Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 0
    +0
    -0

    seziyorum ki kaçacaksın..
    yalvaramam koşamam
    ama sesini bırak bende
    biliyorum ki kopacaksın
    tutamam saçlarından
    ama kokunu bırak bende
    anlıyorum ki ayrılacaksın
    çok yıkkınım yıkılamam
    ama rengini bırak bende
    duyumsuyorum ki yiteceksin
    en büyük acım olacak
    ama ısını bırak bende
    ayrımsıyorum ki unutacaksın
    acı kurşun bir okyanus
    ama tadını bırak bende
    nasıl olsa gideceksin
    hakkım yok durdurmaya
    ama kendini bırak bende.
    (bkz: aziz nesin)

  • 2
    +2
    -0

    diyecekler ki arkamdan
    ben öldükten sonra
    o, yalnız şiir yazardı
    ve yağmurlu gecelerde
    elleri cebinde gezerdi
    yazık diyecek
    hatıra defterimi okuyan
    ne talihsiz adammış
    imanı gevremiş parasızlıktan

    -muzaffer tayyip uslu

  • 1
    +1
    -0

    gittiğini sandığım o gözlerin..
    o ışıl ışıl bakan gözlerin
    meğer bana hiç gelmemiş
    beni hiç görmemiş

  • 1
    +1
    -0

    bak ben seni nerenden kurtaracağım şaşacaksın.
    şimdi bu taşları biz çektik değil mi ocaklardan
    bu asfaltı biz döktük, biz onardık değil mi
    bu yapıları oniki kat yapmak bizim aklımızdı
    biz kurduk, istersek umursamayız ya
    (abluka da burada başlıyordu çünkü)
    ekmek yiyelim, tereyağ yiyelim, çocuk büyütelim
    sen beraber yatacağımız yatakları hazırla
    sen bir onu yap yeter, bak göreceksin

    şunun tamamını hayrına "büyük ev ablukada" başlığına da iliştiriverseymişsin keşke :) - devriksekiz 15 Eylül 2017 04:08
  • 4
    +4
    -0

    sözlükte sevdiğim başlıklardan.
    şiiri tam olarak nereye konumlandırmam gerekiyor bilmiyorum.

    bazı şiirler okuyorum geceleri öyle büyük şairlerin küçük şiirleri. diyorum kendime ulan bu nasıl şiir. koskoca adamlar neden yazmış bunu, insanlar neden okumuş.
    bir olayı yok ki bunun. bazen de aynı şiirin sabahında başka hissettiriyor aynı şiir kendini. hmm tadı çok güzelmiş meğer diyorum.

    ergen dili ve edebiyatı şiiri lan bu dediğim çok şiir olmuştur mesela.
    edip cansever güzümde 14 yaşında lise 2 öğrencisi olarak kaldığı olmuştur mesela.
    "sana bir şiirler olmuş sevgilim yozon gozon soz oçondo"
    ama aynı edip cansever "masa da masaymış ha" şiirini de çıkartıp vuruyor her gece masama.

    bunları neden bu başlığa yazıyorum derseniz;
    şiir bu yüzden çok flu ve kaotik gözüküyor bana.
    galiba bu yüzden hayatımda hiç şiir kitabım olmadı benim.
    bu başlığı da bu sebeplerden ötürü seviyorum. en azından şimdilik, şiir dünyamı anlamlandırana kadar bu şekilde olacak sanırım.
    hani eskiden cadde kenarlarında bira tezgahları olurmuş. i̇nsanlar giderken ayak üstü bardakta biralarını içer ve giderlemiş.
    ya da sokak aralarında salçalı tost, soğuk sandiviç satan büfeler falan olur. ayak üstü açlığını bastırırsın ama çok lezzetlidir.

    şiir şimdilik benim için böyle bir şey. geçip giderken lezzet duraklarını kaçırmamak adına atıştırdığım bir lezzet. bu başlık da yol üstünde rastladığım bir büfe misali.
    buraya daha çok şiir atın.
    şiirlerinizi paylaşın.
    yabancıyım ben buralara. neyin güzel, neyin bayat şeyler olduğunu bilemiyorum henüz.

    hatta içinden gelen varsa istediği zaman hatta düzenli aralıklarla bana şiirler atsın.
    ne bileyim sevdiği şiirleri önersin bana belki hakkında bir kaç söz etsin.
    her yere şiirler açın.

  • 2
    +2
    -0

    ruhumdaki sabır, kalbimdeki aşkla kurdum
    kor dantellerden bu yolu, ormanın altına
    yeter ki oku onu

    senin gördüğün ağzımın kenarında duran dua
    ben ayaklarımın altındaki toprağa, döktüğüm
    gözyaşına inandım
    öyle uzun ki dünya katlanmaya, kıvrılmaya, açılıp çarşaf olmaya
    mümkündür yol yapmaya bir ömür, yol almaya

    ah! yine de yolumdaki kederi kimse bilmesin,
    büyüsün, genişlesin, dolansın ömrümü
    kapısı kapalı çoktandır, penceresi dargın

    kim anlayacak bu kor işaretleri ?
    kimsenin dilinden okunmasın içimde ufalan
    ovada ve dağda saklı bir mavi için
    düştümdü yola
    benim de yaban bir çığlığım vardı,
    çok zaman oldu, teslim ettim onu rüzgâra

    kışa girdik kıştan çıktık
    ama değişmiyor insan
    karınca duası diyorlar ördüğüm yola

    birhan keskin

  • 2
    +2
    -0

    söylence

    akdeniz gülüşlü bir çocuk olsaydın
    ağzının kıyısında uçarılıklar biriktiren
    yüzünde bin bir haylazlıkla sevseydin beni
    yüreğinden beyaz kuşlar uçardı yüreğime
    dokundukça portakal çiçekleri dökerdi
    sevilmekten ürpertili dingin gövden

    ah çocuk ah kadın ah sevgili
    sözlerin aşkı anımsatsa da
    gülüşünde onmaz acılar gizli.

    haydar ergülen

  • 2
    +2
    -0

    i̇ç nefes

    o bir çay istemişti, trenin içinde
    biz tren yolcusuyduk, çölün içinde
    ben yalnız kalmıştım, senin içinde
    oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni!

    aşkı geçtik, gözlerini açabilirsin

    o bir dile sığınmıştı, sözü içinde
    yolu yoluma çıkmıştı, çölü içinde
    ben eski kalmıştım, senin içinde
    oysa kaç çocuğun yerine övmüştüm seni!

    düşü geçtik, kendine bakabilirsin

    o bir bende kırılmıştı, hayli içimde
    ıssız otağ kurulmuştu, canım içinde
    oysa kaç bahçe yerine açmıştım seni!

    kimi geçtik, kimseye sorabilirsin

    haydar ergülen

    (okuyorsa bir yerlerden önder abay'a sevgiler bunu da bırakıyorum buraya. en sevdiklerimdendir. iyi ki okudu bana da öğrendim)

  • 2
    +2
    -0

    reçelden tatlısın, acaba bal mısın?
    hayata tutunduğum ince dal mısın?
    öyle boş boş bakma yavşak gözlüm!
    anlamıyor musun yoksa mal mısın?

  • 0
    +0
    -0

    ben olmuşum muamma bir sevginin mağduru
    bilki aynı karanlıkta zayi kaderin mahkumu
    sen bir savaşın bedeli veya zaferin mahsulüsün
    o kadın bu aşkın suçlanan masumudur
    boşver üstüme yık boşluğu
    hep düşlerim uzun bi yoldu durmadan koştuğum
    tırnaklarının ucunda nemli bir slim monte carlo olsun
    dudağında chivas sarhoşluğu

  • 1
    +1
    -0

    hoş geldin kadınım benim, hoş geldin.
    yorulmuşsundur;
    nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,
    ne gül suyum, ne gümüş leğenim var.
    susamışsındır;
    buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim.
    acıkmışsındır;
    sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam
    memleket gibi esir ve yoksuldur odam.

  • 1
    +1
    -0

    ah azınlıklardan uzaktayım
    kafamda o dağılmayan sükûn.
    ölmedim,lakin yaşamaktayım
    dinle bak:vurmada nabzı ruhun.
    orhan veli kanık - güneş

  • 1
    +1
    -0

    okuduğum en güzel şiirdi
    nihayetinde o da gitti
    ne ben vazgeçmeyi becerdim
    ne de gitti o mazlum gözleri

  • 3
    +3
    -0

    ben sana hep üşüyordum,
    çünkü kıştım,
    nakıştım, bakıştım...
    i̇nkar etmiyorum da bunu...
    seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.
    ve lütfen inkar etme;
    sana en çok ben yakıştım
    özdemir asaf

  • 2
    +2
    -0

    eylülün hüznünü bilir misin
    tütsünün en çok kokusunu bıraktığı an gibidir
    eylülün güneşini bilir misin
    var olmasına var fakat her an gidecek gibidir
    en soğuk günde içini ısıtan insanın gitmesinin burukluğunu bilir misin
    tütsün yanmış, güneşin hiç doğmamış gibidir

  • 2
    +2
    -0

    i̇ki kalp arasında en kısa yol:
    birbirine uzanmış ve zaman zaman
    ancak parmak uçlarıyla değebilen
    i̇ki kol.

    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

  • 4
    +4
    -0

    bir zamanlar özeldi benim için.

    gecenin bi yarısı uyanıyorum.
    susuzum, dilim damağım kuru...
    ve tuhaf olan, hâlâ uykusuzum.
    dinmiyor sol yanımdaki derin sızım.

    bir sancı saplanıyor göğsüme...
    kaçıp gitsem ardıma bakmadan
    kurtulacakmışım gibi aslında

    "gelseydin eğer" diye hayallere dalıyorum
    sonraa...
    sonra "gelmedi, gelmeyecek." diyip
    daldığım hayallerde boğarak uyandırıyorum kendimi.

    bir sigara yakıyorum sonra...
    biliyor musun?
    bu meredin ki hiçbir şey,
    senin yoksunluğunun yanında.

    unut onu artık diyip başımı yastığa koyuyorum biraz kızarak.
    "ulan önce hatırlaması lazım unutması için" diye mırıldanırken, tuhaf bir tebessüm beliriyor yüzümde.

    sana yemin ederim her şeyimi verirdim,
    uyuyabilmek için bir an göğsünde..

    elimde bir demet çiçek, beklerdim seni mesela.
    geldiğini görünce de utancımdan saklamaya çalışırdım çiçekleri.
    sende daha fazla utanmamam için, adeta siper ederdin kendini

    "gelde sevme be !!" diyip sarardım seni

    neyse, sanırım bitirmem gerek isyanımı
    aaahh ah! doldu yine gözlerimin pınarları...

    ama unutma!!
    bekleyecek bu can seni,
    son kez atana dek şah damarı...

  • 2
    +2
    -0

    “amansız sıkar karanlık
    üzerine üzerine gelir bulutlar.
    sarar seni çaresizlik
    ne uzaktan ne yakından
    duyulmaz çığlıkların.
    i̇çinde çalkalanır isyanların.
    hayallerinin dışında yaşarsın.
    rol çalıp başkalarından
    başkalarını oynarsın.
    ben kimdim?
    sorusu belirir de
    dökülemez… dudaklarından“

    fazıl hüsnü dağlarca

  • 1
    +1
    -0

    sevgim seni yurduna getirdi
    tuzak ev , dilsiz baba , yenik anne ...
    işte hepsi bu
    hayallerini yak,evi ısıt
    gideceğin en büyük oda arka odan
    içerden sesleri geliyor annenle babanın,
    yanlış ilişkiler ayaklarını yerden kesiyor
    artık biliyorsun çarpınca duvara ne kadar
    acıyacağını kalbinin
    sevgim seni yurduna getirdi.

    arkadaşların çok uzaklara gitti.
    sevmeden seviştiler özgürlük adına
    kaptırmadan kendilerini hiçbir şeye,
    bütün hazları tattılar.
    sense evinde kaldın,
    acıları gömme töreninde.
    katı kuralların vardı,
    tutucuydun onlara göre
    döndüler sonra birer birer
    sana sordular yine de kaderlerini
    neydi yaşamak, neydi hayatın anlamı

    bütün yanlış ilişkiler seni yurduna getirdi
    artık biliyorsun yere düşünce ne kadar
    acıyacağını kalbinin
    sevgim seni yurduna getirdi

    cezmi ersöz

  • 1
    +1
    -0

    kalp dediğin bilir imkansızlık şiirini
    bilir de ya gözlerim?
    en yaralı yerim benim
    gözlerim gözlerinsiz kalınca ben sabahı nasıl ederim?
    kararmaz mı bütün dünya bir ömür?
    ya nasıl öğreteyim sendeki imkansızlığımı ellerime?
    bir an bile kavuşmayan ellerimiz nasıl da yıkmakta bunca şeyi
    ne tuhaf...
    oysa benim başım en çok senin göğsüne yakışırdı
    başım ki tam omzuna yatmalıktı
    ben artık bu yetim başla hiçbir hayale ağlayamam
    sonra boynum...
    ki dalından düşen bi yaprak...
    mevsimsiz sürgün yedim senden ayrı bir ömre doğarak
    insan yalnız kalbiyle sevmez ki unutmaya ilk ordan başlasın
    unutmak kör kuyu,unutmak dipsiz karanlık...
    aahh aaahh...
    nerden başlamalı unutmaya seni bilmem ki
    senden başladım unutmaya kendimi
    desem ki ne aşk,ne imkansızlık,ne ayrılık
    olmak istemiş de olamamış bir erik sancısı bizimkisi...