Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("geceye bir şiir bırak") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 0
    +0
    -0

    benim mezarlarımda ölü yok
    hep yaşanmış olanlar var,
    anılarımda bir yer
    dinmeksizin acıyor
    günbegün
    bundan

    güldüğümü görenler
    bana bakıyor
    görüyorum,
    ağlasam geçer
    biliyorum...
    ağlanmıyor.

  • 1
    +1
    -0

    bağlanmayacaksın birşeye öyle körü körüne
    o olmadan yaşayamam demeyeceksin
    demeyeceksin ışte
    güzeldi iki kere okudum tamamını yazamadım kusra bakmayın

  • 0
    +0
    -0

    alın kendi şiirim

    insan sevince ;
    uçurumun kenarında dolaşıyor ve büyük yaşıyor sevgili..
    bodrum sokaklarına küpe çiçekleri eken halikarnas balıkçısı oluyor, o küpe çiçeklerini kulağına takan bodrumlu kızlar oluyor ..

    arkadaşlarıyla birlikte çıkardığı edebiyat dergisi kapanınca kalan borçlarını, kimse ödemeye yanaşmadığı için tek başına kuruşu kuruşuna ödeyen oğuz atay'ın , o öfkeyle be hüzünle taçlanmış dürüstlüğünü daha iyi hissediyor ..

    insan sevince sevgili;
    onuru için kendini yakan tutsaklarla bir olup yanabiliyor..

    insan sevince sevgili;
    henüz yazmadığı romanlarının teliflerinin kumar masasına süren ve kendisine:" siz ne zaman roman yazacaksınız?" diyen kumarhane sahibine :" romanımı işte şimdi yazıyorum" diyen dostoyevski'nin yaratıcılığına olan inancına ve uçurumun kenarındaki korkusuz yaşamına bir kez daha hayran oluyor ..

    insan sevince sevgili;

    ingiliz şair lord byron'un, tanrıya meydan okuyarak, dünyada nesne bulunduğumuzu ve burada olduğumuz için bizden ne yapmamız istendiği sorusuna sanki ilk önce kendisinin düşündüğünü ve yanıtınında sanki kalbinde gezindiğini hissediyor..

    26 yaşındayken bir düelloda hayatını kaybeden rus yazar lermantov'la geride kalan yaşamını paylaşmak istiyor..

    sevgilisinin kapısının önüne bir kamyon dolusu gül yaprağı döken yılmaz güney ; yaşı, üstü başı durumu ne olursa olsun sevmek,bağlanmak ve aşık olmak için sadece yanındaki insanın gözlerinin içine,yani kalbinin içine bakan neyzen tevfik oluyor..

    insan sevince sevgili;
    mesleki sıfatlardan nefret eden ve özgürlüğüne kutsal bir sevda gibi bağlanan, ama yinede bütün o görüp hissettiklerini,yazmasa deli olan biri oluyor, sait faik oluyor..

    işte böyle sevgili;
    insan sevince bütün hayatlara aşina oluyor, engelleri yıkıyor. bütün o eşsiz,o unutulmaz jestlere ... insan sevince profesörden "artık konuşmak anlamsız" diyerek inzivaya çekilip bahçivanlık yapıp düşünür ve dil bilimci wittgenstein'ın yalnızlığını ve tutkusunu daha iyi anlıyor..

    insan sevince sevgili;
    bu tek boyutlu hayata meydan okuyor, büyük yaşıyor,kişiliğini tutsak alan engelleri yıkıp geçiyor, iyi kalpli bir yoldaş oluyor .. seni sevdikçe hayatım çoğalıyor ..

  • 0
    +0
    -0

    yine sıradan
    yine hava ıssız
    yine sensiz bir gün daha..
    sen olmadan aydınlanan bu kentin sabahındayım...
    birazdan canlanacak bu şehir..insanlar yollara dökülüp hedefleri için bir adım daha atacak bu sessiz kaldırımlardan..
    bir şehir daha isyan ediyorum ardından.
    isteksiz boş bakan gözlerimden...
    güneş bile doğarken, isteksiz aydınlatıyor yüzümü.
    ..bir öğlen... bir öğlen daha......
    akşamı bekleyen bir sabah..
    geceye kucak açmış sessizliğini bir kez daha paylaşmak isteyen bu kent.

  • 3
    +3
    -0

    sevdiğin müddetçe
    ve sevebildiğin kadar,
    sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe
    ve verebildiğin kadar gençsin.

    nazım hikmet

  • 1
    +1
    -0

    360 derece
    dünyanın nüfusu ikiye bölünüyor.
    yarısı sen oluyorsun, yarısı ben ..
    sonra ikimiz bir bütün oluyoruz.
    kimseye sezdirmeden.

  • 1
    +1
    -0

    (bkz: yılmaz erdoğan sana bakmak)
    her şey yapılabilir
    bir beyaz kağıtla
    uçak örneğin uçurtma mesela
    altına konulabilir
    bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
    sallanan bir masanın
    veya şiir yazılabilir
    süresi ötekilerden kısa
    bir ömür üzerine.

    bir beyaz kağıda
    her şey yazılabilir
    senin dışında
    güzelliğine benzetme bulmak zor
    sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
    her şeyden
    bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
    belki tabiattadır çaresi
    senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
    ve benim
    bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
    anlarım bitkiden filan
    ama anlatamam
    toprağın güneşle konuşmasını
    sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

    sen bana ışık ver yeter
    bende filiz çok
    köklerim içimde gizlidir
    gelen giden açan soran bere budak yok
    bir şiir istersin
    “içinde benzetmeler olan”
    kusura bakma sevgilim
    heybemde sana benzeyecek kadar
    güzel bir şey yok

    uzun bir yoldan gelen
    tedariksiz katıksız bir yolcuyum
    yaralı yarasız sevdalardan geçtim
    koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
    her şeyi anlattım
    olan olmayan acıtan sancıtan
    bilsem ki sana varmak içindi
    bütün mola sancıları
    bütün stabilize arkadaşlıklar
    daha hızlı koşardım
    severadım gelirdim
    gözlerinin mercan maviliğine

    sana bakmak
    suya bakmaktır
    sana bakmak
    bir mucizeyi anlamaktır

    sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
    aşk sorgusunda şahanem
    yalnız kelepçeler sanıktır
    ne yazsam olmuyor
    çünkü bilenler hatırlar
    hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
    bahçıvanlar değil tüccarlardır
    sen öyle göz
    sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
    sen teninde cennet kayganlığı iken
    sana şiir yazmak ahmaklıktır

    bir tek söz kalır
    dişlerimin arasından
    ben sana gülüm derim
    gülün ömrü uzamaya başlar

    verdiğim bütün sözler
    sende kalsın isterim
    ben sana gülüm derim
    gül sana benzediği için ölümsüz
    yazdığım bütün şiirler
    sana başlayan bir kitap için önsöz

    sana bakmak
    bir beyaz kağıda bakmaktır
    her şey olmaya hazır
    sana bakmak
    suya bakmaktır
    gördüğün suretten utanmak
    sana bakmak
    bütün rastlantıları reddedip
    bir mucizeyi anlamaktır
    sana bakmak
    allah’a inanmaktır

  • 0
    +0
    -0

    dünya’nın eksen eğikliği kadar eğilsem sana,
    yine dönmezsin etrafımda bilirim.senin ateşin bana,
    karanlığın bana,
    tutulman o’na.
    bilirim.

  • 1
    +1
    -0

    belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla

    öylesine delice bakmasalardı eğer…

    çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de

    kalp göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer…

    yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin

    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer

  • 0
    +0
    -0

    uzunca zamandır görmeyeli seni
    bir başka kadın bir hoş olmuşsun.
    kollarıma alıpta sarmayalı seni
    beyaz peynir gibiydin kaşar olmuşsun.

    -mükremin yılmaz (kayserili 46 yıldır şiir yazıyor)
    gazete şiirlerinden alıntı.

  • 3
    +3
    -0

    (bkz: anna)
    ....
    gözlerim biraz yorgun. içinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler...

    bekleyişler anna. köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela. nişanlısı askerde kızlar, kızı ölüm orucundaki baba, babası tersanede oğul, oğlu şizofren anne.

    hepsini sayamam gerçi, utançlarım da var. ama geçecek hepsi, geçecek. şifalı gözlerin her şeyi iyi edecek.

    gözlerimin içine bakmaktan korkma anna.

    sen adımını attığın andan itibaren hira dinginliğine dönüşecek ortalık.

    tanrı bizimle de konuşur belki.

  • 2
    +2
    -0

    "yasak bir alfabeyle yazıyorum şiirlerimi.
    anarşist çiçekler kokluyorum.
    devlet sınırlarını ihlal eden kuşlara yardım ve yataklık yapıyorum.
    umudun propagandacısıyım.
    bütün sözcükleri örgütlüyorum.
    artık halkların değil, aşkın şarabın ve sevginin ayaklanması var.
    ilk eylemde sınır dışı oluyorum.
    bana gözlerini yurt eyle.
    mültecin olayım.
    kendi adına bir kimlik çıkart.
    ben biraz da sen olayım…
    üç yasak renk / mehmed uzun

  • 4
    +5
    -1

    şehrime gel sevgili
    yarın çık gel
    bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
    gel ki, bu şehir adımlarınla anlamlansın.
    gel ki, bu şehir nefretim olmaktan çıksın.
    gel ki, nefes alayım.
    gel..
    (bkz: nazım hikmet)

  • 4
    +7
    -3

    güneş dogarken ardından tepelerin anasini sikiyim tum teletabilerin

    2 namık kemal mi - leader jacobs 06 Şubat 2017 01:56
    1 neyzen - krc1 06 Şubat 2017 01:57
    2 olur - leader jacobs 06 Şubat 2017 01:58
    1 duygusal duygusal şiirleri okuyodum oysaki - bilinmeyenkullanici 06 Şubat 2017 02:16
  • 5
    +5
    -0

    büsbütün unuttum seni eminim
    maziye karıştı şimdi yeminim
    kalbimde senin için yok bile kinim
    bence sen de şimdi herkes gibisin

    nazım hikmet

  • 1
    +1
    -0

    ''..dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer
    akşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim toprağı severmişim meğer
    toprağı sevdim diyebilir mi onu bir kez olsun sürmeyen
    ben sürmedim
    Platonik biricik sevdam da buymuş meğer..''

    nazım hikmet - severmişim meğer

  • 1
    +1
    -0

    gezdim halep'i şam'ı
    eyledim ilm-i talep;
    meğer ilim bir hiçmiş,
    illa edep, illa edep !

    yunus emre

  • 4
    +4
    -0

    ne hasta beklerdi sabahı,
    ne taze ölüyü mezar,
    ne de şeytan bir günahı,
    seni beklediğim kadar.
    .
    geçti istemem gelmeni,
    yokluğunda buldum seni,
    bırak vehmimde gölgeni,
    gelme artık neye yarar!

  • 2
    +2
    -0

    ağlamak için gözden yaş mı akmalı ?
    dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı ?
    sevmek için güzele mi bakmalı ?
    çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı ?
    hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır ?
    özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı ?
    hırsızlık; para mal mı çalmaktır ?
    saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı ?
    solması için gülü dalından mı koparmalı ?
    pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı ?
    öldürmek için silah, hançer mi olmalı ?
    saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı ?
    - victor hugo

  • ne kadar yakından ve arada uçurum insanlar evler aramızda duvarlar gibi - ara bul 06 Şubat 2017 12:21
  • 3
    +3
    -0

    desem ki sen benim için,
    hava kadar lazım,
    ekmek kadar mübarek,
    su gibi aziz bir şeysin;
    nimettensin, nimettensin!
    ~cahit sitki taranci