Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 0
    +0
    -0

    o kadar güçsüzüm ki sesim bile çıkmıyor
    saat üçtür belki dört uyusaydım ya keşke
    uyanmaktan korkmasam yüz yıl uyurum sanki
    ağaçlar, evler, kuşlar bile uykuda
    bir garip, bir tuhaf, bir huysuzum ki sorma.
    sana söyleyemediklerimi bak gaybına söylüyorum
    i̇çinden konuşma!
    bu yeryüzü bu gökyüzü iyi güzel amenna
    her işte bir hayır var doğru bunları geçmeyelim
    ama bıktım artık şerden hayır damıtmaktan
    misal şimdi yan yana uyumak var
    uyumamakta hayır var da
    uyumakta ne mahsur var
    bir güzel olsak ya senle bu anlaşmamazlıklar niye
    secdelere küs alnımda bir kara bir kara
    kalksak gitsek ya şimdi
    belki abant olur belki porsuğun kenarı
    bayram namazından sonra
    ben anlatsam sen anlasan beraberce ağlasak
    ağlamak anlamaktır benimle ağlasana..

  • 2
    +2
    -0

    sevgileri yarınlara bıraktınız
    çekingen, tutuk, saygılı.
    bütün yakınlarınız
    sizi yanlış tanıdı.

    bitmeyen işler yüzünden
    (siz böyle olsun istemezdiniz)
    bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
    kalbinizi dolduran duygular
    kalbinizde kaldı.

    siz geniş zamanlar umuyordunuz
    çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
    yılların telâşlarda bu kadar çabuk
    geçeceği aklınıza gelmezdi.

    gizli bahçenizde
    açan çiçekler vardı,
    gecelerde ve yalnız.
    vermeye az buldunuz
    yahut vaktiniz olmadı.
    -behçet necatigil-

  • 2
    +2
    -0

    saç tellerin peşinden koşturur yelleri, 
    ruhumla bedenimi kavuşturur ellerin, 
    ayaklarım aşar binbir türlü engeli, 
    nefesin yarar göğü, bozar tüm dengemi.

  • 0
    +0
    -0

    aşkın girdabında çaresizliğe ses ettim
    sarıldım vicdanıma merhametim de pes ettim
    yıkıldı gururum yalnızlığımın üstüne
    şefkatimin enkazında isimsiz bir cesettim.

  • 2
    +2
    -0

    maviye
    maviye çalar gözlerin,
    yangın mavisine
    rüzgarda asi,
    körsem,
    senden gayrısına yoksam,
    bozuksam,
    can benim, düş benim,
    ellere nesi?
    hadi gel,
    ay karanlık...

  • 1
    +1
    -0

    sen göreceksin duyacaksın
    parıldayan bir sevi sıcaklığı,
    uyuyacak, uyanacaksın.

  • 0
    +0
    -0

    elim gitmez dokunmaya
    bakarım uzaktan
    dilim varmaz söylemeye
    izlerim sadece
    yaklaştıkça o an
    doğrulurum koltuktan
    geceye bir meme bırak
    linkli olsun bakarım meraktan.

  • 0
    +0
    -0

    dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü, korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. bekledim. beklerken, özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını, basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkılarla şahlandığını anlatamadım. evet, bilmiyordum. bilmiyordum, kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. sevişirken sözlük kullanıyordum hala. ama, seni seviyordum. ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum sana. sana yaklaşamıyordum. yasaklanmıştın adeta. çiğnemeye çalıştığım yasak olsan da, uzak dursan da, o korkunç şeklini korusan da, farketmiyordu hiçbir şey. küçük bir ateş. küçücük bir ateştin sen. sönmekten ürken bir ateş. bir su damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateş. aşkın mecali kalmamıştı. sessizce sokuldum yanına. acıyla irkildin. gülümsedim. gülümsememe anlam veremedin elbette. kimdi bu? ne istiyordu? tanımadığın biri. hatıralarını darmadağın etmeyi planlamış bir yabancı. fuzuli bir beden, karşındaki. usulca uzandım, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.kimi geceler penceremden uzayı seyrederim. uzayın adını ben koymadım. uzayın adını yıldızlar, gezegenler kendi aralarında kararlaştırmışlar. rahatlatır beni o. bütün yağmurlar, uzayın derinliklerinden gelip yağar diye düşünürüm. yağmurlar başka galaksilerden gelip yağar. romantizme uyum sağlamak için de değil. öyle. i̇şin gerçeği budur. yağmurlar, bu dünyaya ait sanma. bembeyaz bir yalnızlığın olmalı senin de. lekesiz bir yalnızlık. lekelenmeye müsait bir yalnızlık. tedirginliğini buna bağlıyorum seni seyrederken. pişmansın. pişmansın kapıp koyveremediğin için sanki. elinde olsa, avaz avaz bağıracaksın sokaklarda. ‘neyim ben? ! ’ diye haykıracaksın. olmuyor tabii. olmuyor. sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden, sıyrılıp kendi affına sığınıyorsun. beni anlayacağın günler gelecek. beni de göreceksin. benimle tamamlanacak bir şeye benziyorsun çünkü. korkma lütfen, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan. bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. kaç yaşımdaysam, o kadar yıl sürer konuşmam. çay pişiririz. çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen. sonra da sen anlatırsın: sevdiğin filmleri, sevdiğin parçaları, sevdiğin canlıları, sevdiğin... hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. ben sıkılmam. ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini. bir insan, bir insanı sıkamaz. bir insan canı isterse sıkılır. hacimler açarım sana içimde, dolman için, oraya akman için. hacimler açarsın bana; çağlayarak gelirim. endişelenmen gereksiz, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.olması gerektiği kadar fedakar biriyim aslında; daha fazlasını umma açıkçası. endişelerim, ideallerim, halletmeye çalıştığım meselelerim var. başkalaşmaya çalışıyorum. gözardı edilmiş tutumlar edinmek hoş. değişmek, hiç de zor değil. yalnızca özgür olabilsem, sorun kalmayacakmış gibi sanki. anlaşılmak istiyorum: sevdiğim bir şarkıyı herhangi biriyle paylaşırken aynı duyguları hissetmek arzusu bu. evet, tıpkı bu. sese, ahenge kapılırken, kendini müziğin ritmine verirken yanında bir diğerinin olabilmesi; görkemli bir anda birlikte sadeleşebilmek. birlikte dansedebilmek gibi. sen hastayken başucunda birinin sabaha kadar oturması gibi. arada bir alnındaki teri silmesi, üstünün açılmamasına dikkat etmesi gibi. bir başkası için hayatta kalma çabası gibi sanki. ölmek için değil, yaşamak için uğraşmak gibi. ummadan, hayal etmeden, sıradan, olduğu gibi.doğal. ve ciddi. ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücü. bu gücü yanyanayken yaratabilme yeteneği. ben bu yeteneğin bir parçası olarak sokuluyorum sana. masallarla geliyorum. efsanelerle geliyorum. herhangi bir insanın birikimiyle geliyorum aslında. artniyetsizim. i̇nan, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.bazı sorulara cevap bulamadım; kuşkusuz gerekli de değildi bu. soruyu soru halinde bırakıp sahici yanını korumaya çalışmam, cehalet mi sanıldı acaba? ! bedenlerin bedenlerden istedikleri, ruhların, ruhlardan çıkarttıkları, karşılıklı acıların birbirlerinin etkisini arttırdıkları vakitlerde düştün aklıma. aklıma yayıldın. ne kaybedebilir, ne kazanabilirdim ki artık: ortadaydım işte! bir başkasının mal varlığına dönüşmeden yaşayabilmenin yalnızlığıydı bu. hayır! melankoli diye adlandırma bu durumu; ortak bir açı yakalayamama sorunu galiba. her kadın gibi doğurmak hevesi, her erkek gibi dağların doruklarında biraz gözden ırak hüzünlenme denemeleri aslında. kusura bakma, kafam biraz dağınık, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.i̇nsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar da yapabilir. kızmamalısın. darılmamalısın eğer bir kardeşlik varsa aranızda. sevgi, hoşgörü takıntıları da değil. bir elmanın kırmızı olması, bir gülün öyle kokması, bir derdin halledilmesinin ardından gelen ferahlık kadar sıradan ve güzeldir hata yapmak da. aşka çılgınlığın yakıştığı çağları neden unutalım? neden tarihin çuvalına tıkalım tatlı serseriliği, az biraz sergüzeşt olmayı? ! ilımlılık mı kurtaracak insanlığı? alttan alma mı örtecek bunca çirkefi, zorluğu, belayı? demokrasi, senin saçlarından güzel olamaz. senin yüzünden daha güzel olamaz krediler, faizler, repolar, tahviller. dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değil, beni terkettiğin gecedir. beni üzdüğün, yorduğun, yıprattığın gecedir. bir kabahat mi gerçekten kendi dışında birine hayranlık beslemek? ! gerçekten kırıyorsun beni, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.birinin peşindeyim ben; tanımsız bıraktığım birinin. sessizliğin doyurduğu, biçimli ve endişeli birinin. düşüncelerimi zapteden, kelimelerimi korkutan birinin. yanında huzurlu uyuduğum, mutlu uyandığım birinin. onunla olmakla, onunla birlikte yaşamakla gizli bir gurur duyduğum, asla kıskançlığa ya da sahiplenmeye dönüşmeyen bir tutkuyla bağlandığım birinin. onu arıyorum göğe her baktığımda; bir melek gibi uzanıp yüzüme dokunacağını tasarlıyorum. bütün aşkların payına düşen şiddetten arınmış, başkalarına aynı/ birbirimize farklı koktuğumuz bir sevginin yolu bu. cesaretimi ondan alıyorum pervasızca ve yine ona ben cesaret veriyorum mücadele ruhunda. bir sır gibi saklıyoruz misafirliğimizi. hüzün bitince geri döneceğiz çağımıza. i̇nsanlığa karışmaya hazır yapışık kalpler taşıyoruz aşkımızda. bizim aşkımız hakikaten beden gücü gerektiriyor akıl kadar. yapacak çok işimiz var. dövüşecek çok düşmanımız var. kucaklayacak çok arkadaşımız var. bizim sebebimiz bu. bizim fazlalığımız bu. belki de iksirimiz. kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende, fırtınaya karışan bellek tozlarımızla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayız. yalan söylemiyorumbir nedeni yok. yalnızca öptüm.evet, sen de isterdin sanırım huzurlu yaşayabileceğin bir hayatın planlarını yapabilmeyi; kolaya indirgenmiş, biraz fazlayı aşırılıkta aramayan, ölçülü bir heyecanla kritersiz bir maceraya aday kahraman olmayı. “rüzgara dur, yağmura yağma, mevsime değiş” demeyi; doğru, hepimizde biraz tanrıyı kıskanmak var galiba. bütün günahlar da buradan kaynaklanıyor adeta. hırslarımızın, çekincelerimizin odağı burası. kazanmaktan çok, kaybetmeyi göze alabiliyoruz. çikolata bile kurtlanabilir. dondurma erir. çiçek solar. galiba önemli olan, onları yerinde yaşamak, yerinde korumak! birer hatıraya dönüşseler bile! kaç ölüme kaç doğuma şahit olduğunu hatırlayabiliyor musun? sevmek, ifade edebilmek kadar, ifadeyi unutmamaktır da.şimdi sessizce uzaklaşmalıyım. çünkü beni anlamadığını, anlamak için uğraşmadığını, hatta bunu önemsemediğini biliyorum. aynı otobandaydık ve birimiz birimizin yanından geçip gitti. hafızasızlığı, gurur saymanın adil yanı! . hangimiz süratliydik; önemi kalmadı. hangimiz daha özveriliydik; bunun da.. umarım mutlu olursun. bunu bir çöküntü anında da söylemiyorum. hiç kimse aldatmadı ötekini; yalnızca böyleydik işte! . yüzüme öyle bakma nefretle, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.benden uzaklaştıkça, bana ait olandan yakanı sıyırdıkça rahatlayacağını, herşeye yeniden başlayabileceğini sanıyorsun. kimbilir, doğrudur belki de! . adımın yaşamadığı, adımın özlemle anılmadığı yerlerde kime umut verebilirim ki zaten? romantizmin tehlikesi büyük! romantizmin tehlikesi büyük! romantizmin esrarı büyüleyici! romantizmin kanına girdiği insanlar bencil ve hırslı!
    ben seninle birlikte yaşlanabilecek kadar erken yola çıkmayı istemiştim; maceramız uzundu çünkü. maceramızın tahakküm altına alınamayacak kadar mükemmel olması, donanımımızla ilişkiliydi. ynni, sen ne kadar sevecensen, ben ne kadar yıpratıcıysam.. o da o kadar mükemmeldi. özveri denebilir buna. evet, buna özveri demek beni mutlu ediyor. i̇nsan, özverinin çocuklara ad olarak verilebileceği bir dünyada tanımını kaybediyor. bu kaybedişteki kaosun ritmiyle çekiliyorum sana. sen bir mıknatıssın şeffaf ve ben, çekilirken sana içimdeki alelade metal parçalarıyla, kan şekerim düşüyor, ağzım düşüyor, ellerim.. en çok da ellerim düşüyor! . sakın ha üstüne alınma, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.ben seni kırmak için yaratılmadım. uzun zamandır seni planlıyorum haksızca; cezalandırılacak kadar mı yabancı, tanınmaz ve suç yüklüydüm? ! belki; seni çok yıprattığımın, bıraktığımın elbette farkına vardım, ama herşey mi benim aleyhte varoluşumla açıklanabilir? ! beni, başta sana olmak üzere kimliklere karşı saldırganlaştıran koşulları tek başıma ben mi oluşturdum? seni kaybettim. bunu biliyorum. seni kaybettiğimi sen çekip gitmeden önce de biliyordum. ortadaydı. bedel ve kefalet ortadaydı.. senin hakkında bir satır yazmamaya çalışmamın nedenini hiç düşündün mü? ! sana ait olanları içten içe koruma uğraşı mıydı sanki bu: kuşkusuz. hala da saygıyla ağlıyorum. büyük bir tesadüfe yenildim, büyük bir eksen kaymasıyla, sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan gibi, bir nedeni yok. yalnızca öptüm. elbette kızıyorsun bana; belki en çok da bu zayıflığıma kızıyorsun: tedirginliğime, seni kaybetme endişeme, telaşıma, şaşkınlığıma, titreyişime, ürpermem, anlamlarını anlamamış kelimelerle yetinmeme, müzakerelerde bulunmama, buhranların yorduğu bir gençlik yaşamama, bilincimi sana yönlendirmeme, sürekli sürekli içmeme, kelimlerin kifayetsiz olma durumuna, vesaireye vesaireye.. i̇nadıma öfkeleniyorsun. seni bırakmama, seni özgürlüğüne salmama hiddetleniyorsun. bu da aşk işte! bu da entrika! bu da soysuzlaşmanın, aşkın getirdiği dalaveralarla kendine kilitlenmenin başka bir çeşidi! peki anahtar nerede sevgilim? ! peki anahtarın üzerindeki yivler kimin eseri? ! dur, dur, bağırma, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.bunlar da geçecek şüphesiz. seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki.. bir küsme, bir burulma biçimiyle gidişinin ardından şehrin gri cephelerine fevkalade ağır bir el bombası gibi düşen bunaltının bıraktığı korkunç acının unutulmasına kaç yüzyıl kaldı ki.. yaralandım. bütün noktalarımdaki nöbetçiler de yaralandı. çığrından çıkmış bir ayaklanma gibi ağlamakta yalnızlığım. bir gerçek aramıyorum felakete. bir bahne göremiyorum arkadaşlarımın beni teselli etmek için söyledikleri kelimelerin hanesinde. ama yokluğunu doldurmuyor sevda siyasetinin hançerleri. ama bilemiyorum yağmurun ardından artık hangimiz suçlanacak.. eğer hissediyorsan, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.ben sende ardı arkası kesilmeyen bir korku sevdim. ben bir cüce çocuk sevdim sende sıska. şiddetli ve hayret uyandıran manevralarla kendi kanına olan saplantılı aşkını sevdim. o rutubet kokan loş yüzündeki kanalizasyonları, az kelimeyle kurduğun cümlelerdeki gizli soru işaretlerini, barlardan çatlak bardak gibi atılmayı beklemeni, serserice patlamalarını, yuttuğun toplu iğneleri ve bir film hilesi hissi uyandıran utangaç hasret pozlarını sevdim. dokunamadım sana. parmakuçlarım neşterdi çünkü. kırılan bir kemiğin sesiyle veda ederken, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

  • 3
    +3
    -0

    şiir gibi kadınlar gördüm,
    öylesine sessiz, öylesine mağrurdular
    yalnızlık kokardı saçları
    elleri terkedilmişlik
    acıları uyanmadan önce uyurlardı
    gözleri hazin hazin bakarken tavan sinemasına
    elleriyle yalnızlığı tutarlardı

    şiir gibi adamlar gördüm
    yüzlerinde hiç sevilmemişliğin verdiği o ifade
    saçları çaresizlik,
    sakalları hüzün kokardı
    türküler karışırdı gözyaşlarına
    öylesine suskun, öylesine yalnızdılar.

    ve bunlar hiç geçmezdi birbirlerinin
    kıyılarından.

    -sessiz mavi

  • 2
    +2
    -0

    i̇çerde bir tarafınla yapayalnız kalabilirsin
    kuyunun dibindeki taş gibi
    fakat öbür tarafın
    öylesine karışmalı ki dünyanın kalabalığına
    sen ürpermelisin içerde
    dışarda kırk günlük yerde yaprak kıpırdasa...

  • 2
    +2
    -0

    desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
    rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
    sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
    ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
    senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
    toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
    sende tattım yemişlerin cümlesini.

    desem ki sen benim için,
    hava kadar lazım,
    ekmek kadar mübarek,
    su gibi aziz bir şeysin;
    nimettensin, nimettensin!
    desem ki...
    i̇nan bana sevgilim inan,
    evimde şenliksin, bahçemde bahar;
    ve soframda en eski şarap.
    ben sende yaşıyorum,
    sen bende hüküm sürmektesin.
    bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
    rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
    günlerden sonra bir gün,
    şayet sesimi farkedemezsen,
    rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
    bil ki ölmüşüm.
    fakat yine üzülme, müsterih ol;
    kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
    ve neden sonra
    tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
    hatırla ki mahşer günüdür
    ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

    - cahit sıtkı tarancı / desem ki

  • 2
    +2
    -0

    bırakacak tek söz bulamiyorken nasıl oluyorda şiir birakabiliyorsunuz ?

  • 1
    +1
    -0

    sigara içmeyeni sigaraya başlatır. alkolü damardan aldırır. tehlikelidir. ruh haliniz kötüyse önermiyorum.
    link

  • 1
    +1
    -0

    her mısraya seni koydum
    her köşe başına bir gölgeni
    zihnime gülüşünü
    heybeme sevgini koydum
    bıraktım seni sevmeyi...

  • 3
    +3
    -0

    yağmura çok teşekkür ederim
    bu gece yalnızca cesedime yağdı

    bana bir şey olursa diye korktum
    seni birkaç saniye düşünürsem;
    düşünürken üşürsem diye korktum
    oturup siyah portakallar yedim
    oturup korkunç kitaplar okudum
    içimde bir sıkıntı gibi cinayet
    içimde bir sığıntı gibi telaş
    içimde felaket gibi bir merak
    hislerimin uzağına düştüm, şimdi çok üzgünüm
    şimdi çocukluğumun uzağına da düştüm
    daha da düşersem diye korktum
    seni birkaç saniye düşünürsem;
    ay kıvrılırsa diye
    kan kıvranırsa diye
    can sıçrarsa ölürken bir yerlere,
    daha da ölürsem diye korktum
    seni birkaç saniye düşünürsem;
    sessem, sersem bir heceysem eğer
    seni bir kelime edersem diye korktum
    seni kötü bir cümlede kullanırsam
    adını söylerken takılırsam, yalnış telaffuz edersem
    böyle bir günah işlersem
    tanrı affeder diye korktum

    yağmura çok teşekkür ederim
    bu gece yalnızca bu şiire yağdı

    sağol aşkım
    sağol kırık kolum, kesik bileğim, kırık yüzüm,
    kesik geleceğim, kırık sonsuzluğum

    her şeye rağmen
    yağmura bulanmış, güzel bir yazdı

    1 şiire başlarken aha kesin şu dilruba şiirinin sahibidir, mumyax paylaştıysa dedim ama yazmamışsın. sahibi o mu? - devriksekiz 02 Temmuz 2017 18:40
    1 haha yok be bu küçük iskender şiiri :) - mumyax 02 Temmuz 2017 19:58
  • 1
    +1
    -0

    geceye 2. şiir ama bu böyle bi gece ;

    uyumak şimdi, 
    uyanmak yüz yıl sonra, sevgilim...

    hayır, 
    kendi asrım beni korkutmuyor 
    ben kaçak değilim. 
    asrım sefil, 
    asrım yüz kızartıcı, 
    asrım cesur, 
    büyük 
    ve kahraman. 
    dünyaya erken gelmişim diye kahretmedim hiçbir zaman...

  • 1
    +1
    -0

    (bkz: ataol behramoğlu/yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var)
    yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
    sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

    i̇nsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
    yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    kopmaz kökler salmaktır oraya

    kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

    i̇nsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

    i̇nsan balıklama dalmalı içine hayatın
    bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

    uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

    ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

    yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
    çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana..

  • 4
    +5
    -1

    halbuki aşk, başka ne olsundu mazereti

    demedim dilimin ucuna geleni her neyse

    vay ki gençtim

    ölümle paslanmış buldum sesimi.

  • 2
    +2
    -0

    "cahilsin, okur öğrenirsin. 
    gerisin, ilerlersin. 
    adam yok, yetiştirirsin. 
    paran yok, kazanırsın.
    her şeyin bir çaresi vardır. 
    fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur.”

  • 3
    +3
    -0

    acını yaşa
    öfkeni de yaşa
    ve seyret
    kendini sakın bastırma
    öyle su üste akan yaprağa bakar gibi bak
    uzanıp onu almaya kalkışma
    kendini suçlama , başkalarını da suçlama
    olacak olandan kaçınamazsın
    o yüzden hiç bastırma kendini
    baskılama
    çünkü insan , bastırdığı duygunun esiri olur.
    (bkz: cahit zarifoğlu)

  • 2
    +2
    -0

    ne eksikse sen tamamla, son derece yorgunum
    çok uykum var, öp beni, öpersen ne güzel uyurum

  • 1
    +1
    -0

    arzulu mudur acaba
    bir tank, rüyasında
    ve ne düşünür tayyare
    yalnız kaldığı zaman
    hep bir ağızdan şarkı söylemesini
    sevmez mi acaba gaz maskeleri
    ay ışığında?
    ve tüfeklerin merhameti yok mudur
    biz insanlar kadar olsun?

    orhan veli kanık

  • 4
    +4
    -0

    sana aşık olmasaydım seni doğurmak isterdim
    sana ilk sarılan, gözlerine ilk bakan olmak isterdim.
    seni ilk öpen, kokunu ilk içine çeken ben olmak isterdim.
    i̇çim burkuldu şimdi böyle bakınca
    acaba sana aşık olmasa mıydım?
    haşâ.
    bunu duymadın tamam mı sevgilim.
    cahillik işte ne olur affola.
    sana ilk sarılan değildim belki ama en sıkı en içten sarılan bendim biliyorum.
    belki bir tek annen biraz rakip olabilir bana bu konuda.
    ama hiç şansı yok.
    i̇lk gözlerine bakan ben değildim belki ama.
    en aşkla ben baktım onlara
    i̇çlerine hapsettim ömrümü.
    seni ilk öpen ben değildim lakin benim gibi kimse öpmemiştir seni.
    yanlış anlama hemen.
    öyle tutkuyla öyle sevdayla demek istiyorum.
    kokunu ilk ben çekmedim içime lakin.
    hala genzimde duruyor son buluşmadan kalan.
    bak kimse saklayamaz seni bu kadar zaman kafasının içinde burnunun arkasında bir yerde.
    en derinde.
    sana aşık olmasaydım eğer, ben olamazdım hiçbir zaman.
    sana aşık olmasaydım eğer şiir yazamazdım.
    sana aşık olmasaydım kum tanesi gibi kaybolurdum.
    sana aşık olmasaydım kendimi öldürmek isterdim.
    hemde kısa değil.
    uzun ve acılı yoldan.

  • 1
    +1
    -0

    sana bir şiirler olmuş sevgilim.
    yüzün-gözün söz içinde.
    hangi imla kitabına baksam,
    “ben” den ayrı yazılıyorsun.

    [özdemir asaf]