bugüngündem
bugün ()
/
  1. 0
    +
    -entiri.verilen_downvote
    ben yine cacığı bekliyorum.
  2. 8
    +
    -entiri.verilen_downvote
    hala seviyorum. allah'ım toplu saçlarına suratımı gömmek, avuçlarını öpmek, kokusunu içime -daha önce hiç yapmadım- çekmek, gözlerine bakıp şiirler okumak istiyorum. ne olur ki onu benim kaderime yazsan? yaz olur mu? unutma bak, yaz. ah şu ellerimi bir tutsa, bu eller bir mutlu olur ki... bir güvense bana, kalbime; ona olan sevgime, bir güvense... bulutlar bile dağılır, güneş mutlu olur. tepelerin ardından teletabilere doğan güneşli velet doğar hayatıma. her yer; renkler mesela... tüm renkler daha güzel, daha canlı olur. lakin o beni diğerleriyle karıştırıyor. inanmıyor. inan bana ruhuna aşık olduğum kadın. inan. muhtemelen bu yazıklarım sana ulaşmayacak ama, sen yine de bir şans ver bana. yalvarıyorum.
  3. 12
    +
    -entiri.verilen_downvote
    insanlara çok yakınlaşırsam uzaklaşıyorum. güven problemim var.
  4. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    şuncacık hayatım da kendimden çok sevdiğim, değer verdiğim insandan vazgeçiyorum bu gece. yüzüne elveda demeye tenezzül etmedim şuraya bırakayım bari ; "olur da seni benim kadar seven biri çıkarsa karşına, ben de kaybettiğin mutluluğu on da bulman dileğiyle."
  5. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    mizacım ve tavırlarım gereği genel olarak tanıştığım, görüştüğüm her insan ile friendzone a düşüyorum. bazıları için bir baba figürü olmuşluğum da var. gerçek anlamda bunu yaşamaktan bıktım ve ne bok yemem gerekiyor bilmiyorum. karakterimi çok seviyorum, e tabi ki pürüzler olacak ama genel anlamda benim diyebildiğim nadir şeylerden biri. neyse, kısaca yine birisi var, bir kenarda ben varım ve bir bok olacağı yok. bu benim içimi kemiriyor. en stresli olduğum anda daha fazla aklıma geliyor ve aklımı çeliyor. bunun ne kadar dikkat dağıtıcı ve rahatsız edici bir bok olduğu hakkında bir fikriniz var mı?
  6. 1
    +
    -entiri.verilen_downvote
    hala gelsin diye bekliyorum sözlük. o beni unuttu bile belki ama ben hala bekliyorum. hala seviyorum. bu yazdıklarımı da görsün istiyorum. ama belki üzülür. belki vicdan yapar. canı sıkılır diye düşününce de inşallah görmez diyorum. hala kendimden önce düşündüğüm, kan bağım olmayan ilk insan o. "sen beni unuttun belki ama ben hala sana ölüyorum.."
  7. 6
    +
    -entiri.verilen_downvote
    20 yaşındayım ve sevilmenin nasıl bir his olduğunu bilmiyorum.bana aşık olan kimse olmadı.olduysa da kimse söylemedi.ben artık sevilmek istiyorum aga.biri öyle bir sevsin ki bana kendimi sevdirsin artık.çünkü aynada yüzüme bakamaz oldum.
  8. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    ben artık aşık olmak istiyorum...
  9. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    her sigara yaktığımda şu sigarayı bırakma reklamlarına denk geliyorum acayip huzursuz ediyo beni
  10. 15
    +
    -entiri.verilen_downvote
    benim hakkımda bir şey bildiklerini düşünen insanlar aslında bir şey bilmiyorlar. buna en yakınlarım da dahil. hatta ailem bile. bu kanıya nasıl vardığımı da anlatmak istemiyorum. cevabını, içinde bulunduğum an için merak ettiğim sorular var. sonradan o sorular aklıma belki gelir, belki gelmez. şu an merak ettiğim sorular; - kişilik denen şey neden kelimelere dökülemez? - neden bazı şeylerin, bazı hislerin, bazı anların literatürde karşılığı yok? - neden binlerce kelimenin arasından, canımızı en çok kifayetsiz kalan kelimeler yakar? (ben... şu an kendimi anlatamıyorum. düşündüğüm kadar kolay olmadı bu...) ben galiba tutarsızım. elimin ve tavırlarımın ayarı yok. yanlış zamanda, yanlış şeyler yaptım. yanlış insanlara, yanlış değerler verdim. bu süreçte de doğru zaman ve insanları es geçtim. evet, evet. ben tutarsız bir insanım. kız babalarına ve sevgilisine hediye hazırlama telaşında olan insanlara imrenirim. değer verdiğim birisinin başkasına değer vermesini de bazen az bazen de çok olmak kaydıyla muhakkak kıskanırım. yolda yürürken insanların bana bakıp bakmadıklarını düşünür, hakkımda neler düşündüklerini merak ederim. ne görüyorlar bende? onlarda ne çağrıştırıyorum? kibir mi, umut mu, saflık mı? yoksa başka bir şey mi? uykusunda esneyen bebeklere ve hıçkıran çocuklara aşırı sempatim var. peltekleri de pek severim. her gün evden çıkarken; "bugün ölürsem kimler üzülür acaba?" diye düşünürüm. ölünce değeri anlaşılacak birisi miyim, yoksa iki güne unutulur muyum diye merak ederim. hemen hemen her gün kafamda çeşitli listeler yaparım; istediklerim, istemediklerim ya da yapılacaklar listesi gibi gibi. genelde gün sonu o listeleri kafamda yırtarım. çünkü gün sonu hepsini tamamlayamamış olurum, üşengeçliğim bana ayak bağı olur. (her insan gibi) bir şeyin, bir anın değerini onu kaybedince daha iyi anlarım. insanların yüzlerini inceleyip, onların hayatları hakkında tahminler yapmaya bayılırım. gerçekleşmeyeceğini bildiğim hayaller kurarım; heykeltıraş olmak gibi. açıkçası; lorenzo bernini'ye aşırı imreniyorum. eserleri gerçekten muhteşem. persephone ve hades'i tasvir ettiği heykeli en sevdiğim. (genellikle) bir daha hiç görmeyeceğimden emin olduğum insanlara, yaşamak istediğim hayatı yaşıyormuş gibi davranırım. kendimi onlara çok güzel lanse ederim. ibret vermektense umut vermeyi tercih ederim. çünkü o kişi, karşısına çıkan hemen hemen her insandan ibret alabilir ama umut alamayabilir. ölmeden önce yapmak istediğim şeyler, gezmek istediğim yerler, tanışmak istediğim insanlar var. ama bu isteklerimin hemen hemen yarısını başarabilmek için göze almam gereken çok şey var. bunların da çoğu benim prensiplerimi aştığından, sanıyorum ki çoğu hakkında bir girişimde bulunamadan ölücem. hiçbir zaman gerçekten birileri beni sevsin diye uğraşmadım. "eller ne der?" kaygısı yaşamadım. sadece zaman zaman o kaygıyı taşıyormuşcasına rol yaptım. herkes kadar günahkarım. (dizilerde kullanılan) gülme efektinden, en az acun'un ürün reklamı sunmasından ettiğim kadar nefret ediyorum. doğallığı severim. bu yüzden de çocuklara ayrı bir düşkünüm. ne yazık ki; insanlar büyüdükçe maske takmayı da öğreniyor. makyajın hafifini, sohbetin doğaçlamasını, mizahın incesini, bisküvinin de bebekler için olanını severim. lüks şeyler genelde beni rahatsız eder. yeni aldığım bir şeyi, üzerinden zaman geçmeden kendiminmiş gibi hissedemem. başlarda yadırgarım, sonradan alışırım. r harfini tam olarak söyleyemem. avantajını da dezavantajını da çok yaşadım. ama iyi ki yaşamışım, iyi ki böyleyim. bu halimi seviyorum. başrolü olduğum bir olayı ya da bir konuşmayı haklı ya da haksız olayım fark etmeksizin tekrar tekrar düşünürüm. hatta üzerinden yıllar geçse bile... kol saatlerini ve bileklikleri severim ama asla istediğim gibi olanlarına sahip olamadım. daha doğrusu bulamadım. beni üzen şeyleri (bazen) önemsizmiş gibi anlatırım. fakat bu aşırı derecede kafama takmadığım anlamına gelmez. şu an çalan şarkıya aşığım. (soldier of fortune) ama ne yazık ki eşlik edemiyorum, ortam müsait değil. boyum 1.91 olduğu için bazı boy şakalarına tahammül etmek zorundayım. ve artık bu durumdan bıktım, usandım. bugün ilkokul arkadaşımla karşılaştım. ne o bana, ne de ben ona selam vermeye yeltenmedik. hala birbirimize kızgın olabiliriz. ama en son barışmıştık diye hatırlıyorum. telefonum şarjının bitmesinden nefret ediyorum. bu yazıyı yazarken bile bitmeye devam ediyor. bir de kendimi anlatamam diyordum. şu hale bak! manas destanı mübarek... hakkımda tercüme edemediğim, yazamadığım şeyler çok fazla. o büyük şeylerden kaçmak için de küçük detaylara yoğunlaştığım bu yazıyı yazdım. işe yaradı mı? hayır. şaşırdık mı? hayır. denemeye değer miydi? evet. ya da belki de itiraf başlığına bazı hafif itiraflarımı toptan fiyatına dökmek istedim. peki sürümden kazanır mıyım? onu da bilmiyorum... kısacası teşhis şudur ki; ben karman çorman bir insanım. ama hangimiz öyle değiliz ki zaten? kime sorsan; "ben farklıyım." der. ben de öyleyim işte; herkes kadar farklıyım. farklı olduğunu söyleyen, sıradan bir insanım. tutarsız olduğumu söylemiş miydim? (bkz: the end)
  11. 5
    +
    -entiri.verilen_downvote
    gençler çok ilginç amk. mutsuzluğu bu denli sağlam hissettiren bir çevreye sahip olmak, bu çevrenin de seni böyle yetiştirmiş olmasını kabullenmek çok ilginç. bi saat kadar evvel evde bi pantolonumu arıyordum. en son 20 gün önce falan giydim. anneme yıka bunu bak diye yanında ceplerini boşaltarak vermiştim. bu sabah o pantolonu aradım evde. nerde nerde yok. dedim anne nerede? yıkamadım dedi. niye yıkamadın dedim ben de haliyle. seni şöyle yaparım böyle yaparım zırvalamaya başladı. ya amına koyayım unuttum de, yıkamak istemedim de, donsuz gez orospu çocuğu falan de istiyorsan ama cevap ver bana. yok baba yok böyle bir şey yok ya. ha ben masum muyum değilim ''lan ruh hastası 20 günde 30 kere çalıştırdın bu makineyi bi pantolon mu yıkamadın sen olmasan ne değişir lan bu evde'' dedim. pişman mıyım gram değilim. daha farklı şeyler yapmama engel oldu. baktım yine bi şeyler diyor gittim oturma odasına odanın da kapısını kitledim oturdum. biraz sonra geldi, odanın kapısını aç dedi sakince. açtım ben de. girdi odaya koltuklardaki yastıkları falan yere atmaya başladı. napıyon demeye kalmadan yattı yere ağlamaya başladı. çıktım odaya üstüne kitledim kapıyı kırsın açsın daha açanı siksinler. lan bu ne amına koyayım ya? ben bu mahkeme suratlı kadınla 20 yılımı aynı evde geçirdim. ağzından bi güzel söz duymak imkansız. ama gel gör, her mutsuzluğunu dibine kadar bana yaşatmaktan da asla geri durmaz. açım diyorum dört saatte beş kere açım diye yanına gittim iplemedi ben de kendim yaptım yedim sonunda. tamam lafım yok hadi. ya tamam pantolonu da ben yıkayayım amk ama artık beni rahat bıraksın aklımı rahat bıraksın yeter amk ya. hareketlerinin yarısından iğreniyorum yarısını da görmezden geliyorum. lisenin ortalarında artık kendi de kaldıramadı kişiliğini psikologlarda dolaştık, geceleri yatamadım bunu eğlendirmekten. ben harbi bununla aynı evde duramıyorum artık. ya boşandıracağım bunları ya da ben bu sene farklı bir ile siktir olup gideceğim. şimdi buraya gelip annen o senin olur öyle şeyler, alttan al, sen nasıl evlatsın, hayırsız piç falan diyecek olursa da yüzünü sikeyim bak çok net konuşuyorum. çok istiyorsan gel sen yaşa bununla. hayatımı, duygularımı sikti attı. olabileceğim her şeye sınır vurdu. beni de ruh hastası etti kendisi gibi amk. lan yeter lan. ben de kendime vura vura ağlayacağım şimdi. üstelik ne bi sorumluluğumu aksattım ne de şu an şu durumu hakettim. sikerler ya ne anlatıyorsam amk yarın yine aynısı olacak işte. daha benden de bi cacık olmaz.
  12. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    yorgunum. başımda beliren bir ağrı var. kafamı geriye doğru çeken bir şey var. boynumu pasifleştiren. üzerimde beyaz bir tişört var. beyazı severim. eğer bir gün intihar etmeye karar verirsem, yine üzerimde olacak şeylerden birisi olacak beyaz kıyafetlerim. bir gün dinleneceğim ve bir sabah erkenden kalkacağım. güzelce kıyafetlerimi giyeceğim, tüm dayatma ve ön yargıları (ön yargı böyle mi yazılır bilmiyorum) boş vereceğim. annemin mezarına yürüyerek gideceğim. ona neden ondan nefret ettiğimi anlatacağım. "senin intiharın benim ceza çekmeme neden oldu, bu yüzden seni sevmiyorum ve şimdi intiharımın sebebi de sensin" diyeceğim. giderken topladığım çiçekleri mezarlığın girişine bırakacağım, tek bir kişiye bırakırsam diğerleri üzülür çünkü. zira benim mezarıma pek fazla çiçek getiren de olmaz. ardından küçükken dayımın oğlu ile gidip "bu kıza ne verirsen ver parasını ben vereceğim bir yere yaz" dediği ama market sahibinin hiç yapmadığı eren market'ten bir paket parliament alacağım. borcunu da dayımın oğluna yazdıracağım. eve gelip, üniversite için aldığım ama çalışmak için boş bir kafaya sahip olmadığımdan çalışamadığım bütün kitapları yakacağım. kimseye cevap vermeyeceğim. külleri ile evimizin duvarına "siz de bir gün üzüleceksiniz, o gün beni hatırlayın" yazacağım. nasıl olsa üzerini şarap rengi (ismini hatırlayamadım) boyadıktan sonra hayatlarına devam edecekler. saçlarımı keseceğim, belki pişman olursam diye de bir kağıda aslında onları sevdiğimi ama hayatın çok anlamsız geldiğini yazıp, gerçek intihar nedenimi söylemediğim bir not bırakacağım. babama benzediğimi söyleyen amcama kızgın olduğumu, yıllar önce bana söylediği "ben senin kadar aç gözlü bir çocuk görmedim" lafını hatırlatacağım ona. bir diğerine ise, sürekli telefonumu kontrol ederken aslında adım adım beni cinnete veya intihara sürüklediğini söyleyeceğim. belki bir daha başkasına veya kendi çocuklarına yapmazlar. aslında onları korkutmak isterdim. ama o kadar güçlü bir insan olsam zaten intihara yeltenmezdim. gitmek istedikçe ayaklarıma bağ olan herkesten nefret edeceğim. sevdiğim adama (eğer bir gün gitmek istese bile) hayatta olduğum sürece aşık olacağım. çünkü beni incitmeden seven tek kişi o oldu. şimdi ise, fazla dermanım yok. yemek yemeyeli 12 saatten fazla oluyor. umrumda değil.
  13. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    sol kanatta nickimi gördüğümde ister istemez mutlu oluyorum
  14. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    sen de başını alıp gitme ne olur,ne olur tut ellerimi demiştim.gittin ya bari bir kere elimi tutsaydın da onunla avunsaydım.
  15. 2
    +
    -entiri.verilen_downvote
    benden emin ol istiyorum dedi sonra en emin olunmicak karaketere büründü neden bana bunu yaptı
  16. 6
    +
    -entiri.verilen_downvote
    bazen kendimi uçurasım geliyor, sessizce ayarlara girip geri çıkıyorum; bu döngü böyle devam ediyor, fiiliyata geçemiyor
  17. 0
    +
    -entiri.verilen_downvote
    itiraf ediyorum ofiste kadınların kullandığı içinde soğuk soğuk su akan duşu bulunan yeri ben ıslattım. özür dilerim sevgi abla.(ofisin günlük temizleyici ablası) arkamdan kim ıslattı buraları amk demişsindir. ama hava çok sıcaktı, aşağı çişe indiğimde öyle güzel gel ve yararlan der gibi baktı ki. dayanamadım.bugün iki kere soğuk sulara attım kendimi. bi ara gelip ben kurulamaya calıştım ama yine de biraz su oldu dicem de yalnız yakalamıyorum seni. neyse öptüm.
  18. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    koskoca gün sadece 6 entry girilmiş ve hiçbiri de uzun ve iç parçalayıcı değil. çanlar bizim için çalıyor herhalde.
  19. 6
    +
    -entiri.verilen_downvote
    tüm emeklerim boşa gitti.. ve ağlamaktan başka bi şey yapamıyorum
  20. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    yerleşemedim. sözlükteki üniversite başlıkları sona erince haber verirsiniz.
  21. 18
    +
    -entiri.verilen_downvote
    inanmıycaksın sözlük ama dilimden düşmeyen hatta kalbimden düşüremediğim cacığı bi daha hayatımı almayacak şekilde sildim.
  22. 3
    +
    -entiri.verilen_downvote
    sınava hazırlanırken herkes ile görüşmeyi kestim, bazıları ile iyi ki kestim de bazıları ile görüşmeyi kestiğim için pişmanım.
  23. 5
    +
    -entiri.verilen_downvote
    lisede derste uyurken arada sessiz sessiz istemeden osuruyordum.
  24. 4
    +
    -entiri.verilen_downvote
    beni defalarca terkeden birine aşıktım çok seviyordum falan ama sevgimden ölsem dönmem diyodum çünkü çok acı şeyler yaşattı neyse bu geldi bana 3 gün oldu ama ben onun bana yaşattıklarını kinimi hüznümü ona anlattikca rahatladim ve ona karşı hislerim köreldi o çok sevdiğim adamı sevmez oldum
  25. 9
    +
    -entiri.verilen_downvote
    bir entry giriyorum, sonra o entryden utanıp siliyorum. aslında belki de kendimden utanıyorum. değişik ama kötü.
/