Başlığı Düzenleyin:


* Eger varolan bir baslik girerseniz, bu basligi ("asosyal itiraf") ve tum entirilerini oraya tasimis olursunuz.

Başlık Tipini Değiştirin:


* Bir basligi sabitlemeden once o basliga bugun entiri girildigine emin olun. Girilmemisse de siz girin. Sabit basliklar; sol kanatda her zaman ilk sayfada ve yukarlarda, koyu renkli olarak gozukecektir.

Başlığı Silmek İçin Tıklayın:

Başlığı kilitlemek için tıklayın:

Secilen Entirilerle bir sey yap

0 adet entiri secili.

  • 4
    +5
    -1

    babam yarın sevgilisini eve atacak bu yüzden beni postalamaya çalışıyor ağlasam mı gülsem mi bilemedim

  • 3
    +3
    -0

    bugün abdest falan yok tepede mezarlıktan geçmek zorunda kaldım üstüne ıssız bir yerdi ve 8-9 tane köpekten oluşan bir sürü birden karşıma çıkıp kovalayınca söverek turladım mezarlıkta

  • 3
    +3
    -0

    eski kitapları okumayı çok seviyorum. bir kitabın ilk basımları mesela. 1930,1940 yıllarına ait bir sürü kitap var evde. kimisi kütüphaneden kimisi de sahaftan. bazen kitabın kenarlarında notlar oluyor. bunları gördükçe, kitabın eski sahibinin sırlarına ortak oluyormuş gibi hissediyorum. sanki oturup konuşuyormuşuz gibi, bana bir şeyler anlatıyormuş gibi. çok büyük anlamları var kitapların benim için. eski kitaplar söz konusu olunca, bu daha da artıyor. sonuçta, kaç türlü duyguya ortak olup, kaç tane yaşanmışlık barındırıyor kitaplar. bu yüzdendir, en sevmediğim kitabı bile atmam. bir köşede saklarım.

  • 4
    +4
    -0

    10 yıl kadar önce kuzenim 9 ben 8 yaşındaydık kuzenimin babası vefat etmişti neyse o günden sonra babam kuzeninin yanında dikket et demişti ben de babama çok düşkünümdür her gördüğüm yerde sarılır öperim babamın dediğinden çok kuzenime üzülmüştüm çünkü bir daha babasına sarılamayacaktı. ben hâla onun yanında telefonla konuşurken bile baba diyemiyorum o alıştı ben alışamadım. galiba bu yüzden çok çabuk büyüdük

  • 4
    +4
    -0

    bir kaç hafta sonra sevdiğim güzellik, sevgilim hatta hatunum diye sevdiğim insan kafasından ameliyat olacak. kafasında kitle varmış. doktorlar çok zor bir ameliyat olacak diyorlar. inşaallah yaşacak... ama dile kolay yakında tam üç sene olacak. bu en uzun ilişkim benim. beni bataklıktan çıkarıp cevremdeki tüm pisliklerden uzaklaştırdı bu kız ama ölürse ne yaparım bilmiyorum be sözlük... şimdi de whatsapp durumuna ömrüm kısa olabilir bekletme yazmış. kıvırcık ali'nin bir şarkısı var ya o geldi aklıma al ömrümü koy ömrüne diyor ya öyle olsun be sözlük!! çünkü o ölürde ben yaşarsam daha doğru öyle bir hayata yaşamak denirse bitki gibi, ot gibi yaşarım herhalde. allah bana o günleri göstermesin. beni hayata bağlayan insanı benden almasın...

    allah yardımcınız olsun :( - asosyalkoreli 10 Ağustos 2016 15:21
  • 1
    +1
    -0

    20 gibi çok eksi alan entiriye bende eksi veriyorum başka kimseye eksi vermiyorum verecek neden bulamıyorum.

  • 3
    +3
    -0

    deniz gidiyoruz arkadaşla, istnbulds günübirlik ücretli plajlara, yan tarafmzda kaç tane gençler var bunlar suya girdiler sahileden bunlara bakıyoz şakalaşıyolar, nse bunlardan biri boğulma tehlikesi geçirdi sahildeki biz dahil herkes atlayıp çıkardık çoçuğu. bunlar çıktılar denzden tekrar girmek istediler boğulma tehlikesi geçiren ben gelmem defi yanındaki eleman dedi ki, olum 40 lira verdik gerekirse boğuluruz:))

  • 1
    +1
    -0

    az önce hayatımda olan sevdiğim dostlarıma mesaj attım onları sevdiğimi hayatımda oldukları için teşekkür ettiğimi yazdım neden yaptım bilmiyorum.
    ama kendimi mutlu hissettim
    sevdiklerinize zor anınızda yanınızda olanlara teşekkür etmek gerek bunu yapmak istedim

  • 4
    +4
    -0

    size de öyle geliyor mu bilmiyorum. aşık olduğun birini unutamıyosun tam olarak. araya mesafeler, zaman, insanlar girse de olmuyo. unuttuğunu düşünüyosun, eski kalp çarpıntıları olmuyo ama ne zaman kendin gibi birini görsen onun yaşadıklarını sen yaşamışsın gibi oluyo. platonik seven her erkek senmişsin, çirkin olduğu için sen sevilmemişsin gibi. bilhassa geceleri o his geliyo. bir film izlerken, dinlediğin bir şarkıdan, okuduğun bir kitaptan ya da sohbet ettiğin bir dosttan duyduğun cümleyle başlıyo herşey. nefes alma da bi zorluk, kalbe bi baskı varmış gibi. ne zaman geçer ki bu his?

  • 3
    +3
    -0

    bazen diyorum ulan deneysel ilaçlar için denek falanmı olsam en azından insanlığa yararımız olsun

    1 parası da iyi o işin hem - vega 11 Ağustos 2016 00:38
  • 10
    +10
    -0

    böyle sevilmek istiyorum mesela bir insan çayımı kahvemi nasıl içtiğimi,en sevdiğim yemeğin ne olduğunu bilsin istiyorum ama bende biliyorum çok şey istiyorum

  • 11
    +11
    -0

    11,5 hafta oluyor seni görmeyeli. sesini duymayalı da 10 hafta. daha 2 gün önce 'atlattım' dedim insanlara. 'gidecekti zaten, böyle olacağını ikimiz de biliyorduk.'

    kimse bir senedir seni sevdiğimi bilmiyordu. söyleyince yüzlerinin aldığı ifade var ya? sen orada gizlisin. sonra kardeşim bildiğim insan her verdiğim sırrı insanlara anlattığı gibi, bunu da sana anlatmış. olayların arasında bir okul çıkışı buluştuk seninle. her gergin olduğundaki gibi tuvaletin gelmişti, ayaklarını sallıyordun. ben tiyatro provamı ektim, sen arkadaşlarını. iki saat kadar konuştuk ve senden nefret etmem gerekirken daha da bağlandım sana. o kadar çok eğlenmiştik ki ikimizin yüzünde de gülümseme vardı ayrılırken. beni ders çalıştırdığın günü hatırlıyor musun? matematik özürlüsüydüm, ezberletene kadar silip silip çözdürmüştün bana soruları. gitmem gerektiğinde de beni arada yaptığın gibi minibüse bindireceğini söyledin. her gelen minibüse bir kulp taktın sonra. 'bu çok yeni, bu çok eski, bu çok dolu, bu çok boş, bu çok mavi....' geç kaldığımı söyleyince bir tanesini beğendin. binmeden önce sarılmak istedim. gözün parladı sanki. ilk ve son defa o gün sarıldın bana. ama yalandan değil, sahici sarıldın dakikalarca. ben ki sarılmayı severim, o güne kadar kimse bana o kadar sıkı sarılmadı. sonra ben 'minibüs kaçtı değil mi?' dedim. sen de gülerek nefesini saçıma verdin. sarılmayı bıraktık ama hala yakınımdaydın. yüzlerimizi inceliyorduk. güldün tekrar. 'tamam son gelene bin!' dedin. kovdum, gitmedin. sadece bir adım uzaklaştın ve binene kadar beni izledin o elektrik direğinin arkasından. vedalaştık. ben bindim. minibüsteki tüm insanlar bize bakıyordu sanki.

    sandım ki sen de beni sevmeye başladın. öyle hareketlerin vardı ki, kalbimi bir uçurumun kıyısından aşağı yuvarlıyordu.

    ben her şey iyiye gidiyor diye düşünürken beni bir kez daha reddettin. bu sefer arkadaşınla gönderdin haberi. olsun, ben yine sevdim seni. yine kek istedin benden, yine yaptım. yine tüm hocalar bize laf attı çok yakınız diye. güldük geçtik. şenlik haftası seni son bir kez gördüm. tatile gittin ve geri gelmedin. kavga ettik saçma bir olaydan. sana benim seni sevdiğimi söyleyen arkadaşım aramızı açtı. bir daha telefonlarımı da açmadın. şimdi o arkadaşım senin gideceğini söylüyor. hani okulumun yakınındaki yere gelecektin? ben senin yüzünü iki saniye görebilmek için okul değiştirmedim. sen karadeniz'de üniversiteye gidiyorsun, ben senin anılarının olduğu bir okulda sıkışıp kaldım. atlattım sanmıştım. seni düşünmeyince kolaydı. seni deli gibi özledim.

    o gün daha uzun sarılmadım diye pişmanım, bize grubun anne-babası yakıştırması yapıldığında senin gülüp benim sinirlendiğim ve gülüşünü daha uzun süre izlemediğim için pişmanım, beni kurs çıkışında beklediğinde sınıftan sana daha uzun süre bakamadığım için pişmanım, seninle daha çok iddiaya girmediğime pişmanım. en çok da seni kime anlatsam nefret ettiği halde, seni sevdiğim için pişmanım.

    elveda, babamdan sonra, en büyük kırıklığım. bu gece senin için ağlayamıyorum bile.

  • 4
    +4
    -0

    ne zaman hayata karşı üst üste lose alsam boğaziçi köprüsüne gidip kendimi newton'ın yasalarına serbest bırakmayı düşünüyorum sözlük.bugün olduğu gibi.ama hayatım film gibi aq devamında ne olcağını merak ediyorum diye metrobüse 1.10 basıp gidemiyorum boğaziçine.umarım senarist ters köşe yapmaz da film olması gerektiği gibi biter

  • 7
    +7
    -0

    bu sıralar sabahları kız arkadasıma günaydın mesajı atmak için uyanıp mesajdan sonra tekrar uyuyorum allah affetsin kdlcldlxllsdod

  • 13
    +14
    -1

    çok özlüyorum lan. o minicik ellerini, öptüğüm avucunun içini. tırnaklarından biri yamuk gibi bir şeydi çalışırken olmuş galiba ama o bile çok tatlı geliyordu bana. omuzuma yaslanıp sakallarımla oynardı. ben de öylece onu izlerdim. sinamaya giderdik, o filmi ben onu izlerdim. çilleri çok güzeldi. o sevmezdi çillerini ama ben aşıktım onun her bir çiline. elleri avucumda kaybolurdu, okadar küçüktü. beline sarılırken korkardım onu incitmekten hep narin bir şekilde sarılırdım. o da elimi tutup iyice beline sarardı. sonra yüzüne bakardım o güzel gülüşünden atardı bana, o an dünyalar benim olurdu. kızdırırdı beni bilerek "dövücem seni bak" derdin "sen bana kıyamazsın ki" derdi, e haklıydı da. "senin sevginden çok korkuyorum" demişti bana "çok seviyorsun beni". şimdi de kendime bir şey yapmamdan korkuyor etrafımdakiler "cok seviyorsun onu" diyorlar. zaten başıma ne geldiyse "çok sevdiğimden" gelmedi mi ?

  • 6
    +6
    -0

    ne zaman gözlerim dolsa anneme esnemişim de sanki gözlerim sulanmış numarası yapıyorum. ben bunu yapmaktan sıkıldım annem de inanıyormuş gibi yapmaktan. bizi üzenler utansın.

  • 4
    +6
    -2

    şimdi buraya iç dünyami dökmek istiyorum. ne yazacağımı bilmiyorum.

    ne hakkında olduğu henüz karar verilemeyen bir konu üzerine yazılacak bu yazı. kelimelerin cambazlığını yapmak dahi yoruyor artık, bulamıyorum. sanırım tükendim. kendimi anlatmayacağım yine, konunun bu olacağını sanmıyorum. insanların benden sıkıldığı gibi; ben de sıkıldım. duvarlarda süzülen güneş ışığının güzelliğini yazsam veyahut gece uyku sersemliğime sığındığım kapkaranlık yalnızlığın kokusunu mu yazsam ? bilemiyorum. ikisi de eski güzel hatıraların fotoğrafları gibi; gülümsediğin halde canın yanıyor. yeni bir günün ağırlığını daha hatırlamak istemiyorum, kaldıramadığım ve altında günden güne ezildiğim bir yük gibi. yanlış anlaşılmasın ölmek istediğimden değil lakin uzun süre uyusam gerçekten dünyanın en mutlu insanı olacakmışım gibi hissediyorum. konu bu da olmayacak, bu sefer depresif olmayacağım. istemiyorum.

    belki de geçmiş hakkında yazmalıyım bu yazıyı.. bu cümleyi yazarken aklımdan geçirdiğim gibi “eskilerden girerim.. eskiler zaten bıçak gibi saplanacak cümlelerime”
    yazacağım yazmasına da depresif olmayacağım diye söz verdi, hüzünlü hüzünlü haykırdı içerden nefesim “depresif olmayacaktı bu yazı”

    bunları yazarken farkettim ki çoktan o bataklığın içine çekilmişiz, hüznümüzden ötürü dalıp gittiğimiz rüyalardan uyandığımızda; yakıp küllüğün üzerine bıraktığımız sigaramızı içmek için çok geçmiş... geçmiş, geçmişte en güzelmiş.

    bir çocuğun kahkahası gibi aydın olmalıydı oysa ki günlerimiz. gökyüzüne baktığımızda yıldızları saymalıydık; uçsuz bucaksız karanlık evrene tutulmalıydık.. gözyaşımız yüzümüze akıp silinirken yavaş yavas, hıçkırmamalıydık. şimdi ise duygusuz gözlerle varolmaya çabalıyoruz.

    konu bu değil.

    konusu yok bu yazının, hala düşünüyorum ve hala kafamdaki bir milyon düşünce birbirinden habersiz, zihnim yangın yeri. harfler geliyor hatrıma, ben onları yoğurup kelime yapmaktan aciz biriyim. zaten hiç bir zaman hiç bir şeyin mutfağında yeterince iyi olamadım. mükemmeli istiyorum sanırım. bunu sonuçlarına katlanacak olmak korkutucu, yapacak bir şey olsaydı; şu an yapardım. olmadığını bilmek.. şey gibi biraz.. şey.

    bu kelime de oldukça yankılanıyor iki kulağımın arası, içeride bir yerlerde. kendi halinde hiçbir “şey” sanki dünyaya sadece bu üç harfi harmanlayıp bırakmak için üflenmiş. gel gör ki; her cümle içinde bambaşka anlamlar ifade edebilen tek kelime. bazen kaçamak cevaplar, bazen yalanların su yüzüne çıkacağını bildiren göz kaçırmalar.. bazen de sadece acınasılık hissiyle dudaklarının arasından dökülen tek kelime. şey’in önemi kadar önemsiz insanlık zira kimse kimsenin cümlesinde karmakarışık bir özne değil.

    dağıldım. sahi ne yazıyordum ben ? tuzlu kirpik anılarına mı dönsem ? en derin duyguların kar yağarkenki akşamüstüsünü nasıl yansıtırım ? ölüm geldi aklıma, en karamsarı.. geç. ya uzaklaşmak ?

    fiziksel değil, herkesin savunduğunun aksine kalben bir uzaklaşma bu. bahaneler hz. adem’den beri var. cennetten kovulmasının bahanesi ile başlamamış mıydı zaten her şey ? belki de uzaklaşmak fıtratımızda vardır. kalplerimizin soğuması gerekiyordur belki de daha çok açmak için zihnimizi ve belki de artık üzülmemek. yalnızlıktır belki ruhunun tuttuğu ritmi duymanın anahtarı.

    doldum be sözlük. ne yapicagimi, nasil aktaracagimi da bilmiyorum. yazmak istedim sadece, hatam olduysa affola.

  • 7
    +7
    -0

    dün yıllık ücreti 38 bin tl olan üniversite kazandım bugün ise bimden iki şişe kolayı 2.25tlye alıp evime döndüm. hayat işte.

  • 0
    +0
    -0

    dişçiden aşırı korkuyorum, yarın da randevu var kanal tedavisi başlayacak içim sıkıldı...

  • 2
    +2
    -0

    geleceğe dair tüm hayallerim planlarım tek kişiliğe indi, aşka aşık bir insandım sevmeyi bile severdim karanlık gerizekalının teki tüketti bitirdi beni aq kimseyi sevemiyorum. okul başlayınca yine aynı ortama giricez onunla, bir gün o karanlığından kurtulmuş yüzünde güller açar bir şekilde karşıma gelirse ve bu bir kız yüzünden olursa naparım bilmiyorum. sevdiğimden ya da onu geri istediğimden değil, bende olmayan başkasında varmış demek ki diye bir aydınlanma yaşamak istemiyorum. yeterince üzüldüm aq yeter. sevmek istiyorum ben artık.