bugüngündem
bugün ()
/
  1. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    bedenen neredeyse on dokuz, ruhen eşşşşek kadarım ama hâlâ annemden gizli iş yapamıyorum. onun onayının olmadığı bir iş yaptıktan kısa süre sonra istemsizce gidip kuş gibi ötüyorum kendisine.
  2. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    üniversiteden geldim eve ilçede okumuştum liseyi ve arkadaşlarım da hepsi ilçede ve benim merkezde aniden hadi dışarı çıkıp gezelim diyeceğim hiç kimse yok zaten arkadaşlarımın da saat sıkıntısı oluyor ve seneye okulum biterse burada ne yapacağımı düşünüyorum şimdiden
  3. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    fazla ve derin düşünmekten çok sıkıldım ve yoruldum. ne olacaksa olsun deyip zamanın akışına kesinlikle bırakamıyorum. illa kafamda her şeyin oturmasını bekliyorum ve olan oluyor giden gitmiş oluyor :)) halbuki o kadarda olayları takmayan görünen biriyimdir (bkz: yersen) :)
  4. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    her şeyi yapmak isteyen birinin hiçbir şey yapmaya yeltenmemesi ya da bunu yapmaya cesareti olmaması gibi bir durumdayım. bağırsam komşu çocuğu uyanır sussam gözyaşlarım :(
  5. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    seri artı oy veren melek başlığına her entry girilmesinde otomatik olarak artılıyorum çünkü algım böyle işliyor.
  6. 8
    +
    -entiri.verilen_downvote
    alakasız ama gerçek bir itiraf geliyor. şimdi şu yaşımda henüz öğrenci olmama rağmen gel evlenelim dese kabul edeceğim tek kişi var. sebebi de aynı yaştayız ve yaşıtlarımıza kıyasla o kadar düzgün ve efendi biri ki. bence geçerli sebep çünkü günümüzde düzgün ve efendi sıfatları herkese söylenmiyor ne yazık ki...
  7. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    korkuyorum sevmekten
  8. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    ben kimseyi sevmek istemiyorum. yoruldum.
  9. 0
    +
    -entiri.verilen_downvote
    bu akşam bi ufak devirdik. ben yine dört yıldır unutamadığım beni hiç sevmemiş olan eski kız arkadaşımı yad ettim. her şeye rağmen arasa koşa koşa kilometrelerce yok yürüyebilirim. unutamıyorum özlüyorum ve galiba ne yazık ki sevmekten vazgeçmiyorum. her baktığım gözde onu aramak her duyduğum koku da acaba mı demek artık zor geliyor olsa da vazgeçemiyorum. özlemek gövde gösterisi zamanın
  10. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    yazmak istiyorum ama yazamıyorum. o cesur cüretkar kız onun karşısında süt dökmüş kedi gibi kalıyor, çok saçma.
  11. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    günlerce düşünüp uygulamak için kendime binlerce soru sorduğum ve en sonunda karar verdiğim şey bile beni pişman edebiliyor keşke yapmasaydım diyorum. berbat hisler listesinde ilk 5e girer.
  12. 5
    +
    -entiri.verilen_downvote
    ben aslında hiç komik biri değilim. öyleymiş gibi gözükmeye çalışıyorum. çünkü ciddi biri olmaktan korkuyorum.
  13. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    sevdiğim kızı unuttum. kimi sevdiğimi unuttum. o nasıl biriydi ne severdi ne sevmezdi hatırlamıyorum. hayalimdeki bir karaktere mi aşığım acaba diye kendimi sorguluyorum. geceleri duvarları izleyip onu hayal etmeye çalışıyorun saatlerce yüz hatlarını düşünüyorum. hiçbir zaman mükemmeli yakalayamıyorun. sahi neye benzerdi yüzü? mesela baharı mı daha çok severdi güzü mü? tek bildiğim sevdiğim. sevgiyi mi seviyorum birini mi yoksa hayallerimi mi bilmiyorum. aşık olmak için birine ihtiyacım yok sadece bunu biliyorum.
  14. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    gözlerim bozuk. gözlerimi kısmaktan artık komple ağrıyor.
  15. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    az önce küçük bir çocuğun dersleri hakkında annesiyle sohbet ettiğine tanık oldum. fen bilgisi için konuştukları sırada çocuk annesine, "hücrelerimiz yenileniyorsa neden yaşlanıyoruz?" gibi -ondan beklemediğim derecede- güzel bir soru sordu. fakat kadın bu soruya cevap veremedi.. bu da yetmezmiş gibi "okullar açılınca öğretmenine sorarsın." dedi, vücut çalımı atıp yoluna devam etti. ortaya atılıp çocuğun sorusunu cevaplamak istedim ama sohbetlerine kulak misafiri oluşumu açık etmek istemedim. hem biraz çekindim, hem de -kadına- rahatsızlık verme ihtimalim beni frenledi. "hanımefendi, en azından internete bakarak cevaplasaydınız çocuğun sorusunu. o soru öyle havada başı boş kalmasın.." bile diyemedim. . bir yandan hoşuma gitti bu durum. çocukta kendimi gördüm diyebilirim. o merak kullanımı, o orijinal soru üretimi, o cevap arayışı.. umarım hiç yılmaz ve bir gün çok güzel işler başarır. dediğim gibi abisi değilim ama şimdiden onunla gurur duyuyorum onun bir hiç kimsesi olarak. diğer yandan bir kez daha gördüğüm bu tablo canımı sıktı. aynı anda hem babamın "her evlat kendisini; annesinden/babasından bir adım daha fazla geliştirse birkaç nesil içinde dünya bambaşka bir yer olur." deyişini anımsıyorum, hem de "cahil, bencil vatandaşlarınız varsa cahil, bencil bir lideriniz olur." diyen george carlin'i.. ne geliyorsa başımıza bundan geliyor ahali; irtica! . merak bir bileme makinesidir. doğru kullanımda bıçağı hiç olmadığı kadar keskinleştirirken, hatalı kullanımda o bıçağı bir o kadar köreltir. çocukların ve gençlerin o makineyi -yakıtları bitmeden- ideal bir şekilde kullanmalarını sağlamalıyız. bu ülkeden bir halt olacaksa ancak o zaman olmaya başlayacak. aksi olduğu müddetçe ne çocuk yapın, ne de gençliğinizi heba edin. . cevabını bilmediğiniz bir soruya denk gelince hiçbir bir şey olmamış gibi nasıl yolunuza devam edebiliyorsunuz vallahi anlamıyorum. bu durum ne zaman başıma gelse ben de merak edip ben de aynı sorunun cevabını aramaya başlıyorum. bulana kadar da içim rahat etmiyor. hatta bazen çıldırma noktasına geliyorum cevap arayışı içinde kıvranmaktan. ki içime çöreklenmiş ne sorular vardır hala daha yaralı bir yılan gibi kıvranmamı tetikleyen.. öyle uzaktan bakınca anlaşılmaz ama. bazı sorularla olan beraberliğim birçok arkadaşımla olan beraberliğimden fazla. mesela hala merak ediyorum; insanın belirli bir yaştan sonra cinsiyet seçimi yaptığı bir dünyanın nasıl olabileceğini.. . bahsettiğim durumun sizdeki sebebini galiba biliyorum. zamanında ettiğiniz bazı merakların içine edilmiş. zaman içinde merakla olan ilişkiniz yrrk ile olan ilişkinizden bile az olmuş. şimdi de kalkmışsınız mastro titta'dan hallice bir şekilde merak cellatlığı yapıyorsunuz. çünkü böyle görmüşsünüz.. "bana yakışmaz el etek öpmek. kimsenin karşısında eğilip bükülmedim bugüne dek. oysa devlet büyükleri yalan ve riya ile çıkıyorlar bulundukları yere. kendileri öyle yükseldikten aynı dalkavukluğu başkalarından da bekliyorlar. bu bana göre değil hünkarım." - (#2273749) etrafınızda orijinal bir merak görünce afallamanız ve mizah anlayışınızın kıt oluşu da bu yüzden. merakı olmayanın hayal gücü de doğru dürüst çalışmaz. ve kuşkusuz ki; (bkz: eğlenceniz hayal gücünüzün büyüklüğü kadardır) . neyse. konuyu daha fazla dallandırıp budaklandırmadan sadede geleyim; keşke başta bahsettiğim o çocuğun abisi olsaydım lan. tam o sırada o sohbete bodoslama girip o soruyu adam akıllı bir şekilde cevaplama imkanım olsaydı. kardeşim deseydim; hücrelerin çoğu yenilense de, bunun gerçekleşmesini sağlayan süreçlerde zamanla aksamalar olur. zamanla da yenilenmeyi sağlayan dna'lar bu aksaklık yüzünden hasar görür. yaşlandıkça niteliksizleşmemiz de bu yüzdendir. ama kısmet değilmiş. f u c k!!
  16. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    Dün geceki rüyamda hamileydim (#2322210). inanılmaz değişikti ve çok gerçekçiydi. Bi tane elbisem var onu giyinmiştim bunu nasıl giyindim hamileyken, bayağı göbeğim vardı. Arkadaşlarım göbeğimi seviyordu hep. Bel fıtığım olduğu için belim ayrı bir ağrıyordu. Rüyamda bile belim ağrıyor amk. Ben mutsuzdum hamile olduğum için nedenini bilmiyorum, herkes beni neşelendirmeye çalışıyordu. Masaya oturuyorduk, göbeğim masaya değiyordu bi rahat olamıyordum. inanılmaz kaprisliydim, birini kaldırdım kalk ben oraya oturacağım diye. Ve işin garip yanı şu, ben gerçekten de hamile olsam böyle olurdu. Herkese bulaşırdım, böyle saçma sapan tripler, bel ağrısı. Sürekli elim göbeğimdeydi cidden onu da yapardım. Çocukları cidden çok seviyorum, çok da iyi anlaşıyorum ama şunu fark ettim ben anne olmak istemiyormuşum. Büyük ihtimalle bu düşüncem değişecek ama şu an bana çok uzak geliyor bu fikir. Benim yapabileceğim bir şey değilmiş gibi.
  17. 9
    +
    -entiri.verilen_downvote
    bir keresinde kendi ölümümü düşünüp ağlamıştım arkamdan
  18. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    ballı el kremimi bulamadığım için normal bir el kremi sürdüm, bu yüzden günüm çok kötü geçiyor. he bi de evdekiler beni unutup gitmiş ona çok üzülmedim beni asıl yıpratan kremimi bulamamak.
  19. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    panik olduğumda deli gibi gülüyorum. aşırı sinirli ya da aşırı gergin olmadığım sürece ciddi olamıyorum, şaka gibi. az önce koltuğa kahve döktüm ve orası temizlenene kadar gülmemek için kendimi çimdikledim. çok zor arkadaşlar...
  20. 0
    +
    -entiri.verilen_downvote
    hiçbir kurban bayramında tok uyuyamadım.
  21. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    şimdi şöyle bir durum var. ben kötüyüm. kötü olduğumu belli etmiyorum. kötü olmadığım için yargılanıyorum. ama kötü olduğumu gizleyecek kadar kötüyüm. bu yargılama da beni daha kötü yapıyor. hiç iyi değilim a dostlar. bütün dünyanın amına koyim oh. yarraa yemişiz zaten sikerim cennetini cehennemini yok oluşunu. amına korum lan. istemiyorum lan hiçbir şey. fikrini beynini siktiğim toplumunu istemiyorum. hiçbir toplumu istemiyorum. böyle düzenin devranın ta feriştahını sikeyim. aklınızı da sikeyim. nasıl da anlamadınız ama rol yaptığımı. nasıl da iyi sandınız ama. kendimi sikeyim. beynimi sikeyim. farkındalık bir kişinin yaşayabileceği en büyük cehennemdir.
  22. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    gecenin bi yarısı birine aşırı sinirleniyorum öldüresim geliyor, bazen de tam tersi oluyor sarılasım geliyor. çok dengesizleştim çok.
  23. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    laptop'ım yok , laptop alacak param da yok
  24. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    yine birilerini boğma isteği var içimde.
  25. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    "ne dersen de, ne yaparsan yap, ne hissedersen hisset, nereye gidersen git, nereye gidersem gideyim... ne beni ne sana hissettirdiklerimi ne bana hissettirdiklerini unutmayacaksın. ne olmaya çalışırsan çalış; ben, senin içinde bir yerde, olmaya çalıştığın şeyle savaşan varlık olarak, orada olacağım. ben, senin vicdanın olacağım ve bunu asla değiştiremeyeceksin. kendi dünyanın bütün ayarlarıyla oynayabilirsin. kuzeyi güney, doğuyu batı, aşağıyı yukarı, içeriyi dışarı ve daha bir sürü şeyi yapabilirsin. ama dev dalgaladan kaçıp sığındığın limandaki o tatlı esintileri, güvende olma duygusunu ve onlara duyduğun özlemi hiçbir zaman aklının derinliklerine bir yere bastıramayacaksın. bu, benim sana yaptığım bir iyilik mi yoksa kötülük mü bunu sadece zaman bilecek, buna anca o karar verebilecek. sense, zamanın verdiği kararı öğrendiğinde, belki de tam o an, geç kalmış olacaksın. belki kendine, belki bana, belki bir şeylere, belki her şeye... ne anlamanın bir değeri kalacak ne olduğun yerin ne varlığın ne yok olmanın. o an zamanın ve gerçekliğinin acımasızlığıyla baş başa kalacaksın. i̇şte asıl o an bir can en çok nasıl yanabilir onu öğrenmiş olacaksın."
/