Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 1
    +1
    -0

    ben 
    senden önce ölmek isterim. 
    gidenin arkasından gelen 
    gideni bulacak mı zannediyorsun? 
    ben zannetmiyorum bunu. 
    i̇yisi mi, beni yaktırırsın, 
    odanda ocağın üstüne korsun 
                        içinde bir kavanozun. 
    kavanoz camdan olsun, 
    şeffaf, beyaz camdan olsun 
                        ki içinde beni görebilesin... 
    fedakârlığımı anlıyorsun : 
    vazgeçtim toprak olmaktan, 
    vazgeçtim çiçek olmaktan 
                            senin yanında kalabilmek için. 
    ve toz oluyorum 
    yaşıyorum yanında senin. 
    sonra, sen de ölünce 
    kavanozuma gelirsin. 
    ve orda beraber yaşarız 
    külümün içinde külün, 
    ta ki bir savruk gelin 
    yahut vefasız bir torun 
    bizi ordan atana kadar... 
    ama biz 
    o zamana kadar 
    o kadar 
    karışacağız 
    ki birbirimize, 
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz 
                                         yan yana düşecek. 
    toprağa beraber dalacağız. 
    ve bir gün yabani bir çiçek 
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse 
    sapında muhakkak 
    iki çiçek açacak : 
                        biri sen 
                        biri de ben. 
    ben 
    daha ölümü düşünmüyorum. 
    ben daha bir çocuk doğuracağım. 
    hayat taşıyor içimden. 
    kaynıyor kanım. 
    yaşayacağım, ama çok, pek çok, 
    ama sen de beraber. 
    ama ölüm de korkutmuyor beni. 
    yalnız pek sevimsiz buluyorum 
                                    bizim cenaze şeklini. 
    ben ölünceye kadar da 
    bu düzelir herhalde. 
    hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde? 
    i̇çimden bir şey : 
                      belki diyor belki..

  • 1
    +1
    -0

    "tanrı'nın
    bu dünyaya attığı
    en cesur kazığım
    uçurum çiçeklerini severim,
    kapitalist gelir bana
    kırmızı güller.
    orkideler
    orospulara armağan edilmeli..
    ve intihar edenlerin
    mezarı başında
    ceket iliklenmeli."
    nurşen yildirim

  • 0
    +0
    -0

    ruhun mu ates,yoksa o gözler mi alevden?
    bilmem,bu yanardag ne biçim korla tutustu?
    pervane olan kendini gizler mi alevden?
    sen istedin,ondan bu gönül zorla tutustu…

    gün senden isik alsa da bir renge bürünse;
    ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
    her sey silinip kayboluyorken nazarimdan,
    yalniz o yesil gözlerinin nuru görünse…
    (bkz: geri gelen mektup)

  • 3
    +3
    -0

    artık demir almak günü gelmişse zamandan,
    meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
    hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
    rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
    biçare gönüller. ne giden son gemidir bu.
    hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
    dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    bilmez ki,giden sevgililer dönmeyecekler.
    bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
    bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
    yahya kemal ßeyatlı

  • 0
    +0
    -0

    bazen çok korkuyorum.
    ama bu; aslanlarımı açıklamama engel olmuyor
    çünkü pek fena yaraşıyor birbirine gece ve balta
    ve anneciğim derdi vardı neyin altına giysen olur bir siyah
    pantalonum gibi şimdi ay!
    tekhnem dolu müfsidle!
    bu da caddelerden derviş devşiregelmeme mâni değildir
    yolları ay bastı mı lambalara koşuyorum ya, bundan
    bunun için kent nesnesi o bıçakla bakunin'di deştiğim
    ki ben devletin taş kestiğini en başından bilirdim
    isa'yı polise doğru
    lttuğum zaman.
    ellerini el olarak tutmak istiyor ellerim
    de ki bunun kaburgamdaki kiliseyle ilgisi yok değildir
    zaten en az on iki kişiden biri haindir
    ama gözlerimi öyle yırtma annem ilkokul öğretmeniydi benim!

    sokaklara çıkıyorum sonra kedilerden görüyorum
    gazinolardan
    inanmazsın bir taşra krumuşlar aynı bize bakıyor
    bir yanımı asaf halet söylüyor diğer yanım fabrika
    bir şiiri birkaç kalemle yazmak lazımdır geliyor bana.
    bugün yepyeni bir imparatorluk öğreniyorum
    ekmeğin ağırlığından da yeni bir imparatorluk
    örneğin gül dönüyor bir beygiri tasfiye ediyor şair
    arabca akdeniz diyor ben
    aynadan dönüyorum ayna
    benden dönmüyor.

    çok sihirli bir kabri sürdürüyorum
    bir havari morfin gibi anne söylüyor
    ağlıyorum bak bir çocuk bak bir çocuk bak
    bak bir çocuk çok kötü bir gömlek kuruyor.
    belki de yangın çıksa ve ikna edilmiş olurum
    torbamı topluyorum ve annem şarkı dinlemiş olur
    korkuyorum çobanım yok metal nazlı pim aktif
    çözmüyorum çözersem kın fena kalınlaşıyor.
    manchesterdan geliyorlar ve liverpooldan geldiler
    birazdan bir padişah mı öldürülecekmiş dedim
    bir milyon kadardılar ah atları vardı
    artık seni bir çiçeğin yerine kopartmak
    istiyorum sevgilim.
    işte sahneden indim ve öpüyorum ağzından
    annem meç yaptırmazsa iftara geç gelir haz
    ey sıkıntının sevgilim aritmetiği
    söyle banabana söyle; bir kere bir kabz?

    inanmışım kaybetmek esrarıdır esrarın
    çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum
    ipimden kurtulmuşum kaybediyorum
    birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez
    tanklar tank olup geçiyor üstümüzden
    helvetius haklı devlet şaşkın piyanist kara
    memleket sana rağmen ket vururken yarama
    şu çıplak çocuk şu tüyük bürk şairi ben
    -ve emir 'kûn' diyor, doğruluyorum-
    'bu ülke'den daha bıçkın tamlama bilmiyorum.
    ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi
    istiyorum!
    çünkü bu, seni seviyorumun içine nal salmak demektir
    ve hareketinin bana durduğunu akla uydurur.
    oysa seni sevmem toplumu meşru kılar
    ve gitmen beni dile indirger sevgilim.

    zaten kırılmış bir kızsın şimdi dövülmüş bir av
    yanmış ırmaklar öneriyorsun toy bedenine
    kavmin yanlış tufanlardan geçip duruyor
    gözlerime baka baka ağlayıp aşk diyorsun
    bir tekkenin ortasına sirk tireni devriliyor.
    ki hâlâ çocuk övmeye duruyorsam bu
    'şehrin en uzak yerinden gelen o'nunla
    ve izmit'le ve fargo'yla ve horasan'la
    ve hafıs'ın beni eve götürdüğü kınla ilgili bir matkabı
    girdiği çenemden kemiğiyle birlikte söküp
    şu karşıki düğün salonuna ilave edemememdendir.
    yoksa orospular vr ortaokul öğretmenleri giremesinler diye
    babam ve bilhassa dedem
    mahallemize yeterince toplum polisi gönderilmesi konusunda
    gerekli telefonları etmiş durumdadırlar sevgilim!

    ama yine de sırf sen sürdürülebil diye ayın alnında melekçe
    ve şüpheye düşmeden kelebek besleyebilsin diye bir padişah
    açıkça
    benim alıp kını
    öte yana geçmem gerekir
    içinden memleketi çekeyim diye.
    hem düşünsene;
    bu bizi nasıl da imparatorluklaştırır!
    yoo, hayır! omzunu açma. omzun ideoloji taşır.
    ve fakat 'dil'e rağmen bütün bunlar sevgilim
    ayaklarına beyaz çoraplar giydirmek istemediğim anlamına
    gelmeyebilir.

    çünkü bak süleyman bu sayfadan henüz geçmiş gibi şu gül
    lekesi
    ve apaçık kudümüş bir zebrayım ben uzun menzilli şiirlere
    şikâr!
    elbet gün batar, kuşlar döner, çarmıh baştan düzenlenir
    ve bana tertemiz eller verir cezayirli o tüccar.
    o vakit sana bakıyorum kadar büyür akdeniz
    cumhuriyetin tersinden tertib ettiği çarşılar gibi
    sonra uzun süre bir takibedilmiyormuşum hissi...
    siz hiç yahudi bir münübüs şöförü düşlediniz mi?

    ah muhsin ünlü

  • 0
    +0
    -0

    ben sersemin biriyim
    oturmuş senin için aşk şiirleri yazıyorum
    ellerinin beyazlığından,
    gözlerinin güzelliğinden bahsediyorum.
    oysaki sen bir ettir, ekmektir tutturmuşsun,
    gözün dünyayı görmüyor.
    al bu şiiri, götür sat
    para ederse
    bir ekmek, yarım kilo pirzola al
    otur zıkkımlan.

    ümit yaşar oğuzcan

  • 0
    +0
    -0

    beni bu güzel havalar mahvetti,
    böyle havada istifa ettim
    evkaftaki memuriyetimden.
    tütüne böyle havada alıştım,
    böyle havada aşık oldum;
    eve ekmekle tuz götürmeyi
    böyle havalarda unuttum;
    şiir yazma hastalığım
    hep böyle havalarda nüksetti;
    beni bu güzel havalar mahvetti.
    -orhan veli

  • 2
    +2
    -0

    beni bu güzel havalar mahvetti,
    böyle havada istifa ettim
    evkaftaki memuriyetimden.
    tütüne böyle havada alıştım,
    böyle havada aşık oldum;
    eve ekmekle tuz götürmeyi
    böyle havalarda unuttum;
    şiir yazma hastalığım
    hep böyle havalarda nüksetti;
    beni bu güzel havalar mahvetti.

  • 1
    +1
    -0

    şiir değil aslında ama şiirimsi.

    bak sana söylüyorum, okuyorum, yazıyorum ya da her neyse.
    bak diyorum, bak da gör diyorum.
    bu gördüğün bir gözyaşı değil, öylece silip atamazsın.
    kalbimde bir sızı değil, geçmiş gibi davranamazsın.
    bir yara, bir kesik değil. bu yarayı zamanla kapatamazsın.
    bu bir yangın. bu git gide büyüyen bir yangın ve sen bu yangını birden durduramazsın.

    bak canım, bak benim tüm hayatım. ben çenemin altından parmak uçlarıma kadar bu yangındayım. bir kova su dökenim yok , peşimden ateşlere atlayanım yok. sorsan gülümseyerek ölüyorum, çokta memnunum. başkalarına kalırsa sevmek akıl işi değil, bana kalırsa ayak basmak cennete. çırpınmayı bırakıp yansam göğüs kafesinin içinde bir yerlerde, küllerimden sen çıkacaksın. sıksam yumruklarımı bastırsam göğsüme, avuç içlerimden sen taşacaksın. dalıp gidiversem uzaklara bir yerlere, göz bebeklerimden sen okunacaksın.

    bak benim sığınabildiğim tek limanım.
    bu cümleler bir iç çekiş, bir tükeniş olabilir.
    bileklerim geceden gündüze dokunmanı bekliyor, parmaklarım yanaklarından ayrılmak istemiyor da olabilir.
    ama bu yangında ölmek yok.

  • 1
    +1
    -0

    benim de mi düşüncelerim olacaktı,
    ben de mi böyle uykusuz kalacaktım,
    sessiz, sedasız mı olacaktım böyle?
    çok sevdiğim salatayı bile
    aramaz mı olacaktım?

    ben böyle mi olacaktım?

    orhan veli

  • 5
    +7
    -2

    i̇çinden doğru sevdim seni
    bakışlarından doğru sevdim de
    ağzındaki ıslaklığın buğusundan
    sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
    beni sevdiğin gibi sevdim seni
    kar bırakılmış karanlığından.
    yerleştir bu sevdayı her yerine
    yüzünde ter olan su damlacıklarının
    kaynağına yerleştir
    her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına
    gül taşıyan cocuğuna yerleştir
    ve omuzlarına daracık omuzlarına
    üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın
    tam oraya işte, uçsuz bucaksız bir düzlükten
    bir papatya tarlasıyla ayrılmış göğüslerine yerleştir
    ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde
    saçlarının yana düşüşüne, onları bölen ikiliğe
    alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran
    yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun
    kar taneleri gibi uçuşan
    ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
    yerleştir bu sevdayı her yerine.
    ekledim ben tattığım her şeyi denizlere
    bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden
    sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen
    sevdayı
    ve köpüklendir
    ve yaşlandır ki işte kederi anlamasın
    ama dur, her deniz yaşlıdır zaten
    öğrenmez ama öğretir mutluluğu
    bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi
    biraz da herkes içindir. ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli
    var eden kendini birincisinden
    yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren.
    ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen
    tanımadığın bir ülke gibi
    i̇çinde yaşamadığın bir zaman gibi
    tam kendisi gibi mutluluğun
    beni bekliyorsun
    ve onu bekliyorsun beni beklerken.

    edip cansever

  • 3
    +3
    -0

    oyuluyorum şu masmavi boşluğa
    gölgesiz kıpırtısız
    yalnızlık sensin.

    konuşuyorum kendi kendime odamda
    bir portakal suyu iç, ya da içme, ne yaparsan yap
    yalnızlık sensin.

    bir giden, bir dönen, sonra yeniden giden
    şiire dönüşen bir yalnızlıksa bu da
    bir sen varsın, ordasın, kısık sesli yalnızlık
    sözgelimi iskenderiye'de bir atlıkarıncada.

    edip cansever

  • 5
    +5
    -0

    âraftayım, cennet ve cehennem kapılarına
    eşit uzaklıkta.
    girmek gerekir bilirim, lâkin birine yüzüm
    elvermez diğerine yüreğim.
    diyeceğim o ki, ya göklerden nur yağacak ya
    arşa değecek beşeri zillet,
    ama sûr üflenmedikçe daha vakit var, önce
    ruhlarda kopacak kıyamet.
    -uğur dolgun

  • 1
    +1
    -0

    ben sana bok demem
    boklar duyar ar eder
    bir zerren düşse boka
    onu da mundar eder
    tanrı senin hamurunu
    necasetle yoğurmuş
    anan seni sıçar iken
    yanlışlıkla doğurmuş

  • 3
    +3
    -0

    si̇z aşk'tan n'anlarsınız bayım?

    çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    alt katında uyumayı bir ranzanın
    üst katında çocukluğum...
    kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
    ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
    aşk diyorsunuz,
    limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

    allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
    havı dökülmüş yerlerine yüzümün
    büyük bir aşk yamadım
    hayır
    yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
    gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
    tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım...
    saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
    aşk diyorsunuz ya
    ben istemenin allahını bilirim bayım!

    çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    balkona yorgun çamaşırlar asmayı
    ki uçlarından çile damlardı.
    güneşte nane kurutmayı
    ben acılarımın başını
    evcimen telaşlarla okşadım bayım.
    bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
    i̇nsan kaybolmayı ister mi?
    ben işte istedim bayım.
    uzaklara gittim
    uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
    uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

    süt içtim acım hafiflesin diye
    çikolata yedim bir köşeye çekilip
    zehrimi alsın diye
    sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
    i̇lahiler öğrendim.
    siz zehir nedir bilmezsiniz
    zehir aşkı bilir oysa bayım!

    ben işte miraç gecelerinde
    bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
    birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
    uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
    bir şiir aradım.
    geçen üç yıl boyunca
    yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
    ülkem olmayan ülkemi
    kayboluşumu aradım.
    bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
    bir ters bir yüz kazaklar ördüm
    haroşa bir hayat bırakmak için.
    bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

    kimi gün öylesine yalnızdım
    derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
    annem
    ki beyaz bir kadındır.
    ölüsünü şiirle yıkadım.
    bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
    öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
    çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    acının ortasında acısız olmayı,
    kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
    kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
    aşk diyorsunuz ya,
    i̇şte orda durun bayım
    ıslak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
    kendimin ucunda
    öyle ıslak,
    öyle kötü kokan,
    yırtık ve perişan.

    siz aşkı ne bilirsiniz bayım
    aşkı aşk bilir yalnız!

    "didem madak"

  • 2
    +2
    -0

    oysa herkes öldürür sevdiğini
    kulak verin bu dediklerime,
    kimi bir bakışıyla yapar bunu,
    kimi dalkavukça sözlerle,
    korkaklar öpücük ile öldürür,
    yürekliler kılıç darbeleriyle
    kimi gençken öldürür sevdiğini
    kimi yaşlı iken
    şehvetli ellerle boğar kimi
    kimi altından ellerle
    merhametli kişi bıçak kullanır
    çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.
    kimi yeterince sevmez
    kimi fazla sever
    kimi satar kimi de satın alır
    kimi gözyaşı döker öldürürken,
    kimi kılı kıpırdamadan
    çünkü herkes öldürür sevdiğini
    ama herkes öldürdü diye ölmez...

  • 1
    +1
    -0

    ölüm her şeyi bitirir bir gün
    biraz da sevgi biriktirin
    ölüm her şeyi bitirir bir gün
    kalbinizden katılığı silin
    ölüm her şeyi bitirir bir gün
    o gül çocukları sevin güldürün
    yaşamak sevgilerden alır gücünü
    eğilin biraz da sevgilere eğilin
    silin bencilliğin kara kirini
    kalbinizin aynasından
    o çok derinlerde yitik
    temiz yüzünüzü görün
    bir kez olsun, şöyle bir kez
    yunun bengi sularında
    işıl ışıl sevgilerin
    birazcık da duyguların
    uçarı sesine uyun.
    ölüm her şeyi bitirir bir gün
    kimseleri, kimseleri incitmeyin
    ölüm her şeyi bitirir bir gün
    ömrünüz size ķısa bir oyun
    ölüm her şeyi bitirir bir gün
    ardınızda güzel anılar koyun.
    sevgiden başka her şeyi
    her şeyi bitirir bir gün
    biraz da ölümü düşünün.

    şükrü erbaş

  • 1
    +1
    -0

    bütün bunlara rağmen kafamda, onun hatırasını kirletecek bir şey yoktu. onun boşluğunu değil, fakat yokluğunu hissedecektim.

    sabahattin ali

  • 2
    +2
    -0

    sana gitme demeyeceğim
    üşüyorsun ceketimi al
    günün en güzel saatleri bunlar
    yanımda kal

    sana gitme demeyeceğim
    gene de sen bilirsin
    yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
    i̇ncinirsin

    sana gitme demeyeceğim
    ama gitme lavinia
    adını gizleyeceğim
    sen de bilme lavinia
    -özdemir asaf

  • 1
    +1
    -0

    ben
    senden önce ölmek isterim.
    gidenin arkasından gelen
    gideni bulacak mı zannediyorsun?
    ben zannetmiyorum bunu.
    i̇yisi mi, beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.
    kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun
    ki içinde beni görebilesin...
    fedakârlığımı anlıyorsun :
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    ve toz oluyorum
    yaşıyorum yanında senin.
    sonra, sen de ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    ve orda beraber yaşarız
    külümün içinde külün,
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar...
    ama biz
    o zamana kadar
    o kadar
    karışacağız
    ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
    yan yana düşecek.
    toprağa beraber dalacağız.
    ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak :
    biri sen
    biri de ben.
    ben
    daha ölümü düşünmüyorum.
    ben daha bir çocuk doğuracağım.
    hayat taşıyor içimden.
    kaynıyor kanım.
    yaşayacağım, ama çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    ama ölüm de korkutmuyor beni.
    yalnız pek sevimsiz buluyorum
    bizim cenaze şeklini.
    ben ölünceye kadar da
    bu düzelir herhalde.
    hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
    i̇çimden bir şey :
    belki diyor.

  • 1
    +1
    -0

    sevgileri yarınlara bıraktınız
    çekingen, tutuk, saygılı.
    bütün yakınlarınız
    sizi yanlış tanıdı.

    bitmeyen işler yüzünden
    (siz böyle olsun istemezdiniz)
    bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
    kalbinizi dolduran duygular
    kalbinizde kaldı.

    siz geniş zamanlar umuyordunuz
    çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
    yılların telâşlarda bu kadar çabuk
    geçeceği aklınıza gelmezdi.

    gizli bahçenizde
    açan çiçekler vardı,
    gecelerde ve yalnız.
    vermeye az buldunuz
    yahut vaktiniz olmadı.