Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("asosyal itiraf") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 0
    +1
    -1

    sigarayı bıraktığında insan ne kadar sinirli oluyorsa şu an ben de o eli ayarsız sakarla ayrıldığımdan ötürü bi o kadar sinirliyim. meret sigara gibi işledi içime.

    her zaman söyleyecek çok şeyim olurdu bu sefer yok. fazla naz aşık usandırırmış. ne zaman ki karar verir ve evet der, mutlu olabilmek için elini taşın altına koymaya götü yerse o zaman ben de tekrar bir şeyler düşünürüm. kaderini çizerken araya beni sıkıştıramıyorsa zaten vakit harcamaya lüzum yok. mutluluk dünyaya ait bir zaferdir. zafer de korkakların değil cesurlarındır.

  • 3
    +3
    -0

    geçenlerde bir kızla tanıştım. benim tüm gizemli yanlarımı isteyerek çözümleyebildi çok kısa sürede. kendimi ne zaman yalnız hissetsem, sanki bunu hissediyormuş gibi mesaj attı, aradı ya da yanıma geldi. sesinde anlamlandıramadığım bir huzur var. sesi o kadar huzur veriyor ki o konuştuğu zamanlarda '' sesin çok güzel'' demekten kendimi alıkoyamıyorum. ara sıra kendimden kaçıyorum. kendimden kaçtıkça çevremden de kaçıyorum. onu yalnız bırakabilecek kadar kör olabiliyorum bazen. ama yine de her seferinde beni affediyor ve kızmıyor. oysa ben hayatımın geri kalanında; yaptığım doğru-yanlış davranışlarıma kızan insanlar tanıdım. çok değişik biri. gözlerindeki kahvenin tonu o kadar güzel ki; baktıkça gözlerimi alamıyorum. sanki bir karadelik beni içine doğru çekiyor. bazen kendime hakim olamıyorum, bildiğiniz yürüyorum falan. ama 'içten içe diyorumki salak mısın emekli? bu kaybetmek istemeyeceğin türden bir insan.' mesela en sevdiği renk siyah. sanki benim sırlarımın karanlığını seviyor gibi. karakteri; benim karanlık yanlarımı kimselere göstermeden benim için aydınlatıyor gibi. ve insan 20 yaşında böyle birine rastladığı için; tüm geçmişini göz ardı ederek mutlu olabiliyor. çünkü ne yaparsa yapsın; 'koşabileceği bir kapısı, doyasıya bakabileceği bir çift göz ve huzur veren bir ses' onu hep affedecek bir vicdana sahip.

  • 8
    +9
    -1

    bu başlığa girilen uzun entrylerinin hemen hemen üç tanesini okumuşumdur.
    gerisini üşengeçliğimden emeğe saygı diye artılayıp geçiyorum.

  • 10
    +11
    -1

    çok kırgınım bu gecede. aklımdan fikrimden geçen yok denecek kadar az. özledim desem, kendine bile güvenmeyen geçmiş bitmiş olduğunu düşündüğüm bi kadın var. kendi içinde yalanlarından daha fazla yalan doğuran. kendi bencilliğini hakaretleriyle kapatmaya çalışan. fikrini bile kendi oluşturamayan başkalarından çalan. peki vicdanen sahiden insan mıydı o ? yoksa neyse...

    ha aslında sorun bu da değil. tamamen kendi sağlığımla alakalı. ister istemez buralarada gidiyor aklım bunları da düşünüyorum. nasıl çıkacağız bilmiyorum.

  • 4
    +8
    -4

    madem uzun entryler artılanıyor, ben de yazayım bir tane. eğer okumak istemiyorsanız sol tarafta gördüğünüz yukarı bakan ok işaretiyle artılayabilir, alt tarafta gördüğünüz abone ol yazısına tıklayarak abpne olabilirsiniz. hepinize teşekkürler arkadaşlar. bir sonraki entryde görüşmek üzere hoşçakalın! madem uzun entryler artılanıyor, ben de yazayım bir tane. eğer okumak istemiyorsanız sol tarafta gördüğünüz yukarı bakan ok işaretiyle artılayabilir, alt tarafta gördüğünüz abone ol yazısına tıklayarak abpne olabilirsiniz. hepinize teşekkürler arkadaşlar. bir sonraki entryde görüşmek üzere hoşçakalın! madem uzun entryler artılanıyor, ben de yazayım bir tane. eğer okumak istemiyorsanız sol tarafta gördüğünüz yukarı bakan ok işaretiyle artılayabilir, alt tarafta gördüğünüz abone ol yazısına tıklayarak abpne olabilirsiniz. hepinize teşekkürler arkadaşlar. bir sonraki entryde görüşmek üzere. evet, işte benim hayat hikayem de bu. belki sizinki kadar mutlu bir hayatım olmadı ama her zaman beni güldüren birileri oldu yanımda. her zorluğu gerek kendi başıma gerekse yakınlarımın yardımıyla atlatabildim. emeğime saygı gösterip buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim...

    1 ahahaha amk güldüm. +1 - shevchenko 02 Haziran 2016 00:42
    :)) madem kopyalayacaktın bari ilk seferde doğru yazsaydın be azizim abpne ettin bizi :)) - muhalif 02 Haziran 2016 03:54
    2 yok yok bi sonrakini yapma böyle tek özel kalsın. :)) - muhalif 02 Haziran 2016 04:43
  • 5
    +6
    -1

    ulan bu yaz sıcağında nezle oldum ama bak nezle olduğuma seviniyorum niye mi sevdiğim kızda nezle olmus en azından aynı şeyleri yaşıyoz.. kafayı yedim yaa.. hep bu finaller

  • 5
    +6
    -1

    acıyı asla unutamıyorum sözlük. bazen buram buram acı dökesim geliyor gözlerimden. sonra "değmez" diyesim geliyor. diyemiyorum. bu kadar erken vazgeçip kaçmak herşeyden, çok acı. iril iril akarken göz yaşı, yanımda olmaması beni daha çok üzüyor. ağlamıyorum.

    bazen bu kadar imkanım varken neden intihar etmediğimi düşünüyorum.

  • 1
    +2
    -1

    insanlarla uğraşmaktan, onlara laf anlatmaktan bıktım usandım artık. etrafımdakilerden laf anlatmasını bekliyorum. duvara konuşmak daha güzel.

  • 2
    +3
    -1

    sevdiğim çocuk şuan arka sokakların kaçırdığı bölümünü izliyor :/ allahımmmm ne günah işledim yarabbim

    ya öyle deme kafayı yedim hüsnü nedir abi bu saatte sen yapma bari - ferrarisinisatanbilge 02 Haziran 2016 02:03
    1 ne tarafa doğru ölüyorduk - ferrarisinisatanbilge 02 Haziran 2016 02:11
  • 85
    +86
    -1

    gece gece aklıma takıldı uyuyamadım. bunu yazıp yazmamak konusunda tereddütlüydüm çünkü en yakın arkadaşımdan bile sakladığım gerçektir bu sadece kız kardeşim ve ben bide annem bilir ne kadar umrundaysa. fakat nasıl olsa anonimiz.

    ablamla aramızda 1 yaş var neredeyse ikiz sayılırız birbirimize çok benzeriz falan filan. biz küçükken annem bizi terk etmiş o zamanlar ben 1 ablam 2 yaşında. çok bilmiyorum o zamanları işte babaannemlerin anlattıkları kadarıyla. 2 sene falan babaannem annelik yapmış bize. boşanmaya çalışmışlar bizimkiler olmamış bir şekilde barışmışlar. sonra annem 2 sene sonra geri dönmüş. o zamanları hayal meyal hatırlıyorum. babaanneme anne dediğimi anneme yenge dediğimi biliyorum. annem geldi gelmesine ama bize ne kadar annelik yaptı orasını anlatıcam. annem geldi işte bir süre sonra alışmaya başladık dediler işte bu sizin anneniz. biz çocuğuz ne de olsa büyükler ne derse o. ama anne dediğimiz insan bize bir gün olsun iyi davrandığını hatırlamam. çocukluğum tamamen travma halinde geçti. küçükken çok dayak yedik anlamazdık sadece dayak yerdik. küçüklük falan tamam eyvallah da asıl sıkıntı olan zamanlar okula başladığımızda bazı şeyleri gördüğümüzde başladı. mesela bizim evimiz okula yaklaşık 3 4 km uzaklıktaydı bir gün olsun okula bir ebeveynimiz eşliğinde gitmedik. bu oldukça basit bir şey. bu olsundu çocuktuk bir şekilde gidip geldik bir şey de başımıza gelmedi çok şükür. ama asıl unutamadığım şeyler mesela bir gün kız kardeşim yaramazlık yaptı 8 9 yaşlarındayız aklımdan o sahne hiç gitmez. gözümün önünde kapının köşesine annem tarafından sıkıştırılmış kız kardeşim karnına bir tekme yedi hiç unutmuyorum ve o insan acılar içinde kıvranan ufacık çocuğa maymun suratlı dedi ve gitti. ben öylece bakakaldım. birkaç saniye sonra yere çöktü içinden ağlamaya başladı ben de yanına oturup ağladım. öylece neredeyse 1 saat boyunca birlikte ağladık. mesela ben bir kış günü yaramazlık yaptığımda hasta halimle evimizin sobalı odasından annem tarafından kovuldum. saatlerce soğukta başka bir odada için için ağladım. küçüğüz ya biz hani böyle şeyler o zamanlar umurunda olmuyor insanın ne olursa olsun sever insan annesini. bazen iyi olduğu iyi dediğim bizi dövmediği zamanlar olurdu. o zamanlarda giderdim anneme sarılmaya çalışırdım annemi öpmek isterdim 1 kere olsun izin vermezdi. o zaten bunları yapmazdı da. komşumuz gelirdi mesela benden 3 yaş küçük oğluyla birlikte bize misafirliğe görürdüm ne kadar iyi olduklarını birbirlerine sarıldıklarını. öperdi annesini. öyle kıskanırdım ki.. bir keresinde o çocuğu yolsa annesiyle görmüştüm annesi diyordu sen büyüyüp koluma gireceksin benim diyordu beraber yürüyeceğiz dans edeceğiz seninle diyordu. bunu duyduğumda ilk işim annemle beraber bir yere giderken o kaldırımın aşağısından yürüdüğünde onun koluna girmek olmuştu. yine itti beni. neyse biraz daha büyüdük biz. 11 12 yaşlarımıza geldik. annem hiç çalışmadı biz liseyi bitirene kadar. ama evde iş yapardı. belki bilen vardır evde bone paketlerdi. kıl gibi bişey. bu işi yapmaya başladığındda merak ederdik bizde nasıl yapılıyo falan diye sonra bizde öğrendik. okuldan eve geldiğimizde bize bu işi yaptırırdı zorla. mesela arkadaşlarım kapımıza gelirlerdi çalarlardı işte yazmaz evde mi diye sorarlardı iş yaparken bi yandan dinlerdim uyuyo ya da işi var onun gelemez derdi annem. ben zaten kapıya bakamazdım arkadaşlarım varsa kapının diğer ucunda. bize koşul koyardı akşama kadar 10 liralık iş yaparsan çıkabilirsin diye. bizimde hiç sesimiz çıkmazdı yapardık. biliyorduk çünkü en ufak bi başkaldırı dayak demekti. mesela arkadaşlarıyla güne giderdi biz evde tek kalırdık kardeşimle bize şu kadar iş yapıcaksınız ben gelene kadar derdi. yapardık biz. biz susardık. sustuk biz hep. akşam babamıza söyleyemedik mesela annemiz bunu yapıyo bize diye. çünkü babam geldiğinde melek olurdu bir anda. sindirilmiş bir insansam ben şu hayatımda hala bu sadece annemin yüzündendir.

    şu anda 19 yaşındayım bir kez olsun anneme sarılmadım doya doya öpmedim onu. öyle kokusunu içime çekerek öpemedim. şimdilerde gücü yetmiyo artık bizi dövmeye. hatta bizi sevmeye başladı herhalde. bazen gelip sarılmak istiyo bu sefer ben onu ittiriyorum. napayım alışık değilim. soruyo neden böyle yapıyosun oğlum diye cevap vermiyorum. çünkü konuşsam ne o kalkabilecek bunun altından ne de ben.

    şimdi ne mi oluyo? şimdi gördüğüm en ufak şefkat kırıntısının peşinden koşuyorum. en ufak ilgi gösteren bir insanı baş tacı ediyorum. ne kadar tanımasamda ne kadar yabancı olsa da bana biraz şefkat gösterdiyse sonuna kadar güveniyorum ona. sonuçta yine ben kırılıyorum. ama olsun onların bir suçu yok ki. bir tek suçlu var onu da asla affedemiyorum

    10 :/ ah be.. :.(( - muhalif 02 Haziran 2016 04:00
    13 kardeşim içimizi burktun ama unutma bu yaşadıkların da hayatta seni daha güçlü yapacaktır. malesef çok erken yaşta acımasızlıkla karşılaşmışsın ama artık seni hiç bir şey kolay kolay yıkamaz. evlatlarına kimsede olmayan bir ilgi gösterirsin. yazdıklarınla seni çok güçlü gördüm. seni tanımıyor olsam da nedendir bilmem gurur duydum. ve unutmadan bu hayatta herkes yanlızdır, sana erken göstermişler takma ne olur. - devriksekiz 02 Haziran 2016 16:42
    11 tanımadığım en güçlü insanlardan biri olmalısın. - miyo 07 Haziran 2016 01:04
  • 4
    +4
    -0

    kendimi affedemiyorum arkadaşlar belki ileri de karım olacak kişiye gitme diyemedim 1 gün önce ayrılıp diğer gün eskisehire gideceğini öğreniyorsun ama gidip yanına gitme diyemiyorsun gözleri seni arıyor ama ben mal gibi saklanıyorum bi duvara yaslanmış ağlıyorum bi gün sonra ulaşmaya çalışıyorsun ama telefon numarasını değiştirmiş facesini twitterini kapatmış buluyorsun.
    sonra aradan 1 hafta geçiyor onun için bıraktığın sigaraya başlıyorsun evden çıkmıyorsun sadece mal mal oturuyorsun onun en yakın arkadaşı bi mektup getiriyor ve o an sadece ölmeyi istiyor insan ilişkimizin 1. yılında yazmış ayrılırsak felan diye ve son cümlesi şuydu 'senin gibi birini sevdiğim icin pisman değilim ve eğer ayrılırsak veya bana bişey olursa senden tek bir ricam var daima gül çünkü sana gülmek yakışıyor.seni seviyorum.' diye bitirmişti o an gözlerim doldu ve hiç ağlamadığım kadar ağladım.
    suan 3 yıl oldu ayrılalı ve hala da ağlıyorum ama içimden keşke gitseydim yanına gitme deseydim ama gülmek zorundayım bana son sözü buydu.

  • 0
    +3
    -3

    akşama doğru erkek berberine gidip saçımı kazıttırabilirim. fotoğrafı da sitede yarım saatliğine paylaşabilirim. kesin değil ama bakın. ay heyecanlandım ya.

    not:bu bir depresyon hareketidir.

    edit:niye eksiliyorsunuz,cenk abi yakışır dedi :(

    kıyamadım :) - uzayli zekiye 09 Haziran 2016 15:13
  • 1
    +1
    -0

    yaklaşık yarım saat önce sınavdan çıkıp eve doğru giderken, 50-55 yaşlarında bir teyze gördüm. market arabasına büyüklü küçüklü su siselerini doldurmuş zorlanarak götürüyordu. önünden bir geçtim yandan baktı, az daha ilerledim. kendi kendime ''ulan iyilik yapmaya niye çekiniyorsun git yardim et" dedim. gittim dedim "allah razı olsun" falan dedi. başladık götürmeye 'nerelisin' derken arap olduğunu ırak'tan geldiklerini öğrendim. 'sular biraz fazla değil mi' dedim hay demez olsaydım. meğersem evlerinde 4 gündür su yokmuş. bu da yetmedi "abi ne is yapıyor" dedim, durdu savaşta öldü dedi. geliniyle beraber yaşıyorlarmış. damadı da savaşta ayağını kaybetmiş, toplam 10 kişi ufacık bir evdeler be sözlük. eve varıncaya kadar arapça, türkçe bana bakarak bir sürü iyi şey dedi. en sonda da şiseleri evine kadar bıraktım gittim. ardından da hemen bir sigara yaktım, "ulan dedim bizde derdimiz var, zannederiz ne hayatlar var be" dedim.

    özetle: bu dünyada iyilik yapmaya bile çekinir olduk, dert gerçekten çük* gibiymiş herkes en büyüğünü kendinde zannedermiş.

  • 2
    +3
    -1

    çok enteresan bir ruh halim var bu aralar. birçok şey yapasım var ama aynı zamanda hiçbir şey yapasım da yok. hem mutluyum, hem mutsuz. herhangi bir şeye gülmekten karnıma ağrılar da girebiliyor, aradan 5 dakika geçmeden dibe de vurabiliyorum. güzel şeylerin olacağına dair hem umut doluyum hem de bir o kadar ümitsiz. yaşadığım bu ikilemlerin sayısı o kadar çok ki..
    kısaca kendimi karadeniz gibi hissediyorum, ya da bir nazım hikmet şiiri gibi..

    ...
    ağzımda sönük bir cigara gibi tembel bir türkü
    sabahtan akşama kadar sırt üstü yatıyorum ertesi gün
    ve beni çileden çıkarıyor büsbütün
    kendime karşı duyduğum nefret ve merhamet
    çekilmez bir adam oldum yine
    uykusuz, aksi, lanet
    ...

  • 1
    +1
    -0

    yoruldum be sözlük, içimdeki üzüntüleri dışarı vuramamaktan yoruldum, hep yüzümü gülen yüz maskesi gibi yapmaktan yoruldum, üzüntülerimi birisine anlatamamaktan yoruldum, yoruldum be sözlük

  • 4
    +5
    -1

    bugün çok fena boku yediğimi anladım. bugün hiç olmamam gereken, beni çok üzen, çok ağlatan adama aşık olduğumu kendime itiraf ettim. hep inkar etmiştim soranlara. kendimi bile kandırmıştım. ama bugün bıraktım kendimi kandırmayı. bugün bi'baktım ki onu izliyormuşum. dalıp gitmişim. kendime geldiğimde onu seyre daldığımı anladım ve dedim ki "bende durumlar fena"

  • 2
    +2
    -0

    sevmediğim insanlar mutlu olunca sinir oluyorum. zaten çevremde öyle çok fazla sevmediğim insan yok, bir elin parmağını da geçmez ama gidin az ötede mutlu olun ya.

  • 3
    +3
    -0

    kendimi hep yalnız hissetmişimdir, biraz da özgüveni düşük bir insanım. aslında baya düşük. twitter'dan asosyal sözlük'ün paylaşımlarını okurdum hep. çok imrenirdim, bir iki kez ben de kaydolucam dedim, vazgeçtim. çok zaman sonra bir gün cesaret edip kaydoldum. iyi ki de olmuşum. içimi dökebildiğim bir yer oldu yıllar sonra. julien hoşgeldin dedi bana hemen, yeşili seven baltalı hatun doğum günümü unutmamak üzere söz verdi, kornerden gol yiyen kaleci yıllardan beri arkadaşım olan insanlardan daha samimi geldi bana. bana nefes alma alanı sağladı bu site.

    1 burada kendini yalnız hissedemeyeceğin kadar biz varız, meraklanma :) - rivatra 03 Haziran 2016 01:16
    :) - rivatra 03 Haziran 2016 17:20
    hoşbulduk, bunu bilmek iyi hissettirdi. :) - palmiyedekikarga 05 Haziran 2016 00:00
  • 3
    +3
    -0

    gece vakti bir müzik açarsın, bilgisayar başındasındır. bir yandan salak sosyal medyanın içinde gezinip durursun, bir yandan ağzında sigaran vardır. saate bakarsın, bir ara saate bakarsın ve yarın işin olmadığını hatırlarsın. kimse ile buluşmayacağını da. telefonuna bakarsın şarj %10 dur, takmaya tenezzül bile etmezsin. müzik istemediğin yöne doğru gitmeye başlar, ufak ufak geçmişten uktelerle devam eder ve bir özlem başlar içinde. bir sigara daha sararsın, sosyal medyadan biraz uzaklaşır boş boş bakmaya başlarsın ekrana. aklına gelir, yanında istersin bir insanı en masum halinle. bilirsin o insanın yanında olmayacağını, konuşmaya bile cesaret edemedin ki salak diye fırça atarsın kendine.
    işte böyle bir gece yaşıyorum

  • 4
    +4
    -0

    dışardan çok renkli bi hayatım var gibi gözüküyo. nedeni de tiyatro hayatım nedeniyle iyi rol yapmam. gel gör ki aslında hiçbir şeyim yok. yalnızım etrafımda ki insanlar hep kolpa hiç samimi dostum yok nerdeyse. bi yurttan arkadaşlarım var onu anca yurtta kalanlar bilir her gece yan yana yattığın adamla her türlü samimi oluyosun. ailemle pek bi muhabbetim yok. bi kuzenim var kardeş olarak gördüğüm. yani dıştan ne kadar renkli gibi görünsemde için karıncalı bi görüntü var.

    1 gel sarılalım bro - wquxe 03 Haziran 2016 09:36
    kardo o bile bi süre sonra hiçbir şey ifade etmiyo ama gel sarılalım yine. - iyi kafa siker haa 03 Haziran 2016 09:38
    1 herşey iyi rol yapmaktan kardeşim hayat bizi buna sürüklüyo - iyi kafa siker haa 03 Haziran 2016 11:03
  • 1
    +1
    -0

    duygularımın ebesi bellendi arkadaşlar.
    sene 2015 geçen sene bu zamanlar; ben yapamıyorum denilerek terk edildim. tabi bizi bilirsiniz hep bi umut içimizde salak salak bi adım beklemeler falan hani o bi geri dönücem desin bunu duysak yardırırız yani. daha iki gün olmuş ayrılalı ben de salak gibi belki konuşup düzeltiriz bi şeyleri diye onun gideceği partiye gittim. hani düzeltmesek de düşman da değiliz insan gibi konuşup ayrıldık ama bundan sonra bi ilişkin olursa benden uzak olun demeye gittim aslında. tek düşüncem kalbimin acımamasıydı. özetleyecek olursam partide oturduğum koltuktan bi süreliğine kalktım geri döndüğümde ise eski sevgilim bi kızla benim oturduğum koltukta sarmaş dolaş. o an beni alın balkondan aşağı atın daha az canım acırdı. o can acısıyla bütün parti boyunca dans ettim gülümsedim. eve döndüğümde ise ağlayamıyodum. üç ay boyunca her allahın günü karşıma çıktılar ben kendimi çekmedim onlar da çekmedi ki böyle bi şeref yoksunluğu işte. derken aylar ayları kovaladı sekiz ay geçti bunun üstünden. bir allahın kuluna daha güvenemedim lan. bencil pislik birisi oldum çıktım yeri geldi kendimden nefret ettim. gelip omzumda ağlayan insanın sevgisini görmezden geldim ki ben birisinin sevgisini hissettiğimde bile mutluluktan ağlayacak kadar duygusal bi insandım. yok ne hale geldim. derken yaklaşık sekiz ay sonr birisi çıktı karşıma. diyorum ya güven denen duygunun g'sini barındırmıyodum bünyemde. yine tuttu bi salaklığım bana yeter ki güven elimden geleni yapıcam dedi tuttum lan o elden. tuttum, tuttuğuma da şükrettim aylar boyunca. bi gün yanındayım, ona bi sürpriz yapıp yaşadığı şehre gittim. uyumamız gerek artık saat sabahın 4 ü. ben seni bırakmam ki hiç dedi boynunu öptüm. kirpik diplerine kadar sevdim o gece. tenine dokunduğum her saniye kalbim ağzımda attı. soluna yatıp kalp atışlarını dinledim bunlar hep senin için atıcak dedi. ya inanır mısınız bu bi rüya mı şuan yanımdasın beraberiz ben heyecandan uyuyamam ki bi rüyada mıyız dedi. bunu söylemek bile içimi yakıyo kı bu sözlere inanacak kadar salak olmaktan pişmanım. kendimi mutluluğun nirvanasında hissederken aslında en dipte olduğumu gördüm. zaman her şeyi boka sarıyor arkadaşlar. bunları söyleyen bir insanın artık olmuyor diyerek sizi bırakması, bırakmasını geçtim beni sen olgunlaştırdın ilişki neymiş öğrendim bundan sonra tövbe diyecek kadar pişman olduğunu söylemesi mi can yakar ? yoksa, benim bi kere canım yandı bir de sen yakma başkasını seveceksen de gözümün önünde yapma dedikten bir hafta sonra sizin adaşınız olan biriyle ''sevgi'' diye nitelendirdikleri fakat mide bulandıran duygulara şahit olmak mı can yakar. ''velhasıl kelam'' , ki onun sık kullandığı bi sözdür, bundan sonra sevgi denen hissin s' sine inanmam arkadaşlar, duygularımın ebesi bellendi diye boşuna demiyorum, iyi günler