Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 1
    +1
    -0

    yıldızlar olmadı mı, dolunay olmadı mı
    gökyüzü de kördür.
    yüreğindeki kara bulutlar
    durmadan yıldırımlar kusar
    yorgun bir gemi oturur kayalara
    karışır birbirine dua ve küfür
    korkuysa şapkasını her zaman
    kapkara bir dala asar
    bir yosun tarlasında dinlenirken
    gördüm ölümü kaç kez
    selâm verip geçti gülümseyerek
    ben korkusuz kepez…

  • 0
    +0
    -0

    hey çamlıca mehtâbı ne olmuş sana öyle?..
    küskün duruyorsun.
    bir şey kuruyorsun.
    seyrinle ıyan et bana, ilhâm ile söyle:
    aksetmede âlâm-ı vatandan mı bu halet?..
    anlat; bu tahavvül neye etmekte delâlet.
    vaktiyle ederken bu havâliyi zılâlin
    bir sâha-i nilî.
    ey neyyir-i leylî,
    matem döküyor arza bugün bedr ü hilâlin
    bir şeb ki, zîrinde küsûfun,
    seyrangehi olmakda tuyûfun.
    mâzîden esip gelmede bir nevha-i vâveyl..
    bir âh-ı müebbed.
    hangi güneşin mâtemidir zulmetin ey leyl,
    ey şi’r-i muakkad
    yıldızlar olur bence meâlin gibi nâ-yab
    atîde görünmezse o mâzideki mehtâb
    olmazdı sabahın da yarın gülmeye meyli
    pîşinde bu dîdar-ı mahûfun.
    kartallara baktım düşüyorlar yere bi-ta’b;
    oldum sanıyordum melekü’l mevt ile hem-hâb.

    (bkz: abdülhak hamit tarhan)

  • 2
    +2
    -0

    sen ve ben acıdan bir dağız, sen ve ben
    bu dünyada bir daha hiç karşılaşamayacağız.

  • 2
    +2
    -0

    "serçenin ölmesinde bile bir bildiği vardır kaderin.
    şimdi olacaksa bir şey yarına kalmaz,
    yarına kalacaksa bugün olmaz.
    bütün mesele ;
    hazır olmakta.
    madem hiçbir insan bırakıp gideceği şeyin gerçekten sahibi olmamış,
    erken bırakmış,
    ne çıkar, ne olacaksa olsun.."

  • 0
    +0
    -0

    hoş geldin kadınım benim, hoş geldin.
    yorulmuşsundur;
    nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,
    ne gül suyum, ne gümüş leğenim var.
    susamışsındır;
    buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim.
    acıkmışsındır;
    sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam
    memleket gibi esir ve yoksuldur odam.
    hoş geldin kadınım benim, hoş geldin!
    ayağını bastın odama
    kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi.
    güldün,
    güller açıldı penceremin demirlerinde.
    ağladın,
    avuçlarıma döküldü inciler;
    gönlüm gibi zengin,
    hürriyet gibi aydınlık oldu odam.
    hoş geldin kadınım benim, hoş geldin

  • 1
    +1
    -0

    sesinde ne var biliyor musun?
    bir bahçenin ortası var
    mavi ipek kış çiçeği
    sigara içmek için
    üst kata çıkıyorsun..

    sesinde ne var biliyor musun?
    uykusuz türkçe var
    i̇şinden memnun değilsin
    bu kenti sevmiyorsun
    bir adam gazetesini katlar..

    sesinde ne var biliyor musun?
    eski öpüşler var
    banyonun buzlu camı
    birkaç gün görünmedin
    okul şarkıları var..

    sesinde ne var biliyor musun?
    ev dağınıklığı var
    i̇kide bir elini başına götürüp
    rüzgarda dağılan yalnızlığını
    düzeltiyorsun..

    sesinde ne var biliyor musun?
    söyleyemediğin sözcükler var
    küçücük şeyler belki
    ama günün bu saatinde
    anıt gibi dururlar...

    sesinde ne var biliyor musun?
    söyleyemediğin sözcükler var...
    "cemal süreya"

  • 2
    +2
    -0

    gönül tezgahında şiir dokudum
    i̇plik iplik nakışında sen varsın.
    aşk yolunun kanununu okudum
    madde madde yokuşunda sen varsın.

    fikir vadisinden bir ırmak geçer
    eğilir serviler, suyundan içer
    bağrında ay doğar, zambaklar açar
    sessiz sessiz akışında sen varsın.

    öz suyusun hayat denen şişenin
    nedenisin keder ile neşenin
    sevda cephesinde şehit düşenin
    donuk donuk bakışında sen varsın.

    hep senin renginde görünür bahar
    yaprakta yeşilin, gülde kokun var
    yama yama kalbimdeki yaralar
    sıra sıra dikişinde sen varsın.

    gidip de yorulma çok uzaklara
    sen, 'sen'i gel benim içimde ara...
    umut güneşimin mor bulutlara
    girip girip çıkışında sen varsın.
    sezai karakoç

  • 0
    +0
    -0

    ayışığında oturuyorduk
    bileğinden öptüm seni

    sonra ayakta öptüm
    dudağından öptüm seni

    kapı aralığında öptüm
    soluğundan öptüm seni

    bahçede çocuklar vardı
    çocuğundan öptüm seni

    evime götürdüm yatağımda
    kasığından öptüm seni

    başka evlerde karşılaştık
    iliğinden öptüm seni

    en sonunda caddelere çıkardım
    kaynağından öptüm seni.

  • 2
    +2
    -0

    ben
    senden önce ölmek isterim.
    gidenin arkasından gelen
    gideni bulacak mı zannediyorsun?
    ben zannetmiyorum bunu.
    i̇yisi mi, beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.
    kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun
    ki içinde beni görebilesin...
    fedakârlığımı anlıyorsun :
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    ve toz oluyorum
    yaşıyorum yanında senin.
    sonra, sen de ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    ve orda beraber yaşarız
    külümün içinde külün,
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar...
    ama biz
    o zamana kadar
    o kadar
    karışacağız
    ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
    yan yana düşecek.
    toprağa beraber dalacağız.
    ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak :
    biri sen
    biri de ben.
    ben
    daha ölümü düşünmüyorum.
    ben daha bir çocuk doğuracağım.
    hayat taşıyor içimden.
    kaynıyor kanım.
    yaşayacağım, ama çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    ama ölüm de korkutmuyor beni.
    yalnız pek sevimsiz buluyorum
    bizim cenaze şeklini.
    ben ölünceye kadar da
    bu düzelir herhalde.
    hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
    i̇çimden bir şey :
    belki diyor.
    "en sevdiğim nazım hikmet şiiri."

  • 0
    +0
    -0

    bir adam bir kadın var içimde iyice anladım
    bana bunu sessizce anlatıyorlardı
    bir yerde onların yönlerinden
    alımlı bir zarf katlanmıştı uzaktaki
    bulvarların geceye vurdukları
    çağırmasız kır günlerini zararsız akrepleri
    uzunlamasına yaşayıp yatay bir çocukla kalkan
    bir sürü alışkanlıklar taşıyan
    insanlığımızı gülüşü yalnızlar çarşısında
    çağrılmış gümüş seslerini aynadaki yüzlerin
    başkası sevsin diye en seçkin yerine
    bir şal gezdirirdi
    i̇nsanlığımıza bir şey getirirdi yalnızlarlabir sen varsın hep saçların ağzın
    bir merdiven hücresinde
    uzak çağrışımlarla koşardın ya bensem
    seni sonsuz gelişinle
    saçından tanıyor gülüşünden kaçıyor
    eğilip başını içlerimden geçtiğin zaman
    uzağa bir yolcuya karşı çıkar gibi
    artık gecikmiş alışıldığım gidişinle
    davranılmaz üstünde durulmaz
    hiçbir tüfeğe gelmez bir kekliksemyüzün soygundan geçmiş öyle bir yerde
    durmuş ki bakışın boynun bozgun
    üstünden bir nehir geçer gibi
    ya gecedir ondan ya bulanık sudan
    bir hasta gibi ağrımaktasıngelişini aldım onu nasıl harcadım
    denizden bunalıp okyanusa
    selâm çakan vapurun
    sevindik adımına birden parka çekildik
    ve birden nasıl bayram bıyıklı
    bir yaylım herkesin yaydığı bir merhabayla
    eğip başını içlerimden gittiğin zaman
    uzağa bir yolcuya çıkar gibiselini üstüme çektin önce
    camdan bir mektup dolabının
    üstüste sayısız koridorunu yüzüme yakın
    başını duvara değdirmiş bir benzetişle
    josef ka benzeri bir bakışındı
    ya da konuşmayı kesip aman sen
    öyle bir gittin ki benimlepiknik beni sana verdi önce
    gelişen güneş yalnızlıktan bir göze
    eski ellerin
    ve çağlarınla bir şeye uzanmış etin
    ve hançerinle zamana saf durmuş
    son gidişindir bubunların hepsi beni çağırıyorlar sevinçlerimden
    biri denizdir uzun boylu gürültüsüyle
    zaten hangisi kavak zürafası değil
    biri bütün yan odaları bekler
    kuşkulu geçer camlardan
    ve bırakır yerini bir koridor bekçisinehaydi sen bütün onlara git benimle
    son sigaramdın
    gidişin antinikotin
    birden bir şey mutlu eşit piyano çalıyor
    elleri iki çeşit durgun
    gerçi çıkmıyor gelenlerin karanlığa duranların
    suya inen sesleritam şimdi denizinle
    bir çakıl taşına yaklaşıyor
    kuma çok yakın bütün kesitlerinle
    bakıyor ve bunalıyorsuntam şimdi ipe koşan
    beni elleriyle alkışlayan
    ağrıyan bir gün geliyor
    cahit zarifoğlu

  • 0
    +0
    -0

    gönül ne gök ne elâ ne lâciverd arıyor
    ah bu gönül bu gönül kendine derd arıyor

    ne tende cân ile sensiz ümmîd-i sıhhat olur
    ne cân bedende gam-ı firkatinle rahat olur

    ne şeb ki kûyine yüz sürmesem ölürüm
    ne gün ki kaametini görmesem kıyâmet olur

    mecnun ne bilir kaaide-i nâz u niyâzı
    aşık mı sanır kendin o meczûb-ı muhabbet

    fuzuli

  • 0
    +0
    -0

    yedi rekât günah kıldım bedeninde
    dizlerinde yedi zikir secdeye vardım
    i̇hmalin uzak meleğine teninde aldandım
    yapayalnızdım kendi kalabalığım içinde
    tarih kadar yalnız,
    aşka âşina, acıya unutkandım

    er yüzlerde tavaf ettim bunca yıl kalb evini
    kırk yemin kurutmuştur sanırken içimin pınarlarını
    i̇nanmadığım allah'a
    senin yüzünde inandım
    adı dua olan sevgilim
    yandım yandım yandım

    sessizliğe borcum var birkaç kelime,
    sessizliğe borcum var birkaç feryat,
    sessizliğe borcum var birkaç çığlık,
    sustum, yıllarca sustum kan içinde
    ödeyemedim borcumu onca şiirle
    adı dua olan sevgilim
    yandı ruhumun gömleği
    yedi deryalar içinde
    aştım aştım aştım

    aslında sen yoktun
    yalnızca bir duayı sevdim ben
    varlığın yalanımdı
    aşktım aşktın aşktı
    geçti gitti hepsi
    geçti gitti işte
    dudaklarım kilitli
    yasin yasin yasin

    çok şükür ölmeden
    son duamı ettim ben
    allah beni tek etti
    kendi dağımı kazdım defterime
    gün geldi burdan da gittim

    murathan mungan

  • 2
    +2
    -0

    vurun ulan, vurun!
    ben kolay kolay ölmem.
    ocakta küllenmiş közüm,
    karnımda sözüm var
    haldan bilene.

  • 0
    +0
    -0

    sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
    sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
    sende uzaklığı,
    sende; ben, imkansızlığı seviyorum.
    güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
    ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
    ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.
    sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
    fakat asla ümitsizliği değil...

    nazım hikmet

    haftada bir defa okurum bu şiiri geleceksin umuduyla,umarım görüyorsundur...

  • 0
    +0
    -0

    Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!
    Düşüncemizin katlanması mı güzel,
    Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
    Yoksa diretip bela denizlerine karşı
    Dur, yeter! demesi mi?
    Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
    Bitebilir bütün acıları yüreğin,
    Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
    Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
    Çünkü o ölüm uykularında,
    Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
    Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
    Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.
    Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
    Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
    Sevgisinin kepaze edilmesine,
    Kanunların bu kadar yavaş
    Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine.
    Kötülere kul olmasına iyi insanın
    Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
    Kim ister bütün bunlara katlanmak
    Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek.
    Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
    O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
    Ürkütmese yüreğini?
    Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
    Çektiklerine razı etmese insanı?
    Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
    Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
    Yürekten gelenin doğal rengini.
    Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
    Yollarını değiştirip bu yüzden,
    Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
    (bkz: hamlet)
    dilerseniz mecnun çınar'dan dinleyebilirsiniz

  • 4
    +4
    -0

    "çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
    dakika düşelim, senelik paydan!
    zindanda dakika farksızdır aydan.
    karıştır çayını zaman erisin;
    köpük köpük, duman duman erisin!"

    mavi renkte olan dize yüzünden necip fazıl kısakürek'e aşığım.

  • 0
    +0
    -0

    sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
    şehre inerim bir sinema yağmura çalar
    otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
    dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
    senegalliler dahil değil
    sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
    çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
    o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
    hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
    yoksa seni rahatsız mı ettim?
    sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
    ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
    elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
    elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
    freud diye bir şey yoktur.
    sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
    belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
    bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
    yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
    haydi iç de çay koyayım.

  • 2
    +2
    -0

    "öyleyse ben size hep ali diyeceğim
    aşk bazen çok ali

    mehmetler ölüyor, aliler öldürülüyor çünkü
    ayşelerse doğuştan ya dul ya evli
    ayşe bazen çok ali

    i̇çimizdeki isimlere yeni bir şans vermeli,
    gidenin peşine düşmeden
    ölenin duasını etmeden
    mümkünse sade, mümkünse seviyeli

    yalnızlık unutuluyor, ayrılıklar unutturuluyor çünkü
    kalanlarsa bile bile ya sessiz ya deli

    öyleyse ben size hep ali diyeceğim
    hikayenin gerisi zaten çok belli
    dertler zarifse vakit almaz teselli
    hoş geldin esvabımın cevabı, aklımın zamanı
    aşk bazen insandan çok evveli

    öyleyse ben size hep ali diyeceğim
    aşk bazen çok ali"

    k. i̇skender.

  • 5
    +5
    -0

    bu da son şiirim olsun;
    bir keresinde
    yerkürenin çekirdeğinde yanan
    ateşe tutulmuştum.
    saçlarımdan tutuşmuştum.
    bir keresinde bir jilete âşık olmuştum.
    ne kadar ince damarım varsa hepsini tek tek kesmiştim.
    akan kanda geleceğimi içmiştim.