bugüngündem
bugün
/
  1. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Twitter'da Don Quijote karakteri için efsane bir tanım görmüştüm aylar önce ve aklımdan çıkmıyor. Şöyle yazmıştı: Sanki Don Quijote bir gün şöyle bir karar verip çıkıyor yola: “Ben artık kurmaca okumak değil kurmaca olmak istiyorum!” :D Kafamda tirilyon tane kurgu var. Hangisi gerçek, hangisi fantazi, neye ihtiyacım var neyim fazlalık, ne yaşıyorum, ne arzuluyorum, nereden geliyorum, nereye gidiyorum artık bilemiyorum. Boşluk komple. Değer yargılarımı yitirmeme sebep oluyor bu durum. Birçok şey fanteziyse hepsi aynı derecede absürttür. Her şey mümkün ve her şey olasılık dışı! Öyleyse kurmacanın ortasında, değirmenler arasında sürüklenmek kalıyor geriye. Ben artık kimle savaşacağımın anlamını yitirdiği o çizginin de ilerisindeyim. Hoopp! Çizgiyi tam olarak ne zaman geçtiğimi hatırlamaya çalışıyorum. Geriye gittikçe daha da gerideymiş gibi geliyor. Çocukluğun da gerisinde, anne karnında belki de. Burada pedagojik bir ihmal mi var yoksa varoluşsal bir muziplik mi bilmiyorum. Artık önemi de yok zaten. Mizah trajediden köken alır. --- spoiler --- -Yoksa seni rahatsız mı ettim? Sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur Ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek Elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim Elbette gayet rasyoneldir attan atlamak -Freud diye bir şey yoktur. --- spoiler --- --- spoiler --- Abi kafanda kurbağa var Abi kafanda kurup kurup Vuruyosun oğa buğa Yaşlı bi kurbağa var Bin yaşında var Başında sis var kurbağanın Altında sen var Sen bi salondasın, sanıyosun ki okyanustasın ama işte Salondasın, yanında ismet var İsmetler gider ismetler kalır Sen başarırsın ismet sevinir Gerisi eski püskü boktan sandıklarda çürür Sen düşersin ismet kaldırır Oyun biter oyun susar Sonunda kartlar açılır Ne gördüğüm gördüğün gibidir aslında ve de Ne duyduğun Şu an senin olduğun Duymakta --- spoiler --- Keşke bütün bir cihanı rahatsız etseydim. Koltuklarınızın bir ayağını kırmaktan ar edindiğim için kendimi ömrüm boyunca affetmeyeceğim. Beni ayakta dinleyiniz.
  2. 24
    +
    -entiri.verilen_downvote
    umarım kötülenme ya da aşırı bir tepki almam, daha çocuktum çünkü. daha fazla heyecan yaratmamak için programı uzatma girişiminde bulunan sunucular gibi triplere girmeden başlıyorum. bundan 9 - 10 yıl önce, tahmini sekiz dokuz; en fazla on yaşlarındayım. eski oturduğumuz apartmanda herkesin bir kömürlüğü vardı. apartmanın sahibi yaparken her daireye bir kömürlük düşecek şekilde tasarlamıştı. aslında kömürlük de değil, geniş yayvan bir dolaptı ve kullanan komşularımız bakliyatlarını; yaptıkları reçelleri, salça ve envai çeşit sosları; kullanmadıkları eski eşyaları ve hırdavatları bu kömürlük adı verilen dolaplarda muhafaza ederlerdi. annemin yakın arkadaşı da o apartmanda oturuyordu ve daireleri karşılıklıydı. o gün de evde değillerdi, benimle yaşıt oğulları da yoktu doğal olarak. canım sıkıldıkça kendimce saçma sapan oyunlar üretirdim ve en az bir eşya o oyunlardan ölü yahut gazi olarak çıkardı. o günkü kurbanım ise ateşti. parlaklığı ve yaydığı ısı nedeniyle oynuyordum ve yan komşumuzun kömürlüğünün önündeydim. o sırada apartmanın kapısı açılmıştı ve ben elimdeki kibriti korkudan orada bırakıp eve kaçmıştım. bir yandan da kapıya bir sandalye koymuş ve delikten gelen kişiyi gözetliyordum. gelen kişi üst katımızda oturan astsubay abilerdendi. o, yukarı çıktığında gidip hemen örtü atarak ateşi söndürürüm diye düşündüm ama öyle olmadı. birden bire iyice büyüdü ve etrafı yüksek sesle çatırdayan ve şiddeti gitgide büyüyen, dalgalandıkça dalgalanan kızıl dalgalar sardı. bir müddet sonra koku apartmana yayılmaya başladı ve yan komşumuz ne olduğunu anlamak için çıktığında kızıl alevlere bürünmüş ve o tonda aydınlanan kömürlüğü görünce neye uğradığını şaşırmış bir şekilde feryat figan eşini çağırdı. geriye sadece simsiyah küller kalmıştı. o kadar bakliyat, reçeller, soslar; kullanılmayan süs eşyaları, eski hırdavat ve aletlerin hepsi gitmişti. uzunca bir süre yangına neyin sebep olduğu konuşuldu. herkes apartmandan birinin ya da ziyarete gelen birisinin bir sigara yakıp muhtemelen unuttuğunu ve olayın o şekilde çıktığını sandı ama öyle değildi, gerçeği bir ben biliyorum bir de Allah. aşağı yukarı 10-12 yıl geçti ve bu süre boyunca iki kez ev değiştirdik. tabii o yaşadığım anı bende travmatik bir etki bıraktı. ateşten o kadar çok korkuyorum ki evde tek olduğum zaman korkudan ocağı asla açamam. annem ve babam sigarasını yakmamı istediklerinde elim o çakmağa bir türlü gitmez. muhtemelen neden olduğunu hiç anlayamayacaklar. bundan hiç haberin olmayacak ve bu sırrı sadece kendim bileceğim, bir de sözlükteki yazmış olduğum bu yazımı okuyan üyeler. zamanı geri getiremem ama bakliyatların için üzgünüm neşe teyze, alet hırdavatların ve tamir malzemelerin için de cemal amca. bir faydası yok biliyorum ama özür dilerim.
  3. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    sizi olduğunuz gibi kabul edip sevdiğinizi söyleyen insanlar sonra da olduğunuz kişiyi eleştirip sizi yargılıyorlar.
  4. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Dolmuştayım. İt gibi dolandım ve terledim. Bugün fiziksel olarak fazla yorgunum. Sevgili günlük kalp kalp (bkz: alın bu bilgiyi ne yapıyorsanız yapın)
  5. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Öyle güzel yerde staj buldum ki... Inanamıyorum hala. Anlık bir olaydı, bir anlık kararla hocaya suan staj yaptığım yerde kalip kalamayacağımı sordum. Seve seve dedi. Bir anlık kararla yukarıya, hastanın yanına çıktığımda, durumu anlattım. Başka yerleri de görmek istiyorum ama bulmak çok zor dedim. Bi anda dur bakalım dedi, bi doktoru aradi, adam gelsin yarın başlasın dedi. Sporcularla asla çalışmam demiştim ama şansıma son zamanlarda sürekli futbolcularla çalıştım, cok da keyif aldım. Tam da bugun ortopedi falan olabilir ya, oraya yonelebilirim demişim. Çıldırcam. Ya doktoru arayınca birde diyor ki kendi kizim gibi sevdigim bi üniversite öğrencisi var msnsksjsj saatlerdir duygusal, çok ama çok duygusal, bi balonum. Hocaya söyledim, böyle böyle staj buldum dedim. Senin için çok iyi olur, ikinci dönem stajın burada hazır zaten dedi. Mecidiyeköy'den avcilara koşarak gitme isteği... Çık aklımdan çık çık çık. Staj işi olmadı. Beylikduzunden avcilara sürünerek gitke istegi... Çık aklımdan çık çık çık.
  6. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Hırsımdan yaşıyorum resmen ne yapıyorsam hırsımdan bu hırs beni öldürecek
  7. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    ölümlü dünya filminin birçok repliğini ezbere biliyorum.
  8. 11
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Ben birini çok özlüyorum.
  9. 8
    +
    -entiri.verilen_downvote
    bugün nişanlanan bir arkadaşımın fotoğrafına "bayıldım fotoğrafa, mutluluklar" yazdım nezaketen. "darısı başına" yazdı. ulan bi insanın böyle yüzüne vurulur mu evde kaldığı. itirafım ise: fotoğraf güzel değildi. yalan söyledim. bayılmadım yani. yoo ne sinirlenmesi. evet.
  10. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    itiraf ediyorum... yirmi, yirmi bir yaşıma gelene dek çizgi film izlerdim düzenli. şimdi bile izlediğim çizgi filmler var. ponny, barbie, monster high falan :(
  11. 8
    +
    -entiri.verilen_downvote
    son birkaç aydır ertesi gün uyanmak için bi sebep bulamıyorum. en son izlediğim bikaç tv programı vardı artık onlar bile ilgimi çekmiyor. eskiden kahvaltı yapmak için erkenden uyanırdım artık sabahları uyanmak istemiyorum. yemek yemeyi çok severdim birkaç haftadır devam eden mide yanmalarından canım yemek bile istemiyor. hiçbi arkadaşımla telefonda bile görüşmek istemiyorum. kitap okumuyorum eskisi gibi. günde 4 5 film izleyen ben artık film izlemek için kendimi zorluyorum. hayatta bi amacım yok ve bu durum beni endişelendiriyor
  12. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Mutluluktan ağlamak istiyorum. İçim o kadar huzurla dolu ki..
  13. 5
    +
    -entiri.verilen_downvote
    İtirafla alakası yok, yazacak başlık bulamadım. Gergin tartışma ortamlarından nefret ediyorum.
  14. 5
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Senelerdir kimsenin haberi olmadan bu sözlükteydim ve hesap açma gereği duydum nedendir bilinmez. Her yalnız hissettiğimde kendimi burada buluyordum. Fakat asıl sorun şu ki şu an gerçekten yalnızım ve istesem de istemesem de yalnızlığımı giderecek şeyi çok özlüyorum. Ölmeden önce son dileğim bir kez olsun onunla 10 dakikalık sohbet olurdu. Bunu kendime bile itiraf edemezken size ediyorum sevgili sözlük...
  15. 10
    +
    -entiri.verilen_downvote
    bıktım. huzur istiyorum. sakinlik istiyorum. beni anlayan birinin olmasını istiyorum. yok hiçbirinden bir tane bile yok. daralıyorum. bunalıyorum. dayanamıyorum.
  16. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Yalnızlıktan kusucam. Artık çok yoruldum. İşten işe gidiyorum sonra işten eve geliyorum, sonra sabah kalkıyorum bir daha işe gidiyorum yine yine işe gidiyorum....... Kimsem yok, arkadaşlarım yok öyle kaldım.
  17. 8
    +
    -entiri.verilen_downvote
    ben bile kendimi sevemiyorken insanların beni sevmesini bekliyorum
  18. 17
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Kız arkadaşımın beni terk ettiği hafta güzel bir arabam oldu. İşim hazır sayılırdı zaten, sadece birkaç pürüz vardı ama çözülemeyecek gibi değildi. Nitekim çözüldü de. Sınavımdan hemen sonraki gün işimin başına geldim. Haftaya hızlı başladım. Beni az çok tanıyanlar çok yoğun bir iş hayatım olduğunu iyi bilirler. İlk birkaç gün kendimi sadece işe verdim, başarılı da oldum bu konuda. Sonradan düşünceler kafamda daha çok dolaşmaya başladı. İkinci haftaya girdiğimizde ruhum çekilmiş gibiydi sanki. İşten başka bir şey düşünmek istemiyordum ama işten başka her şeyi düşünüyordum. Daha çok çalışmaya başladım, en azından düşünceler aklımı daha fazla çelemez diye düşündüm. Düşündükçe düştüm, düştükçe kalktım. Sürekli düşüp, sürekli kalktım. Kafada bitirme olayını çok iyi yapmamla övünürdüm ama bilmiyorum bu sefer yapmak istemedim galiba. Günde 16 saat çalışmaya başladım. Bu beni fiziksel ve ruhsal olarak çok fazla yıpratmaya başladı. 5 dakika bile yerimde duramadığım günler başladı. Artık sadece araç kullanırken oturuyorum. Sabah kahvaltısı yok, öğle vakti yoğunluktan yiyemiyoruz ve akşamları da aklımıza gelmiyor. Bazı günler yemek yemeyi unutuyoruz, şaka falan değil he. Her gün yoğunluk artıyor, sorumluluklarım artıyor. 3. hafta geldiğinde dalgınlıklarım ve dağınıklıklarım daha da çoğalmaya başladı. Haliyle birçok şeyi sekteye uğratıyor. Dedim ben bunu nasıl çözerim? Çalışarak. Daha çok çalışmaya başladım. 18-19 saatleri gördüm. Bir ya da birkaç iş fazla bitirmeye başladım. Demeyin şimdi bu kadar yüklenmeye ne gerek var, günler çuvala mı girdi? (#3853851) nolu entirimde açıkça belirttim. Daha fazla çalışınca daha az düşünmedim açıkçası. Keşke öyle olsaydı. Bu haftadan sonrası çok kopuk bende. Günde net 21 saat ayaktayım. Bazen uyumadan 2-3 gün geçiriyorum. Yemek düzeni sıfır. Sosyal hayatımdan çok ödün verdim şu aralar. Birkaç güne bir çıktığım şehir dışlarını haftalara yaydım. Yakın arkadaşlarım benden çok uzaktalar, öyle de sancılı bir durum var. Önceki hafta Ankara’da 2 aydır görüşmediğim arkadaşımla bir araya geldik. İki gün birlikteydik, tavırları falan farklıydı. Ben döndükten sonra telefonda, hiç iyi görünmediğimi ve yüzümün gözümün çöktüğünü söyledi. Dedim bu yüzden mi davranışların anormaldi? Yüzüne karşı diyemedim dedi. Bir yandan hayatımı kazanırken, öte yandan da kaybediyorum sanki. Çok çalışıyorum, çok yoruluyorum. Üstümdeki yük çok fazla, sorumluluklarım çok fazla. Artık omuzlarım bu yükleri, bacaklarım da bedenimi taşıyamıyor. Bu kadar çalışmak belki yalan gelecek size ama vallahi çok çalışıyorum. Tam böyle her şey iyi gidiyor, fire vermeden işleri götürüyorum ama bir bakmışsın arkamda kocaman bir açık bırakmışım. Yaparken yıkıyorum arada. Çok göze batmasa da hoş olmuyor. Her gün biraz daha asılıyorum, asıldıkça pürüzler çıkıyor avuçlarımı parçalıyor. Çok dalmaya başladım, özellikle araba kullanırken. Çoğu zaman önümdeki arabanın yavaşladığını ya da durduğunu fark edemiyorum araba uyarı vermese. Ellerim çok titriyor şu aralar. Yorgunluktan diksiyonum bile bozulmaya başladı, konuşamıyorum ki ben çok iyi konuşan bir insanım. Basit kelimelerde dahi dilim dönmüyor artık. Kekeliyorum, söyleyeceğim şeyi söyleyemiyorum. Ayaklarım sürekli uyuşuyor, başım ağrıyor, bazen merdiven çıkamıyorum. Durup birkaç saat dinlenmek bizim için lükse kaçıyor. Çarkların bir şekilde dönmesi lazım, bunun için de çok çalışmam lazım. Ben çok yoruldum. Yorgunum ve ağrılar...
  19. 0
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Herkeslerden gizli gizli Arapça arabesk şarkılar dinliyorum
  20. 5
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Sağlığını her şeyden üstte tutan insanlara çok özeniyorum. Sağlığım her bozulduğunda kendime kızmakla kalıyorum. Bir daha kendime böyle kötü davranmayacağım, diye. Ama sonum hep aynı. İlk vazgeçtiğim yine ben oluyorum. Hasta olunca da yine sadece kendime kızıyorum. Sorumlusu benim çünkü. İşte bu yüzden keşke diyorum hep. Keşke ben de kendi sağlığıma bu kadar kıymet versem de sonunda üzülen yine ben olmasam
  21. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    o bağı hala asla bulamıyorum. hayatımın en güzel zamanlarıydı çok özlüyorum ama imkansız.
  22. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Hem her şeyi yapmak isteyip, hem de hiçbir şey yapmak istemiyorum.
  23. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Uzaktan hayran olduğunuz biriyle sakın tanışmayın, ya eliniz boş kalır ya kalbiniz demiş ya birisi. Gerçekten öyle , ben o boşluğu dolduramıyorum şimdi.Ne elim doluyor ne de kalbim.Aynı kişi bile dolduramıyor. Uzaktan hayranlık pişmanlıktır
  24. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Büyük bir kısır döngünün içerisindeyim. Çok şey yapabilecekken, ne önemi var ki diyerek kenarda bekletiyordum herşeyi. En çok da kendimi. Aslında herşeyin farkındayım, ancak harekete geçemeyecek kadar bıkkın hissediyorum. Şu genç yaşımda ne bu bıkkınlık diyorum, bak işine hayatını yaşa diyorum. Fakat olmuyor. Aptal rolü yapıyorum, bir şey bilmiyormuş gibi davranıyorum. Çoğu şeyi görmezden geliyorum. Kimse bana dokunmasın diye. Bu yüzden insanlar düşünemediğimi sanıyor, sırf düşünemediğimi sandıkları için bana bağırıp çağrıyorlar. Oysaki onlarında düşünemediğimi sandığı, bu yüzden kızdığı olayları düşünüyorum da, farkındayım da. Ancak yapmıyorum işte, harekete geçmiyorum. Aptalmışım, düşünemiyormuşum gibi davranıp devam ediyor ve bana kızışlarını uzun uzun boş bakışlarla dinliyorum. Neden yapıyorum bunu? Uzun zaman önce çok uğraştım, hep bir adım öne geçtim de ne oldu? İnsanların gözünde kendimi yücelttim, zekamı kanıtladım da noldu? Herşeyi gördüm ve harekete geçtim, olayları lehime çevirip elde edeceğim pozitif sonuçların peşine düşüp çıkarımı sakındım da ne oldu? İnsanların kafalarının içlerine girdim, nasıl düşündüklerini çözdüm ve onların doğruları benim de doğrummuş gibi rol yaptım, güvenlerini kazandım ve bu güvenlerden gelecek çıkarımın hesaplarında boğuldum. Tamam da ne oldu? Hiç bir şey olmadı. Kendime öz saygımı kaybettikçe, hesaplarda boğuldukça bir gün salağa yattım, aptal akılsız rollerine büründüm ve o salak uykudan kendimi kaldırmak istemiyorum. Akıl edebildiklerimi hatta edebileceklerimi bilseler insanlar benden korkup kaçacaktır aslında çünkü hiç masum olmadığımı ve içimdeki çıkarcı şeytanın nasıl biri olduğunu çok iyi biliyorum. Aklımın ve zekamın benim çıkarıma çalıştığında nasıl bir şeytan olduğunu biliyorum. Bencilliğimi, yalan söyleme kapasitemi, hırsımı, acımasızlığımı ve kalpsizliğimi iyi tanıyorum. Zekamı kullanan içsel şeytanımın kim olduğunu biliyorum. Ve ondan korkmaya başladığım gün aklımı ve zekamı nasıl dış dünyaya kapattığımı da biliyorum. O salak uykuya bilerek yattım. Şeytanımdan kaçtım. Benim bu kaçışım insanların gözünde beni değersizleştirdi. Şeytanımın inşaa ettiği bütün o çıkarları ve bencillikleri, egoları yıktım. Şimdi beş para etmez kişiliksizlerin ne kadar salak olduğumu anlattıkları bağırış çağırışları dinliyorum. Oysaki bağıracakları onca şeyi önceden tahmin ettim, yine de bağırmalarına izin veriyorum. Beni ezmelerine ve değersiz görmelerine. Şeytanımın yaratacağı sahte değeri istemiyorum diyordum. Fakat bugün ağlayarak şeytanıma koşmak zorunda kaldım. Uzun zaman önce pençelerinden zorla kurtulduğum şeytanıma bugün sığındım ve beni sarmalaması için ondan özür diledim. Tekrar pençelerine alacağı benliğimi ve uyandıracağı aklımı avuçlarının arasına bırakmak üzereyim. Yalan söylerken insanlar asla yalan söylediğimi anlayamazdı bu yüzden ne kadar dürüst olduğuma şaşırıp bana hayran kalırdı, inanır ve güvenirdi. Ne zaman yalan söylemeyi bıraktım işte o gün gerçek yalancı ilan edildim. Yalan söylemezken yalancı olduğumu iddia eden bu insanlar arasında çok bile yattım salağa. İyi uyudum. Dürüstlüğü hak etmeyen onca aptalın arasında tekrar bir yalancı olarak uyanacağım. Dürüst bir yalancı. Şimdi ne kadar istemesemde o şeytana tekrar sığınacak ve derin uykumdan kendimi kaldıracağım. Bunu kendim için değil insanlar başından beri şeytanımı hak ettiği için yapacağım. Artık kendim olarak sıkıldım ve yeterince hakarete uğradım. Biraz da şeytanım uğraşsın.
  25. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    neredeyse kimseyle iyi anlaşamıyorum, bu kötü bir şey
/