Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("asosyal itiraf") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 1
    +1
    -0

    nefret ettiğim şeyleri yapmak istiyorum, kötü olan şeyleri. beni etkileyen, üzen, bi başıma bırakıp çekip giden insaları tekrar kazanıp aynı şeyleri onlara yapmak istiyorum, canlarını yakmak ve bundan zevk almak istiyorum deli gibi onlarla oynamak istiyorum bu kötü birşey farkındayım ki ben böyle şeyleri isteyecek biri değilim ama artık bunu istiyorum can yakmak istiyorum yakmak istiyorum bi değişik şeyler istemeye başladım ben ya

  • 4
    +4
    -0

    biraz boş yapmak istiyorum.

    --- spoiler ---

    ben bir şey yapana kadar kimsenin bir şey yapmayacağını idrak ettiğim gün harekete geçtim. nasiple kavgaya tutuştum. yetinmedim, nasibe hükmettim.

    oyunu kurmam gerekiyordu.
    oyuncuları buna dahil etmem gerekiyordu.
    ilahi adalet buna gebeydi.
    ben yapmazsam kim yapacaktı?

    + kime karşı?

    - o mahluk sürüsü ki aç köpeklerden daha vahşi ve gözü dönmüşlerden oluşmakta. o hain yuvası ki her birinin mezarına tükürmek gerek tüm yetimlerin yüzü suyu hürmetine.

    .

    (kimsenin olup bitenden haberi olmamalı. kimse olay yerini görmemeli. ben hariç hiç kimse onlarla benim aramdaki ilişiği bilmemeli.)

    bu işin sonu onlara ve anlara bağlıydı. benim tek yapmam gereken onlara sunduğum en iyi ihtimali bile onlara dar etmekti. bunu yapacak iradeyi keşfettiğim gün onlar için her şey bitmeye başladı.

    .

    koyu bir gençlik geçiriyorum. çocukluğum gibi. onlar hayatı yaşadı, ben hayatı gözlemledim. ve şunu fark ettim kardeşim; miras aldığım bu hasarı yok etmenin en iyi yolu gözümün önündeydi, onlardı.

    (sakın beni kendinizle kıyaslamayın! çünkü ben... ben kötü adam olursam en iyi kötü adam olurum. ben sizler gibi yaptığım işi elime yüzüme bulaştırmam. ben o namertlik gömleğini üzerime giyersem cehennemde sizden bile daha derinlerde kendime yer bulurum.)

    bir şeylerin tecelli etmesi gerekiyordu. yapmak istediğim her şeyi onların ruhunda hissetmesini sağlamalıydım, illegal hiçbir şey yapmadan. ayıba ya da günaha bulaşmadan. iyi bir hesaplama ve bizatihi akış.. bunlar her şeyi halletmeliydi. onların birbirini yemesini sağlamam gerekiyordu. cebir şimdi değilse ne zaman işe yarayacaktı?

    -ilahi adalet bazen böyle romantik olabilmeli!-

    .

    keşke onlar kadar cani olabilseydim. onlar kadar zalim, onlar kadar gaddar.

    onlarla işim bittiğinde aynaya baktıklarında görecekleri şey karşısında dehşete düşüp delirmelerini isterdim. akabinde kendilerini diri diri toprağa gömmelerini. tıpkı daha önce o masumlara yaptıkları gibi.

    o yumurtayı kırması gereken siz değil, içindeki civcivdi.

    .

    intiharların arttığı bir dünyada sevgili dostum, cinayet işlemek eski zamanlara nispeten daha kolay olmalı. fakat biz zoru seçmeliyiz.

    --- spoiler ---

    - link

    1 "gök kubbeyi sarsar mazlum feryadım. elbette bir gün güler bize seneler..." - louis froziel 05 Aralık 2019 00:52
  • 4
    +5
    -1

    i̇çimde görmekten tiksindiğim, susturmakta zorlandığım elimde olmadan zaman zaman büyüyüp duran kocaman bir narsist gizliyorum.
    i̇nsanın kendiyle kavgası tam burada başlıyor. kişilik bölünmesi de denilebilir buna.
    kendini beğenmekle kendinden memnun olmamak arasında sıkışıp kalıyorsun.

    az önce hiç beklemediğim bir anda, hiç beklemediğim bir şekilde iltifat aldım.
    o an anladım ki çok ihtiyacım varmış buna. i̇ltifat duymaya ihtiyacımın olması canımı sıktı.

    birileri tarafından onaylanmak, beğenilmek, iltifat almak çok tatlı ve insanı pışpışlayan bir duygu.
    bu pışpışlamaya ihtiyaç duyduğunu hatta buna muhtaç olduğunu fark etmek de aşırı tadımı kaçırıyor.

    ben benle anlaşamıyorum.

    1 aylık 9.90'a her gün bir sabah bir akşam iltifat edilir... - louis froziel 06 Aralık 2019 23:11
    1 sana 9.90 para verene kadar gider instagram hesabı açarım. aslşdkasd - devriksekiz 06 Aralık 2019 23:38
    3 sen bilirsin. arz - talebi gördük, yardımcı olmak istedik. ben tamamen sana yardımcı olmak için şey etmiştim. kendim için bir şey istiyorsam ne olayım hadfasjdhas istegrrramm mmı? benim eşsiz ve kişiye özel üretilen taze iltifatlarımı, "ehüehüehü bu ne şıklık karşim, bilseydik çelik yelek giyerdik ehüehüehü" gibi şeylere tercih etmek de ne bileyim... senin bedenin senin kararın tabii, bize yargılamak düşmez :d - louis froziel 06 Aralık 2019 23:51
    1 hahahsşldk - devriksekiz 07 Aralık 2019 00:05
  • 1
    +1
    -0

    hiç tanımadığım birine aşık oldum sanırım ben ya. bildiğim tek şey bizden hoşlanmadığı hatta nefret ettiği sürekli olmasada sık sık çalıştığı yere gidiyoruz benim yüzümden arkadaşlar orası rahat diye gidiyoruz sanıyo ama onun benden nefret eder gibi bana bakışları hoşuma gidiyo abi. sabnırım arkadaş çevrem rahatsız ediyo onu bilmiyorum ama aklımdan çıkmıyo önceden sadece eğlence konumdu şimdi sürekli gözümün önüne geliyo noluyo lan böyle git bebe gözümün önünden giiiiitt diye dalasım var

  • 1 +bir milyon - karanligin huzurunda 08 Aralık 2019 01:20
  • 0
    +2
    -2

    bu sıralar aşık olmaya meyilliyim. aman bacılarınızı saklayın

  • 3
    +3
    -0

    3 yıl önce biri çıktı karşıma. o kadar seviyordu ki beni, sevgisine aşık oldum. değer verdi, sevdi, sultanım dedi, evlenmek istedi, beraber hayaller kurduk ve onların gerçekleşmesini deli gibi bekledik. canımdan çok sevdim onu. biz iyi olalım diye her şeyi göze alabildim, kendime zarar veriyor olsam bile. geleceğimi onun üstüne kurdum. merkezde o vardı ve onun dışındaki şeylerden çok daha önemliydi. sonra bir gün sevgisine aşık olduğum adamın sevgisi bitti. o hayallerle beni yalnız bırakıp gitti. sevmemesi yetmedi bir de nefret etti benden. o kadar canım yanıyor ki. deli gibi özlüyorum hala. onca dediği şeye rağmen, normalde bir insanın nefret edeceği durumda ben hala köpek gibi sevmeye devam ediyorum. i̇çimde bir ateş var sanki ve öyle bir yakıyor ki beni yaşamaya bile mecalim kalmıyor. ben istememiştim ki onu sevmeyi. o çıktı karşıma, o sevdi, o sevdirdi. madem sonunu getiremeyecekti neden geldi ki?

  • 0
    +0
    -0

    tamamen tesadüf kurbanı olduğum bir olay yüzünden birkaç gündür çok utanç duyuyorum. yok mudur hafıza silmeye yarayan bir şey

  • 5
    +8
    -3

    hani buraya üstü kapalı bir şeyler yazıyoruz, yazıyorsunuz ya öyle büyük büyük cümlelerle.
    keşke şöyle özel bir teknoloji olsa: burada detay vermeden çok büyük anlamlar, dramlar yaratarak kapalı bir dille anlattığımız tüm hikayeleri bir projeksiyonla görebilsek...

    ne bileyim dünyanın en büyük trajedisi şeklinde anlatılan bir şeyin aslında ayşe ahmet’in yanındayken saçımı çekti kıvamında meseleler olduğunu görebilsek.
    nasıl küçük adamlar olduğumuzu toplum içinde yüzümüze vursalar.
    zuhahahah malın kendini soktuğu tribe bak falan desek...
    bu komedi festivalini hayatımın bir döneminde yaşamadan gidersem gözüm açık gidecek.

    evet, acılarınızı küçümseyerek hayatta kalıyorum.

    3 aa al büyük itiraf, haklısın. inanılmaz haklısın. gelip buraya ağlıyorum ama %90’ını ifadesiz bi suratla yazmışımdır. ayrıca inan nedenini de bilmiyorum. ilgi çekmeye çalışmak mı? dert (!) paylaşmak mı? hiçbir mantıklı sebebi yok. zaten bir şeye gerçekten üzülmüşsen gelip buraya nasıl yazabilirsin ki? ya ağlayarak uyursun ya saatlerce duvara bakarak düşünürsün ya gerçek bi yakınınla, gerçekten dertleşirsin. burası âdeta sahte hüzünler vitrini. cümleleri süsleyip püsleyip acınma dileniyoruz. garip. - mnurk 11 Aralık 2019 01:20
    1 benden daha güzel ifade ettin. :d - devriksekiz 11 Aralık 2019 18:15
    ne haddime canım :d - mnurk 11 Aralık 2019 19:51
    3 herhangi bir sıkıntı yaşayan insanın sıcağı sıcağına sözlüğe gelip sıkıntısını yazacağını sanmıyorum. uzaklara dalmıştır, "ulan zamanında böyle bir şey yaşadım" demiştir o an paylaşacak kimsesi yoktur sözlükte paylaşmıştır, bir nevi sözlüğü günlük olarak kullanmış olabilir. kimsenin ajitasyon yapma niyetinde olduğunu sanmıyorum. ayrıca derdin,sıkıntının büyük- küçük diye sınıflandırılması da benim gözümde bir hata. - murce 11 Aralık 2019 20:28
    4 benim kaldırabileceğim yük ile senin kaldırabileceğin yük farklı olabilir, bana dert gelen sana gelmeyebilir. bizden daha sıkıntılı kişileri düşünüp derdimiz yok mu demeliyiz? bunun kıyaslaması olmamalı. - murce 11 Aralık 2019 20:29
  • -9
    +2
    -11

    taşaklarımı elleyip elimi kokluyorum mis gibi testesteron kokuyor ohhgjh amk

    acılarınızı sikim

  • 3
    +5
    -2

    hehehe. sizin derdiniz ne biliyonuz mu amına koduklarım, sizin derdiniz salak olmanız. o kadar salaksınız ki kendi hareketlerinizin sonucu olayları dert sanıyorsunuz. yediğiniz bokların ceremesini çekmek zor geliyor. geçmişte yaptığınız hatalar götünüze girince üzülüyorsunuz. siz o kadar dertsiz yaşıyorsunuz ki dert ne bilmediğinizden kendiniz yaratıyorsunuz. eften püften şeylere üzülüyorsunuz. hiç gitmediğiniz yerleri özlüyorsunuz. hiç tanımadığınız kişileri seviyorsunuz. hiç haberiniz olmadan yaşanan olaylara ağlıyorsunuz. bilip bilmeden konuşuyorsunuz. size güzel bir haberim var. acılarınız gerçek değil. siz istediğiniz sürece varlar. gelelim bana, ben biliyor muyum peki acı nedir? hayır ben de bilmiyorum. ama bilen birkaç kişi tanıdım. çok sinirliyim lan. çok. soğuk duvarlara yasladım sırtımı çok da üşüyorum amına koyim. şimdi soru şu sırtım duvarda olmasa bile üşür müydüm? yoksa kendi hatamın sonucunda mı üşüyorum? cümleleri kısa sürede toparlamak hep zor olmuştur benim için. fikir var da dil yok bazı konularda işte. yazar mıyız amk hayırdır yani. biraz diggat edin okurken. bi de derdinizi sikim derman bulamayın ammmk.

    1 ehehe baya true.. bana da küfür gelmiş ama doğru yani baya doğru.. - mnurk 11 Aralık 2019 20:51
    1 kb kral hedef almamıştım kaza kurşunu - asitane 11 Aralık 2019 21:48
  • 1 benim de - karanligin huzurunda 12 Aralık 2019 23:26
    1 oh yalnız değilmişim - mecnunmisali 12 Aralık 2019 23:44
  • yak yak... - louis froziel 13 Aralık 2019 09:34
    infazını yak! - louis froziel 13 Aralık 2019 09:34
    1 aga karı kız keserken yakalanmayalım diye takıyoruz gözlüğü :* - kara12 13 Aralık 2019 09:36
    1 bende miyop var... - louis froziel 13 Aralık 2019 09:38
    bende de astigmat bulanık görüyorum amk :)) - kara12 13 Aralık 2019 09:40
    çift çift görmek nasıl olurdu acaba :d - louis froziel 13 Aralık 2019 09:50
    2 oha o zaman dört tane meme olur :))) - kara12 13 Aralık 2019 09:58
  • 3
    +4
    -1

    öhöm öhm...

    selam.
    sanırım ben sonunda birazcık büyüdüm galiba ya. bi saattir düşünüyorum. hayatımda sıra dışı, beklenmedik yeni şeyler oldu dersem çok abartırım muhtemelen. öyle anlık olarak kendimi iyi hissedeceğim bir durum var diyemem. benzer şeyler oluyor aslında.
    hatta daha rasyonel şekilde yaklaşırsak hala daha kötüye giden bir grafiğim var denilebilir.
    ama yeni yeni şeyler hissediyor olabilirim. bak bu doğru. bu gelişmeyi de "devriksekiz" ismiyle kaydetmek istiyorum yine.
    aramızda kalsın bu karakteri ve bu karakterin etrafında şekillenen tüm isimleri öldürmeyi düşünüyorum ne zamandır. yavaş yavaş kopabileceğim sonunda galiba.
    devriksekiz bana, ben ona, sözlük bize... güzel arkadaşlık ettiniz bence. eyvallah.

    gerçekten çok uzun zamandır kendimle kavgalıydım. dünyayla kavgalıydım. hesaplaşmak için can atıyordum falan. hiçbir şeyden tatmin olamıyordum.
    hem yerli hem yersiz acılar çekiyordum.
    hayatıma hiç tahmin etmeyeceğim insanlar girdi çıktı. mesela hiç tanımadığım 2 kişinin evinde kalmıştım bir ara. öyle 2 günlük falan da değil. uzun uzun sohbetler etmiştik. hiç öyle sıra dışı insanlar da değillerdi halbuki. ama bir şekilde anlaştık. çok eğlenceli, bazen çok hüzünlü geceler geçirdik onlarla. ben onları anlayabiliyordum. onlar ise beni kesinlikle anlayamadılar. bu şekilde devam ettirebildik arkadaşlığımızı zaten.
    baya random bir arkadaşlıktı. hayatımın ilginç deneyimlerinden bir tanesiydi.
    3-4 ay önce telefonla görüştüm. birisi okulunu bitirmiş. yakında evlenecekmiş. gaziantep'ymiş. zamanlama sorunu yaşamazsam düğününe gidip hayvanlar gibi tepinmeyi düşünüyorum.
    diğerine çok üzülüyordum hep. onun durumu bence hep benden bile daha kötüydü. ne kadar kötü olduğunun farkında bile olamadığı için kendine kızıyordu. ondan olsa gerek hep kendisini en kötü durumda varsayıyordu. dibi görünmeyen bir tipti yani.
    garip garip ilişkiler kurdum bu süreçte. bazılarını anlatmakta utanabilirim hatta. süreç derken benim kendi adıma küçük bir miladım var. 2013.
    ben diyebilmeye çalıştığım bu şeyin başlangıç noktası 2013 yılına denk geliyor. ondan sonra hem gerçek dünyamda hem iç dünyamda abuk subuk şeyler oldu zaten. ondan öncesinde kendime dair, dünyaya dair birçok şeyin farkında değildim. umurumda da değildi zaten hiçbir şey.
    belli bir raya girmiştim. yol nereye gidiyorsa oraya gidiyordum. savunmasız ve masumdum. bu sebepten 2013 yılından önceki "ben"e çok kıyamıyorum.
    hala saf, salak, masum, acıklı, acınası, savunmasız gelir bana o dönemki halim. hem severim, hem sevmem o dönemlerimi.
    ama milattan sonrasıyla çok dövüştük ne yalan söyleyeyim.
    bazılarını ben, bile isteye yaptım, bazılarında gerçekten farkında değildim sürüklendiğim yerlerden.
    bir şekilde üzerinden çok zaman geçti yine de.

    i̇tiraf etmek gerekirse bu süreci kesinlikle daha az hasarla yönetebilirdim. buna kesinlikle imkanım vardı. yapmadım.
    i̇yi mi oldu? birçok açıdan hayır, iyi olmadı. ama yine de daha az hasarla geçiştirebilseydim şimdiki benliğimden birçok parça eksik kalacaktı. ömrümün geri kalanında asla kazanmaya ihtimal veremediğim yeni parçalar ekledim bence benliğime.
    elimde kalan en büyük tesellim bu, evet.
    üzücü mü? tam değil. ama trajikomik olduğu kesin!

    2019 birçok açıdan enteresan bir seneydi. açıkçası çok umutlu olduğum bir seneydi. beklentilerimi yer yer karşıladığı olsa bile totalde 10 üzerinden 4,5'luk bir seneye evrildi en sonunda. kötü şeyler, iyi şeylerin ihtişamını elimden almayı başardı falan.
    sevgili louis'cim eğer bu entry'i hasbelkader okursan falan burada kederden bir edebiyat parçalamıyorum. n'olur samimiyetime inan. :)
    birçok şeyin sonuna geliyorum, yeni bir kapıdan giriyorum, bunu hissediyorum ve bunları bu virajın ortasındayken kayda almak istiyorum. :)
    neyse 2019 diyorduk.
    son 2 ayda 4,5 olan puanı bir şekilde 5,5-6 seviyelerine kadar çıkardım bence. sanırım son günlerinde fena sayılmayacak bir yıl olduğuna ikna oluyorum.
    elbette 2020 ve ondan sonra gelecek o yıllar hakkında beklentilerim var hala. nokta falan koyduğumuz yok anasını satayım ama artık eskisi kadar yükselmiyorum yeni yıllara. çünkü sanırım biraz büyüdüm.

    yukarıda dibi görünmeyen bir arkadaşımdan bahsetmiştim ya hani? onlardan bahsetmemin sebebini tam da şimdi açıklıyorum.
    ona en çok dibini göremediği için acıyordum. çünkü ortak yanlarımızdan bir tanesi de buydu. ben de dibimin ne kadar derinde olduğunu bilmiyordum.
    eğer hiç düşmemişsen bunu bilemezsin evet. ama düşüyorken de bilemezsin.
    i̇şler daha da kötüye gidemez, gitmemeli dediğim her anda biraz daha düştüm ben. 2013 yılından beri düşüyorum denilebilir.
    kimse de farkında değil. i̇şe bak.
    neyse, black swan filmini izlemeyi sakın unutmayın.

    bu dibi görmek meselesi hakkında çok edebiyat parçalanır. yaşamadan da hepsi retorik teselliler gibi gelir. i̇nsanın ne kadar dibe batacağı ne kadar yükü kaldırabileceğiyle alakalıdır.
    bu da insanlar arasında bir yarışa malzeme olacak bir şey değildir.
    dibi gören insanlar için "o da bir şey mi ben neler neler yaşadım, ne çilelere gark oldum" lafı içi boş bir kümedir sadece.
    kimisi çok daha basit meselelerle kendi dibini görür, kimisi ise dünyalar sırtındayken en dibini bulur.
    buradaki nicelik katsayısı inanın hiç önemli değildir.
    farklı seviyelerde olsa da kendi dibini gören iki insan nihayetinde aynı yerdedir.
    dibi gören insanları kardeş yapan şey tam da budur.
    sırtında taşıyabileceği son ağırlıkla beraber nihayetinde ikisinin de ayakları yere basıyordur.
    i̇şte dibi görebilmiş olmanın sırrı buradadır. onca ağırlığın, darbenin ardından sonunda ayakların yere basıyordur.

    klişe ama gerçek olan yönü de artık daha fazla düşmesinin mümkün olmamasıdır. ya dipte kalacaktır ya da artık yüzeye doğru ilerlemek zorundadır.
    benim yavaş yavaş büyüdüğümü düşünmeme sebep olan şey, bu.

    ne kadar dipte olursan ol, ne kadar boka batmış olursan ol, artık düşmüyor olmak, ayaklarını sabit bir zeminde tutabiliyor olmak, ilereyebiliyor olmak inanın bana "iyi hissettiren şeyler" başlığına ilk 10'dan girecek bir şeydir.
    o anda ne durumda olduğunun bir önemi kalmıyor. evet bu bir illüzyon ama olsun tutunabiliyor olmanın verdiğini hiçbir şey vermiyor.
    çünkü sana bir çıkış planı veriyor bu his. tutunacak bir sebep oluyor.
    bu arada bugün oğuz atay'ın ölüm yıl dönümüymüş.
    seni tanımak bu dünyada olduğum için gurur duyduğum sebeplerden bir tanesiydi. keşke görebilseydin. ben buradayım hala sevgili yazar!

    derinliğini bilmediğiniz bir suya çok yüksekten atlamayı denediniz mi hiç?

    o 30 saniyelik zaman diliminde çok değişik duygular yaşıyor insan.
    öncelikle ne kadar emin olursanız olun suya girene kadar havada süzülürken aklınızdaki ilk şey altınızdaki suyun sığ bir su olmasını istememeniz oluyor. çünkü kazara küçük bir tümseğe denk gelirseniz su sizi yeterince yavaşlatamayacağı için suya çakılıp kalmaktan korkuyorsunuz.
    ondan sonra ise suyun yavaşlatma özelliğinin beton etkisi yaratmasından korkuyorsunuz. eğer yanlış bir şekilde atlarsanız bu sefer de vücudunuz suyu yarmakta zorlanacağı için sudan ciddi bir darbe alma tehlikesi aklınıza geliyor.
    bu sebepten olabildiğince ince bir şekle girip suyu yarıp geçmek istiyorsunuz. acısız, hasarsız daha çok dibe batmak için.
    acısız, hasarsız şekilde dibe batmak için...
    bu cümleyi kurarken birtakım yerlerim acımış olabilir şu anda.

    ve sonunda suya daldınız. şimdi ise nefesiniz kesilmiş durumda. suya dalmayı başardınız. artık tek emeliniz yüzeye geri çıkıp tekrar nefes almayı başarmak.
    bu noktada da ilginç tecrübeler var. mesela fazla derine sürüklenmekten korkuyorsunuz ilk başta. bir an önce geri çıkabilmek için.
    ama o sırada ısrarla dibe çekiliyor vücudunuz. yüzeye doğru ilerlemek için önce inişi durdurmanız gerekiyor.
    ancak yeterince derine inerseniz bu seferde daha da derine, dibe kadar batmayı istiyorsunuz. çünkü dibi göremezseniz ama çok fazla derine dalarsanız yüzeye çıkmak için daha büyük çabalara ihtiyacınız olacak.
    su altında ayakların bir türlü yere basmadığı güvensiz ortamın hissi yorucudur.

    ama en sonunda bir yerde en dibi bulursanız ayaklarınız o yere basarsa, o çukur size tutunacak bir dal olur. en dipten ayaklarınızla destek alır ve son sürat bir şekilde yüzeye doğru kıvrılmanızı sağlar. eğer dipten destek alamasaydınız, yüzeye çıkana kadar debelenip duracaktınız.
    ben ayaklarımı kendime doğru çektim yüzeye doğru ivme kazanmaya hazırlanıyorum. sonunda!

    birçok şey hala çok kötü, hatta biraz mantıklı davranırsak birçok şey eskisinden bile daha kötü durumda. grafiğim hala iniş durumunda bunun farkındayım.
    ama işte ayaklarım küçük bir kum tepesinin üstüne denk geldi artık. yavaş yavaş yüzeye tırmanabilirim. bu hissiyat insana güven veriyor.
    olgunluk böyle bir şey olmalı. yürüdüğün o tekinsiz kaldırımlar, güvensiz adımlar yerini daha kararlı bir inanca bırakıyor. yaptığın şeylerin ne için yapıldığına, ne işe yaradığına, hangi yöne doğru yürüdüğüne daha bir güvenli cevap veriyorsun.
    başını öne eğip yürüdüğün yolları ezbere yürüyorsun.
    çarenin ne olduğundan eminsin, zor yoldan eve dönmenin ne olduğunu biliyorsun, sakin sakin ne gerekiyorsa onu yapıyorsun. dünyanın en berbat şeyi de olsa sonunda ruhunu dizginlemeyi başarmışsın.
    tebrikler bir karış daha büyümüşsün.

    artık keşif bitiyor orada.
    yeni kıtaları keşfetmiş bir maceracının kendinden emin yola koyulmasının özgüveni bu. belki geri dönemeyecek anakaraya.
    neler gördüğünü, neleri bulduğunu doğduğu toprakların insanlarına gururla anlatamayacak belki de...
    keşfe çıkarken atlattığı onca fırtınanın ardından, dönüş yolunda eften püften gelecek bir fırtınada alabora olacak gemisi belki de...
    ama mühim değil. nihayetinde keşfettiklerini ana vatanına taşımak için çıkıyor bu dönüş yoluna, artık gittiği yolun nasıl bir yol olduğu hakkında fikri var.
    geriye dönemese de dönüş yoluna çıkmanın heyecanı anlamlı bir heyecandır.
    kaşifin son yolculuğu...

    zaman zaman onurumu da gururumu da ayaklar altına aldım. ben birtakım değerleri fire vermeden korumayı başaran iradeli insanlardan değilim. pisliği elime almaktan çekinmedim. bunu hep çocuksu bir merakla yaptım belki de. ama artık yürümekten hoşnut olduğum bir yolu yürüyorum bence.
    ben uzun zaman sonra çoğu zaman huzurlu hissediyorum galiba kendimi.
    bu yaşıma geldim, bu yaşlara gelmeyi hiç istemedim. ama artık yaşadığım birçok şeyden gurur duyabiliyorum. galiba biraz da mutluyum. mutlu olmasam bile yatarken kafamı kendimi tatmin etmiş olarak koyuyorum yastığıma.
    "kendini gerçekleştirme" konusunda kafamda sıraladığım çok madde var işaretlenecek.
    sanki bazılarında sorun yaşamayacak gibiyim.
    bir takım maddelere tik atmanın zamanı geliyor.
    günlüğüme "bir gün aşık olmaktan korkmadan sokağa çıkacağım" yazmıştım. bakarsınız bunu da aşarım. bir insanın bir insana kendisini koyverdiği günleri tekrar hatırlarım.
    kendi zırhlarımı bir gün kendi başıma çıkartır atarım. belli mi olur.
    sonuçta artık düşmediğimi hissediyorum.
    düşmeyi durdurabildiysem gerçekten, bunun gibi inanması güç bir sırrı çözdüysem eğer yüzeye geri çıkmak da ne ola ki?

    başını öne eğip yürüdüğün yolları ezbere yürüyorsun.
    çarenin ne olduğundan eminsin, zor yoldan eve dönmenin ne olduğunu biliyorsun, sakin sakin ne gerekiyorsa onu yapıyorsun. dünyanın en berbat şeyi de olsa sonunda ruhunu dizginlemeyi başarmışsın.
    tebrikler bir karış daha büyümüşsün.

  • 2
    +2
    -0

    i̇nsanların çok geri zekalı ve aptal olduklarını düşünüyorum.

    bugün biri ile çok seviyeli bir tartışmaya girdim.
    nefsimi ve egomu bastıracak ve kendi kendime haksız olduğum yerleri aradım uzunca bir süre bu tartışmaya girmeden önce ama bulamadım.
    haklı olmak istemiyorum çünkü ben, haksız olmak istiyorum.

    konu şuydu ki; sınıfta bir grup ödevi için hoca kendi insiyatifine göre gruplara böldü bizi.

    3 kişiyiz, birisi de ben.
    konumuzu literatür taraması yaparak i̇ngilizce 5-6 makale çevirerek buldum. yetmedi 1080p farklı farklı 4 video buldum ve aynı kalitede indirdim.
    yapacağımız sunum için görselleri buldum, sunum taslağını hazırladım. diğer arkadaşlarımın buldukları yeterli değildi çünkü, onlar da slayt senden çıktı bize bir şey kalmamış dediler, teşekkür ettiler baya.
    neyse geçen cuma buluştuk, bu sözü geçen tartıştığım arkadaş 1.5 saat geç geldi.
    diğer arkadaşımız ile o gelene kadar yarısını yaptık.
    haftaya sunumumuz var ve bu hafta sunum yapan kişilerde benim yazdığım, 4 farklı makale çevirerek bulduğum bilgiler ve kendi eklediğim bilgilerin sırasına ve kullandığım görselin boyutundan yerine kadar aynı olan bir sunum gördüm. tek fark arka plan rengi...
    gitmiş yakın arkadaşı diye nokta kadar katkısı olmadığı sunuyu bize sormadan paylaşmış arkadaşı ile.
    bize sormadan, danışmadan. kızmazsınız diye düşündüm diyor açıklama olarak, biz hep paylaşıyoruz ne olacak ki diyor. sanki kendisi yaptı, biz korkuluk heykeliyiz.

    yüzüm kızardı, bana bi’ gariplik geldi. bakışlarım ile anlattım önce bunu yapan kişiye bunu, hop sunumu yapan kişi şu, şu ve şu arkadaşlarımızın slaytlarından faydalandık aynısı olabilir dedi sonrasında. madem faydalandın neden aynısı olabilir diyorsun aynısını koyduğun şeyi, hoca da aynısı olmasın o zaman dedi bize.
    şimdi o kadar emek, uğraşma ve harcanan zaman boşa gitti. haftaya biz sunacağız ve aynısı ya da çok yakın olduğu için önemini yitirecek.

    bizim araba çalınmıştı zamanında valla da bu kadar üzülmemiştim, geri de gelmedi o araba. insanın emekleri ve zamanının çalınması kadar kötü az şey varmış onu anladım.

    hala üzülmemin ve hakkıma geçildiğini çok düzgün bir üslupla söylediğim için çok abarttım diye eleştiriliyorum.

    i̇nsanların bilgi hırsızlığı diye bir şeyin varlığından bu yüzyılda haberdar olmayışına daha da acıyorum.

    anlatmaya çalıştığım halde anlamaması da beni ayrı sinir etti.
    bazen insanlar neden bu kadar geri zekalı ve aptal diye düşünüyorum.

    ben müsait değilim o zaman toplanmayalım, ben müsait değilim öyle yapmayalım diyor bunu yapan kişi bir de. ben 1.5 aydır ailemin yanına gidemiyorum kendimi sürekli ona göre ayarlıyorum diye.
    kelimelerin tükendiği, kendimin de tükendiği zamanlardayız.

    aptal insanlar ile muhattap olmaktan bıktım, usandım artık.

    sonuç: hakkını helal et, özür dilerim bile denmiyor.
    o alan uyanık da ağır abi, delikanlı gibi takılıyor ama insanların emeklerini gasp edip sonra da yüzlerine bakamıyor.
    sizin gibi insanların aq diyor ve hala sinir olmaya devam ediyorum.
    ps: hakkımı helal etmiyorum. hadi bakalım!

    okurken ekrana kafa atasım geldi sinirden.. acaba seninle şu malum kişilerin kim oldukları hakkında kısa bir anket yapabilir miyiz? bir hinlik yapacağımdan değil ha, okuldan ödev verdiler. toplumdaki dalyrrkları tespit edip çeşitli deneyler yapıyoruz üzerlerinde. - louis froziel 13 Aralık 2019 23:49
    ayrıca şu durumu aynen hocaya anlatsan bence size bir imtiyaz gösterebilir. ne bileyim, en kötü 1 haftalık süreyi uzatır. - louis froziel 13 Aralık 2019 23:50
    ya mevzu o değil ki, neden benim emeğim çalınıyor ve insanlara bunun hırsızlık olduğunu anlatamıyorum. bazen o kadar soyutlamak istiyorum ki kendimi insanlardan, o kadar anlatamıyorum ki kendimi. neyse öyle. çok aptal var. sağ ol bu arada. - farkedilmeyenkisi 14 Aralık 2019 00:02
    mevzu tam da o aslında; yanlış insanlara yanlış üslup takınıyorsun. bunlara ya benim önerimde bulunan şekillerde tavır alacaksın, ya da hoca vasıtasıyla olayı açıklığa kavuşturup mümkünse bir yaptırım almalarını sağlayacaksın. güçten anlar böyleleri. - louis froziel 14 Aralık 2019 01:45
    ve bunlar laftan anlamıyor değil ha. anlıyorlar. sadece işlerine gelmiyor; gerçekler, kötülükleri, düşüncesizlikleri. eğer bu durumda tavır değişikliğine gitmezsen hiçbir şey düzelmez, telafi edilmez. anca hakkını helal etmediğinle kalırsın. sonra da oturur onca ödev hazırlığını baştan yaparsın. onlar da "bundan da yırtık ha eheheh" diyerek hayatına devam ederler, kendilerine yeni kurbanlar ararlar. - louis froziel 14 Aralık 2019 01:48
    konuştuk, ben çok büyütmüşüm. ne olacakmış ki, gerek yokmuş. (kendi grubumda olan şahıs ile yalnızken bundan rahatsız olduğumu belirttim abartma bu) ve o kadar düşüncem, akıl etmem gereken şeyler ve sorumluluklar var ki, i̇nan tüm bu tantana ve tartışmaya tekrar girip insanlara bir şeyler anlatmak istemiyorum. - farkedilmeyenkisi 14 Aralık 2019 04:04
    varsın bu sefer de hakkım yensin, ilahi adalet şaşmaz. herkes hakkı olan başarıyı alır. karma işliyor. ve yazdıklarınız için de teşekkür ederim, akıllı birisi böyle bir hamle yapardı bunun da bilincindeyim. - farkedilmeyenkisi 14 Aralık 2019 04:06
  • 1
    +4
    -3

    neden bilmiyor birden bire içime bir sıkıntı doğdu böyle nedensizce.
    beynimin içinde beni rahatsız eden bir takım düşünceler var galiba ama bunu ben henüz fark edemiyorum/etmiyorum.
    hayırlısı allahtan diyip gidiyor.

  • 2
    +3
    -1

    bugün tek parça halinde bir bok sıçmışım... öyle bir şeydi ki pornhub'a atsam monster cock kategorisine sokarlardı direkt. stepmomların "uuuh its much bigger than your dad's" dedikleri türden.

  • 1
    +1
    -0

    yıllaar yıllarrr sonra şey oldu birine karşı böyle bişeyler hissedebildim demiştim bu gece öğrendim sevgilisi varmış ne hissetmem gerek bilemedim kaldım öyle bomboş

    1 bir şeyler hissettiğin kişinin illa ki senin sevgilin ya da muhattabın olan bir kişinin olmasına gerek yok ki, yani bence öyle. kısmet, nasibinde var ise olur. öyle düşünmelisin bence - farkedilmeyenkisi 14 Aralık 2019 04:08
    1 şey yeni gördüm kusura bakma, zaten bi beklentim yoktu söylemeyi falanda planlamıyodum sadece uzaktan güzeldi zaten sadece ne hissetmem gerek bilemedim ihtimalim yokken bile bitmesine mi yoksa en azından biriyle mutlu olduğu için sevinmeli miyim anlamsızkalmıştım - delinin_defteriii 20 Aralık 2019 23:39
  • 1
    +1
    -0

    kendimi göz göre göre ateşe attım. ailem, çevrem tarafından özenle yontulmuş bir yapı gibiydim. yanacağımı bile bile ateşe yürüdüm. hala yanıyorum, ne zaman tamamen kül olcam bilmiyorum ama içimdeki patlamalar gittikçe azalmaya başladı. sadece canım daha çok yanıyor. ve açıkçası küle dönüşmeyi hiç istememiştim.
    tek hatam beni yakacak ateşe tutulu kalmaktı.