Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 3
    +3
    -0

    ben ardındaydım sevgilim,
    zamansız gelen sevdalar gibiydi bahar,
    böyle ekşi,böyle beyazdı erik cicekleri.
    ben ardındaydım,gelip geçti bahar,
    kırılıp en inceliklerimden,
    sana bir nisan tuttum.
    sana bir mayıs
    sana bir haziran sıcagı,kederi tuttum yüreğimde.
    benim olmayan her sey gibi,
    kalmadı hicbiri sevgilim,gittiler baharlar gibi,ben ardındaydım,
    sana icli türküler duydum,
    sana delik desik mısralar,sana bir anne şefkati,
    benim olmayan sevdalar gibiydi her biri...

  • 2
    +2
    -0

    gözlerine bakmak, çok acı veriyordu. buna rağmen saatlerce kıpırdamadan bakabilirdim.
    çünkü gözlerin, sanki ruhumu okşuyor.

    seninle her göz göze gelmem, yaptığım ve yapabileceğim en büyük devrim.

    che görse sana bakarken beni,
    derdi ki birader ya biz bilmiyoruz bu işi
    ya da ben bakamadım kübaya senin ona baktığın gibi
    bi intihar bombacısı olsam,
    patlamadan önce sana bakmaya kalksam,
    üzerimde ki el yapımı patlayıcı dile gelirdi.
    derdi ki,
    abi nolur basma
    derdi ki abi gördüm,
    gördüm abi,
    sana muhtaç.
    bırak beni başkası patlatsın,
    sen git onu sar

  • 2
    +2
    -0

    değildim ben sana mail, sen ettin aklımı zail.
    bana tan eyleyen gafil, seni görgec utanmaz mı?

    1 fuzuli. muhteşem bir şiir. lise yıllarımı dağlayan şiir. - radyocu yemek yapan psikolog 05 Nisan 2017 02:16
  • 4
    +4
    -0

    tahir olmak ta ayıp değil
    zühre olmakta
    hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil
    bütün iş tahir ile zühre olabilmekte yani yürekte....
    mesela bir barikatta döğüşerek
    mesela kuzey kutbu'nu keşfe giderken
    mesela denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu?
    tahir olmak ta ayıp değil zühre olmak ta
    hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil..
    seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir
    ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak
    yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?
    yani tahir'i zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi tahir ne kaybederdi tahir'liğinden
    tahir olmak ta ayıp değil
    zühre olmak ta
    hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil...
    nazım hikmet

  • 2
    +2
    -0

    tahir olmak ta ayıp değil
    zühre olmakta
    hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil
    bütün iş tahir ile zühre olabilmekte yani yürekte....
    mesela bir barikatta döğüşerek
    mesela kuzey kutbu'nu keşfe giderken
    mesela denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu?
    tahir olmak ta ayıp değil zühre olmak ta
    hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil..
    seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir
    ayrılmak istersen dünyadan ama o senden ayrılacak
    yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?
    yani tahir'i zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi tahir ne kaybederdi tahir'liğinden
    tahir olmak ta ayıp değil
    zühre olmak ta
    hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil...
    nâzım hi̇kmet

  • 1
    +1
    -0

    gürültüye çıktı aklım pencereden
    gidiyorsun yüreğimde tavalar tencereler
    akla küfürler savuran kim bilir kalbe ne der
    aşkta devrimi anlarımda darbe neden

  • 1
    +1
    -0

    biri demiş sen, biri demiş ben.
    seni ben anladım, beni sen.
    bir yaşam daha verdim
    beklerken giderken dönerken.

  • 2
    +2
    -0

    memleket isterim
    gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
    kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
    memleket isterim
    ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
    kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
    memleket isterim
    ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
    kış günü herkesin evi barkı olsun.
    memleket isterim
    yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
    olursa bir şikâyet ölümden olsun.
    (bkz: cahit sıtkı tarancı)

  • 1
    +1
    -0

    ben bir kayısı ağacıyım
    kırşehir'in dinekbağı'ndan.
    küçücük bir ev önünde yaşarım yapyanlız.
    yılda bir çiçek açar,
    yılda bir kayısı veririm,
    avuç içi kadar.yaz olur,
    bir kadın silkeler dallarımı,
    bir çocuk yerde bağırır,güler,
    bense hoşnut olurum.
    hem zaten benim
    ne söğütler gibi nezaketim vardır,
    ne kavaklar gibi gururum.ben bir kayısı ağacıyım
    kırşehir'in dinekbağı'ndan.
    dinekbağı'nda üç insan severim,
    bir çocuk,
    bir genç kadın,
    bir genç adam,
    benim kadar sessiz sedasız,
    benim kadar halim selim.en güzel ay nisan ayı,
    toprak yumuşak yumuşak,
    en güzel ay nisan ayı.
    yamur yağdı,çiçek açtı,
    bir hoş oldu içerim,
    en güzel ay nisan ayı.
    kavaklar uzakta upuzun,
    bir sağa,bir sola,
    başı döner kavakların.
    ben bir kayısı ağacı,
    başımda çiçeklerim.ben bir kayısı ağacı,
    üç insan severim:
    bir çocuk,
    bir genç kadın,
    bir genç adam.
    çocuğun adı ahmet,
    kadının adı fatma,
    adamın adı i̇brahim.
    ahmet küçük ve sarı,
    fatma tombul ve beyaz,
    i̇brahim uzun ve narin.
    bir tek toprak odaları var üçünün,
    toprak odanın bir tek penceresi.ben bir kayısı ağacı,
    bazan eğilir bakarım odaya,
    yerde bir eski yatakla yorgan görürüm,
    duvarda bir eski kırık ayna,
    yerde bir eski kilim,
    bir eski hasır.bir kayısı ağacı,
    bazan eğilir bakar odaya,
    çiçeklerinden utanır.dün gece gaz yakamadılar,
    ayışığında gördüm üçünü.
    üçünün suratı asık.
    önce oturup
    zeytin ekmek,taze soğan yediler,
    sonra baktılar birbirlerinin gözüne,
    sonra esnediler.gökyüzü bembeyazdı.
    gökyüzü çiçeklerimin renginde.
    gökyüzünde kavaklar.fatma uzandı i̇brahim'in yanına,
    sağa döndü.
    tombul,beyaz yüzü pencerede,
    gözleri açık durdu sabaha kadar.çiçeği en önce kayısı döker.
    ben bir kayısı ağacıyım,
    döküyorum çiçeklerimi.
    yer beyaz beyaz,
    başım yeşil yeşil,
    kayısılarım memede.haziran gelecek,
    güneş yakacaktır tepemi,
    kayısılarım balla,şekerle dolacaktır.
    ben bir kayısı ağacıyım,
    haziran gelecek,
    avuç içi kadar kayısılarım
    ahmet'in ekmeğine katık olacaktır.ben bir kayısı ağacıyım.
    kötü bir düşüncedir almış beni.
    geçti bağları budama zamanı,dedim,
    dedim,çarşıda dört döner ibrahim,
    dedim ekmek parası,
    zeytin parası,
    gaz parası.dedim, insanlar
    neden yaşatılmıyor
    ağaçlar kadar olsun.ben bir kayısı ağacı.
    fatma'nın,i̇brahim'in,ahmet'in
    yumurtası,şekeri,eti.
    gittikçeartmakta kederim.
    günlerden pazartesi.
    gene geldi,elinde çanta,o şişman adam.
    şişman adam bir düşman gibi beni seyreder,
    ben şişman adamı bir düşman gibi seyrederim.
    durmuş i̇brahim kapıda,
    yüzü dalgın ve sinirli,
    bakıyor eli çantalı şişman adama.şişman adam uzattı gövdeme elini,
    pencereden korkmuş kuzular gibi baktı ahmet,
    büktü boynunu kuzular gibi.
    ben bir kayısı ağacıo.
    gövdemde sarı kağıt.yol parasını verememiş i̇brahim,
    verilmiş haciz kararı.
    yapmayın, dedim.
    yılda bir çiçek açarım,dedim.
    etmeyin,dedim.
    ekmeğe katık oluyor kayısılarım,dedim.bir öğle vakti baktım,
    kavaklar uzakta upuzun,
    bir sağa,bir sola.
    ben kışlık odun,
    altı lira.

    -şair abdülkadir
    1947,kırşehir

  • 0
    +0
    -0

    oysa tanrı şahit
    gözlerin gitmeyecek gibiydi
    gülüyorlardı bana
    gitmeyecek gibiydi aslında
    sonra, sonra güneş battı birden
    ve sen gittin
    oysa tanrı şahit
    gözlerin hiç gitmeyecek gibiydi

    ryyp

  • 0
    +0
    -0

    çıkar boynundan at o ipi çocuk,
    salıncaklar mı yok sana...
    kalk hadi o soğuk betondan,
    yatacak başka yer mi yok sana...

    annemi verdim, babamı verdim, en sevdiklerimi ölüme de,
    ben bu yaşım da gitmenin böylesini görmedim...
    kırılan bir boyun gibi, orta yerinden kırıldığında ömrüm,
    görmedim ademoğlunun, dalından koparılır gibi koparıldığını...

    ve böylelikle, umut etme kabiliyetimizi aldılar elimizden,
    ne diyeyim, dilerim ihtiyacı olan birine gidiyordur bizden çaldıkları "umut"...
    dünya adaletsiz çocuk!
    dünya zorba...

    elbet eşitlenecez o gün kıyamda,
    bu kekeme, toz ve duman sözlerimi...
    iyi belle!
    bahara kalmaz gelirim yanına...
    nazi̇m hi̇kmet ran

  • 0
    +0
    -0

    ali lidar alengirli şiir

    ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil
    nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
    belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
    biraz nietzsche biraz kant kafan karışmış belki
    parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
    pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
    kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi.
    iyi kitaplar okudum bir boka yaramadı..

    ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
    durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
    sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
    işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık.
    küsmesi,barışması,ayılması,bayılması
    hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
    meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
    güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
    bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
    hepsi ağzıma sıçtı..

    ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
    her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
    seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
    ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
    içime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
    ben seni severim sevmesine de
    iş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..

  • 0
    +0
    -0

    mestim bugün aşkınla ay yüzlü güzel konçuy,
    gönlümde esip çınla, ay yüzlü güzel konçuy.

    şevkinle serab ettin, aşkınla harab ettin,
    payında türab ettin,ay yüzlü güzel konçuy.

    sensiz yaşamak boştur, birlikte ölüm hoştur,
    coştum, daha çok coştur, ay yüzlü konçuy.

    sevginle geçip serden, bildim yaralar nerden;
    eyvah kara gözlerden, ay yüzlü güzel konçuy.

    zulmetteki mahımsın, gönlümdeki ahımsın,
    ömrümde günahımsın, ay yüzlü güzel konçuy.

    lebler sücü, bir tas ver; hem neş`e ve hem yas ver;
    hançer mi o kirpikler, ay yüzlü güzel konçuy.

    almış beni albızlar, gönlümde yaran sızlar,
    kurban sana atsızlar, ay yüzlü güzel konçuy...

  • 0
    +0
    -0

    yerin seni çektiği kadar ağırsın
    kanatların çırpındığı kadar hafif..
    kalbinin attığı kadar canlısın
    gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
    sevdiklerin kadar iyisin
    nefret ettiklerin kadar kötü..
    ne renk olursa olsun kaşın gözün
    karşındakinin gördüğüdür rengin..
    yaşadıklarını kar sayma:
    yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
    ne kadar yaşarsan yaşa,
    sevdiğin kadardır ömrün..
    gülebildiğin kadar mutlusun
    üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    sakın bitti sanma her şeyi,
    sevdiğin kadar sevileceksin.
    güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
    bir gün yalan söyleyeceksen eğer
    bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
    ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
    unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
    güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
    i̇şte budur hayat!
    i̇şte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    çiçek sulandığı kadar güzeldir
    kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    bebek ağladığı kadar bebektir
    ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
    sevdiğin kadar sevilirsin…

    can yücel- her şey sende gizli

  • 2
    +2
    -0

    o mavi gözlü bir devdi.
    minnacık bir kadın sevdi.
    kadının hayali minnacık bir evdi,
    bahçesinde ebruli
    hanımeli
    açan bir ev.

    bir dev gibi seviyordu dev.
    ve elleri öyle büyük işler için
    hazırlanmıştı ki devin,
    yapamazdı yapısını,
    çalamazdı kapısını
    bahçesinde ebruli
    hanımeli
    açan evin.

    o mavi gözlü bir devdi.
    minnacık bir kadın sevdi.
    mini minnacıktı kadın.
    rahata acıktı kadın
    yoruldu devin büyük yolunda.
    ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
    girdi zengin bir cücenin kolunda
    bahçesinde ebruli
    hanımeli
    açan eve.

    şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
    dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
    bahçesinde ebruli
    hanımeli
    açan ev..

    nazım hikmet ran

  • 0
    +0
    -0

    "adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde
    yalnız olsam çok aglardım ama annem bakıyordu
    otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime
    anne dedim , hadi çay koy da içelim."

  • 0
    +0
    -0

    artık demir almak günü gelmişse zamandan
    devamını bilmeyen yoktur zaten

  • 2
    +2
    -0

    seni bağırabilsem seni,
    dipsiz kuyulara,
    akan yıldıza,
    bir kibrit çöpüne varana,
    okyanusun en ıssız dalgasına
    düşmüş bir kibrit çöpüne.

  • 1
    +1
    -0

    bir kere sevdaya tutulmaya gör;
    ateşlere yandığının resmidir.
    aşık dediğin, mecnun misali kör;
    ne bilsin alemde ne mevsimidir.

    dünya bir yana, o hayal bir yana;
    bir meşaledir pervaneyim ona.
    altında bir ömür dönedolana
    ağladığım yer penceresi midir?

    bir köşeye mahzun çekilen için,
    yemekten içmekten kesilen için,
    sensiz uykuyu haram bilen için,
    ayrılık ölümün diğer ismidir
    -cahit sıtkı tarancı-

  • 0
    +0
    -0

    bir yolun varsa gidilecek sona bırakma,
    bir sözün varsa dilden yüreğe, hiç susma
    görmen gerekiyorsa birini git yanına!
    okşaman gereken bir yürek varsa esirgeme elini.
    hayat çok zalim,
    an gelir;
    …elini, gözünü, yolunu, yüreğini alır senden,
    o zaman istesende;
    dokunamaz,
    göremez,
    gidemez,
    söyleyemez olursun…

  • 1
    +1
    -0

    belkide konusuyordur gözlerin
    ama ben gözce bilmiyorum ki
    sessizce biliyorum
    usulca biliyorum
    masumca biliyorum...

  • 0
    +0
    -0

    i̇kimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
    şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
    bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
    durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
    şu aranıp duran korkak ellerimi tut
    bu evleri atla bu evleri de bunları da
    göğe bakalım

    falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
    i̇necek var deriz otobüs durur ineriz
    bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
    herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
    hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
    herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
    herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
    nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
    beni bırak göğe bakalım

    senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
    tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
    bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
    sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
    seni aldım bu sunturlu yere getirdim
    sayısız penceren vardı bir bir kapattım
    bana dönesin diye bir bir kapattım
    şimdi otobüs gelir biner gideriz
    dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
    bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
    seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
    durma kendini hatırlat
    durma göğe bakalım

  • 0
    +0
    -0

    "aşk iki kişilik bir yalandır sevdiğim
    ve iç kanamalı bir aşkın mürekkep fırtınasıdır bu şiir."