Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("asosyal itiraf") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 9
    +9
    -0

    i̇lkokulda top oynarken hırslı bir zad olmamdan ötürü bir arkadaşa çelme takmistim. on dislerinden biri kırılmıştı.

    geçenlerde instagram'dan takıplestik, güldüğü fotoğrafini göremedim. affet beni boolum harbiden üzüldüm bak, cocukmusuz işte.

  • 1
    +1
    -0

    şu an kendimi parça tesirli mayın gibi hissediyorum. birisine ya da bir şeye çok fena patlayacakmışım gibi bir his var içimde. dur bakalım, hayırlısı..

  • 0
    +0
    -0

    şu an kendimi 3 parça teaserli maymun gibi hissediyorum. yazın başında patlayıp kışa doğru çöpe atılırım gibime geliyor ama hadi hayırlısı.

  • 4
    +4
    -0

    biri üzgünüm dediğinde direkt olarak 'üzgünüm seni üzdüm ama pişman değilim' diye devam ettiriyorum ve bunun için gerçekten üzgünüm :(

    1 ++ - sevdigimezaralti 22 Haziran 2018 23:46
  • 4
    +4
    -0

    nereye yazacağımı bilemedim, boş boş konuşucam biraz şurda.
    buraya özel her zamanki ruh halim yavaştan sarmaya başladı.
    bugünlerde yine çoğu şeye tahammülüm yok, çoğu şeyden tiksiniyorum.
    i̇nsanlardan, dünyevi kaygılarından, bu uğurdaki hilelerinden, bunları normalleştirmelerinden, hiç utanmayıp alenen yapmalarından ve bunları bana da dayatmaya çalışmalarından tiksiniyorum.
    midemi bulandırıyor içi boşaltılmış değerleri.
    samimiyetsiz hareketleri.

    ve tek başıma direnemiyorum.
    güçlü olduğum, kalabalık hissettiğim yerden ayrıyım.
    burada çok yalnızım.
    hem fikirsel hem fiziksel olarak.
    en çok da en sevdiklerime patlıyorum.
    ait hissedememek çok kötü bir şey.
    bunalıyorum.
    bulanıyor içim.
    kusmak istiyorum.
    öyle orta yerde, insanların tam üzerine kusmak istiyorum.

  • 4
    +4
    -0

    hanımlar beyler dolusun size nasıl isten cıktığımı anlaticam donemim bitti yaz tatiline girdik yaz tatilini yaşamadan babamın soylemleri basladi is bul is bul is bul diye neyse bir is teklifi geldi oglen 2 aksam 12 mutfakta teksin ama dediler iyi dedim hos yaparim sorun degil teksin derken gercekten tekim bulasikci bile yokmus her gun 2 de geldigim isten 12 de cikamadim hep 1.30 2 (mutfagi temizlemeden asla birakmayan tiplerdenim) neyse gel zaman git zaman nerdeyse 1 ay oldu artik iyice bunaldim bu durumdan en sonunda izin gunumde medikalcilerden 7.45 e 2 tane alcili sargi bezi be 1 tane alci pamugu aldim eve gidip kolumu alciya aldim doktor tanidik bir kac taktik ogrendim ve babami aradim baba sol on kol tabiamda catlak varmis rontgende cikmadi tomografi cektiler kolumda ufak bi catlak varmis 20 25 gun alcida kalicakmis babam gecmis olsun oglum dedi kapadi telefonu biranda tum sulalem aramaya basladi gecmis olsun diyerek suan bu entry alcili yaziyorum ve mutluyum ihtiyaci olanlar pm atsin yardim ederim

  • 4
    +6
    -2

    uzunca bir yazı olabllir, olmayabilir de. okumayanın annesi babası ölsün hadi bakalıkdfhkg şaka şaka. bugün 23 haziran 2018 saati boşverin. yarın seçim var. dünya kupasında gruptan çıkanlar ve çıkamayanlar belli oluyor. bir hafta sonra üniversite sınavına girecek birçok öğrenci var ve ben de onlardan biriyim. bilinçli ve farkındalık düzeyi yüksek her birey gibi bu konulardan bahsetmeyi elbette isterdim lakin umrumda değiller.

    23 haziran tarihi benim için biraz özel. aşık olduğumu düşündüğüm ilk kıza ilan-ı aşkımı 23 haziranda etmiştim sanırım. annesi depresyon tedavisi için evde olmayan 18 yaşında bir erkek evladının kendinden 4,5 yaş büyük bir kadına duyduğu ilginin makul ve gerçekçi olmadığını anlamam 4-5 ay sürmüştü. o yüzden bu tarihi özel kılan bu değil. niye bahsettim bilmiyorum bile. boşverin bu kısmı isterseniz.

    23 haziranın benim için özel olma sebebi bir yıldır bu satırlarca entryi yazarken düşündüğüm kızla tanışma fırsatına erişmiş olmam. hayatımın kalan yıllarında da 23 haziran geldiğinde benim için bu denli önem arz etmesini isterdim bu günün lakin insanların belli bir yerden sonra ben ne halt ediyorum diyerek silkinmesi gerekir. umarım bunu önümüzdeki yıl yapmış olabilirim çünkü benim onu hatırlaran şeyleri düşündüğüm an tüm bilincimi yitirip aklımı onu düşünmeye vermem sanki evrenin yasalarından birisi gibi hala. enerji nasıl yok edilemezse bunu da yok edemiyorsun işte. fakat gelişme var. gün içinde her an aklımda olmasındansa artık hatırlamak için bazı emarelere ihtiyaç duyuyorum. ne diyorsun derseniz de bu seneye girerken dizileri onu düşünmemek adına izlerdim mesela örnek vermek gerekirse. artık öyle değil. dün izlediğim bir dizide uganda'da hayatında hiç sarışın birini görmemiş küçük bir çocuğun karşılaştığı amerikalı(ve sarışın, bunu anlardınız ama yazayım yine de) gazetecinin saçlarını ne olduğunu anlamadığı için incelerken öğretmeninin gelip ''buna sarışın diyorlar, beladan başka bir şey getirmez'' diyene kadar aklımda yoktu mesela. küçük çocuğun sarışın kadının ellerinde öldüğünü ve benim de bir yıl sonrasında şu kadar şey yazmamı göz önünde bulundurursak da aklıma gelmesi bence gayet makul.

    işleri makuliyet seviyesine çekmeye çalışıyorum. tamam daha dün balyozla duvar yıkarken ya da kendi ellerim ve dizlerimde dolap parçalarken ''acaba son söylediklerini hak etmiş miydim?'' diye düşünmüş olabilirim lakin bu şiddet eylemleri yapmam gereken işti. sevdiğim bir şeyi düşünerek kendimi zaptediyordum. atlatmak konusunda çok şey denedim her ne kadar kimse inanmasa da ve sanırım atlatıyorum. şu geçen bir yılda açıkcası hoşlandığım bir kız da vardı. olmadı, çabuk pes ettim. erken bıraktım peşini. pişman mıyım evet olmalıyım. öyle miyim? evet öyleyim. bunun mantıksal bir temeli var mı? evet var fakat öyle temiz birini bulduğunuzda da zihninizin tamamen berrak olması gerekir. ben o kıza şu entryi yazmama sebep olan kızın ondan güzel olduğunu söylemiştim mesela bir keresinde. o da bozuntuya vermemişti ve ben yaptığım şeyin farkına çok sonra varmıştım. haliyle aklınızın bir kısmında bu denli güçlü şekilde biri varken başkasına haksızlık etmemek adına o işin peşini erken bırakıyorsunuz. size bu mantıksal temeli açıklamama gerek var mıydı bilmiyorum. şu sıralarda benden hoşlanan bir kızla arkadaş kalmaya çalışma konusunda çok mesai harcıyorum. çünkü bahsini ettiğimiz hanımefendi beni engellediğinde ''bari arkadaş kalsaydık'' diye telefon elimde nasıl dımdızlak kaldığımı hatırlıyorum. bunu ondan beklemek haksızlıkmış bu arada farkına varıyorum gittikçe. çünkü bazen hakikaten kalıyorsunuz öyle. benim ona ne yapacağımı bilemediğimden duvarları yumrukladığımı söylediğinde açıkcası çok da önemli olduğunu düşünmüyordum ama aynı durumdayken karşıdaki kız ağlayınca anladım ki bir miktar bile olsa suçlu hissediyormuşsun. -okumayacaksın biliyorum ama özür dilerim. hem bu suçluluk duygusu için hem de son seferde özür dilediğim şeyler için.-

    artık öyle romantik şeyler yazamıyorum. sanırım bu da bir gelişme. ya da ben oturup bunları düşünürken geçen zamanda hayatım iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı ve benim o şekilde yazacak gücüm kalmadı(evet o entryler okurken bazılarına abartı, komik ve hatta saçma geliyor biliyorum ama birinin o entryleri yazması için anasının amını tersten görmüş vaziyette olması gerekiyor ve o haldeyken oturup da bunları yazmak güç istiyor)

    küfür mü ettim ben az önce? neyse.

    şimdi bu entryi bitirmem gerekiyor. bir gün içerisinde olmak istemediğin bu zihinden(hadi romantiklerin de gönlü olsun, kalpten) adını kurtaracağım bunun için sana söz de verdim. bir gün aksini söyleyerek ortaya çıkana kadar bunu yapmaya çalışacağım ve elbet olacak. yani umarım. neyse ama senin de benimle birlikte okuman gereken yaklaşık 600 sayfa suç ve ceza var. biliyorum bir yıl geçti üstünden ama sanırım artık biraz da olsa ihanete uğramış hissediyorum. ben evet deme olasılığını, yaklaşık on gün, beklerken hayatta açıkcası hiçbir şeye öyle inanmamış ya da beklememiştim. quaresma'nın beşiktaş'a ilk gelişi ve ikinci gelişinin de üstüne çıkmıştı yani düşün. aldığım cevabın ne kadar yaralayıcı olduğunu yaralar iyileştikçe fark ettim. canın sağolsun tabii ki isteyerek yapmadığını biliyorum. bunların nereye varacağını da bilmiyorum. ''bence sen çok ilginç birisin'' yazdın ve bunlar başladı aylar sonra da o güne lanet ettin ve senin için bitti ama benim için ne bitecek benim içi fikrim yok. tamam normalde o kadar lanet bir adam olabilirim ama sana karşı değildim be. okumayacağın bir yazıda bunları sana söylemenin de bir yararı yok ya neyse. sen uyuduktan sonra yazdığım mesaja ne tepki vereceksin diye uyanana kadar uyuyamayışımı özledim sadece.

    tamam aylar, yıllar geçsin ama bir kere daha kesişsin şu yollarımız. bir şansım daha olsun da ne zaman olursa olsun. ben bu yarım kalışı sindiremem çünkü ölsem hayatta kalır beynim. bunu dilemeyi ve hayatıma bakmayı akıl etmek çok uzun sürdü evet. hayatıma bakmak kaldı sadece. 23 haziran 2019'da bu tarz bir şey yazmamak dileğiyle ben batuhan kasap, tanımlayamadığım dünyamda benle beraberdiniz.

  • 1
    +1
    -0

    yagmur yagdigi zaman annemden once ben kosuyorum camasir toplamaya. tam da şu an oldugu gibi.

  • 2
    +3
    -1

    biraz önce instagramdan biri istek attı bi baktım her şeyi sıfır mesaj attım ve fake olduğunu kabul etti. sevdiği kızı takip etmek için açtığını söyledi. vicdanıma dokundu hesap bilgilerini istedim uzun bi uğraştan sonra orjinal hesaptan farkı kalmadı :)

    1 helaaal beee koca yürekli panda - xedegerveren 24 Haziran 2018 12:58
  • 2
    +2
    -0

    bir kilo rakıyı susuz içip sarhoş olmak istiyorum, ardından bir kilo daha, bir kilo daha...
    bu insanın kahrından ölmesinden daha iyi.

    sabık reis-i cumhurlardan "gazi mustafa kemal atatürk'ün "bu millet var ya bu millet; millet değil, illet, illet" sözleri çınladı bütün gece kulaklarımda.

  • 2
    +3
    -1

    son sigaramı içip yarın vatandaşlık işlemlerimi başlatıp avrupaya yerleşmeye çalışıcam kendinize çok iyi bakın

  • 7
    +7
    -0

    bugün benim doğum günüm ve ilk kez bir doğum günümü mesaj yada arama bekleyerek heba etmiyorum. hepsinin canı cehenneme. beklentisizlik duvarını aşıp koşarak uzaklaştım herkesten ve her şeyden.

    3 ad günün kutlu olsun toprağım :) - kıpçak bey 26 Haziran 2018 18:46
    3 doğum günün kutlu olsun bu zamana kadarki en güzel yaşın olmasını dilerim :) - kafambendenguzel 26 Haziran 2018 21:57
    2 çok teşekkürler, bütün güzel dilekleriniz dönüp dolaşıp sizi bulsun e mi ! :)) - the person in the north 26 Haziran 2018 22:19
  • 4
    +4
    -0

    9 tane ders alıp, 7 sini aa ile 1 tanesini bb ile verdim. 1 tanesi de ff geldi. üzgünüm hocam ancak derste sadece slayt okuyup, üstüne sınavı da bunlardan bağımsız sorarsanız ben suçu kendimde değil sizde ararım. yaklaşık 70 öğrencisinin ahını aldınız, size kolay gelsin.

  • 2
    +2
    -0

    günün ne zaman doğduğunu hatırlamıyorum ama daha ben farkına varamadan yeniden bakmış, karanlığa gömülmüşüz.
    yine gün, güneş yüzü görememişim. sanki mutlak geceye hapis kalmışım da aynı günü yaşamaya devam ediyor gibiyim.
    benimle devam eden bir tek yollar var.
    bitmeyen yollar.
    uzanıp gidiyorlar önümde. onların da sonu, yarını ve bir varış noktası yok.
    biri kestiğinde yarım kalıyor, bir sonu olmamasına rağmen.
    böyle nereye kadar gidecek bilmiyorum.
    sonsuzluk beni yoruyor ama birinin gelip kesmesine de dayanamıyorum.
    farlarım öyle dar bir alanı aydınlatıyor ki biraz daha ötede karşıma ne çıkacak tedirginliği hiç bırakamıyor yakamı.
    bugünün hiç bitmiyor olmasına rağmen yarın ne getirecek diye korkuyorum sürekli.
    evet yıllardır hiç bitmiyor.
    kendimi tamamen uykuya verip bırakamıyorum iplerimi. bırakırsam biri mutlaka kaçar. bırakırsam eski düzeni tekrar oturtturamam. bir bırakırsam tamamen kayboluveririm.
    ama ellerim kilitleniyor yıllardır gevşetememekten. eklemlerimdeki ağrılar hiç azalmıyor. elim 7/24 uyuşuk dolaşıyorum.
    ama bırakmam.
    bir yanım hep bırakabilmenin hayalini kuruyor. her şeyi bırakırsam parmaklarım gevşeyecek, özgürce açıp kapatabileceğim. artık rahat edecekler gibi geliyor.
    ağrı dinecek.
    rahat nefes alabileceğim.
    kasıldığım için nefesi bile kesik kesik alıyorum artık.
    olmuyor tabii. tutunduğum öyle çok şey var ki azıcık gevşetmeye yeltendiğimde bile oynamıyor parmaklarım. düğüm olmuş her şey avuçlarımda.
    karman çormanım.
    ayırmak için artık bırakmak da yetmiyor. koparmak lazım.
    benim rahatlamak için her şeyden koparılmam lazım, farkındayım.
    ben ise tüm yüklerimi yüklenip karanlığın orta yerinde bomboş bir yolda yürüyorum; etrafımdan 150-200 km hızlarla giden arabalara karşın.
    o kadar yavaşım ki onlara göre. benim yanlarında yürüdüğümün farkına varamıyorlar.
    ben yokum.
    onlarla aynı yola düşmemişim.
    onlar hep etraflarındaki arabalarla yarışıyorlar.
    benim ayaklarım onlarla kapışabilecek güçte değil. benim dizlerim bükük, yaralar içinde. üstelik bedenim onların daha 0dan yeni bozma arabalarıma kıyasla çok eski.
    tükenme sınırında.
    yapamıyorum.
    beni çok yaşlı bir kaplumbağa kadar bile değerli görmüyorlar. farkındayım.
    oysa onlardan hiçbir farkım yoktu benim, şartlarımız hiç eşit olmadı.
    ben yaşlı değildim oysa. aynı zamanların çocuğuyduk, aynı yıllarda başlamıştık nefes almaya.
    ben hiç onların şartlarıyla sınanmamıştım.
    ve hep kendi ayaklarımın üstünde durmak zorundaydım. yürümeye başladığım ilk günden beri.
    ellerimi tutanım olmadı. kendi ışığımı kendim bulup yaktım bu yolda.
    kendim aydınlattım önümü, o da anca bu kadar olabildi işte.
    ben bu kadarını başarabildim bu şartlar altında.
    soğukta, yağmurda, karda, çamurda üstümde beni koruyacak bir tavan olmadı, içeride titrerken ısıtacak klimam da, hatta rahatça oturabileceğim bir koltuğum da yoktu.
    dinlenmek için hep ağaç kütüklerini bulmaya çalıştım. onlara yasladım sırtımı. taşlar hep buzdan soğuktu.
    uyku ise hiç yoktu.
    uyuyacak kadar güvenli bir yerim yoktu.
    sırtımı dayayabileceğim biri.
    gözlerimi kapatıp en savunmasız halimi emanet edebileceğim bir bölge.
    bana ait özel bir yer. küçücük de olsa.
    dünyaya aittim. bana ait olan şey ise sokaklardı.
    ama sokaklar hiç güvenilir bir yer değildi.
    doğa kendinden olana o kadar da sıcak davranmıyordu.
    yürüdüm.
    belki güvenilir bir yer bulurum diye.
    pes etmedim.
    bir an bile.
    devam ettim. savaştım. ayaklarım su topladı, yaralandı, kanlar akıttım yollarda. sıcakta yana yana mecburen bastım, soğuk keskinliğinde titreyerek de olsa sağlam attım adımlarımı. i̇rinlerini sürüdüm peşimden. nasırlar oluştu, hissizleşti. kaskatı oldu tabanlarım.
    böyle geldim bu ana.
    kaç gün geçti sayamadım. doğan günü takip edemedim çünkü.
    ben o güneşi çoğunlukla göremedim.
    hep kapkaranlıktı camsız odam.
    ben hep zifiri karanlığa uyandım.
    kabuslarımı aydınlatan da olmadı o yüzden. gözlerimi açtığımda geçti o karanlıklar, hepsi bir rüyaydı diyemedim. kabuslar da devam etti bitmeyen geceyle birlikte.
    belki bir yıl bile olmadı daha. belki yüzyıllar geçti.
    bitmedi ama daha.
    bu gece hala bitmedi.

    ve ben çok hastayım.

  • 0
    +0
    -0

    gök yarılcak dolu arabaları perişan edicek delik deşik dediler millet halıları kilimleri kartonları arabaya sardı bu duruma duşmemek için kapalı otoparka girdim 24 saati 40 liraymış dolu yağmadı inşallah gece gök yarılırda buz kütleleri düşer 40 lirayı boşu boşuna verirsem ateist olurum net allahım nolursun dolu yağsın amin

  • 3
    +4
    -1

    hala arada sırada eski sevgilimin twitter hesabına bakıyorum. instagram hesabına da bakmak isterdim ama instagram hesabı gizli.

  • 3
    +4
    -1

    çevremde -neredeyse akla gelebilenin tamamı- insanların sosyal güdü sonucu "hayatta kalmak" adına yaptığı, kimi zaman hoş görülmeyen çoğu eylem ve hissiyatın temel nedenini algılıyor, çoğunlukla hoş görüyorum.
    herkesin buna ihtiyacı var. evet herkesin.

    kararlarının çoğunu duygusal olarak veren insanoğlu yaptığı, düşündüğü şeyleri inkar etmemeli. ediyorsa da bunlarla en kısa sürede barışmalı.
    ben de dahil.

    klişe fakat değişim zor olsa da imkansız değil.

  • 18
    +20
    -2

    bunu temizlik hastalığı atlatmış biri olarak ilk defa itiraf ediyorum.
    benim dedemin bi halası vardı çok yaşlı.
    annem bakardı ona yalnız yaşardı ama çamaşırı,yemeği,içmeği kendi de yapardı namazında niyazında kadındı.
    neyse beni hep evine gönderirler arkadaşlık ederdim
    bunun tuvaletinde minik minik havlular vardı ben de o zman küçükken gerçekten temizlik hastasıydım diyorum ki kadın ne kadar temiz herkese minik minik havlu koymuş hep tuvaletin içinde elimi yıkar kurulanır dışarı bir daha çıkar yıkardım.
    kahretsin ki onların başka yerin ve şahsi ait havlu olduğunu öğrenince iş ısten geçmişti.
    elimi yüzümü koparasim gelmişti.
    kadının evine ölene kadar gitmedim.

    5 vay be. uzun bir zamandan sonra birinin sıfır sıfırda entiri girdiğini görünce gözlerim yaşardı ağlıyorum şu anda simyacı - helgendeejderhagordum 28 Haziran 2018 00:02
    1 eskiler geri döndü yalnızım kimse beni anlamıyor entrysi paylaşmadınız dua [email protected] anlatsana @cort @valla komik ama iğrenç böyle böyle delirmiştim o zman kimse ye dokunmuyor ve yemeğini yemiyordum - simyaci 28 Haziran 2018 00:06
    hahahhahhha - delii 28 Haziran 2018 09:55
    #2255347 hastalığı atlattığına emin miyiz? - xedegerveren 28 Haziran 2018 14:27
    bu iyi olmus halim:,) - simyaci 28 Haziran 2018 16:09
  • 2 hakan günday 💜 - randomsevenkiz 28 Haziran 2018 08:31
  • 6
    +6
    -0

    bu gece uyuyup sabah uyandığımda aylar sonra ilk defa şu dersten şu kadar soru çözmem gerekecek diye hesap yapmayacağım. malum o kaderimi belirleyecek iki günden önceki son gün relaks olmam gerekiyor.

    sağlık meslek lisesinden mezun oldum, çoğu ayt matematik konusunu ilk defa bu yıl öğrendim. bir sıfırdım. i̇lk başlarda 160 soruluk o ygs testinden 25 26 net anca çıkarıyordum. sonra sınav sistemi değişti, ilk başta o tyt'de sadece matematik ve türkçe olacaktı, sonra ne karar kıldılar bilmiyorum ama ygs'ye benzer bir şey yaptılar ve katsayıları esitlediler falan. benim canımı yakacaksa eğer sadece ayt matematik yakacak.

    bir sıfırdan buralara geldim; arkadaşlarım cuma günleri eğlence mekanlarına giderken ben internetten matematik videoları seyrettim, online oyunlar ve playstation oyunlarıma 9 aydır el sürmüyorum bile. tozlandı hepsi.

    cidden benim için çok zor bir yıl oldu. birkaç kere hazırlanmayı bırakıp is hayatına atılmayı düşündüğüm dahi oldu ama iyi ki file gecirmemisim düsüncelerimi diyorum. artık ne olursa olsun açıkçası. netlerim fena değil, geçen yıl bu netleri yapmış olsam şuan 100-150k civarı bir şey olmuştum. neyse konumuza dönelim, artık ne olacaksa olsun. ben bu kadar baskıya gelmekten, çabalamaktan cidden bıktım.

    başarısızlığa da kendimi hazırladım. yani hayalini kurmak bile istemiyorum ama başarısız olma ihtimalim var. psikolojik olarak hazırlandım ona. sınavı olacağız ve biteceğiz.

    kısacası ben artık her şeye kendimi hazırladım. umarım başarılı olurum ve yaptığım her şeye değer. başarılı olursam bu sınavda yemin ederim tanri'dan çok uzun bir süre kendim adına bir şey istemeyecegim. yeter ki şu emegimin karşılığını alayım.

    umarım her şey gönlünce olur. senden kıymetli değil hiçbir sınav, bunu unutma. allah yardımcın olsun. - birdeligrafiker 29 Haziran 2018 00:50
    1 çok teşekkür ederim de cidden bu yılı bir daha yaşamaya cesaret edemiyorum. - bulldogreyiz 29 Haziran 2018 00:51
    su akar yolunu bulur, sen elinden geleni yap emeklerinin karşılığı seni bir şekilde buluyor zaten - birdeligrafiker 29 Haziran 2018 00:54
    1 elinden geleni yapmışsın artık tevekkül vakti, içini rahat tut rabb'ine yönel :) - xedegerveren 29 Haziran 2018 00:56
  • 1
    +1
    -0

    artık, saçma sapan yaz dizilerini çekirdek çitleyerek izleyip saçma salak yorumlar yapmak istiyorum.

  • 3
    +4
    -1

    aslında buraya yazacaklarımı bir deftere yazmak isterdim ama olur da birini şeytan dürterse diye kimsenin bilmediği buraya yazayım dedim. burayı bilen birkaç kişi var, onlar da daha devam etmesin okumaya.

    dışarıdan bakıldığında harika bir hayata sahibim. herkes böyle düşünür ama her şey göründüğü gibi de değil, insanlar bu detayı atlar.
    zihnimde gezen "yapamıyorum" cümlesi aslında tüm hayatımı içinde barındırıyor ama son 6-7 sene daha yoğun hissediliyor. bu 6-7 seneyi kapsayan süreç öyle bir süreç ki insana her duyguyu tattırıyor. i̇nsanın yaşama dair olan tüm güzel duygularını zamanla öğüten bu süreç, şu zamanlarda sıranın bana geldiğini haber veriyor. önce olumlu ya da olumsuz duygular bittiyor sonra ruhum. şimdi de bedenimde sıra. duygularımda olan değişiklikler için ergenlik diye düşündüm bir vakitler. ruhumun yok oluşunu izlerken ergenlikten kalan izler dedim. hep bir bahane buldum. her şeye bir kılıf uydurdum. gereksizdi ama aşka attım suçu. dosttan gelen kazıktan nefret ettim çünkü bu hislerin sebebi başka bir şey olamazdı. hayatım mükemmeldi.
    günlerce düşündüm çünkü tüm bu olanlar basit şeylerdi ama ruhumda meydana gelenler oldukça ağırdı. düşündüm, içinden çıkamadım. ağladım, düşündüm. yine olmadı, üzülmem ve ruhumun tükenmesi gereksizdi çünkü hayatım mükemmeldi.
    sonra bir gün gereksiz bir aydınlanma yaşadım ve buldum bunca şeye sebep olanı. her şeyin altından çıkan o şey yanıbaşımdaydı. sorunu bulmuştum ve sırada çözmesi kalmıştı. sorun öyle karışık bir ipti ki ben çözmeye çalıştıkça daha da karıştı. ama öyle bir ip ki bu kesemezsin ya da atamazsın. madem hep hayatımda olacaktı bu karmakarışık ip o halde onunla yaşamaya alışacaktım. cebime koydum o ipi, arada çıkardım çözmeye çalıştım ama hep o ayağıma takıldı ve ben her seferinde yere düştüm. dizlerim kanadı, canım çok yandı ama kabuk bağlar dedim. ki kabuk bağladı da. tam iyileşir gibi oldum, pat yine düştüm.
    oldu derken artık alıştım derken yine patlak verdi en derinden. son 6 yıldır suçu başka şeylere atarak yaşıyorum içimdekileri. ama şu son birkaç aydır 6 yılın yükünü daha çok hissediyorum kendimde. kulaklarımda sen güçlü bir kadınsın cümlesi çınlıyor ama artık bu cümle çok eski.

    bu yaşımda bunları düşündüğüm, yazdığım için; hayata dair hiçbir umudum kalmadığı için kendimden nefret eder oldum artık. yüreğimden yükselen sesleri ve zihnimde gezinen düşünceleri dizginleyemiyorum.

    bu hayatta iki kişiyi affetmeyeceğim. biri benim, diğerini de allah affetsin artık ne diyeyim.

    :/ bu suratla okudum. allah yardımcın olsun. - akopi 29 Haziran 2018 00:58
    :) amin - nisyan 29 Haziran 2018 07:47