Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 1
    +1
    -0

    insan ölmek için yaratıldı korkuya inanma
    ateşe inanma, suya, havaya inanma
    aşk bile ölüyor aşka inanma
    bir ceket al üstüne
    bir geyiği düşle, bir ağacı hatırla
    insan düşmek için yaratıldı kuşlara da inanma
    sen sıkı sarıl kalbime dünya sandığın yer değil
    sandığın yer değil en güzel yerin
    en güzel yerinde değiliz biz bu şiirin.

  • 1
    +1
    -0

    bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
    "o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
    demeyeceksin işte.
    yaşarsın çünkü.
    öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
    çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.

    ve zaten genellikle o daha az sever seni,
    senin onu sevdiğinden.
    çok sevmezsen, çok acımazsın.
    çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
    hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    senin değillermiş gibi davranacaksın.
    hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
    korkmazsın.
    onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
    çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    paldır küldür yürüyebileceksin.
    i̇lle de bir şeyleri sahipleneceksen,
    çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    gökyüzünü sahipleneceksin,
    güneşi, ayı, yıldızları...
    mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
    "o benim." diyeceksin.
    mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin...
    mesela gökkuşağı senin olacak.
    i̇lle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
    olacaksın.
    mesela turuncuya, ya da pembeye.
    ya da cennete ait olacaksın.
    çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
    hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
    hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
    i̇lişik yaşayacaksın. ucundan tutarak...
    -can yücel

  • 0
    +0
    -0

    boynuna o yeşil fuları sarma çocuk
    gece trenlerine binme kaybolursun,
    sokaklarda mızıka çalma çocuk, vurulursun.

  • 2
    +2
    -0

    mavi, maviydi gökyüzü
    bulutlar beyaz, beyazdı
    boşluğu ve üzüntüsü
    i̇çinde ne garip yazdı...

    garip, güzel, sonra mahzun
    işıkla yağmur beraber,
    bir türkü ki gamlı, uzun,
    ve sen gülünce açan güller.

    beyaz, beyazdı bulutlar,
    gölgeler buğulu, derin;
    ah o hiç dinmeyen rüzgar
    ve uykusu çiçeklerin.

    mor aydınlıkta bir çınar
    veya kestane dibinde;
    mahmur süzülen bakışlar
    i̇kindi saatlerinde...

    birden gülümseyen yüzün
    sabahların aynasında
    ve beni çıldırtan hüzün
    i̇ki bakış arasında.

    kim bilir şimdi nerdesin?
    senindir yine akşamlar;
    merdivende ayak sesin
    rıhtım taşında gölgen var.

    1 ahmet hamdi tanpınar :) - veresiyeteklifetmeyiniz 16 Haziran 2017 16:10
    1 i̇yi bilirsiniz :)) - mavici 16 Haziran 2017 19:25
  • 2
    +2
    -0

    aymışam yarı gece,
    seni bulmuşam sonra.
    seni,kaburgamın altın parçası.
    seni,dişlerinde elma kokusu.
    bir daha hangi ana doğurur bizi?

  • 0
    +0
    -0

    gitgide alışıyorum sana.
    hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz
    ...
    seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz.
    gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum
    ...
    oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.
    asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ...

  • 2
    +2
    -0

    sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
    kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
    bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
    sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

  • 0
    +0
    -0

    bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir
    kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
    yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
    o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir.
    duygular paketlenmiş, tecime elverişli
    gövdede gökyüzünü kışkırtan şiir sahtedir
    gazeteler tutuklamış dünya kelimesini
    o dünyadan, o şiirden öcalmalı demektir.
    ölüm gelir, ölüm duygusuna karşı saygısız
    ve zekâ babacan tavrıyla tiksinti verir
    söz yavan, kardeşlik şarkıları gayetle tıkız
    öcalınmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir.
    yargı kesin: acı duymak ruhun fiyakasıdır
    kin, susturur insanı; adına çıdam denir
    susulunca tutulan çetele simsiyahtır
    o siyah öcalmakcasına gür ve bereketlidir.
    vandal yürek! görün ki alkışlanasın
    ez bütün çiçekleri kendine canavar dedir
    haksızlık et, haksız olduğun anlaşılsın
    yaşamak bir sanrı değilse öcalınmak gerektir.

  • 4
    +4
    -0

    ne zaman kırılsam birilerine,
    sükut nakışlı hırkalar giyiyorum.
    kıvrılıp da içimin denizlerine,
    boş ver nasılsa öleceğiz diyorum…

  • 1
    +1
    -0

    ​vefasız olanı oluruna bırakmalı.

    o, olduğu kadarıyla devinip duracak hayatta.
    sevgisiz, kalpsiz ve vefasız.
    o kadar.

    yaralanmadan yaralıyım diyenleri..
    evden çıkmadıkça, tüm pencelerimi kıranları.
    aşka değil; güce aşık olanları,
    susarak,
    özleyerek,
    çok özleyerek,
    ev soğukken affettim..

    ağaçların, çiçeklerin, yıldızların ve şairlerin isimlerini öğreniyorum artık.

    yalanlarınıza yerim yok.

    yanlış yerden seviyorsunuz.

    biraz da soğuk sevin…
    bir başına,
    yalansız,
    vazgeçmeden..

  • 1
    +1
    -0

    yenilmekten korkuyor değilim
    bu bir yarış değil diyorum sadece
    ama diyorsan ki illa galip geleceğim
    yeter ki gel diye olur olmaz sayıklıyorum
    unutuyorum kaça kadar saydığımı
    başa dönüp adınla yola çıkıyorum
    bazı günler akşam olmuyor
    ben sana kalmadım diyerek kararıyorum
    sırt üstü yatıp biraz kitaplarla laflıyorum
    söz ver aramızda kalacak hepsi diyor
    bir sorunun çengeli takılıyor sonra aklıma
    aramızda mı kalacak yani bu devasa mesafe
    ve gelmeyecek miyiz hiç bir araya
    bilmem neden, sevmem aslında hiçbir şeyi
    bu kadar sade dile getirmeyi
    oysa kıyıya vurması bir dalganın ne kadar yalın
    bense merak ediyorum onu oraya getireni.
    insanın vicdanını rahatlatmak için yaptıklarına üzülsem mi,
    yoksa en azından vicdan sahibi olmasına sevinsem mi
    bilemiyorum, bilemediğim gibi pek çok şeyi
    çok istemek ayıp mı, utanmalı mıyım kendimden
    niye geçiremiyorum iğne deliğinden bir devi
    sanılmasın mahrum ediyorum kendimi her şeyden
    evin bütün odalarını geziyorum eğer hava çok güzelse
    bir nefes çekiyorum içime şu karanlıktan
    seyretmek için şu duvarı, sırtımı yaslıyorum diğer duvara
    bir yerlerde bir deniz olmalı diyorum
    eğer burası bu kadar karaysa
    inan ki inanmam asla böyle şeylere ama
    bir gün imkanım olursa eğer gökkuşağından
    bir kapı yaptıracağım evime
    sen o kapından ister gir, ister çık
    büyük bir şeyi ifade etmek için konuşunca
    boyumdan büyük laflar etmiş sayılıyorum
    hiçbir şey sonsuza kadar sürmez diyorsun
    peki ya sonsuzluk sonsuza kadar sürer mi
    diyecek olup susuyorum karşında senin
    her gelen gidiyor demek iyi de
    nasıl eminsin bir gün gelmeyeceğinden, gelmeyenin
    şu sessizlik böyle hüküm sürmesin istiyorum
    kafam kaldırmıyor artık bu kadarını
    birkaç nota bulaşıyor ellerime
    donuk renkli, misal fani, solgun lakayt, siluet dokunaklı
    ateşe veriyorum hemen her şeyi
    yansın dünya diyorum çok mu
    yeter ki üşümesin onun ayakları
    bir denize senin rengini veriyorum
    senin kokuna buluyorum bütün ormanları
    yeşilini biraz abartıyorum gibi yaprakların
    bir bulutun boynuna ip geçirdiğim oluyor
    bu sahiplik hissinden biraz rahatsızlık duyuyorum
    gel gör ki sen daha yokken babanın aklında
    ve annen taşımıyorken seni karnında
    seni benim biliyorum.

  • 3
    +3
    -0

    sebepsiz arayamadım seni hiçbir zaman
    sesini duymaya çalıştığım her neden
    asıl nedenim değildi
    ‘öylesine, aklımdan geçiyordun’ demek dahi isterdim
    oysa sahibiydin aklımın
    geçmemiş, kalakalmıştın

    duyuyorum
    ‘tam da içimden geçiyordun’ diyor birbirine birbirini sevenler
    ben geçiremiyorum seni içimden
    i̇çim dahi içimden geçiyor
    sen içimde kalakalıyorsun
    anlam vermeye çalışıyorum kendime
    her anlamın karşılığında sen duruyorsun

    ‘seni çok özledim’ demek istiyorum
    cümlede en çok da çok kelimesi az kalıyor
    sende beni çok özle istiyorum
    bu kez de çok kelimesi çok olur sanıyorum
    anlatınca çok oluyorum
    susunca da çok ölüyorum

    -mehmet ercan-

  • 1
    +1
    -0

    gitme o güzel geceye tatlılıkla
    i̇htiyarlık yanmalı ve saçmalamalı gün kapandığında;
    öfkelen, öfkelen ışığın ölmesi karşısında.

    bilge adamlar, bilmelerine rağmen karanlık uygundur sonlarında,
    sözleri şimşek çaktırmamış olduğu içindir ki onlar
    gitmezler o güzel geceye tatlılıkla

    öfkelen, öfkelen ışığın ölmesi karşısında...

  • 1
    +1
    -0

    ne ben sezarım,
    ne de sen brütüssün...
    ne ben sana kızarım
    ne de zatın zahmet edip bana küssün..
    artık seninle biz,
    düşman bile değiliz..
    n.hikmet - 1933

  • 1
    +1
    -0

    bu boşlukta karşılaşmıştık,
    aynı boşlukta boğuluyoruz.
    belli ki ikimizde fazla yıkım istemiyoruz.
    öylesine konuşacak kimseler değiliz.
    öylesine susuyoruz.
    ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum ama
    ne hissetmemem gerektiğini kendime çok iyi öğretmiştim
    birimiz için en doğrusu
    birimizin sonunu getiriyordu ama
    bi şekilde sonlara alışmıştık
    bir şehirde karşılaşmıştık
    artık ikimizde orda değiliz.

  • 3
    +3
    -0

    bulut mu olsam,
    gemi mi yoksa?
    balık mı olsam,
    yosun mu yoksa? ..
    ne o, ne o, ne o.
    deniz olunmalı, oğlum,
    bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

  • 1
    +1
    -0

    gorhuram

    payi piyade düşürem çöllere
    hari müğilan görürem gorhmuram

    seyr edirem berrü biyabanları
    güli biyaban görürem gorhmuram

    gah oluram behrde zövregnişin
    dalgalı tufan görürem gorhmuram

    gah çıhıram sahile her yanda min
    vahşiyi ğerran görürem gorhmuram

    gah şefeg tek düşürem dağlara
    yanğılı vulkan görürem gorhmuram

    gah enirem saye tek ormanlarda
    yırtıcı heyvan görürem gorhmuram

    üz goyuram gah neyistanlara
    bir sürü aslan görürem gorhmuram

    megberelikde edirem gah mekan
    gebirde hortan görürem gorhmuram

    menzil olur gah mene viraneler
    cin görürem can görürem gorhmuram

    bu kürrei arzda men mühtesar
    mühtelif elvan görürem gorhmuram

    harici mülkünde hetta gezib
    çoh tuhaf insan görürem gorhmuram

    leyk bu gorhmazlıg ile doğrusu
    ay dadaş vallahi billahi tallahi

    harda müselman görürsem gorhuram
    bisebeb gorhmuram vechi var

    neyleyim ahır bu yoh olmuşların
    fikrini gan gan görürem gorhuram
    gorhuram gorhuram gorhuram.

    türkçesi;

    korkuyorum

    yürüyerek düşerim çöllere
    dev dikenler görüyorum korkmuyorum

    seyrediyorum çölün topraklarını
    dev çöl vahşisi görüyorum korkmuyorum

    kah denizde sandala biniyorum
    dalgalı tufan görüyorum korkmuyorum

    kah çıkıyorum sahile her yanda bin tane
    kükreyen hayvan görüyorum korkmuyorum

    kah şafak vakti bir başıma düşüyorum dağlara
    püsküren volkan görüyorum korkmuyorum

    kah iniyorum bir başıma karanlık ormanlara
    yırtıcı hayvan görüyorum korkmuyorum

    yöneliyorum kah bataklıklara
    bir sürü aslan görüyorum korkmuyorum

    mezarlıkları ediyorum kah mekan
    mezarda hortlak görüyorum korkmuyorum

    mekan olur kah bana viraneler
    cin görüyorum can görüyorum korkmuyorum

    yerkürede ben kısaca
    değişik ırklar görüyorum korkmuyorum

    hatta yabancı diyarlarda gezip
    çok tuhaf insanlar görüyorum korkmuyorum

    lakin bu korkmazlığım ile doğrusu
    ay kardaş vallahi billahi tallahi

    nerde müslüman görürsem korkuyorum
    sebepsiz yere korkmuyorum nedeni var

    neyleyim çünkü bu yok olasıcaların
    aklını kan bürümüş görüyorum
    korkuyorum, korkuyorum, korkuyorum

    mirza ali ekber sabir'in çok sevdiğim bir şiiridir.

  • 3
    +3
    -0

    ni̇lüfer-bana geri̇ ver

    zamanın eli değdi bize
    çoktan değişti her şey
    aynı değiliz ikimiz de
    zaaflarına bir gece
    hatalarına bir nilüfer
    sevgisizliğine bir kalp verdim

    artık geri ver, geri veremezsin aldıklarını
    artık geri ver, geri verilmez hiçbir yanılgı
    yokluğuma emanet et sen de benden kalanları

    her şeyi al bana beni geri ver
    bir şansım olsun
    başka yer başka zaman
    sensiz ömrüm olsun
    her şeyi al bir şansım olsun
    başka yer başka zaman
    sensiz ömrüm olsun

    sensiz ömrüm olsun...

  • 1
    +1
    -0

    ustam!
    aklım firarda.
    gözbebeklerimde müebbet hüzün,
    dilimde ay kesiği bir yara,
    düşüm kırık dökük,
    umudumun boynu bükük,
    bir öksüzün omuzlarında sükut.
    yüreğim sana emanet sıkı tut.
    tut ki; kancık pusulara düşmesin.
    bir hain kurşunu gelip deşmesin...

    ustam!
    ne zaman o senin bildiğin zaman,
    ne sevda gördüğün masallardaki.
    eskiden,
    halı tezgahında dokunurdu aşklar,
    nakış nakış, körpe kız ellerinde.
    mendillere yazılırdı isimler,
    yüreklere kazılırdı gizlice.
    sevdalılar asil ve de yürekli
    sevdalar, kavgalar iki kişilik.
    oysa şimdi;
    çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
    meşru sevdalardan,
    gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,
    günahkar gecelerden...

    beni herkes sevdaya asi sanır,
    oysa aşk, beni nerde görse tanır,
    hasret tanır,
    zulüm tanır,
    ölüm tanır,
    yüzüm yüzümden utanır....

    yorgunum ustam;
    ne katıksız somun isterim senden,
    ne bir tas su,
    ne taş yastıkta bir gece uykusu.
    var gücünle asıl sükunetime,
    çığlığım kopsun,
    uzat ellerini güneşe dokun,
    uyandır uykusundan,
    tut yüreğimden ustam tut,
    tut beni, sür güne...

  • 1
    +1
    -0

    i̇yi ki bilmiyor kalabalıklar
    yağmura bakmayı cam arkasından
    i̇nsandan insana şükür ki fark var
    birine cennetse birine zindan
    i̇yi ki bilmiyor kalabalıklar.

  • 0
    +0
    -0

    bugün kimse bırakmamış. burhan keskinden iki mısra bırakıyorum .
    "içimi açtım sana,
    i̇çini açmak için. "

  • 1
    +1
    -0

    zahid bizi tan eyleme
    hak ismin okur dilimiz
    sakın efsane söyleme
    hazret’e varır yolumuz

    sayılmayız parmağ ile
    tükenmeyiz kırmağ ile
    taşramızdan sormağ ile
    kimse bilmez ahvalimiz

    erenler yolun güderiz
    çekilip hakk’a gideriz
    gaza-yı ekber ederiz
    i̇mam ali’dir ulumuz

    erenlerin çoktur yolu
    cümlesine dedik beli
    gören bizi sanır deli
    usludan yeğdir delimiz

    tevhid eden deli olmaz
    allah deyen mahrum kalmaz
    her seher açılır solmaz
    bahara erer gülümüz

    muhyi sana olan himmet
    aşık isen cana minnet
    elif allah mim muhammed
    kisvemizdir dalımız
    muhyi

  • 4
    +4
    -0

    en güzel cümleleri
    sana saklıyordum ben
    bir mart günü kederi
    yüreğime gömerken

    dündü öldüğün gece
    çaresiz bir kişiydim
    sayıkladım bir hece
    cümleleri devirdim

    affetmez geçer zaman
    yaraları iyileştirir
    senden bana tek kalan
    gönlümdeki beyaz kir

    1 bana ait :) nasıl güzel olmuş mu yoksa şemsiye yapmaya devam mı etmeliyim - helgendeejderhagordum 25 Haziran 2017 01:02
    1 bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için shakespeare’a gönderir, shakespeare'in cevabı ise şu olur: “dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın.” - helgendeejderhagordum 25 Haziran 2017 01:05
    1 estağfurullah çok bilinmeyen bir hikayedir zaten - helgendeejderhagordum 25 Haziran 2017 01:08
  • 2
    +2
    -0

    şeb-i yeldayı müneccimle muvakkıt ne bilir ?
    müptelay-ı gâmâ sor kim geceler kaç saat.