbir şey bilmiyorum

    "siliver gitsin bi kalemde" deme, geçmiyorsun
    secdem yok batan güne, asla eğilmiyorum
    çırılçıplak çığlığım, acımasız sorumsuz
    seni seviyorum ve hiçbir şey bilmiyorum

    tesadüf saçma, kaçış boşuna bilmiyorsun
    bütün menziller bende, hiç terkedilmiyorum
    bir terennüm bu sevda, temennasız sunumsuz
    seni seviyorum ve hiçbir şey bilmiyorum.

  • 0
    +0
    -0

    dalgınım;
    dalıp dalıp gidiyorum bu ara,
    neyi nereye koyduğumu unutuyorum.
    dargınım;
    kırıla döküle gidiyorum bu ara.
    insanlar o kadar acımasız ki;
    kimi nereye koyduysam bulamıyorum…

    cemal süreya

  • 0
    +0
    -0

    bu şarkı size eşlik edebilir efendim
    Ne de olsa hiç olmadın Münevver. Sigara yaktım, dumanından rahatsız olmadın. Şair oldum, şiirim olmadın. Gün aydı, güneşim olmadın. Gece oldu, sen olmadın. Olmadın işte uykudan uyandıranım veya sırtımı kaşıyarak uyutanım. Ağaç öldürdüm milyonlarca. Sana yazdım, seni yazdım haberin olmadı. Avaz avaz sustum ruhun duymadı. Sende sevdin amenna. Kimi sevdiğin muamma. Sahi ya adımı hatırlıyor musun Münevver ? Beni hiç çığlıklardan haz alırken hayal edemezdin oysa. Yırtılan ve parçalanan boğazlar bir ırkın katliamı kadar mutlu ederdi büyük dünya devletlerini. Yırtılan boğazlardan arka kalan tükürük ses çıkarmaya yetmese de sana sustuklarımı duydun mu Münevver ? Dolu dizgin sana uzayan sakallarımdan kurşun geçmez ve ben son tükürük tanesiyle sana ne söylesem küfür olarak çıkıyor ağzımdan. Sana sayfalarca şiir yazıyorum. Belki bir gün yine gelirsin diye küllerini toplamıyorum. Alevlenmesini umudum sanıyorum. Umut etmeyi unuttuğumu fark etmeden uyuyorum umursamazca. Sana yazdığım şiirlerden haberin olmaz bilirim. Bütün çamurlu suları döksen üstüne söndüremezsin sözcüklerin küfre varan közünü. Oyna son kozunu. Uyandırmadan öpebilirsen külleri köz et. Yazdıklarımı ruhun duymadı. Yaktıklarım yüreğine kor olsun. Zira bu şiiri de sana yaktım Münevver.

  • 2
    +2
    -0

    mıknatıssız pusula

    ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
    adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum.
    hakiki cinayetler işleniyor görüyorum.
    isa görüyor, şeyhim görüyor, ben görüyorum.
    ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
    yüzyıl şilisinden bir jazz javulcusu inliyor tam arlarımda
    hiç durmadan kentli mağlup kıyasıya mağrur ve mor
    bir çocuğum şimdi pişman olmak için
    birbiriylebağlantılıyüzbinlerceyılım var.
    seni sevmem
    bu savaşı
    kesintiye uğratmaz
    ama ordan bakma!
    bu, werther`in
    leş kanını
    gül kılar.
    birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
    otobüsler olacak, trenler, bütün öldürülmüş cumhuriyet şehirleri
    saçlarım uzun olacak, bıyıklar, gözlükler, gideceğim
    çığlıklarla düzülmüştür aşk şiirleri.
    gideceğim en eski öykümde devlet denen şirk yazacağım
    göz bebeklerimde kent gördükçe kırılan gıçlar,
    ve bir dizeyi haklar gibi terli ellerim
    bu çağın açısını dik tutacaklar.
    bana bir öpücük verin yoksa galip döneceğim
    ufka bir bakın ordum akıp gidecek
    elimde çözülecek makina ve cinayet
    marşlar yazıp halkımla söyleyeceğim yoksa.
    inanmışım kaybetmek esrarıdır olmanın
    çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum.
    ipimden kurtulmuşum kaybediyorum.
    birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez
    tanklar tank olup geçiyor üstümüzdenhelvetius haklı, devlet şaşkın, piyanist kara
    memleket sana rağmen ket vururken yarama
    şu çıplak çocuk şu büyük türk şairi ben-ve emir 'kun' diyor; doğuruluyorum-
    'bu ülke'den daha bıçkın tamlama bilmiyorum.
    bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim
    ilk dildar tohum ekecek sözüme yoksa
    ve bir dizenin tan yerini ağartamsıysa
    ellerini tutarım ki kudurtucudur.
    ellerin
    bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim
    gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur
    ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden
    ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorumdur.
    ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim
    lazım gelen gülleri göğsüme gömerek
    birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
    bunu daha çok küçükken bir film de görmüştüm!
    ah laikse aşkımız biter elbet bir kış baharyaz günü
    gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma
    bir çınar gövdesini bir hamle daha yarar
    üç içbükey komodin silah çeker vurulur
    sen gidersin, denklem düşer, ben aşk olduğumu ağlarım
    bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.
    beynime düşer infilak ederben dünyaya karşı durmak ile meşhurum
    olma.
    yokluğun bulunmaman bedenime lacivert lavlar akıtır.
    nasıl çekip gitmiş bir şaman
    çekip gitmiş, bir şaman değilse en çok
    benim gibi sonsuz bir at
    hiç koşmuyorken de attır.
    biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
    ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
    annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum
    modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum
    yeniden dünyaya gelsem yeniden seni severimben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
    adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum
    hakiki cinayetler işleniyor görüyorum
    isa görüyor şeyhim görüyor ben görüyorum
    ben sana düzenli olarak telefon ediyorum
    mıknatıssız bir pusula olarak

    ah muhsin ünlü

  • 4
    +4
    -0

    nedir zaman, nedir?
    bir su mu, bir kuş mu?
    nedir zaman, nedir?
    i̇niş mi, yokuş mu?

    zaman her yerde ve
    her şeyin içinde.
    zaman her yerde ve
    acem'de ve çin'de.

    kime kaçsam ondan;
    ha yakın, ha ırak?
    kime kaçsam ondan;
    ya sema, ya toprak...
    (bkz: necip fazıl kısakürek)

  • 0
    +0
    -0

    sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
    yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
    yolumun karanlığa saplanan noktasında,
    sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

    kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
    evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
    i̇n cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
    biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

    i̇çimde damla damla bir korku birikiyor;
    sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
    üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
    gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

    kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
    kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
    kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
    kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

    bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
    ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
    aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
    bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

    ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
    i̇ki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
    tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
    yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

    ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
    gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
    islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
    örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

    uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
    alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
    dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
    ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

    başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
    etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
    kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
    sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

    fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
    erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
    senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
    onun taşı erimiş, senin kafatasında.

    i̇kinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
    sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
    dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
    onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

    yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
    sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
    ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
    ne senin anladığın kadar, kaldırımları...

    sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
    yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
    yolumun karanlığa saplanan noktasında,
    sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

    kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
    evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
    i̇n cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
    biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

    i̇çimde damla damla bir korku birikiyor;
    sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
    üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
    gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

    kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
    kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
    kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
    kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

    bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
    ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
    aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
    bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

    ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
    i̇ki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
    tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
    yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

    ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
    gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
    islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
    örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

    uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
    alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
    dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
    ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

    başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
    etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
    kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
    sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

    fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
    erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
    senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
    onun taşı erimiş, senin kafatasında.

    i̇kinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
    sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
    dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
    onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

    yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
    sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
    ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
    ne senin anladığın kadar, kaldırımları...

    bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
    vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
    simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
    yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

    ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
    tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
    bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
    heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

    arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
    onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
    görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

    varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
    bana rahat bir döşek serince yerin altı,
    bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...

    (bkz: necip fazıl kısakürek)

  • 2
    +2
    -0

    hiç özlemedim seni
    özlemek dostluktandır
    dostluğundan öte bulmalıyım seni
    sıcaklığını bulmalıyım
    dokunuşlarını, kenetlenişi
    terimizle sulanmalı yeryüzü
    güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca
    apansız fırtınalar çıkmalı
    sarsılmalıyım
    özlemek
    yanında olmak isteğidir
    gülüşünü görmek biraz da
    hiç özlemedim seni...

    ahmet telli

  • 1
    +1
    -0

    şiir gibi sessizdi iç çekişlerim
    ve bir o kadar suskundu gözyaşlarım
    i̇çime attım hep yokluğunu
    sakladım yalnızlığımdan
    oysa ne kadar da ağırmış yokluğun…
    tüm hücrelerimi kapladı çaresizliğim
    adını her gece sessizçe çakıyorum yüreğimin ortasına
    vazgeçmek mi?
    seni hatırlayasıya kadar mümkün
    sen mi?
    hiç çıkmıyorsun aklımın uçurumundan.
    ben yine darmadağın,
    ben yine savrulan…

  • 2
    +2
    -0

    sana bir şiirler olmuş sevgilim.
    yüzün-gözün söz içinde...
    hangi imla kitabına baksam,
    "ben" den ayrı yazılıyorsun...

  • 3
    +3
    -0

    bekleyenler için
    Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
    Biliyorum
    Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
    Yıllarca sonra
    Öldüğüm gün bile gelsen
    Bütün bu bekleyişlerimi ve öldüğümü unutup
    Çocuklar gibi sevineceğim
    Kalkıp sarılacağım ellerine
    Uzun uzun ağlayacağım

    (Ümit Yaşar OĞUZCAN)

  • 1
    +1
    -0

    --- spoiler ---
    şimdiden bir hatırasın
    bulutsa, tozsa, uçarsa
    bütün (aşklar) paranteze alınsın
    rüzgar çanısın, rüzgarın diline dolanırsın
    ne bir şarkısın,
    ne de dillerde nağme adın
    artık bazı şarkılar kadar yaralısın
    günler izmarit diplerinde biriksin
    o zaman mutlaka bir trenle gelirsin
    köpüklerdensin, mavisin, sakinsin
    istesen suyun tenine bitişirsin
    ellerimi bıraktım, artık bunu sana yazsın
    içimde iki yaşlı balık varsa,
    içimde biri pulsuz, iki balık varsa
    biri sensen, gelirsen ve yok edersen
    bunu yazmak istiyorum sana
    sonra postalamak istiyorum
    pulsuz bir zarfla
    hiçbir mektup artık ikna etmiyor beni hayata
    ....
    --- spoiler ---
    (bkz: şimdiden bir hatırasın)

  • 0
    +0
    -0

    papazkarası baht

    içimizde renkliyiz dışımız siyah
    zifiri karanlık suçumuz firar
    kaçımız heba oldu kaçımız ziyan
    güzel günler gelecek yüreğim dayan

    kuru ağaçlardan soluk çiçeklere
    insana kasveti enjekte et
    sevgin ve nefretin entegre hep
    bi umut var elbet yeni sekmede

    saygım yok -- kaybım yok
    ama kaygım çok şansım tırt
    çabaladım bak kılı yardım kırk
    daha yaramadım -saygınlık

    kazanamadım kimin gözünde-
    o kim kiminle ha kimin elinde
    kim kimseydi benim gözümde
    hiç kimseydim-kimim özümde?

  • 2
    +2
    -0

    gençliğim dizleri üstüne çökmüş,
    kapaklanınca sevda yoluna.
    bir doğuş yaratıldı çırılçıplak!

    ve... sen ayyüzlüm...

    kurumuş yaprak gibi düşerken dalından
    bir ahh... gibi uzun sesli,
    koptun dudaklarımdan

    dön ayyüzlüm.....
    neredeysen dön.....
    sensiz olmuyor.....

    kan damlıyor gözlerimden kan
    gücün varsa gel de sen dayan

    çünkü ben..... son nefes gibi titrek
    çünkü ben..... çırılçıplak
    çünkü ben..... ölesiye sensizim
    çünkü ben..... çünkü ben..... !!