Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 1
    +1
    -0

    resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim,
    resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi,
    ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam.
    resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
    ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
    gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.

    resulullah azrail’i yolda görse tanırdı;
    ben azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,
    derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.

    resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
    o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey allah’ın resulü; fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?

    resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki ‘kızım ha gayret!’;
    ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki ‘anneciğim ölmesen…’

    ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki ‘anneciğim seni ben…’;
    annem döndü bana bir baktı o bakışı görmeliydiniz

    resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
    ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.

    ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının

    anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…

    resulullah çok şanslı bir insan
    annesi öldüğünde o küçücüktü;
    benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
    zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.

    annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!

    olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
    verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
    resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
    nasıl olsa resulullah da ölü annem de ölü.

    ah muhsin ünlü

  • 2
    +3
    -1

    "ben diyorum ki ona:
    kül olayım kerem gibi yana yana.
    ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak,
    nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..."

  • 2
    +2
    -0

    galata kulesi̇
    6 haziran 1973
    pırıl pırıl bir yaz günüydü
    aydınlıktı, güzeldi dünya
    bir adam düştü o gün galata kulesi’nden
    kendini bir anda bıraktı boşluğa
    ömrünün baharında
    bütün umutlarıyla birlikte
    paramparça oldu
    bu adam benim oğlumdu...

    gencecikti vedat
    işıl ışıldı gözleri
    i̇çi
    bütün insanlar için sevgiyle doluydu
    çıktı apansız o dönülmez yolculuğa
    kendini bir anda bıraktı boşluğa
    söndü güneş, karardı yeryüzü bütün
    zaman durdu
    bir adam düştü galata kulesi’nden
    bu adam benim oğlumdu

    “açarken ufkunda güller alevden”
    çıktı, her günkü gibi gülerek evden
    kimseye belli etmedi içindeki yangını
    yürüdü, kendinden emin
    sonsuzluğa doğru
    galata kulesi’nde bekliyordu ecel
    bir fincan kahve, bir kadeh konyak
    ölüm yolcusunun son arzusu buydu
    bir adam düştü galata kulesi’nden
    bu adam benim oğlumdu

    küçüktü bir zaman
    kucağıma alır ninniler söylerdim ona
    “uyu oğlum, uyu oğlum, ninni”
    bir daha uyanmamak üzere uyudu vedat

    6 haziran 1973
    galata kulesi’nden bir adam attı kendini
    bu nankör insanlara
    bu kalleş dünyaya inat
    şimdi yine bir ninni söylüyorum ona
    “uyan oğlum, uyan oğlum, uyan vedat.

  • 5
    +5
    -0

    gelmediniz, ben hep sizi bekledim
    eksilen yanlarımla
    sizden saklı eskidim
    her şeyden önce aşk verilmiş bir sözdü benim için
    gün, ay, saat, hafta; takvimişi zaman yani
    aldıkça dönemeçleri değişmedi hiçbir şey
    yalnızca ufuklar yeniledim

    kaç aşktan oluşmuş bir şeydi aşk
    her sevgiliyle biraz daha
    biraz daha sizden saklı eskidim

  • 6
    +7
    -1

    öç 
    köyün en hoppa kızıydı. 
    onu köyün en aptal gencine verdiler. 
    hiç çocukları olmadı. 
    daha doğrusu, sayısız çocuklarından hiçbiri o en aptal gençten değildi. 
    ferit edgü

  • 3
    +3
    -0

    münacaat
    bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
    ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak
    büklümlerinin içten ve dışardan
    sarmaladığı günlerde
    bir zamandı
    heves ettim gölgemi enginde yatan
    o berrak sayfada gezindirsem diye
    ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
    vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi
    genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
    halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
    demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
    vay ki gençtim
    ölümle paslanmış buldum sesimi.

    hata yapmak
    fırsatını adem’e veren sendin
    bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
    gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda
    gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
    haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
    bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
    bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
    tanıdım ademoğlu kimin nesiymiş
    ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.

    çeşme var, kurnası murdar
    yazgım
    kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.

    gençtim ya, ne farkeder deyip geçerdim
    nehrin uğultusu da olur, dalların hışırtısı da
    gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert veya verem
    ne fark eder demişim
    bilmeden farkı istemişim.
    vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
    arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
    yola madem
    çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
    hava bozar, yüzüm eğik giderdim yine
    yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
    yola devam ederdim.

    gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
    gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
    onunla ben
    hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
    bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.

    oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar
    ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
    hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
    bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
    kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
    eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
    alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
    ah, bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
    doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
    ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
    gönendi dünya bundan istifade
    dünya bayındırladı:
    bir yakış, bir yanış tasarımı beride
    öte yakada bir benî adem
    her gün küsülü kaldık.

    bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
    artık bu yaşa erdirdin beni,anladım
    gençken almadın canımı, bilmedim
    demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
    çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
    çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış
    insanın insana raptolduğu cevher.

    şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
    taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
    kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
    bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
    tütmesi gereken ocak nerde?

    i̇smet özel

  • 5
    +5
    -0

    sorma bana oymağımı, boy'umu...
    beş bin yıldır millet gibi yaşarım,
    sorma bana âilemi, soyumu...
    soyum türklük, soy büyüğüm hünkârım... 

    deme bana "oğuz, kayı, osmanlı...
    türk'üm, bu ad her unvândan üstündür...
    yoktur özbek, nogay, kırgız, kazanlı,
    türk milleti bir bölünmez bütündür...

    "her ülkede türk bir devlet yapacak;
    fakat bunlar birleşecek nihâyet...
    hep bir dille aynı dine tapacak,
    olacak tek harsa malik bir millet!..

  • 8
    +8
    -0

    an gelir önce bir insan durur
    sonra bir sokak, derken bir semt
    ve bir şehir..
    bir bakmışsınız;
    paldır küldür yıkılır bütün bulutlar..
    attila i̇lhan

  • 3
    +3
    -0

    sevdiğini alamayan bütün müezzinlere...
    bir trapezin durması gibi suya
    içime çok yüksek bir yerden atlar mısın leyla
    başın kaşın yarılsa diplerime çarparak
    kanın karışsa suyuma
    yerin bütün kanunlarına kusarak
    ben sana bulanayım sen bana...kapımı çalmanı istiyorum leyla
    o kadar evde yokum ki anlatamam
    insan insana aşık olmaz güzelim
    insan insanın yanında bile durmaz
    bak hala görmedin mi yoksa mecnunu
    sen sanıp çölün öpmedi mi kumunu
    şundandır her dem kalbe yayılan sızı
    neyi sevdiysek dolandı kanatarak
    dikenli bir tel olup seven her tarafımızı
    elbet her fani gibi ben de bir faniyim
    sen de bir fanisin leyla jiletin varsa göstereyimyine de kapımı çalmanı istiyorum leyla
    evde yokum evim yok dışardayız cümbür cemaat
    seni de istemiyorum beni de bu başka
    öyle bir yol ki nasıl güzel nasıl dar
    benim de bu dünyada ödünç bir kapım var
    olmuyor tutamıyorum kendimi leyla
    kapımı çalmanı istiyorum hepsi bu kadar

    alper gencer

  • 1
    +1
    -0

    sana son yazdığım dizeden
    son kez adını heyeleyişime
    tek bir defa titrersem
    bi beni vursunlar
    bir de ıssız çam ağacını

  • 2
    +2
    -0

    unutmak istiyorum zaman zaman
    ne yapsam ne etsem olmuyor
    alışıyorum, alışıyorum da
    gel gelelim içim içimi yiyor.
    nasıl ki unutamaz insan bir kez gerçekten sevdi mi
    senin anlayacağın -ela gözlüm-
    şimdiden alıştırıyorum kendimi..

  • 2
    +2
    -0

    ayaküstü aşk

    görünmez camlara mı çarptım
    dalgınlığın aynasında o akşam
    bambaşka bir şehre uçacaktım
    yıldız yağmurundan sırılsıklam
    yalnızlığımda o kadın bekliyordu.

    yanlış bir hayalin şehrinde kaldım
    sevdiği ben değilim anlatamam.
    o aşk bu değildi tasarladığım
    büyük bir tenhalık nasıl korkmam
    korkularım bir canavar doğurdu

    bilmem n'apsam nereye kaçsam
    yeşil karanlışında ağır tutsağım
    gözlerinden çıkmak başlıca tasam
    saçlarının zincirinde elim ayağım
    kirpikleri süngü takmış bir ordu

    bütün saatler bir anda durdu...
    atti̇la i̇lhan

  • 2
    +2
    -0

    edip cansever - yerçekimli karanfil

    biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
    oysaki seninle güzel olmak var
    örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
    bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
    midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

    sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
    sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
    o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
    derken karanfil elden ele.

    görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
    sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
    bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
    birleşiyoruz sessizce.

  • 1
    +1
    -0

    bu gün ordaydım?
    aynı yerde, aynı evde?
    aynı kapıdan girdim içeri.
    tesadüf bu ya aynı anahtar kalmış bende.
    sandalyede yeleğini unutmuşsun,
    masada kahkahanı,
    mutfakda bardağını.
    salonda duruşunu unutmuşsun.
    sonra yan odada hıçkırığını,
    koridorda gözyaşlarını.
    kapıda çarpıp çıkışını unutmuşsun.
    bir çiçeğin zehri düşmüş zigon sehpaya.
    bir rujunun rengi düşmüş oval aynaya.
    o kavgadan arta kalan kırık bir vazoyla.
    i̇kimizin kalbi düşmüş tozlu balkona?
    duvardaki resminde gülüşün kalmış.
    son içtiğin fincanda dudak izlerin.
    portmantonun yanında gidişin kalmış.
    kapıda bıraktığın ayak izleri.
    yastığının üstünde saçını buldum.
    posta kutusunda mektuplarını.
    en son dinlediğin şarkını buldum?
    o hicazda kalmış göz yaşlarını.
    yazan böyle yazmış demek şarkıyı.
    nasıl anlam buldu sen olmayınca
    neyleyim köşkü, neyleyim sarayı?
    i̇çinde salınan yar olmayınca?

  • 1
    +1
    -0

    geri gelen mektup

    ...
    gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
    ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
    her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
    yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...
    ...

  • 1
    +8
    -7

    gelsene dedi bana
    kalsana dedi bana
    gülsene dedi bana
    ölsene dedi bana

    geldim
    kaldım
    güldüm
    öldüm.

  • 0
    +0
    -0

    yeryüzü aşkin yüzü oluncaya dek
    aşksız ve paramparçaydı yaşam
    bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    aşk demişti yaşamın bütün ustaları
    aşk ile sevmek bir güzelliği
    ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
    işte yüzünde badem çiçekleri
    saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
    sen misin seni sevdiğim o kavga,
    sen o kavganın güzelliği misin yoksa...
    bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bin kez budadılar körpe dallarımızı
    bin kez kırdılar.
    yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
    bin kez korkuya boğdular zamanı
    bin kez ölümlediler
    yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
    suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
    ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
    yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
    törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
    türküler söylerdik hep aynı telden
    aynı sesten, aynı yürekten
    dağlara biz verirdik morluğunu,
    henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...
    ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
    ne tan atışı doğumların sevincine
    ey bir elinde mezarcılar yaratan,
    bir elinde ebeler koşturan doğa
    bu seslenişimiz yalnızca sana
    yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    saraylar saltanatlar çöker
    kan susar birgün
    zulüm biter.
    menekşelerde açılır üstümüzde
    leylaklarda güler.
    bugünlerden geriye,
    bir yarına gidenler kalır
    bir de yarınlar için direnenler...
    şiirler doğacak kıvamda yine
    duygular yeniden yağacak kıvamda.
    ve yürek,
    imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
    ey herşey bitti diyenler
    korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
    ne kırlarda direnen çiçekler
    ne kentlerde devleşen öfkeler
    henüz elveda demediler.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

  • 1
    +1
    -0

    burda çiçekler açmıyor
    kuşlar süzülüp uçmuyor
    yıldızlar ışık saçmıyor
    geçmiyor günler geçmiyor.

    avluda volta vururum
    kah düşünür otururum
    türlü hayaller görürüm
    geçmiyor günler geçmiyor.

    dışarıda mevsim baharmış
    gezip dolaşanlar varmış
    günler su gibi akarmış
    geçmiyor günler geçmiyor.

    gönülde eski sevdalar
    gözümde dereler bağlar
    aynadan hayalin ağlar
    geçmiyor günler geçmiyor.

    yanımda yatan yabancı
    her söz zehir gibi acı
    bütün dertlerin en gücü
    geçmiyor günler geçmiyor

  • üstat yunus hikmet - haşmet kerametikendinden 26 Temmuz 2017 00:14
    efsane :) - geceucanpirasa 26 Temmuz 2017 00:40
  • 1
    +1
    -0

    haydi abbas, vakit tamam;
    akşam diyordun işte oldu akşam.
    kur bakalım çilingir soframızı;
    dinsin artık bu kalb ağrısı.
    şu ağacın gölgesinde olsun;
    tam kenarında havuzun.
    aya haber sal çıksın bu gece;
    görünsün şöyle gönlümce.
    bas kırbacı sihirli seccadeye,
    göster hükmettiğini mesafeye
    ve zamana.
    katıp tozu dumana,
    var git,
    böyle ferman etti cahit,
    al getir ilk sevgiliyi beşiktaş'tan;
    yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

    cahit sıtkı tarancı

  • 1
    +1
    -0

    bütün olan bitenler arasında kimseye bir şey anlatamam.
    defteri kapat
    kitabı kapat
    televizyonu kapat
    pencereyi kapat
    taşırma gözyaşını ikide bir yatak örtüsüne
    gözlerini kapat.

  • 1
    +1
    -0

    "şehitlere ölü demeyiniz" diyor allah
    sen de deme anne.
    peygamberin dizine başını koyup gitti, de.
    hazreti hüseyin'e yoldaş oldu, de.
    çanakkale'de can veren dedesiyle buluşacak, de.
    ama öldü deme...
    al bayrağın kırmızısına kanıyla renk verdi, de.
    benim evladımın ak alnı, sancağın hilaline parlıyor, de.
    her bayrak gördüğünde beni hatırla.
    aklına her geldiğimde bizim oralardan bir türkü söyle, hasretlik olsun türkülerin, yarine kavuşamamış yiğitlerin olsun, ben duyarım seni.
    yadına her düştüğümde 'evladım keşke sağ olsaydı,' deme, vatan sağolsun de!
    vatan sağolsun!
    (bir şiir değil, bir askerin annesine olan mektubudur.)